T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1157
KARAR NO : 2024/1385
TÜRKMİLLETİADINA
KARAR
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/06/2021
NUMARASI : 2019/61 E. - 2021/226 K.
DAVACI :
VEKİLLERİ
DAVALI
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17/06/2021 tarih ve 2019/61 E. - 2021/226 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili adına tescilli "..." asıl unsurlu markaların bulunduğunu, davalı gerçek kişinin ise 2017/108854 sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın önce Markalar Dairesi Başkanlığı, sonrasında ise YİDK tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkili markalarının benzediğini ve markalar arasında iltibas tehlikesi bulunduğunu, markaların gözde, kulakta ve bellekte bıraktığı izlenimin ayırt edilemeyecek kadar benzediğini, iki markanın sadece baş harflerinin farklı olduğunu, baş harfler dışında kalan tüm harflerin aynı sırayla kullanıldığını, müvekkili markaları ve davalı taraf başvurusunun aynı sınıfları kapsadığını, SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının gerçekleştiğini, davalı gerçek kişinin, müvekkilinin 2008’den beri tescilli olan markasını ve ürünlerini bilmediğinin düşünülemeyeceğini, müvekkili markalarının tüm dünyadaki tanınmışlığından, itibarından ve başarısından haksız yarar ve avantaj sağlama, müşteri kitlesinden istifade etme amacıyla dava konusu başvurunun yapıldığını, dolayısıyla başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2018-M-10857 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacı markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "..." ibareli başvurusu arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, sescil olarak ise kısmi bir benzerlik olduğu, "..." ve "..." kelimeleri tek harf farkı içerse de, ibareler arasında özellikle anlam farkı bulunması sebebiyle markaların yeterli düzeyde uzaklaştığı, davalının "..." ibareli marka başvurusu ile davacının "..." ibareli markaları arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığı, ortalama bir tüketicinin, davalı ve davacı markalarının ve/veya işletmelerinin farklı ve ilişkisiz olduğunu kolaylıkla anlayacağı, taraf markaları kapsamında aynı/aynı tür olan 05. sınıftaki mallarının kullanım amaçları, giderdikleri ihtiyaç ve satın alım süreçleri gereği ilgili tüketici kesiminin daha dikkatli ve özenli olacağı, bu durumun da iltibas eşiğini oldukça yükselttiği, başvurunun, davacı markalarının serisi olarak da algılanmayacağı, dosyadaki delillerden davacının "..." ibareli markasının tanınmış marka olduğu iddiasının ispatlanamadığı ve 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesinde sayılan koşulların somut olayda gerçekleşmediği, davalı marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığı iddiasının da ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında, dosya kapsamında alınan ek rapora hiçbir atıfta bulunulmadığını, ek raporun adeta yok sayıldığını, örneğin, ek raporda bilirkişilerin 5. sınıfın 7. alt grubu ile ilgili yaptığı değerlendirmelere yer verilmediğini, bu durumun, huzurdaki dosyanın dikkatsiz ve özensiz bir şekilde incelendiğinin kanıtı olduğunu, yine SMK’nın 6/5. maddesi kapsamında bir iddiaları bulunmadığından, mahkeme ve bilirkişilerin bu yöndeki incelemelerinin de hukuka aykırılık oluşturduğunu, gerekçeli kararın kendi içinde çelişkili olduğunu, bu kapsamda ilk derece mahkemesinin önce "..." ve "..." markalarının 5. sınıfın 5. alt grubu açısından SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında karıştırılacağını karara bağlayıp, devamında iltibas tehlikesi bulunmadığını belirttiğini, benzer şekilde, önce markalar arasında kısmi sesçil benzerlik bulunduğunu karara bağlayıp, sonrasında markalar arasında sesçil benzerlik bulunmadığının yazıldığını, "..." ve "..." markalarının benzer olduğunu, bu benzerliğin iltibas tehlikesi yarattığını, iki markanın sadece baş harflerinin birbirinden farklı olduğunu, baş harfler dışında kalan tüm harflerin aynı olduğunu ve aynı sırayla kullanıldığını, markaların üç harflerinin aynı olmasının, markaları hem görsel hem de işitsel olarak benzer kıldığını, markalar ilk harf harici aynı olduğundan, her iki markanın okunuşunun neredeyse aynı bulunduğunu, kaldı ki, markaların ilk harfleri olan "l" ve "n" harflerinin telaffuz olarak son derece benzer olduğunu, Yargıtay'ın ilk harfleri farklı olan markaları benzer kabul ettiğini, davalının marka başvurusunun kötü niyetli bulunduğunu, zira davalının, müvekkilinin 2008’den beri ülkemizde tescilli olan markasını ve ürünlerini bilmediğinin düşünülemeyeceğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE :Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, zira söz konusu markaların kısa markalar olduğu ve marka işaretleri arasında kavramsal bir benzerliğin de olmadığı gözetildiğinde, başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, yine taraf markalarının ortak olarak kapsadıkları 5. sınıf malların ortalama tüketicilerinin dikkat ve özen düzeylerinin de ortalama tüketicilerden yüksek olduğu, dolayısıyla bu hususun da markaların karıştırılması ihtimalini bertaraf edeceği, dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığının ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,90-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 13/09/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/09/2024
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...
Full & Egal Universal Law Academy