T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2024/795 - 2026/1007
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/795
KARAR NO : 2026/1007
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 06/10/2022
NUMARASI : 2022/22 E. - 2022/306 K.
DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 06/10/2022 tarih ve 2022/22 E. - 2022/306 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin tanınmış "... HOTEL" markalarının sahibi olduğunu, müvekkili markalarının yalnızca menşe ülke Güney Kore’de değil, dünya çapında en büyük otel zincirlerinden biri haline geldiğini, müvekkilinin dünya çapındaki tescillerinin yanı sıra 2019/101096, 2018/54752, 2018/51794, 2018/49062, 2018/46740, 2018/40033, 2018/31300 işlem numaraları ile ... nezdinde de tescillerinin mevcut olduğunu, müvekkilinin "..." markalarında "şekil" şeklinde logo kullanımının da bulunduğunu, müvekkilinin tüm markasal kullanımlarında bu logonun da yer aldığını, davaya konu 2020/34978 sayılı başvurunun müvekkilinin tescilli markalarında kullanılan bu logo ile iltibas yaratacak düzeyde olduğunu, başvuruya yaptıkları itirazın diğer davalı ... YİDK'nın 2021-M-9827 sayılı kararıyla nihai olarak reddedildiği; oysa, davaya konu marka başvurusu ile müvekkilin tescilli markası arasındaki yegâne farkın, müvekkil markasında yer alan el yazısı ile yazılan küçük "L" harfinin, itiraz konusu marka logosunda yine el yazısı formatında büyük "L" harfi şeklinde yazılması olduğunu, yine her iki markada da aynı şekilde bir geometrik şeklin bulunduğunu, tüketicinin bu haliyle taraf markaları arasında yanılgı yaşayabileceğini, davalı yanın bu logoyu tesadüfi olarak tercih etmediğini, davalının kötüniyetli olduğunu, taraflar arasında davalı adına kayıtlı 2019/67024 sayılı markanın hükümsüzlüğü talebiyle görülen davada, Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2020/337 E. - 2021/261 K. sayılı dosyası nezdinde müvekkili lehine karar verildiğini, davalının kötüniyetli olduğunun anılan kararda tespit edildiğini, dava konusu markanın da 43. sınıf hizmetlerde tescil edilmek istenildiğini, davalı başvuru sahibi ... Turizm Otelcilik San. ve Tic A.Ş’nin "..." adresindeki otelinde, müvekkilinin "şekil" markasının birebir kullanıldığını, davalı yana gönderilen ihtarname sonrasında bu kullanımların durdurulduğunu, ancak bu defa "şekil" şeklindeki kullanımlara başlandığını, müvekkili markalarının tanınmış olduğunu, dava konusu markanın tesciline izin verilmesinin müvekkili markalarının ayırt ediciliğine zarar vereceğini ileri sürerek; 2021-M-9827 sayılı YİDK kararının iptali ile dava konusu 2020/34978 sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı Şirket vekili, davacı iddialarının yerinde olmadığını, müvekkili markalarının anılan mahkeme kararları sonucunda iptal edilmediğini, tek rakam ve harften oluşan markaların özgün tasarımlara sahip olduğu müddetçe ayırt edici olduklarını, verilen Kurum kararının yerinde olduğunu, markalar arasında hiçbir benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu başvuru kapsamındaki 43. sınıf hizmetlerin tamamının, davacı yanın 2018/54752 sayılı markasındaki hizmetler ile birebir aynı ya da aynı türdeki hizmetlerden olduğu; davacı yanın "şekil" şeklindeki markasında her ne kadar kullanılan küçük "L" harfi yazım biçimi itibariyle dava konusu "şekil" şeklinde markadaki kullanılan büyük "L" harfinden nispeten farklı ise de taraf markalarını oluşturan bütünlerin sadece "L" harfinin bu yazım biçimlerinden oluşmadığı, harf unsurunun yanı sıra her iki markada da birebir aynı geometrik formun kullanıldığı ve bu formun içine yerleştirilen her iki harfin de "L" harfini işaret ettiği, harflerin küçük - büyük yazımı dışında her ikisinde de el yazısı stilinin kullanılmış olunması ve kırmızı/turuncu renk kullanımındaki yakınlık gibi unsurların da genel mizanpajı birbirine yakınlaştırdığı, dava konusu markada "L" harfi için kullanılabilecek çok sayıda farklı ve özgün renk kombinasyonu ile geometrik açıdan farklılaşabilecek logolar mevcutken davacı markaları ile bu denli yakın bir görselin kullanımının taraf markalarının her ikisinin de aynı iktisadi kaynağın farklı işletmeleri için oluşturulmuş logolarmış gibi algılanmalarına yol açacak nitelikte olduğu; bu halde taraf markalarının SMK m. 6/1 kapsamında karıştırılma ihtimaline yol açacak düzeyde benzer olarak görüldüğü; davacı yanın sektörel anlamda bir bilinirlik sahibi olduğu değerlendirilebilir olmakla birlikte davacı yanın salt şekil unsurundan oluşan davaya dayanak markalarındaki logonun, tüketiciler nezdinde refleks olarak bilinen ve davacı yanın oteller zinciri ile eş düzey bilinir olduğu yönünde bir kanaate varılamadığı, dolayısıyla SMK m. 6/5 ile ilgili koşulların somut uyuşmazlıkta oluştuğu yönünde kesin ve tereddütsüz bir sonuca varılamayacağı; davacı yanın kötüniyet iddialarının temelini davalı tarafa keşide ettikleri 03.09.2019 tarihli ihtarnameye kadar davalının birebir davacı markasını "..." ibaresini de içerecek şekilde "şekil" olarak kullandığı, akabinde ihtar sonrasında kullanımın değiştirilerek "şekil" şeklinde kullanılmaya başlanıldığı, bu durumun davalı yanın davacı markalarından haberdar olarak bu kullanımları gerçekleştirdiğini ortaya koyduğu, "şekil" şeklindeki kullanımın aynı zamanda 2019/67024 sayısı ile marka başvurusuna da konu edildiği, bu başvuruya yönelik itirazlarının reddine dair verilen YİDK kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü talebiyle açtıkları Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2020/337 Esas sayılı dosyası kapsamında yapılan yargılama sonucunda anılan marka açısından da kötüniyetin takdir edildiği iddiaları yer almakta olup dava konusu 21.03.2020 tarih ve 2020/34978 sayılı başvurunun 2019/67024 sayılı markadan sonraki tarihli bir başvuru olduğu, davalının, davacı yanın "..." markası ve logosunun etrafında dolanan görseller ile marka başvuruları gerçekleştirdiğinin gözlemlenebildiği; dosya kapsamındaki delilerden, davalı yanın, doğrudan davacı markalarının kendisine yönelik kullanımlarının da bir dönem bulunduğunun görülebildiği, bu halde davalının davacı marka ve logosundan haberdar olduğunun kabul edilebileceği, dosya kapsamındaki deliller doğrultusunda gerçekleştirilen tüm tespitler çerçevesinde hukuki bir değerlendirmenin varlığını gerektiren kötüniyet iddialarının yerinde olduğu kanaatine varıldığı; taraf markaları arasında rapor kapsamında açıklanan nedenlerle, işaretler arasındaki benzerlik düzeyinin, ilgili tüketiciler nezdinde, markaların iktisadi-idari anlamda aynı kaynaklara ait markalar oldukları algısı yaratmaya elverişli oldukları, dolayısıyla işaretler arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğu; davacı yanın önceye dayalı kullanımlarının tescilli markaları kapsamında olduğu, taraf markalarının SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında zaten iltibasa neden olduğu kanaatine varıldığı, bu nedenle SMK 6/3 maddesi açısından davacı yararına ek bir korumanın mevcut olmayacağı; davacı yanın tescilli şekil markalarının, tüketiciler nezdinde refleks olarak bilinen ve davacı yanın oteller zinciri ile ilişkilendirilecek düzeyde tanınırlığa sahip olduğu yönünde bir kanaate varılamadığı; neticeten davacının kötüniyet ile ilgili iddiaların yerinde olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, ... YİDK'nın 2021-M-9827 sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline, davaya konu 2020/34978 sayılı markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, taraf markalarının kelime unsuru barındırmayan şekil markası olduğunu, logoların birbirine benzer olmadığını, SMK'nın 6/1. maddesi koşullarının oluşmadığını, kötüniyet iddiasının da kanıtlanamadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK marka kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı; davacının sektörel anlamda bilinir bir şirket olduğunun anlaşıldığı, markalarını 43. sınıfta kullandığı; dava konusu markanın tescilinin de davacının markalarının bilinir olduğu hizmetlerde talep edildiği; dava konusu YİDK kararında taraf markalarının benzer olmadığı kabul edilmiş ise de, taraf markaları SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimaline sebebiyet verebilecek derecede benzer olduğu gibi, dava dışı ... Dış Ticaret A.Ş. tarafından gerçekleştirilen 2018/45331 sayılı ve "..." ibareli başvuru ile 2018/45323 sayılı ve "... ... ..." ibareli marka başvurularının davacı şirketin itirazı üzerine YİDK kararlarıyla kötüniyet gerekçesiyle reddedildiği, İbrahim Kurt adlı kişinin dava dışı bu şirketin hem yönetim kurulu başkanı hem de yetkilisi olduğu, aynı zamanda eldeki davaya konu başvuruyu yapan davalı şirketin yönetim kurulu üyesi ve yetkilisi olduğuna dair belgelerin işlem dosyasına ibraz edildiği, dolayısıyla, davalı şirketin davacının markalarından haberdar olduğu; öte yandan, davalı şirketin önceki tarihli başvurusunun Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21.04.2025 tarih ve 2024/4216 E.-2025/2655 K. sayılı kararı ile kötüniyetli kabul edildiği; davalı şirketin "..." ibareli marka başvurusu kötüniyetli kabul edilmiş iken, bu kez davacı şirketin tescilli şekil markasının çok benzerini marka olarak tescil ettirmek üzere başvurduğu, buna göre, dava konusu başvurunun da davacının markalarından haksız yararlanmak amacıyla kötüniyetli olarak yapıldığı sonucuna ulaşılmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davalı Kurumdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davalı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 15/05/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 05/06/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.