T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1467
KARAR NO : 2024/1766
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/06/2021
NUMARASI : 2019/364 E. - 2021/227 K.
DAVACI :
VEKİLİ
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17/06/2021 Tarih ve 2019/364 Esas - 2021/227 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, davalı gerçek kişi tarafından 2018/23432 sayılı "..." ibareli marka başvurusunun yapıldığını, müvekkilince adına tescilli "..." ibareli markalara dayalı olarak bu başvuruya yapılan itirazın, davalı Kurum tarafından reddedildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, öncelikle davalıya ait başvurunun SMK'nın 5/1-g maddesi uyarınca tescil edilmemesi gerektiğini, başvuruda Türk Bayrağı figürünün aynen kullanıldığını, adeta bayrak görselinin markaya entegre edilmeye çalışıldığını, gerek markanın tescil edilmeye çalışıldığı renk, gerekse ay ve yıldızın konumlandırılışı göz önüne alındığında, markanın Türk Bayrağı'na benzerliğinin açıkça görüldüğünü, tescili halinde markanın milli değerlerden haksız fayda sağlayacağını, müvekkilinin "..." ibaresini ilk olarak 1985 yılında tescil ettirdiğini ve bu marka üzerinde yatırımlar yaparak markalarını arttırdığını, müvekkiline ait "..." ibaresini içeren birçok tescilli marka ve marka başvurusu olduğunu, bu markanın davalı Kurum tarafından tanınmış marka olarak da tescil edildiğini, dava konusu başvuru ile müvekkili markalarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğunu, emtia benzerliğinin de bulunduğunu, dolayısıyla markalar arasında karıştırılma ihtimalinin olduğunu, ortalama gıda tüketicisinin dava konusu başvuru ile müvekkili markalarını benzer olarak algılayabileceğini yahut iki marka arasında iktisadi bir bağ olduğunu düşünebileceğini, müvekkili markalarının tanınmış olmasının da iltibas tehlikesini arttırdığını, davalıya ait başvurunun tesciline cevaz verildiği takdirde bu durumun müvekkiline ait "..." ibareli tanınmış markaların ayırt edici karakterine zarar vereceğini ve davalının müvekkili markalarından haksız yarar sağlamasına sebep olabileceğini, davaya konu Kurum kararının önceki mahkeme kararlarıyla çeliştiğini, davalının marka başvurusunun kötü niyetli yapıldığını ileri sürerek, YİDK'in 2019-M-8829 sayılı kararının iptaline, davaya konu markanın 29,30. ve 35.sınıfta yer alan 29,30 ve 32. sınıf ile ilgili hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, davaya konu edilen marka başvurusu ile davacıya ait markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davacının tanınmışlığa dayalı iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ..., davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "...+şekil" ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, davalının "...+şekil" markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markasından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı, dava konusu marka ile davacı markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmaması nedeniyle, davacının "..." ibareli markasının yıllardır özellikle şekerleme ürünleri için kullanılmış ve tüketici nezdinde belli bir bilinirliğe ulaşmasının da bu sonucu değiştirmeyeceği, sunulan delillerden davalının kötü niyetli olduğuna ilişkin bir sonuca ulaşılamadığı, dava konusu "...+şekil" ibareli markanın en üstünde yer alan şekil unsurunda ay-yıldız şekilleri yer alsa da, bütüncül olarak bu şeklin Türk Bayrağı’nın ölçü ve oranları dışında kaldığı, tertip tarzının Türk Bayrağı’ndan farklı olduğu, Türk Bayrağı’nın aynısı olmadığı gibi Türk Bayrağı’nın taklidi olarak da değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, mahkemece dava konusu başvuru kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin müvekkili markalarının kapsamlarındaki mal ve hizmetlerle benzer olduğu tespit edilmesine rağmen ve sınıfsal benzerliğin markalar arasındaki iltibas değerlendirilmesinde ihtiva ettiği önem açıkken markalar arasında iltibas tehlikesi olmadığına karar verilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, mahkeme kabulünün aksine taraf markaları arasında iltibas oluşturacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, şekil ve sözcükten oluşan markalarda, sözcük unsurunun daha fazla önem taşıdığını, dolayısıyla, benzerlik incelemesinin sadece marka ibareleri arasında yapılacağını, bu bağlamda müvekkiline ait markaların esas unsurunu oluşturan "..." ibaresi ile dava konusu başvurunun esas unsuru olan "..." ibaresinin, "ak" eki dışında birebir aynı olduğunu, bu benzerliğin ortalama tüketici nezdinde iltibas oluşturacağını, mahkemece, müvekkili markalarının tanınmış marka niteliğinde olduğu ve tanınmış markalarda iltibas ihtimalinin yüksek bulunduğu hususlarının dikkate alınmadığını, taraf markalarının kapsamlarındaki mal ve hizmetlerin benzer olmasının ve bu emtia bakımından tüketicilerin gösterdiği özenin düşük bulunmasının da mahkeme kararının haksızlığını ortaya koyduğunu, davalıya ait "..." markasının, SMK'nın 5/1-g maddesi karşısında da tescilinin mümkün olmadığını, gerek markanın tescil edilmeye çalışıldığı renk, gerekse ay ve yıldızın konumlandırılışı göz önüne alındığında, markanın Türk Bayrağına benzerliğinin açık olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE :1-Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "...+şekil" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, zira başvuruda "..." ibaresinin öne çıkarılmadığı ve başvurunun bir bütün olarak "..." ibaresinden oluştuğu, bu ibarenin telaffuzunun da "..." şeklinde olacağı, bu haliyle başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, taraf marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından, davacı markalarının tanınmış olmalarının da bir tescil engeli yaratmayacağı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin birçok kararında açıklandığı üzere YİDK kararının iptali davalarında, karar tarihindeki hukuki duruma ve Kuruma sunulan delillere göre uyuşmazlığın çözümlenmesi gerektiği, iptali istenen YİDK kararında tartışılmayan hususların, YİDK kararının iptali istemli davalarda tartışılmasının da mümkün olmadığı, somut olayda davacı tarafça, dava konusu marka başvurusuna itiraz aşamasında 6769 sayılı SMK'nın 5/1-g maddesine dayanılmadığı, dolayısıyla eldeki YİDK kararının iptali davası yönünden, SMK'nın 5/1-g maddesi koşullarının oluşup oluşmadığının tartışılamayacağı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2016/5271 E., 2017/7207 K. ve 2022/3737 E., 2023/7721 K. sayılı ilamlarının da bu yönde olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
2-Davacı tarafça, dava konusu markanın Türk Bayrağını içerdiği ve bu nedenle SMK'nın 5/1-g maddesi uyarınca hükümsüz kılınması gerektiği ileri sürülmüş olup, ilk derece mahkemesince dava konusu başvurunun en üstünde yer alan şekil unsurunda ay-yıldız şekilleri yer alsa da, bütüncül olarak bu şeklin Türk Bayrağı’nın ölçü ve oranları dışında kaldığı, tertip tarzının Türk Bayrağı’ndan farklı olduğu, Türk Bayrağı’nın aynısı olmadığı gibi Türk Bayrağı’nın taklidi olarak da değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle bu yönden de davanın reddine karar verilmiştir.
6769 sayılı SMK'nın 5/1-g maddesinde, "Paris Sözleşmesinin 2 nci mükerrer 6 ncı maddesine göre reddedilecek işaretler, marka olarak tescil edilemezler." hükmüne yer verilmiştir. Paris Sözleşmesinin 2.mükerrer 6. maddesinde ise birlik ülkelerine ait arma bayrak ve diğer hükümranlık belirtilerinin tescil edilemeyeceği öngörülmüştür. Somut olayda her ne kadar ilk derece mahkemesince, dava konusu başvurunun en üstünde yer alan şekil unsurunun Türk Bayrağı’nın ölçü ve oranları dışında kaldığı ve tertip tarzının Türk Bayrağı’ndan farklı olduğu gerekçesiyle SMK'nın 5/1-g maddesi koşullarının oluşmadığı kanaatine varılmış ise de, başvuruda açıkça kırmızı zemin üzerine beyaz renklerle oluşturulmuş hilal ve yıldıza yer verildiği, bu hali ile söz konusu şeklin Türk Bayrağı olarak algılanabileceği, şeklin Türk Bayrağı’nın ölçü ve oranları dışında kalmasının bu algıyı bertaraf etmeye yeterli olmadığı, dolayısıyla SMK'nın 5/1-g maddesi koşullarının somut olayda gerçekleştiği anlaşıldığından, bu yöne ilişkin davacı vekilinin istinaf itirazları haklı görülmüştür.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, dava konusu başvurunun 6769 sayılı SMK'nın 5/1-g maddesi uyarınca marka olarak tescilinin mümkün olmadığı, her ne kadar yukarıdaki bentte açıklanan gerekçelerle YİDK kararının iptali davası yönünden davacı tarafın bu hususa dayanması mümkün değil ise de marka hükümsüzlüğü davası yönünden davacının bu vakıaya dayanabileceği, buna göre dava konusu markanın hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu gerekçesiyle marka hükümsüzlüğüne ilişkin davanın kabulüne karar vermek gerekirken ilk derece mahkemesince bu yönden de davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, HMK.'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının ESASTAN REDDİNE,
2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17/06/2021 Tarih ve 2019/364 Esas - 2021/227 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA,
3-YİDK kararının iptaline yönelik davanın REDDİNE,
4-Marka hükümsüzlüğü istemli davanın KABULÜ ile dava konusu 2018/23432 sayılı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜ ile SİCİLDEN TERKİNİNE,
5-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 427,60.TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 44,40.TL harcın mahsubu ile bakiye 383,20 TL'nin davalı ...'dan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
6-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan ve marka hükümsüzlüğüne ilişkin davanın kabulüne karar verildiğinden, Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 40.000,00.TL maktu vekalet ücretinin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine,
7-YİDK kararının iptali istemine ilişkin dava bakımından davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden ve Dairemizce bu dava yönünden istinaf itirazları yerinde görülmediğinden ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 5.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... verilmesine,
8-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 2.250,00.TL bilirkişi ücreti, 320,50 TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 202,50.TL tebligat ve posta masrafından oluşan toplam 2.773,00 TL yargılama giderinin 1/2'sinin marka hükümsüzlüğü davası yönünden yapıldığının kabulü ile bu miktara tekabül eden 1.386,50 TL'ye, 44,40 TL peşin harç, 44,40.TL başvurma harcı tutarı eklenerek oluşan toplam 1.475,30 TL yargılama giderinin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin YİDK kararının iptali davası yönünden yapıldığının kabulü ile davacı üzerinde bırakılmasına,
9-Davalı şahıs ve davalı ... tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yapılan herhangi bir gider bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
10-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),
11-Davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
12-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına dair,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 01/11/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 07/11/2024
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...