T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2022/1739 - 2024/1992
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1739
KARAR NO : 2024/1992
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 09/09/2020
NUMARASI : 2019/152 E. - 2020/145 K.
DAVACI
VEKİLİ
DAVALI
DAVANIN KONUSU : Marka ile ilgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 09/09/2020 tarih ve 2019/152 E. - 2020/145 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin “...” ibareli markaların sahibi olduğunu, bu markaları mesnet göstererek, davalı şirketin 2018/80764 sayılı ve "..." ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın davalı ... 2019-M-6758 sayılı YİDK kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa, müvekkiline ait "..." ibaresinin zinde, formda, sağlıklı, vücut ölçüleri düzgün gibi anlamları olması sebebiyle gıda sektörü bakımından ayırt edici niteliği düşük bir ibare olduğu iddiasının hukuki temelden yoksun olduğunu, dava konusu “...” markasının müvekkili adına tescilli "..." ibareli markalar ile iltibas oluşturabilecek düzeyde benzediğini, taraf markalarının kapsamındaki emtiaların da benzerlik içerdiğini, davalı kurum tarafından verilen kararın daha önce "..." markası hakkında verilen emsal mahkeme kararlarına aykırı olduğunu, marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığını ileri sürerek, 2019-M-6758 sayılı kararının 05/02 ve 30. sınıflarda bulunan emtialar bakımından iptaline, 2018/80764 başvuru numaralı "..." ibareli markanın anılan sınıflar yönünden iptaline ve tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı Şirket, davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, taraf markaları kapsamındaki 05/02. alt sınıf ve 30. sınıf malların aynı/aynı tür/benzer oldukları; markalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal düzeyde benzerliğin bulunduğu, makul derecede bilgili, dikkatli ve tedbirli, markaların detaylarını analiz etmeyen, markaları bir bütün olarak algılayan ortalama tüketicinin davalı şirkete ait marka ile karşılaştığında, bu markayı "...-..." olarak algılayacağı, "..." ve "..." ibarelerinin farklı renklerle oluşturulmuş olmasının böyle bir algıya yol açacağı, "..." ibaresinin turuncu renk ile oluşturulmuş olmasının turuncu rengin yeşil renge göre nispeten vurucu keskin renk tonu nedeni ile bu ibareyi markanın esas unsurlarından biri haline getirdiği, davacının itiraza mesnet turuncu renkli "..." esas unsurlu markalarının da bulunduğu, "..." ibaresinin iltibas tehlikesini bertaraf edecek yeterli ayırt ediciliğinin bulunmadığı, zira bu ibarenin ortalama tüketici nezdinde "..." kelimesinin kısaltılmışı olarak yer edineceği, ... kelimesinin; yeni veya önemli ölçüde değiştirilmiş ürün (mal ya da hizmet) veya sürecin, yeni bir pazarlama yönteminin, ya da iş uygulamalarında, iş yeri organizasyonunda veya dış ilişkilerde yeni bir organizasyonel yöntemin uygulanması olarak tanımlanabileceği, bu hale göre ticari yaşamda yaygın olarak kullanılan davaya konu emtialar bakımından da ayırt ediciliği düşük bir ibare olduğunun söylenebileceği, "..." ibaresinin "uygun, formda, zinde" gibi anlamsal karşılıklarının bulunduğu, bu ibarenin davaya konu emtialar bakımından soyut-somut ayırt ediciliğinin bulunduğu, bu emtiaları doğrudan tanımlayıcı bir özelliğinin bulunmadığı, davacının "..." ibareli markalarının, değişik markalar etrafında bir seri marka ailesi oluşturduğu, "..." ibaresinin bu markaların esaslı unsuru olduğu, bu nedenle ortalama tüketicinin davacıya ait önceki tarihli "..." esas unsurlu seri markalardan bir uzantısı olarak davalı markasını düşünebileceği, her iki markanın aynı işletmeye ait olduğu yönünde yanılsamaya düşebileceği, bir kısım tüketicinin farklı iki ayrı marka arasında bulunduğunu algılasa bile, her iki marka arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu hususunda yanılsamaya düşebileceği, davaya konu 30.sınıf emtiaların çocuklara da hitap eden ürünler barındırmasının dikkat seviyesinde azalmaya yol açabileceği gözetilerek iltibas tehlikesini arttıran bir unsur olacağı, bu nedenle karşılaştırılan davaya konu markalar arasında, ortalama tüketici nezdinde ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimali bulunduğu mahkememizce kabul edilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/06/2016 tarih 2014/11-696 Esas 2016/778 Karar sayılı kararı uyarınca; iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, mahkememizce bu yönden dosya içerisinde mevcut bilirkişi raporunun aksi yöndeki kanaatine itibar edilmediği gerekçesiyle, davanın kabulü ile; 5/2 ve 30. sınıfta bulunan emtialar bakımından 2019-M-6758 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu marka hüküm tarihi itibari ile tescil edilmediğinden, hükümsüzlük istemi bakımından karar verilmesine yer olmadığına, karar verilmiştir,
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, tarafların markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik bulunmadığını, "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin 30. sınıf mallar bakımından yüksek olmadığını, 05. sınıf malların ortalama tüketicilerinin bilinç düzeyinin yüksek olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili kurum kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu "..." ibareli başvuruda, davacının itiraza mesnet markalarının esas unsuru olan "..." ibaresinin farklı bir renkte ve stilde yazılmak suretiyle öne çıkartıldığı, markada ayırt ediciliği sağlayacak başkaca bir unsur da bulunmayıp, bu hali ile dava konusu başvurunun davacının itiraza mesnet markalarının yeni bir versiyonu olarak algılanabileceği, taraf markaları arasında çekişme konusu mallar yönünden emtia benzerliği de gerçekleştiğinden, markalar arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunduğu anlaşılmakla, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,90-TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 06/12/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 03/01/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.