T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1414
KARAR NO : 2024/1659
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 03/03/2022
NUMARASI : 2017/261 E. - 2022/63 K.
DAVACI
DAVALI
DAVANIN KONUSU : Markaya Tecavüzün ve Haksız Rekabetn Tespiti, Men ve
Ref'i, Maddi ve Manevi Tazminat İtibar Tazminatı, Hükmün İlanı
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 03/03/2022 Tarih ve 2017/261 Esas - 2022/63 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraflarca istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, 11.08.2016 tarihinde ... isimli bir şahıs tarafından gönderilen mailde, davalı ...,,, Ltd Şti'ne ait web sitesinde, hiçbir ek açıklama bulunmada, müvekkiline ait "..." markası ve logosu kullanılmak suretiyle satış yapıldığının ve pek çok paket üzerinde "... logosunun kullanıldığının belirtildiğini, aynı şahıs tarafından 16.08.2016 tarihinde gönderilen ihtarnamede anılan davalı Şirketin internet sitesinde ihtarnameye konu ürünlerde “... ile geliştirilmiş ilk ve tek ısı yalıtım malzemesi” ibaresinin yer aldığının, davalı Şirket tarafından gönderilen 25.08.2016 tarihli cevabi ihtarnamede satışı yapılırken kullanılan “...” markasının ... Dekorasyon isimli diğer firmaya ait olduğunun belirtildiğini, müvekkili tarafından yapılan araştırmada, davalı ....Ltd Şti'ye yönelik desteklenen herhangi bir projenin tespit edilmediğini, ancak davalı .....Ltd Şti'nin 2010 yılında yaptığı 71001917 sayılı bir projenin desteklendiğinin tespit edildiğini, müvekkili tarafından, davalılara gönderilen ihtarnamede müvekkili tarafından yalnızca “hibe” olarak destek verildiğini, projelerin ... tarafından veya hiçbir şekilde kuruluşla işbirliği içerisinde yürütülmediğini, davalıların müvekkili Kurumun logosunu yasal olarak kullanım haklarının bulunmadığını, ihtarlarına rağmen hala "www...com.tr" adlı web sayfasında müvekkilinin markasının izinsiz olarak kullanılmaya devam edildiğini, davalıların ... ile geliştirilmiş ürünleri varmış gibi algı yarattığını, davalıların söz konusu eylemlerden müşterek ve müteselsilen sorumlu olduklarını, davalılar eylemlerinin markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu, müvekkili ile davalı ....Ltd Şti arasında imzalanmış olan proje sözleşmesinin 10. maddesinde destek alarak başarıyla tamamlanmış proje sonucunda veya proje süresince ticari bir ürün ortaya çıkması ve pazara sunulması halinde, bu ürünün üzerinde, “bu ürün ... Teknoloji ve Yenilik Destek Programından yararlanılarak geliştirilmiş olup ürün/hizmet ile ilgili tüm sorumluluk (kuruluşun ticaret unvanı veya işletme adı) aittir” ifadesinin ancak müvekkilinin onayı ile yer alabileceğinin, kuruluşa sağlana proje desteğinin maddi nitelikte olup kuruluşa proje desteği sağlanıyor olmasının, proje ve proje çıktılarının ... tarafından onaylandığı veya Kuruluş ve ... tarafından birlikte ve işbirliği ile gerçekleştirildiği anlamını taşımadığının, bu nedenle kuruluş, ... tarafından projeye maddi destek sağlandığının belirtilmesi dışında projenin bizzat ... tarafından veya ... işbirliği içerisinde yürütüldüğü izlenimini verecek herhangi bir açıklamada bulunamayacağının, ... markasının toplumda uyandırdığı güven duygusundan haksız bir şekilde yarar sağlama amacı taşıyan kullanımların marka hakkına tecavüz olarak değerlendirileceğinin düzenlendiği, buna göre davalılar kullanımlarının aynı zamanda ilgili sözleşmeye de aykırılık teşkil ettiğini, davalıların dava konusu kullanımlarının müvekkilinin ticari itibarına zarar verir nitelikte bulunduğunu, davalıların kusurlu olduğunu, kendilerine gönderilen ihtara rağmen dava konusu kullanımlara devam ettiklerini ileri sürerek, markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespitine , durdurulmasına ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1000 TL maddi, 1500 TL manevi , 1000 TL itibar tazminatı ile haksız rekabet nedeniyle elde edilen kazancın dava tarihinden işleyecek ticari faiziyle tahsiline ve hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı .... Ltd Şti vekili, müvekkilinin diğer davalı firmanın distribütörü olduğunu ve dava konusu ürünlerin tanıtım, satış ve pazarlamasını yaptığını, müvekkilinin, ürünlerin içeriği ve ambalajından sorumlu bulunmadığını, dolayısıyla müvekkilinin dava konusu ürünlerin üretim aşamasında ...’tan destek alındığından ve ... isminin ambalajda nasıl kullanılması gerektiğinden haberdar olmadığını, diğer davalı şirket ile yapılan görüşmelerde müvekkiline ... ile bu hususta görüşüldüğü, ambalajdan logonun kaldırıldığı ve yeni ambalajların gönderileceği şeklinde bilgi verildiğini, nitekim yapılan değişiklikle ... logolarının kaldırıldığını ve ürün satışlarının bu şekilde devam ettiğini, dava konusu ürünlerin davacıya herhangi zarar vermediğini, müvekkilinin satışını yaptığı ürünlerin kendisini kanıtlamış ürünler olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ....Ltd Şti vekili, dava konusu ürünlerin üretim sürecinde davacı tarafından müvekkiline hibe desteği sağlandığını, bunun yanında müvekkili şirketin, ... tarafından kontrol ve sair hususlar için yetkilendirilen profesör ve diğer görevliler ile işbirliği koordinasyon içinde projeyi tamamladığını, dava dışı şahsın müvekkilinin üretimini yaptığı ürünü evinin iç cephesine uygulamak adına satın aldığını ancak yanlış uygulama nedeniyle gerekli verimi alamadığını, konuyla ilgili olarak müvekkili ile iletişime geçerek şikayette bulunduğunu, bahsi geçen şahıs ile anlaşılamaması üzerine kendilerini uygunsuz bir dille davacıya şikayet ettiğini, davacının çalışanı ... isimli şahıs ile yapılan görüşmelerde, müvekkilinin, isim/logo kullanım amacını açıkladığını, anılan şahıs tarafından müvekkiline olumlu ya da olumsuz bir cevap verilmediğini, bilahare ilgili şahıs ile telefon görüşmesi de yaptıklarını ancak daha sonra ... tarafından müvekkili şirkete hiçbir dönüş yapılmadığını, bunun üzerine ... tarafından 3 ay kadar sonra müvekkili şirkete gönderilen ihtarname ile kullanımların durdurulmasının ihtar olunduğunu, bu ihtarnameye 23.02.2017 tarihinde usulüne uygun olarak logo ve ifade kullanımının durdurulacağı yönünde cevap verildiğini, müvekkilinin, davacı kuruma ait logoyu kullanmış olmasının marka hakkına tecavüz oluşturmadığını, müvekkilinin ambalajlarında davacı kurum logosu dışında CE, TSE gibi logoların da mevcut olduğunu, ... logosunun, ürünün, üretim aşamasında kurumdan destek alındığının belirtilmesi, kurumun üretimdeki katkısının ifade edilmesi adına kullanıldığını, nitekim ...’ın önermesi sonucu müvekkiline yatırım teşvik belgesinin Ekonomi Bakanlığınca verildiğini, dolayısıyla müvekkilinin tıpkı TSE, CE işaretleri gibi ... logosunu da kullanmasının haklı olduğunu, ortalama bir tüketicinin dahi TSE, CE logoları yanında yer alan ... logosunu gördüğünde ürünü ...’ın ürettiği manasına gelmeyeceğini bilebileceğini, kaldı ki müvekkilinin 14.02.2017 tarihli ihtarname sonrasında ... logosu bulunmayan ambalajları ürettiğini, aynı şekilde internet sitesi için de ilgili yerlerle görüşülerek yeni site tasarlanmasının sağlandığını, davacının iddia ve taleplerinin yersiz olduğunu, müvekkilinin ... logosunun kullanımını sonlandırması sonrasında dahi satışlarında herhangi bir düşüş olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalıya ait internet sitesinde "... thermoproof doğal ısı yalıtım sıvası ... desteklidir” biçiminde açıklama ile “... thermoproof ... buluş özelliği almış tek yalıtım malzemesi” “Türkiye’nin ilk ve tek ... onaylı buluşu” gibi açıklamaların yer aldığı, internet sitesindeki “... thermoproof” ürün fotoğraflarının sol üst köşesinde ürün fotoğrafı büyütüldüğünde daha belirgin hale gelen "..." markasının yer aldığı, davalıya ait web sitesindeki kullanımların, davacı yanın 2006/17747 ve 2007/67835 sayılı markalarından doğan haklara tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği, davacı taraf ile davalılardan ... ...Ltd Şti arasında 30.05.2011 tarihinde imzalanan sözleşmenin 10.1, 10.2 ve 10.3 maddeleri uyarınca bu kullanımların ilgili sözleşmeye dayandırılmasının da mümkün olmadığı, davacını SMK’nin 151/2-c maddesinde göre talep edebileceği maddi tazminatın; ... Boya Dekorasyon İnş. Tic. San. Ltd. Şti. yönünden (2.779.587,01 TL X %3=) 83.387,00 TL, diğer davalı yönünden ise (2.596.642,02 TL x %3=) 77.899,00 TL tutarında olacağı, manevi tazminat koşullarının da oluştuğu, eylemin ağırlığı dikkate alınarak 15.000 TL manevi tazminatın uygun görüldüğü, davacının manevi tazminatı aşar şekilde itibar kaybettiklerine dair somut veri bulunmadığından itibar tazminatına yönelik talebin yerinde olmadığı, davacının ilan talebin de yerinde bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, davalıların ...'a ait marka ve logoyu kullanarak ürettikleri ürünlerin ve yaptıkları yayınların davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet niteliğinde olduğunun tespitine, tecavüzün ve haksız rekabetin men ve refine, 77.899,00 TL maddi tazminatın davalı ... Yapı Malzemeleri Yalıtım Boya Pazarlama Ltd. Şti'den dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, 83.387,00 TL maddi tazminatın davalı ... Boya Dekorasyon İnşaat Ticaret Sanayi Ltd. Şti'den dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, 15.000 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, itibar tazminatına yönelik talebin reddine, mahkeme kararının masrafın davalıdan alınmak kaydı ile Türkiye genelinde tirajı en yüksek gazetelerden birinde ilanına karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, itibar tazminatı taleplerinin gerekçesiz şekilde reddedildiğini, itibar tazminatı koşullarının da oluştuğunu, marka itibarı kavramının saygınlık ve güven duygularından oluştuğunu, manevi tazminattan farklı bir tazminat türü olduğunu, dava konu olayda sıradan bir izin dışı kullanım bulunmadığını, kalitesiz bir ürüne "..." logosunun yerleştirilmesi neticesinde müşteri tarafından hayati tehlike geçirildiğini, bu durumun müvekkilinin marka itibarına zarar verdiğini, müvekkilinin markasının tanınmış olduğunu, ayrıca bu taleplerinin reddi nedeniyle davalılar yararına hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin yanlış hesaplandığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın tümden kabulünü istemiştir.
Davalı .....Ltd Şti vekili, davacının tazminat alacağının zaman aşımına uğradığını, müvekkilinin diğer davalı ile aralarındaki distribütörlük sözleşmesi uyarınca sadece ürünün pazarlamasını yaptığını, işbu davada müvekkiline husumet yönetilmesinin ve müvekkilinin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, hükmedilen maddi tazminat miktarlarının hakkaniyet aykırı bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.
Davalı ... .. Ltd Şti vekili, davacının tazminat alacağının zaman aşımına uğradığını, müvekkili tarafından üretilmesi planlana doğal ısı yalıtım sıvası projesi kapsamında davacı ile 2009 yılında görüşmelere başlanıldığını, davacının proje çalışmasında hibe desteği sağladığını, bunun yanında müvekkilinin projeyi, davacı tarafından kontrol ve sair hususlar için yetkilendirilen profesör ve diğer görevliler ile işbirliği ve koordinasyon içinde tamamladığın, dava dışı şahıs tarafından davacı ile müvekkiline gönderilen ihtar sonrası müvekkilinin davacının yetkilisi ile iletişime geçtiğini, davacı yetkilisi tarafından müvekkiline bilgi verileceğinin söylenmesine rağmen bu hususta bilgilendirme yapılmadığını, bundan 3 ay sonra davacının müvekkiline kullanıma son verilmesi husunda ihtar gönderdiğini , bu ihtardan sonra müvekkilinin dava konusu kullanımlara son verdiğini, müvekkilinin davacının logosunu kullanılmasının marka hakkına tecavüz oluşturmadığını, davacıya ait logonun ürünün üretim aşamasında davacıdan destek alındığının belirtilmesi, üretime katkısının ifade edilmesi amacıyla kullanıldığını, haksız rekabetin de bulunmadığını, müvekkilinin internet sitesinde kullandığı ifadelerin gerçeğe aykırı olmadığını, hükmedilen maddi tazminat miktarının hakkaniyet aykırı bulunduğunu, ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.
GEREKÇE :1- Dava, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men ve ref'i, maddi ve manevi tazminat itibar tazminatı istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
6100 sayılı HMK’nın 294. maddesi gereğince mahkeme, yargılamanın sona erdiği duruşmada hükmü vererek tefhim eder. Hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. HMK’nın 297/2. maddesi gereğince, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Yine HMK’nın 298/2. maddesi gereğince de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Kararın gerekçesi ile hükmün birbirine uyumlu olması gerekir. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması, yargılamanın aleniyetine ve kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa’nın 141. maddesine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2009/19-109 Esas ve 2009/123 Karar sayılı ilamında değinildiği üzere, 10/04/1992 tarih, 1991-7 Esas 1992-4 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar ve hüküm arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm veya gerekçe başka ise bu durumun, mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır. İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın, kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, Uyap sisteminde yer alan tutanaktan 03.03.2022 tarihinde yapılan duruşmada kısa kararın "Davanın kısmen kabulü ile Davalıların ...'a ait marka ve logoyu kullanarak ürettikleri ürünlerin ve yaptıkları yayınların davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet niteliğinde olduğunun tespitine, tecavüzün ve haksız rekabetin men ve refine, 77.899,00 TL maddi tazminatın davalı ... YAPI MALZEMELERİ YALITIM BOYA PAZARLAMA LTD. ŞTİ'den dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, 83.387,00 TL maddi tazminatın davalı ... BOYA DEKORASYON İNŞAAT TİCARET SANAYİ LTD. ŞTİ'den dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine" şeklinde tefhim edildiği, anılan duruşma tutanağının hakim ve zabıt katibi tarafından elektronik imza ile imzalandığı, buna rağmen UYAP sistemine 09/05/2022 taranarak yüklendiği anlaşılan 03.03.2022 tarihli duruşma tutanağında kısa kararın " davanın kısmen kabulü ile, Davalıların ...'a ait marka ve logoyu kullanarak ürettikleri ürünlerin ve yaptıkları yayınların davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet niteliğinde olduğunun tespitine, tecavüzün ve haksız rekabetin men ve refine, 77.899,00 TL maddi tazminatın davalı ... YAPI MALZEMELERİ YALITIM BOYA PAZARLAMA LTD. ŞTİ'den dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, 83.387,00 TL maddi tazminatın davalı ... BOYA DEKORASYON İNŞAAT TİCARET SANAYİ LTD. ŞTİ'den dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, 15.000 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, İtibar tazminatına yönelik talebin reddine, Mahkememiz kararının masrafın davalıdan alınmak kaydı ile Türkiye genelinde tirajı en yüksek gazetelerden birinde ilanına" şeklinde olduğu, dosya içerisinde fiziki olarak yer alan duruşma tutanağının da 09/05/2022 tarihinde Uyap sistemine yüklenen tutanak olduğu ve bu tutanağın ıslak imzalı olmadığı, tutanakta "e-imzalıdır" şerhinin yer aldığı, gerekçeli kararda da bu tutanakta yer aldığı şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır
Öncelikle belirtmek gerekir ki, dosyada fiziki olarak bulunan duruşma tutanağında yer alan kısa karar gerekçeli kararda yer alan hükümle aynı olsa da, fiziki olarak dosyada bulunan bu tutanakta ıslak imza bulunmaması, "e-imzalıdır" şerhinin yer alması, ancak Uyap sisteminde yer alan ve duruşma tarihinde usulünce hakim ve zabıt katibi tarafından "e-imza" ile imzalanan duruşma tutanağında kısa kararının farklı olması nedeniyle dosyada bulunan ve UYAP sistemine, tutanakta belirtilen duruşma tarihinden sonra yaklaşık 2 ay sonra yüklendiği anlaşılan tutanağa hukuken değer verilmesi mümkün değildir.
Buna göre, mahkemece kısa kararda "Davanın kısmen kabulü ile Davalıların ...'a ait marka ve logoyu kullanarak ürettikleri ürünlerin ve yaptıkları yayınların davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet niteliğinde olduğunun tespitine, tecavüzün ve haksız rekabetin men ve refine, 77.899,00 TL maddi tazminatın davalı ... YAPI MALZEMELERİ YALITIM BOYA PAZARLAMA LTD. ŞTİ'den dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, 83.387,00 TL maddi tazminatın davalı ... BOYA DEKORASYON İNŞAAT TİCARET SANAYİ LTD. ŞTİ'den dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine" şeklinde karar verildiği halde gerekçeli kararının hüküm kısmında, yukarıda belirtildiği şekilde, kısa kararda yer almayan manevi tazminat, itibar tazminatı ve ilana ilişkin hükümlere yer verilmiştir. Bu durum, az yukarıda açıklanan kısa karar ile gerekçeli kararın birbirine uygun olması gerektiğine ilişkin ilke ve yasa hükümlerine aykırıdır. O halde anılan İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince, kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişki giderilecek şekilde yeniden bir karar verilmesi zorunlu olduğundan, usul ve yasaya aykırı olan hükmün kaldırılması gereklidir.
Her ne kadar bölge adliye mahkemeleri, hukuki denetimin yanında aynı zamanda maddi vakıa incelemesi de yaparak, tahkikat sonucuna göre yeniden esas hakkında hüküm kurabilir ya da yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde, veyahut kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verebilirse de somut olayda, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması nedeniyle, ortada hukuki ve maddi vakıa denetimine elverişli bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle, yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınarak, 10.04.1992 gün ve 1991/7 esas ve 1992/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da benimsendiği gibi kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişki giderilecek şekilde yeni bir karar verilmesi için HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesine ait kararın esası incelenmeden kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
2- İstinaf kararının neden ve şekline göre, taraf vekillerinin sair istinaf itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1- HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince taraf vekillerinin istinaf itirazların kabulü ile, Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 03/03/2022 Tarih ve 2017/261 Esas - 2022/63 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA;
2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,
3-Taraf vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
4-Taraflarca yatırılan 80,70'er TL maktu istinaf karar ve ilam harçlarının istek halinde taraflara iadesine,
5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine,
7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 18/10/2024 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 18/10/2024
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...