T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/1170 - 2024/1386 T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1170
KARAR NO : 2024/1386
TÜRKMİLLETİADINA
KARAR
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/06/2021
NUMARASI : 2020/260 E. - 2021/206 K.
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 16/06/2021 tarih ve 2020/260 E. - 2021/206 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili Şirkete ait birden çok "..." ibareli marka başvuruları/tescilleri bulunduğunu, davalı Şirketin ise 2019/54353 sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddedildiğini, bu karara yönelik müvekkili itirazının ise YİDK tarafından kısmen kabul edildiğini ve başvuru kapsamından bir kısım hizmetlerin çıkarıldığını, müvekkili markaları ile davalı başvurusunun aynı ve ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, davalı markasının müvekkili markasının esaslı unsurunu ihtiva eder şekilde oluşturulduğunu, aynı ve benzer mal/hizmetler yönünden tescil başvurusu yapıldığını, tüketiciler nezdinde iki markanın karıştırılmasının kaçınılmaz olduğunu, müvekkili şirketin tanınmışlığından dolayı davalının avantaj sağlayacağını, "..." markası ile kötü verilecek hizmet ve üretilecek ürünlerden dolayı müvekkili Şirketin zarar görebileceğini, markaların yan yana gelmesi halinde davalı markası ile müvekkili markalarının seri marka olduğu algısının oluşacağını, taraf markalarının karıştırılma/ilişkilendirilme ihtimalinin bulunduğunu, davalı yanın kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2020-M-4654 sayılı kararının aleyhe hususları yönünden iptaline, davalı markasının sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, başvuru kapsamında kalan mal ve hizmetler yönünden dava konusu başvuru ile davacı markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Şirket vekili, davanın iki aylık süre içerisinde açılıp açılmadığının irdelenmesi gerektiğini, davacıya ait itiraz gerekçesi 2019/64771 sayılı markanın başvurusunun, müvekkili başvurusundan sonra yapıldığından işbu davada dikkate alınmasının mümkün olmadığını, dava dilekçesinde zikredilen diğer markaların da YİDK kararının iptaline yönelik davada dikkate alınamayacağını, müvekkili başvurusu ile davacı markalarının aynı mal ve hizmetleri kapsamadığını, marka işaretleri arasında da benzerlik bulunmadığını, her iki markanın esaslı unsurunun farklı olduğunu, markaların hitap ettikleri tüketici kitlesinin de farklı bulunduğunu, davacı markasının tanınmış marka olmadığını, kötü niyet iddiasının da dayanaksız bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalının "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "... (2000/28726)" ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil benzerlik oluşmakla beraber başvuru markasının kapsamında kalan emtia açısından mal/hizmet benzerliği bulunmadığından, SMK'nın 6/1 maddesindeki karıştırılma koşullarının gerçekleşmediği, davacı tarafın SMK'nın 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği iddiasının kanıtlanmadığı, SMK'nın 6/5 maddesinde öngörülen koşulların da oluşmadığı, SMK'nın 6/6 maddesi anlamında davacının herhangi bir hakkının olmadığı, başvurunun kötü niyetli yapıldığının ispat edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporuna, süresi içinde yaptıkları itirazların dikkate alınmadığını, eksik ve hatalı incelemeler içeren bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulduğunu, ilk derece mahkemesi değerlendirmesinin aksine dava konusu markaların birbirlerine ayniyet derecesinde benzer olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE :1-Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkin olup, iptali istenen YİDK kararı, davacı tarafa 02.06.2020 tarihinde tebliğ edilmiş, eldeki dava ise 25.08.2020 tarihinde açılmıştır.
Dava şartları, mahkemece davanın esası hakkında yargılama yapılabilmesi için gerekli olan şartlardır. Diğer bir anlatımla; dava şartları, dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan “Kamu Düzeni” ile ilgili zorunlu koşullardır. Mahkeme, hem davanın açıldığı günde, hem de yargılamanın her aşamasında dava şartlarının tamam olup olmadığını kendiliğinden araştırıp, incelemek durumunda olup; bu konuda tarafların istem ve beyanları ile bağlı değildir (6100 sayılı HMK'nın 114 - 115. maddeleri).
Dava konusu uyuşmazlığa uygulanması gereken 5000 sayılı Kanun'un 15/C maddesinde, ...'in nihai kararının YİDK tarafından tesis edilen karar olduğu, bu kararlara karşı, kararın bildirim tarihinden itibaren iki ay içinde Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde dava açılabileceği düzenlenmiştir. Burada öngörülen süre hak düşürücü nitelikte olduğu gibi Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 10/03/2014 gün ve 2014/3072 E.-4547 K. sayılı, 01/06/2015 gün ve 2015/2531 E.-7355 K. sayılı emsal kararlarından anlaşılacağı üzere bu husus, dava şartıdır. Buna göre, iptali istenen YİDK kararının davacıya 02.06.2020 tarihinde tebliğ edildiği, 25.03.2020 tarihli 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile dava açma sürelerinin 13.03.2020 tarihinden 30.04.2020 tarihine kadar durdurulduğu, daha sonra 30.04.2020 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren "Yargı Alanındaki Hak Kayıplarının Önlenmesi Amacıyla Getirilen Durma Süresinin Uzatılmasına Dair" 2480 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile 7226 sayılı Kanunun geçici 1. maddesi birinci fıkrasında düzenlenen durma süresinin, 15.06.2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar uzatıldığı, 7226 sayılı Kanun ile pandemi dolayısıyla uzayan süreler dikkate alındığında dava açmak için hak düşürücü sürenin 16.06.2020 tarihinde başlayıp 17.08.2020 tarihinde dolduğu, eldeki davanın ise iki aylık hak düşürücü süre ile pandemi nedeniyle uzayan süreler dolduktan sonra 25.08.2020 tarihinde açıldığı, öte yandan iki aylık hak düşürücü dava açma süresinin 6100 sayılı HMK’nın tayin ettiği bir süre olmadığı, bu nedenle adli tatil de dahil olmak üzere sürenin işleyeceği ve uzamayacağı gözetildiğinde, YİDK kararının iptali yönünden süresinde açılmayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece hatalı değerlendirme ile işin esasına girilmesi doğru görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle, özel kanunda dava şartı olarak düzenlenen süre yönünden YİDK kararının iptaline yönelik davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden HMK'nın 353/1-a-4 maddesi gereğince işin esası incelenmeden kararın kaldırılması ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
2-Kabule göre de; SMK'nın 25/3 maddesi uyarınca marka hükümsüzlük davasının, dava tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı açılması gerekmektedir. Dava konusu başvurunun davalı Şirket tarafından yapıldığı, ancak markanın ... Gıda Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi adına tescilli bulunduğu ... kayıtlarından anlaşılmaktadır. O halde, söz konusu markanın adı geçen şirkete devredilip devredilmediği hususu araştırılarak, şayet söz konusu marka devredilmiş ise taraf teşkilinin sağlanması gerekirken, yazılı şekilde bu husus gözden kaçırılarak karar verilmesi de doğru olmamıştır.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-4 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 16/06/2021 gün ve 2020/260 E. - 2021/206 K. sayılı kararın KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, 3-Davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 80,70-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine, 5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 13/09/2024 tarihinde HMK 353/1-a-4 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/09/2024 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Full & Egal Universal Law Academy