T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2024/790 - 2026/831
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/790
KARAR NO : 2026/831
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/03/2024
NUMARASI : 2023/398 E. - 2024/95 K.
DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali), Hükümsüzlük
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 07/03/2024 tarih ve 2023/398 E. - 2024/95 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkili şirketin tanınmış “...", “...", “..." markaları ile çeşitli ürünlerin üretim ve satışını yaptığını, davalı şirketin 2021/142225 sayılı “...” ibareli marka başvurusuna karşı müvekkili şirket tarafından gerçekleştirilen itirazın nihai olarak TÜRKPATENT YİDK’nin 2023-M-6942 sayılı kararı ile reddedildiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu marka ile müvekkili şirket markalarının benzer olduğunu, aralarında iltibas tehlikesinin bulunduğunu, dava konusu marka başvurusunun müvekkilinin tanınmış markasından haksız yararlanılması ve müvekkilinin ticari itibarının zedelenmesi sonucunu doğuracağını, müvekkili aleyhine haksız rekabet oluşturacağını ileri sürerek, ... YİDK’nin 2023-M-6942 sayılı kararının iptaline, 2021/142225 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı Şirket vekili, davacı şirkete ait markalar ile müvekkili markası arasında karıştırılma ihtimaline yol açacak bir benzerlik bulunmadığını, “...” ibaresinin bir özel isim olduğunu ve kimsenin tekeline bırakılamayacağını, ibarenin ayırt ediciliğinin zayıf olması sebebiyle küçük eklemelerle tescile uygun olduğunu, taraf markalarının bütün olarak bıraktıkları izlenim dikkate alındığında tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, dava konusu hizmetlerin hitap ettiği alıcı kitlesinin hizmetin kalite, içerik ve kullanımı gibi konularda bilgi sahibi olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu marka kapsamında yer alan tüm mal ve hizmetlerin, davacıya ait markalar kapsamında yer alan mal ve hizmetler ile aynı/aynı tür olduğu ancak davacıya ait markalar ile dava konusu marka arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunmadığı, dava konusu marka ile davacıya ait markalar arasında iltibas ve karıştırılma ihtimali bulunmadığı, davacı markasının tanınmışlığının ispatlanamadığı, Kurum kararının yerinde olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin "..." ve "..." asli unsurlu tanınmış ve ayırt edicilik kazanmış markaların sahibi olduğunu, müvekkilinin ürünlerinin ambalajının/deseninin aynısını kullanan davalının "..." ibareli marka başvurusunun, müvekkilinin markaları ile karıştırılabilecek derecede benzer olduğunu, markanın tescili halinde müvekkilinin markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlanması ve ticari itibarının zedelenmesi ihtimalinin bulunduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili YİDK kararının iptali ve hükümsüzlük istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenim dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." ve "..." asıl unsurlu markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, zira dava konusu markanın bütünsel bir algı oluşturarak davacı markalarından yeterince uzaklaştığı, marka işaretleri arasında benzerlik söz konusu olmadığından, davacı markalarının tanınmışlığının tescil engeli oluşturmayacağı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 22/04/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/04/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.