T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1576
KARAR NO : 2024/1745 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 21/06/2022
NUMARASI : 2021/349 E. - 2022/207 K.
DAVACI
VEKİLİ
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararı İptali, Hükümsüzlük
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 21/06/2022 tarih ve 2021/349 E. - 2022/207 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkillerinin 2020/91867, 175215, 99/012468, 2014/108032, 2019/25428, 2019/25434, 2020/91866 sayılı ve "...", "...", "...", "...", "... ...", "...", "... ..." ibareli tanınmış markalarının sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “...” ibareli 2019/111611 sayıı marka başvurusunun, müvekkillerinin itirazı üzerine kısmen reddedildiğini, oysa müvekkillerinin yetkilisi olduğu... Anonim Şirketi’nin 1965 yılından beri yapı malzemeleri ve otomotiv sektörlerinde aktif olarak faaliyet gösterdiğini, “...” markasının gerçek ve tek hak sahibi olduğunu, müvekkilleri ile birebir aynı sektörde faaliyet gösteren bir tacir olan davalı ...'ın ... ... ticaret unvanlı ticari işletmenin sahibi ve yöneticisi olduğunu, davalının http://....com/ adresli bir web sitesinin bulunduğunu, işbu web sitesinin iletişim sekmesinde belirtilen iletişim adresi ile şirketin sicil kayıtlarında yer alan adresinin birebir aynı olduğunu, davalının, işbu dava ile iptali istenen YİDK kararına konu 2019/111611 numaralı “...” başvurusuna ilaveten, müvekkilinin tescilli “... ...” markaları ile aynı olan “... ...” ibaresi için de bir marka başvurusunda bulunduğunu ve bu başvurunun da 2019/111586 numarasını alarak yayınlandığını, aynı alanda faaliyet göstermekte olan bir tacirin rakip konumundaki bir başka şirketin markasını bilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalının, müvekkillerinin iş ortaklarından biri ile iletişime geçerek 2019/111611 numaralı “...” ibareli markayı müvekkillerine satabileceğini, bu sebeple müvekkilleri ile görüşme yapmak istediğini belirttiğini, yapılan araştırmalarda, davalının müvekkillerinin “... ...” ibareli bir diğer markası için de TÜRKPATENT nezdinde başvurular gerçekleştirdiğinin tespit edildiğini, “...” kelimesinin müvekkilleri tarafından yaratılan bir kelime olduğunu, bilinen bir dilde herhangi özel bir anlamı bulunmayan, yaratım ve özgün bir ibare olduğunu ve başvuru sahibinin bu kelimeyi tesadüfen oluşturmasının mümkün olmadığını, nitekim davalının http://....com/ adresli internet sitesinde müvekkillerinin "..." ürününü sattığını, bu internet sitesinde yer alan e-katalogda davacıların ürünlerinin bulunduğunu, itiraz konusu markanın tescil edilmesi halinde gerçek hak sahibi olan müvekkilinin ticari itibarının zedeleneceğini ve davalı başvuru sahibinin müvekkillerinin tanınırlığı ve bilinirliği üzerinden haksız bir menfaat elde edeceğini ileri sürerek, TÜRKPATENT YİDK'nun başvurunun reddine dair 2021-M-7162 sayılı kararın iptali ile dava konusu 2019/111611 numaralı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, davacı markalarının kapsamında bırakılan mal/hizmetler ile aynı, benzer türden mal ve hizmetlerin başvuru kapsamında yer almadığını, bu nedenle başvuru markasının kapsamında kalan hizmetler açısından markalar arasında ilişkilendirme/karıştırılma ihtimalinin de bulunmadığını, SMK 6/9 hükmü kapsamında davalı şahsın başvurusunun kötü niyetli olduğunu iddiasını ispata ilişkin somut bir delil ortaya konmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı şahıs vekili, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1.maddesi anlamında emtia benzerliği şartının gerçekleşmediğini, başvurunun kötüniyetle yapılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davaya konu markalar arasında görsel, sesçil ve kavramsal olarak ayırt edilemeyecek kadar/yüksek derecede benzerlik olsa da, davacılara ait 2020/91866 ve 2020/91867 sayılı markalar hariç sair markaların mal ve hizmet sınıflarının farklı olması, 2020/91866 ve 2020/91867 sayılı markaların ise davaya konu marka başvurusundan daha sonraki tarihte başvurularının yapılması karşısında 6769 sayılı SMK’nın 6/1. maddesi bağlamında iltibas ihtimali bulunmadığı, davalı şahıs tarafından yapılan marka başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin somut verilerin dosya kapsamında bulunmadığı, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, davacı veya iyiniyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacına ilişkin herhangi bir olgu ve olayın söz konusu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkillerinin yetkilisi olduğu... Anonim Şirketi tarafından 2018 yılında, davalının 2015 yılında ortağı olduğu ve 31/01/2019 tarihine kadar yöneticilik yaptığı ... Ltd. Şti.'ye çok sayıda “...” markalı ürün satışı yapıldığını, davalıya ait ....com adresli web sitesinde "..." markalı ürünlerinin fotoğrafının bulunduğunu, bunun yanında davalının müvekkillerine ait "... ..." markası için de başvuru yaptığını, bütün bunların dava konusu başvurunun kötüniyetle yapıldığını gösterdiğini, başvurunun tüm sınıflar yönünden reddinin gerektiğini, davacıların "..." markasının gerçek ve tek hak sahibi olduğunu, müvekkilinin markalarının tescilli olduğu mal ve hizmetler ile başvuru kapsamında yer alan “alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetlerinin” de benzer hizmetler olduğunu, davacıların da kendi web sitelerinde "..." markalı ürünlerini sattıklarını, bu hizmetler bakımından benzerlik değerlendirmesi yapılmasının gerektiğini, davalının “...” markasının bu hizmetler bakımından tescil edilmesinin müvekkillerinin "..." markası ile iltibas meydana getireceğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : 1- Dava, YİDK marka kararının iptali ve hükümsüzlük istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
2- Ancak, işlem dosyasının incelenmesinden, davalı ... tarafından “...” ibaresini 35.sınıfta marka olarak tescil ettirmek üzere 12/11/2019 tarihinde başvuruda bulunulduğu, davacı ...'nin "..." ibareli markalarına dayalı olarak iltibas, tanınmışlık ve kötü niyet gerekçeleriyle başvuruya itiraz ettiği, MDB tarafından marka işaretleri benzer bulunarak aynı/aynı tür/ benzer bulunan emtianın kapsamdan çıkarılmasına karar verildiği, kapsamda bırakılan emtia bakımından bu karara itirazın da TÜRKPATENT YİDK'nin 2021-M-7162 sayılı kararı ile nihai olarak reddedildiği anlaşılmıştır.
Yargıtay HGK.'nun 16.07.2008 gün ve 2008/11-501 E.-507 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi marka hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tesciller kötü niyetli olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla davalının başvurusunun davacı markalarıyla iltibas oluşturma ihtimalinin varlığının kabulü halinde, ayrıca tescille sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuruda bulunduğunun da ispatı gerekir. Kötü niyetin varlığı her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak belirlenmelidir. Yine Yargıtay HGK.'nun 21.09.2005 gün ve 2005/11-501 E.-507 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca iyiniyetin asıl, kötüniyetin istisna olması sebebiyle davalının kötüniyetli olduğunun delil ve gerekçelerinin gösterilmesi gerektiğinden davacı, davalının kötüniyeti bulunduğunu kanıtlamalı ve mahkemece de bunun delil ve gerekçesi gösterilmelidir.
Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde; davacıların dava dışı ... A.Ş.'nin ortakları oldukları, davalı şahsın da ... Teknik Hırdavat San. Tic. Ltd. Şti.'nin ortağı olduğu, 16/12/2014 tarihinde alınan kararla yirmi yıl süreyle şirket müdürü olarak seçildiği, 25/01/2019 tarihinde ... Teknik Hırdavat San. Tic. Ltd. Şti.'deki hissesini devrettiği, bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere, davacı tarafından sunulan faturalardan dava dışı... A.Ş.' tarafından davalının yetkilisi olduğu ... Teknik Hırdavat San. Tic. Ltd. Şti.'ye 2018 yılında çok sayıda "..." markalı ürün satışı yapıldığı, ayrıca davalıya ait katalog içeriğinde, davacılara ait "..." markalı ürün görsellerinin kullanıldığı tespit edilmiştir. Bu durumda davalının "..." markasının davacılara ait olduğunu bilmediğinin kabulü mümkün olmadığı gibi, davalı gerçek kişi tarafından, davacılara ait olan bu ibarenin birebir aynısının neden marka olarak seçildiği konusunda inandırıcı bir açıklama da getirilmemiştir. Hal böyle olunca Dairemizce de davalı gerçek kişinin dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olduğu kabul edilmiştir.
Esasen kötüniyetli başvuru durumu mal ve hizmetlerle ilgili olmayıp, markanın tamamı ile ilgili olabileceğinden, kötüniyetli başvuru iddiası ile açılan davada, marka başvurusunun kötüniyetle yapıldığı kanaatine varıldığında, kötüniyet tescilin tamamını kapsar ve bölünemez (Uğur Çolak, Türk Marka Hukuku, İstanbul, Eylül 2018, s.953). Bu nedenle Dairemizce de somut uyuşmazlıkta davalının kötüniyetli başvurusunun bütün sınıflar yönünden reddinin gerektiği, tescili talep olunan markanın, davacı markalarının uzun yıllardır toplumda oluşturduğu güven, itibar ve imajını kendisine transfer etmeyi amaçladığı kanaatine varıldığından, davacının kötüniyet iddiasına dayalı davasında haklı olduğu sonucuna varılmıştır.
Bu durum karşısında mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın tamamen kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru değilse de, HMK.'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Yukarıda (2) no.lu bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 21/06/2022 tarih ve 2021/349 E. - 2022/207 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA;
3-Davanın KABULÜ ile YİDK'nın 26/06/2021 tarih, 2021-M-7162 sayılı kararının tüm sınıflar yönünden İPTALİNE,
4-Davalının 2019/111611 sayılı markasının tüm sınıflar yönünden HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE VE SİCİLDEN TERKİNİNE,
5-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 59,30-TL harcın mahsubu ile kalan 368,30-TL'nin davalılardan alınarak Hazineye irat kaydına,
6-Davacılar kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 40.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine,
7-Davacılar tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 2.300,00-TL bilirkişi ücreti, 142,00-TL tebligat ve posta gideri, istinaf aşamasında yapılan 109,50-TL tebligat ve posta ücreti, 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 2.772,20- TL yargılama giderine, 59,30-TL peşin harç, 59,30-TL başvurma harcı eklenerek oluşan toplam 2.890,00-TL'nin davalılardan alınarak davacılara verilmesine,
8-Davalılar tarafından yargılama sırasında herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,
9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),
10-Davacılar taraftan peşin olarak alınan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara iadesine,
11-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 01/11/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 18/11/2024
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...