T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1540
KARAR NO : 2024/1756
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/06/2021
NUMARASI : 2020/321 E. - 2021/226 K.
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 16/06/2021 tarih ve 2020/321 E. - 2021/226 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin tanınmış “...”, “...” "..." ibareli markalarının sahibi olduğunu, davalının 2019/78558 sayısı ile gerçekleştirdiği “...” ibarelerinden oluşan slogan markasına yönelik itirazlarının davalı ..., Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa, müvekkilinin kullanmakta olduğu "..." sloganının herkesçe bilindiği ve müvekkiliyle özdeşleştiğini, müvekkilinin bu sloganı yoğun reklam ve tanıtım harcamalarıyla bu sloganı tüketiciler zihninde müvekkili ile özdeş hale getirdiğini, taraf markalarındaki tek farkın “iyi” ve “güzel” kelimelerinden ibaret olduğunu, emtia benzerliği de bulunduğundan davalı markasının bu şekilde müvekkilinin seri markalarından biriymiş gibi algılanacağını, dava konusu markanın tescilinin müvekkilinin markasının sulanmasına yol açacağını, müvekkilinin markalarının tanınmış olduğunu, bu nedenle daha kapsamlı bir korumadan yararlanması gerektiğin ileri sürerek, 2020-M-8115 sayılı YİDK kararının iptaline ve 2019/78558 sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı vekili, markalar arasındaki değerlendirmenin asli ve tali unsurlarına göre yapılması gerektiğini, taraf markalarındaki sloganların firma ismi yanında kullanıldığını, genel ve sıradan sloganlar olduklarını, bu nedenle taraf markalarının karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacı yanın “...” şeklindeki sloganını da içerir markasal kullanımlarını gösterir birtakım delilere, sosyal medya paylaşımları, reklam çalışmaları vb. görsellere yer verdiği görülmüş ise de bu delillerin, anılan sloganın, davacı ile koşulsuz bir şekilde özdeş hale geldiği, tüketicinin anılan sloganı duyduğunda yalnızca davacı markaları ile ilişkilendireceği yönünde bir algı edinmesine yol açacağını ortaya koymaya elverişli olmadığı, dolayısıyla daha baştan zayıf karakterli bir slogan olan bu ibare ile birebir aynı olmayan nitelikteki bir başka sloganın dava konusu marka içerisinde kullanılmış olduğu, taraf markaları arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin mevcut olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu markanın iltibasa sebebiyet vereceğini, davalı taraf markası ile müvekkili markası aynı türde mal ve hizmet sunmasa dahi söz konusu sloganın tüketici gözünde ...'ye ait bir ürün olduğuna dair imaj ortaya koyduğunu, SMK’nın 6/5. maddesi uyarınca tescil engeli bulunduğunu, dava konusu markanın müvekkili markalarının serisi gibi algılanacağını ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, marka YİDK kararının iptali ve hükümsüzlük istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, karıştırma tehlikesinin değerlendirmesinde, markaların ayırt edici unsurlarının özellikle baskın kısımları gözetilmek suretiyle, ortalama tüketicilerin markaların görsel, işitsel ve anlamsal özelliklerine göre oluşacak bütüncül intibaları dikkate alınarak yapılmasının gerektiği, buna göre, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, zira "..." sloganına davalı markası kompozisyonunda oldukça küçük harflerle yer verildiği, davaya konu başvurunun esas unsurunun "..." ibaresi olduğu, davacının itiraza mesnet markalarının esas unsurunun ise 2010/59929 sayılı "..." ve "...", ibarelerinden oluştuğu, 2010/59929 sayılı marka dışındaki mesnet markalarda da "..." sloganının marka algısını oluşturacak şekilde yazılmadığı, davacı markalarındaki sloganın özgünlüğünün düşük olduğu, zayıf markalardaki gibi yapılacak küçük değişikliklerin karıştırılma tehlikesini bertaraf edebileceği, taraf markalarındaki sloganların başlangıç seslerinde farklılaştıkları, ortalama tüketicilerin çekişmeli sloganı duyduğunda sadece davacı markalarıyla ilişkilendireceği yönünde kanaat oluşmadığı, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 24.11.2014 tarih ve 2014/11318-18188 E.-K. Sayılı kararında da "..." sloganının giysi emtiaları yönünden herkes tarafından kullanılabilecek bir ibare olduğu yönündeki ilk derece mahkemesi kararının onandığı, öte yandan, taraf markaları benzer olmadığından tanınmışlığın somut uyuşmazlığa bir etkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,90-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 01/11/2024 tarihinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 15/11/2024
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...