T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1448
KARAR NO : 2024/1647
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 09/12/2021
NUMARASI : 2018/421 E. - 2021/405 K.
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Marka ile ilgili Kurum Kararının İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 09/12/2021 tarih ve 2018/421 E. - 2021/405 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, kozmetik sektöründe faaliyet gösteren müvekkilinin dünyanın en büyük şirketlerinden biri olduğunu, ... nezdinde “...” ibareli yüzlerce markanın, ayrıca tanınmış marka olarak kayıtlı T/00191 sayılı “...” ve 2010/45823 sayılı “... ...” markaların sahibi olduğunu, anılan markanın müvekkiline müktesep hak sağladığını, müvekkilinin 2017/75770 sayılı "... ... ..." ve 2017/82972 sayılı "... ... ... ..." ibareli marka başvurularının davalı şirkete ait "..." ibareli marka mesnet gösterilerek davalı Kurum Markalar Dairesi Başkanlığı kararıyla ayrı ayrı reddedildiğini, bu karara yaptıkları itirazın ise Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun 2018-M-7708 ve 2018-M-10246 sayılı kararlarıyla nihai olarak reddedilmiş olduğunu, oysa, müvekkili şirkete ait 2010/45823 sayılı “... ...” markasının redde mesnet markadan eski tarihli olduğunu, müvekkili marka başvurularının davalı şirket markalarından yeterince farklılaştığının kabul edilmesi gerektiğini, müvekkili markalarının davalı markasına yaklaşmadığını, taraf markalarının karıştırılma ihtimalini yaratacak derece de benzer olmadığını, “...” kelimesinin “şehir, şehirle ilgili” anlamına geldiğini, kozmetik sektöründe yer alan mallar bakımından şehirde yaşayan kişiler için kozmetik ürünleri veya şehrin yaşam koşulları göz önüne alınarak üretilmiş kozmetik ve bakım ürünleri anlamında 03. sınıfta yer alan mallar bakımından tanımlayıcı olduğunu, dava konusu başvurularda asıl dikkati "..." ibaresinin üzerine çektiğini, redde gerekçe gösterilen markaların kapsadığı malların aynı ve benzer olmadığını ileri sürerek, ... Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun 2018-M-7708 ve 2018-M-10246 sayılı kararlarının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı şirket vekili, müvekkili şirketin 1997 yılından beri kişisel bakım ürünleri konusunda faaliyet gösterdiğini, Avrupa, Amerika ve Asya pazarlarına da ihracat yaptığını, müvekkili şirketin “...” ve “... ...” markalarının tüketici nezdinde bilinirliğini arttırmak amacıyla birçok gösteri, fuar ve konserlere sponsorluk yaptığını ve reklamlar verdiğini, ülkemizde İngilizce bilme seviyesi göz önüne alındığı takdirde, dava konusu markaların tüketici nezdinde karışıklığa ve haksız rekabete sebebiyet vereceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalının itirazına mesnet markalarıyla dava konusu başvurular arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, taraf markalarının birebir aynı emtia grubunu kapsadığı, her ne kadar davacı yan 2010/45823 sayılı "... ..." ibareli tescilli markasına dayalı olarak müktesep hak iddiasında bulunmakta ise de, müktesep hakkın varlığı için aranılan kriterlerden esas unsurların korunması ilkesi bakımından, önceki markada “...” ibaresinin yanında yer alan “...” kavramının da en az “...” kelimesi kadar anılan markada ön planda ve esaslı unsurlardan biri olduğu, dolayısıyla davacının anılan markasındaki esaslı unsurlardan birinden vazgeçilmek ve dava konusu sonraki markalarda bu ibare yanında çeşitli ek kelime ve şekil unsurlarına yer verilmek suretiyle gerçekleştirilen başvuruların davacı lehine müktesep hak sağlamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, 2010/45823 sayılı ve "... ..." ibareli markanın müvekkili için müktesep hak sağladığını, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, başvuruda "..." ibaresi dışında başka kelime unsurlarının da bulunduğunu, bu ibarenin müvekkili markasından ayırt edici şekilde kullanılmadığını, dava konusu markaların esas unsurunun "..." ibaresi olduğunu, "..." kelimesi "şehir, şehirle ilgili" anlamında olup, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 03.02.2020 tarih ve 2019/2823 E. - 2020/840 K. sayılı kararında tanımlayıcı olduğunun belirtildiğini, müvekkilince şehrin yaşam koşulları göz önüne alınarak üretilmiş kozmetik ürünleri anlamında kullanıldığını, tarafların markaları kapsamındaki emtianın karıştırılacak düzeyde benzer olmadığını, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK marka kararının iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu markalarda "..." ibaresinin çatı markası olması nedeniyle markasal olarak korunmak istenen unsurların "... ..." ve "... ... ..." ibareleri oldukları, başvurudaki tanımlayıcı ibareler çıkartıldığında hem dava konusu başvuruların, hem de redde mesnet markanın asli unsurlarının "..." ibaresinden oluştuğu, markaların kapsamındaki emtialar da benzer olduğundan, taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibasa sebebiyet verebilecek düzeyde benzerlik bulunduğu, öte yandan, davacının müktesep sağladığını ileri sürdüğü markasının asli unsuru bir bütün olarak dilimize "şehir ruhu" olarak çevrilebilecek "... ..." ibaresi olduğu, dava konusu başvurularda ise, "..." ibaresi deri, "..." ibaresi ise "temel, hayati, gereklilik" gibi anlamlara geldiğinden "..." ibaresinin tek başına asli unsur konumunda bulunduğu, davalı şirkete ait redde mesnet 2013/87822 sayılı markanın asli unsuru da "..." ibaresinden oluştuğundan, dava konusu başvurularda davacı tarafından redde mesnet markalara yanaşıldığı, bu itibarla davacının müktesep hakkından söz edilemeyeceği, zira eski markanın asli unsurunun bir bütün olarak "... ..." ibaresi olduğu, bu durumda davacının 2010/45823 sayılı markasının dava konusu başvurular yönünden müktesep hak sağlamayacağı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,90-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 18/10/2024 tarihinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 11/11/2024
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...