T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1571
KARAR NO : 2024/1742
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/06/2022
NUMARASI : 2021/326 E. - 2022/193 K.
DAVACI :
VEKİLİ
DAVALI
DAVANIN KONUSU : YİDK Karar İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 16/06/2022 tarih ve 2021/326 E. - 2022/193 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkili şirketin 2005/51273, 2014/108683, 2015/58998 sayılı ve "... ... şekil", "...", "... ..." ibareli markaların sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “...” ibaresinin 29,35 ve 43.sınıfta tescili için 2020/88343 sayılı başvuruda bulunduğunu, müvekkilinin başvuruya itirazının nihai olarak YİDK tarafından reddine karar verildiği, oysa dava konusu markanın müvekkili markaları ile iltibas yaratacak düzeyde benzer olduğunu,davalı markasının, müvekkili şirket ile bağlantısı varmış gibi bir algı oluşturacağını, müvekkilinin seri markalarından biri olarak algılanacağını, markaları daha eski tarihli olduğundan gerçek hak sahibinin davacı olduğunu, davalının “...” ya da “... ...” gibi başvurularda bulunma ihtimali varken tek başına “...” ibaresini içerir şekilde başvuru yapmasının kötü niyetinin göstergesi olduğunu ileri sürerek, TÜRKPATENT YİDK'nun 2021-M-6839 sayılı kararın iptali ile başvurunun reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şahıs tarafından davaya cevap verilmemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, her ne kadar taraf markaları aynı ya da benzer mal ve hizmet sınıflarını kapsamakta ise de bütünsel anlamda bıraktıkları izlenimin, birbirlerinden yeterince farklı olduğu, "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğu, tekele verilemeyeceği, davacının kullanımla ayırt edici hale getirip getirmemesinin de nihai algıda bir etkisinin bulunmadığı, tüketicinin taraf markaları arasında iktisadi– idari bir bağlantı kurma ihtimalinin bulunmadığı, tüketici nezdinde markalardaki ortak unsur olan “...” kelimesinin işletmesel bağlantılandırmaya yol açmayacağı, karıştırılma ihtimalinin koşullarının mevcut olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin “...” ibaresini içeren birden fazla markasının bulunduğunu, bu markaların gerçek hak sahibinin davacı olduğunu, davalı tarafından başvuruda bulunulan “...” markasının müvekkilinin markalarına iltibas oluşturacak derecede benzerlik taşıdığını, asli unsurlarının aynı olduğunu, "..." markalarına uzun süreli kullanımla ayırt edicilik kazandırdıklarını, başvurunun kötü niyetle yapıldığını, davalının seçebileceği sayısız marka varken müvekkilinin tanınmışlığından ve tüketici nezdinde elde ettiği güven ortamından yararlanarak haksız kazanç sağlama amacında olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, itirazın reddine dair YİDK karar iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının "... ... şekil", "...", "... ..." ibareli markaları ile dava konusu "..." ibareli başvuru arasında ortak olarak bulunan “...” ibaresinin yurdumuzda yaygın kullanılan bir isim olduğu, ayırt ediciliğinin zayıf bulunduğu, davacının da bu ibarenin zayıf ayırt ediciliğini öngörmesinin ve aynı ibarenin başka sözcüklerin ilavesiyle farklı kişilerce marka olarak kullanılmasına katlanmasının gerektiği, başvuruda yer alan diğer unsurlarla davacı markalarından yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, tarafların markaları arasında benzerlik ve SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas tehlikesinin söz konusu olmadığı, bu nedenle tanınmışlık ve kötü niyet iddialarının tartışılmasına gerek bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,90-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 01/11/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 01/11/2024
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...