T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2022/1408 - 2024/1644
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1408
KARAR NO : 2024/1644
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/05/2022
NUMARASI : 2021/178 E. - 2022/153 K.
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Marka YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 18/05/2022 tarih ve 2021/178 Esas - 2022/153 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... vekili ile davalı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 2002 yılından beri “...” markası altında eğitim ve öğretim alanlarında Türkiye geneline yayılmış faaliyetlerde
bulunduğunu, “...” markasının yatırımlar neticesinde tanınır hale geldiğini, bu ibarenin eğitim sektöründe doğrudan müvekkilini çağrıştırdığını, davalının 2020/52494 sayılı ve “...” ibareli marka başvurusunun müvekkilinin "..." ibareli seri markalarına iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzer olduğunu, ancak başvuruya yaptıkları itirazın davalı ..., Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun kararıyla nihai olarak reddedildiğini, davalının bu markasını gören tüketicilerin davalıyı davacının bir şubesi olarak algılayacaklarını, taraf markalarının aynı/aynı tür hizmetlerde
kullanılacağını, başvurunun kötüniyetle yapıldığını, davalının müvekkili markalarının tanınmışlığından haksız olarak yararlanmak istediğini, zira müvekkili markalarından haberdar olmamasının mümkün
olmadığını ileri sürerek, YİDK’nın 2021-M-2255 sayılı kararının iptaline ve dava konusu markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı şirket vekili, davacının dava açma ehliyeti
bulunmadığını, zira dava konusu şekil markasında binaen ortada zarar gören ve zarara uğrama
ihtimali bulunan bir tarafın mevcut olmadığını, karşılaştırılan markaların görsel, işitsel ve
kavramsal açılardan çok farklı olduklarını, taraf markalarının farklı mal ve hizmetlerde
kullanılacağını, davacının huzurdaki davayı açmakla kötü niyetini ortaya koyduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalının "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "..." ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu; işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin yargılama konusu hizmetlerden satın almak/yararlanmak istediğinde, davalı başvuru markasını gördüğünde derhâl ve hiç düşünmeden bunun davacının "..." ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, yüksek benzerlik nedeniyle her iki markada bir yanılgı yaşayabileceği, markalar arasında SMK'nın 6/1. maddesindeki iltibas koşulunun oluştuğu; SMK'nın 6/5. maddesindeki tanınmışlık koşulunun oluşmadığı, kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiasının da kanıtlanmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, 2021-M-2255 sayılı YİDK kararının iptaline, 2020/52494 sayılı marka tescilli olduğundan hükümsüzlüğüne ve sicilden terkin edilmesine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, tarafların markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik bulunmadığını, "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, dava konusu başvurunun davacı markalarından farklılaştığını, 41. sınıf hizmetlerin tüketicilerinin bilinçli olduklarını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şahıs vekili istinaf başvuru dilekçesinde, taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığını, mahkemece yeterli araştırma yapılmadığını, bilirkişi raporunun denetlenebilir olmadığını, müvekkilinin markasını sadece toprak ve nevilerine dair ürünler için kullanmak adına tescil ettirdiğini, müvekkili markasının sınıflarının farklı olduğunu ve iltibasa sebebiyet vermeyeceğini, "..." ibaresinin kamuya mal olduğunu, davacının kötüniyetli olarak piyasada iş yapmak isteyen işyeri ve firmaların önünü kesmeye çalıştığını, davacı markalarının tescilli oldukları halde kullanımının bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK marka kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İşlem dosyasının incelenmesinden, davalı gerçek kişinin "..." ibaresinin 41. sınıf hizmetlerde tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davacının "..." ibareli markalarına dayalı olarak, iltibas, tanınmışlık ve kötü niyet iddiasıyla başvuruya itiraz ettiği, davacının itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddedildiği, davacının bu karara yaptığı itirazın ise, YİDK'nın 2021-M-2255 sayılı kararıyla reddedildiği, anılan kararın davacıya 15.04.2021 tarihinde tebliğ edildiği ve işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 14.06.2021 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." ibareli markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas bulunup bulunmadığı noktasındadır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (Karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde; dava konusu başvuru "..." ibarelidir. Davacının itirazına mesnet markası ise "..." asıl unsurundan oluşmaktadır. Tarafların markalarında ortak unsur olarak yer alan "..." ibaresi "tabiat, karakter" anlamlarına gelmektedir. Çekişmeli ibare, başvuru konusu mal ve hizmetler yönünden vasıf bildirici olmasa da tüm mal ve hizmetler yönünden zayıf bir ibaredir. Zayıf bir ibareyi marka olarak tercih etmiş olanların da aynı ibarenin değiştirilmiş halinin sonraki başvurularda kullanılmasına katlanması gerekir. Her ne kadar, "..." ibaresi eğitim-öğretim sektöründe yaygın kullanım sonucu belli bir bilinirlik kazanmış ise de, "..." şeklinde bir bütün olarak algılanan ve "..." ibaresinin öne çıkartılmadığı davalı markası, davacının itiraza mesnet markalarından yeterince farklılaşmıştır. Dava konusu markanın tescilinin talep edildiği 41. sınıf hizmetlerin ortalama tüketicilerinin dikkat seviyesi de yüksektir. Bu hale göre, davalı markasını gören tüketicilerin bunun davacının itiraza mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu derhal ve ilk bakışta algılayabilmesi mümkün olup, Dairemizce, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunmadığı sonucuna ulaşılmış, ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü doğru bulunmamıştır. Nitekim, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21.01.2020 tarih ve 2019/2468 E. - 2020/605 K. sayılı kararında "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük seviyede olduğu belirtilerek "... ..." ibareli başvuru davacı markalarıyla benzer bulunmamıştır. Yine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 27.05.2021 tarih ve 2020/6157 E. - 2021/4523 K. sayılı ilamında "..." ibaresi; 24.02.2021 tarih ve 2020/1809 E. - 2021/1666 K. sayılı kararında "..." ibaresi ve 03.04.2019 tarih ve 2018/744 E. - 2019/2544 sayılı kararında ise "..." ibaresi davacının itiraza mesnet markalarıyla benzer görülmemiştir.
Tarafların marka işaretleri benzer bulunmadığından, Dairemizce emtia benzerliği şartı yönünden değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 tarih ve 2014/11-696 E.- 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de ihtiyaç duyulmamıştır.
Bu itibarla, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas bulunmaması nedeniyle, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanı kabulü doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalı ... vekili ile davalı şahıs vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davalı ... vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 18/05/2022 gün ve 2021/178 Esas - 2022/153 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 59,30 TL harçtan mahsubu ile bakiye 368,30 TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
4-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 40.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,
6-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 72,00 TL tebligat ve posta masrafı, 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 292,70 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine,
7-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 43,00 TL tebligat ve posta masrafı, 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 263,70 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine,
8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip resen taraflara iadesine (HMK m.333),
9-Davalılar tarafından ayrı ayrı peşin olarak yatırılan 80,70 TL istinaf karar ve ilam harcının, kararın kesinleşmesinden sonra ve talebi halinde davalılara ayrı ayrı iadesine,
10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına dair,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 18/10/2024 tarihinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 10/11/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.