T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2023/113 Esas 2023/1758 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/113
KARAR NO: 2023/1758
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: 26/10/2022
NUMARASI: 2019/472 Esas 2022/680 Karar
DAVACILAR :
VEKİLİ:
DAVALI
DAVA: Borçlu Bulunmadığının Tespiti ile İstirdat
DAVA TARİHİ: 06/08/2018
KARAR TARİHİ: 08/12/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH: 08/12/2023
Taraflar arasındaki borçlu bulunmadığının tespiti ile istirdata ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin müşterek çocukları ...'ın geçirdiği iş kazası sonucu vefat ettiğini, ...'ın vefatından 9 ay önce 27/03/2017 tarihinde davalı bankadan 10 ay vadeli 92.000,00 TL iş yeri kredisi adı altında tüketici kredisi aldığını, kredi taksitlerinin ödenmesinde zorlanan müvekkillerinin taksitlerin sigortadan karşılanması için bankaya müracaatlarında hayat sigortası yaptırılmadığı gerekçesi ile taleplerinin reddedildiğini, yapılan araştırma sonrasında davalı bankanın ticari risk sigortası yaptırdığını ancak hayat sigortası yaptırmadığının anlaşıldığını, davalı banka tarafından müteveffa ...'a hayat sigortası yaptırmamasının olası sonuçları hakkında yeterince bilgi verilmediğini iddia ederek davalı banka tarafından kullandırılan kredi karşılığında hayat sigortası yaptırılmaması nedeniyle davalının kusuru ve hakkaniyet ölçüsünde müvekkillerinin müteveffanın mirasçıları olarak borçlu olmadıkları miktarın tespitiyle ödenen taksitlerden fazla ödeme vaki olmuş ise bu miktarın faiziyle istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 05/09/2022 tarihli ıslah dilekçesinde; davadaki taleplerini "müvekkillerimin davalı bankaya 90.272,88 TL borçlu olmadıklarının tespitiyle ölüm tarihi olan 12/12/2017 tarihinden sonra ödenen 27.718,72 TL'nin faiziyle istirdadına karar verilmesi" şeklinde ıslah ettiğini bildirmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müteveffa ... lehine 27/03/2017 tarihinde işyeri kredisi sözleşmesi imzalandığını, ... parsel, 20/660 arsa paylı, 1.bodrum kat, 14 nolu bağımsız bölüm, dükkan nitelikli taşınmaz üzerine 27/03/2017 tarih ve 3894 yevmiye nolu ipotek tesis edildiğini, muris tarafından ipotek tesis edilen taşınmaz için ticari risk sigortası yapıldığını, müvekkili bankanın acente sıfatıyla "Ticari Risk Sigorta Poliçesi" düzenlendiğini, taşınmazın güzellik salonu için tesis edildiğini ve müvekkili banka tarafından kredi kullandırılarak alınan taşınmazın bir ticari işletme olduğunu, murisin krediyi tüketici değil tacir sıfatıyla kullandığını, kredilerde zorunlu olan sigortalar dışındaki sigortaların yaptırılmasının isteğe bağlı olduğunu, murisin kredi kullandırımı sırasında ve sonrasında hayat sigortası yapma yönündeki iradesini müvekkili bankaya iletmemesi sebebiyle kendisine hayat sigortası yapılmadığını, muris tarafından bir sigorta poliçesi imzalanmadığı gibi kendisine teklif edilmesine rağmen sigorta yapılmasını da kabul etmediğini ve bu kapsamda sigorta poliçesi imzalanmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; taraflar arasında düzenlenen kredi sözleşmesi evraklarına göre 27/03/2017 tarihli müteveffanın imzalı beyanı ile krediye bağlı sigorta poliçesi düzenlemesi ve prim tahsilatı talimatı verilmesine ilişkin yazı ile, " işyeri ve hayat sigortası ile bunlarla sınırlı olmaksızın diğer ihtiyari sigortaların da tarafınızdan yapılmasını ve sigorta primlerinin nezdinizdeki mevcut hesaplarımdan, kredi kartımdan tahsil edilmesini talep eder, ilgili hesap numarama ve kredi kartıma ait bilgilerin sigorta şirketi ile paylaşılmasına muvafakat ederim" şeklinde talimatının bulunduğu, davalı bankanın bilgilendirme yükümlülüğünü de aşan şekilde 27/03/2017 tarihli müteveffanın imzalı beyanı ile Krediye bağlı sigorta poliçesi düzenlemesi ve prim tahsilatı yapılması talimatı verilmesine rağmen davalı bankaca buna rağmen hayat sigortası yaptırılmadığı, hal böyle olunca kredi borcunun teminat altına alınması için talimat verilmesine rağmen davalı bankaca sigorta poliçesi düzenlenmemesinde davalı bankanın tam kusurlu olup davacıların müteveffasının ise hayat sigortası yapılması ve primlerinin hesabından tahsil edilmesi konusunda talimat vermesi nedeniyle müterafik kusuru bulunmadığı gerekçeleriyle davanın kabulü ile, davacıların davalı bankaya 90.272,88.TL borçlu olmadıklarının tespitine, müteveffalarının ölüm tarihi olan 12.12.2017 tarihinden sonra ödenen 27.718,72.TL'nin dava tarihi olan 06/08/2018 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalı bankadan istirdatı ile davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; murisin kredi kullanımı kullanımı ve sonrasında hayat sigortası yapma iradesini davalıya iletmediğinden sigorta yapılmadığını, bu yönde açık bir talimatının bulunmadığını, talimat bulunmaması halinde ihtiyari hayat sigortası için davalının sigorta yapma zorunluluğunun olmadığını, muristen herhangi bir sigorta primi kesilmediğini ve murisin bundan haberdar olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; davacıların murisi ile davalı arasında imzalanan yatırım amaçlı iş yeri kredi sözleşmesi gereğince hayat sigortası yapılmaması sebebiyle kullandırılan kredi nedeniyle borçlu olmadıklarının tespiti ile fazla ödeme halinde fazla ödemenin istirdatı istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
27/03/2017 tarihli Yatırım Amaçlı İşyeri Kredisi Sözleşmesi, mirasçılık belgesi, 27/03/2017 tarihli Krediye Bağlı Sigorta Poliçesi Düzenlenmesi Ve Prim Tahsilatı Talimatı, ödeme planları, davalı bankanın yazıları vs deliller dosya arasında mevcuttur.
Ankara 16 Noterliğinin 19/12/2017 tarihli 21547 yevmiye nolu mirasçılık belgesinden müteveffa ...'ın terekesinin 2 pay kabul edilerek 1 payının ..., 1 payının ...'a ait olduğu anlaşılmıştır.
20/07/2020 tarihli kök, 20/07/2020 tarihli, 27/04/2022 tarihli ve 05/08/2022 tarihli ek bilirkişi raporlarında özetle; cari kredi işlemlerinde hayat sigortası yaptırılması hususunun kredi kullanan tarafın talebine bağlı olduğu, davaya konu olayda ise davacılar murisi tarafından kredi kullanım tarihinde hayat sigortası yaptırılmasına ilişkin bir talepte bulunulduğu, buna rağmen davalı banka tarafından sigorta yaptırılmadığı hususunda bir belge bulunmadığı, dosya kapsamında mevcut ödeme planı kayıtlarına göre, müteveffanın ölüm tarihi 12.12.2017 tarihinden önce en son kredinin 04.12.2017 tarihli taksit borcunun ödendiği, bu ödeme ile birlikte anapara borcunun 89.918,96 TL'ye düştüğü, ölüm tarihinden sonra olmak üzere yapılan tahsilat tutarlarının toplam 27.718,72 TL olduğu, ölüm tarihi itibariyle borç miktarının 90.272,88 TL olduğu, mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmenin 13. maddesi ve 27.03.2017 tarihli talimat yazısı gereğince hayat sigortası yaptırılması gerekirken yaptırılmadığı için davalı bankanın sorumlu olduğuna kanaat getirilmesi halinde, sigorta poliçesinin kredi tutarı olan 92.000,00 TL üzerinden yaptırılmış olması gerekeceği, buna göre, riskin gerçekleştiği tarih olan 12.12.2017 itibariyle sigortadan ödenecek tazminat tutarının 92.000,00 TL olacağı ve bu tutarın 90.272,88 TL'lik kısmı alacağına karşılık bankaca tahsil edilecek olup, bu durumda sigorta tazminatından arta kalan tutar ( 92.000,00 — 90.272,88-) 1.727,12 TL olacağı, ancak, davacılar murisi tarafından sigorta poliçesi karşılığı ödenmiş bir prim bulunmadığı için, sigorta tazminatından arta kalan bu tutarın müteveffanın murisi davacılara ödenmesinin söz konusu olmayacağı, bu halde sigorta tazminatı ile müteveffanın davalı bankaya olan borcu sonlanmış olacağı için, davacı varislere ödenecek tutar ölüm tarihinden sonra yapılmış olan ödemeler toplamının 27.718,72 TL ile sınırlı kalacağı, davacılar tarafından dava tarihinden önce ihtar çekilmek suretiyle davalı banka temerrüde düşürülmediği, dolayısıyla temerrüt hali dava tarihi itibariyle oluşacağı, diğer yandan, davacıların talebinde açıkça ticari ,temerrüt faizi talep edilmediği için, iadeye karar verilmesi halinde iade tutarı 27.718,72 TL'ye ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz oranı üzerinden faiz talep edilebileceği bildirilmiştir.
Dosya kapsamından, davalı banka ile muris ... arasında 27/03/2017 tarihli yatırım amaçlı işyeri kredisi sözleşmesi imzalandığı, kredi sözleşmesi kapsamınnda murise 27/03/2017 tarihinde %14,76 faiz oranı üzerinden 120 ay vadeli olarak 92.000 TL tutarında işyeri kredisi kullandırıldığı, kredi ödemeleri devam ederken murisin 12/12/2017 tarihinde vefat ettiği, geriye mirasçı olarak davacıların kaldığı, kullandırılan kredi için hayat sigortası yapılmaması nedeniyle murisin ölüm tarihinden sonra, bilirkişi raporu ile de tespit edildiği üzere, mirasçı davacılar tarafından toplam 17.718,72 TL taksit ödemesi yapıldığı, bakiye borç miktarının 90.272,88 TL olduğu anlaşılmaktadır.
Dosyada mevcut Yatırım Amaçlı İşyeri Kredisi sözleşmesinin “Sigorta” başlıklı 13. maddesinde; "Müşteri, işbu Sözleşme tahtında kullandığı Kredi'nin teminatlandırılmasına ilişkin olarak, hem Kredi konusu taşınmaza ait zorunlu sigortalar hem de bu zorunlu sigortalar dışında konut ve hayat sigortası ve/veya başkaca ihtiyari sigortalar, ... Banka'nın dain ve mürtehin olması kaydı ve masrafları Müşteri'ye ait olmak üzere yaptırılacak ve Kredi borcunun anapara, tüm faiz ve ferileri ile birliktte tamamen kapanacağı tarihe kadar bahse konu zorunlu/ihtiyari sigortalara ilişkin poliçeler yenilenecek, süresi içinde yenilenmemesi halinde Banka tarafından yenilenecek ve buna ilişkin masraf, primi ve her türlü ödemeler Müşteri'nin Banka nezdindeki hesaplarından/kredi kartlarından Bankaca alınabilecektir.” şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Dosyada mevcut, 27.03.2017 tarihini ihtiva eden "Krediye Bağlı Sigorta Poliçesi Düzenlenmesi Ve Prim Tahsilatı Talimatı"nın incelenmesinde; muris ... tarafından davalı bankaya “ Bankanız ile ... tarihinde imzalamış olduğum Yatırım Amaçlı İşyeri Kredisi Sözleşmesi Hükümleri çerçevesinde, ihtiyari sigortalardan işyeri ve hayat sigortasını ile bunlarla sınırlı olmaksızın diğer ihtiyari sigortaları, ilgili sigortaların poliçelerinde Bankanız dain ve mürtehin olmak kaydıyla yaptıracağımı, ilgili sigortaları kredi borcumun/anapara, tüm faiz ve ferileri ile birlikte tamamen kapanacağı tarihe kadar yenileyeceğimi ve söz konusu sigortaların yenilenmesini sigorta poliçelerinin bitiş tarihinden 15 (Onbeş) gün öncesine kadar sağlayacağımı kabul, beyan ve taahhüt eder; sigortaların yenilenmesini belirttiğim bu süre zarfında yaptırmadığım takdirde, işyeri ve hayat sigortası ve bunlarla sınırlı olmaksızın diğer ihtiyari sigortaların da tarafınızdan yaptırılmasını ve sigorta primlerinin nezdinizdeki mevcut hesaplarımdan, kredi kartlarımdan tahsil edilmesini talep eder, ilgili hesap numarama ve kredi kartıma ait bilgilerin sigorta şirketi ile paylaşılmasına muvafakat ederim." şeklinde talimat verildiği anlaşılmıştır.
Uyuşmazlık davacıların murisi olan kredi borçlusunun hayat sigortası ile sigortalanmaması nedeniyle kusurun kimde olduğu ve davacıların bu nedenle uğradıkları zararın davalıdan talep edip edemeyeceklerine ilişkindir.
Sigorta sözleşmeleri iyi niyet sözleşmeleri olup, taraflar sözleşme kurulması aşamasında birbirlerini aydınlatma yükümlülüğü altındadır.
Esasen kredi borcunu teminat altına alan hayat sigortasının yaptırılmasında hem kredi alanın hem de bankanın menfaati olduğu için taraflar sözleşme hükümlerine göre bu edimi yerine getirmektedirler.
Somut olayda davalı banka, ticari kredi niteliğinde bulunan yatırım amaçlı işyeri sözleşmesinden kaynaklanan kredi hakkında, hayat sigortası yönünden bilgilendirme yükümlülüğünün yapıldığını ispat etmek zorunda olup, taraflar arasındaki sözleşmenin 13.maddesinde hayat sigortasının davalı bankanın dain ve mürtehin olması kaydıyla ve masrafları müşteriye ait olmak üzere yaptırılacağı ve kredi borcunun ana para, tüm faiz ve fer'ileriyle birlikte tamamen kapanacağı tarihe kadar hayat sigortasına ilişkin poliçenin yenileceği, süresi içinde yenilenmemesi halinde davalı banka tarafından yenileneceği ve buna ilişkin masraf, prim ve her türlü ödemelerin müşterinin banka nezdindeki hesaplarından/ kredi kartlarından davalı bankaca alınabileceği düzenlendiği, böylelikle murisin imzaladığı bu sözleşme ile hayat sigortası yaptırabileceği yönünde bilgilendirildiği, nitekim muris tarafından sözleşmenin imzalandığı tarih olan 27/03/2017 tarihinde davalı bankaya hitaplı "Krediye Bağlı Sigorta Poliçesi Düzenlenmesi ve Prim Tahsilatı Talimatı" ile davalı banka tarafından işyeri ve hayat sigortası yaptırılması ve sigorta primlerinin banka nezdindeki mevcut hesaplarından/kredi kartlarından tahsil edilmesini talep ettiği, böylelikle muris tarafından hayat sigortası yaptırılması hususunda davalı bankaya talimat verildiği anlaşılmaktadır.
Davalı bankaca, 12/05/2022 tarihli yazı ekinde mahkemeye gönderilmekle davalı banka tarafından kabul edilen sözkonusu talimata ve sözleşmenin 13.maddesinde zorunlu sigortalar dışında kalan hayat sigortası gibi ihtiyari sigortaların da yapılacağı hususunda tarafların mutabakata varmasına rağmen krediye konu hayat sigortasının davalı banka tarafından yaptırılmadığı sabit olup, bu konuda davacılar murisinin vazgeçmesi de ispat edilemediğinden sigorta poliçesinin tanzim edilmemesi hususunda asgari özen yükümlülüğünü yerine getirmeyen davalı bankanın kusurlu olduğu, bu talimat ile davacılar murisinin kredi ile bağlantılı olarak hayat sigortası yaptırılması ve prim tutarlarının hesaplarından/kredi kartlarından tahsil edilmesi hususunda davalı bankayı yetkilendirdiği, nitekim taraflar arasında imzalanan kredi sözleşmeleri kapsamında muris tarafından verilen talimata istinaden davalı bankaca hayat sigorta poliçeleri yaptırıldığı, dava konusu kredi için de bankaca ticari risk sigortası yaptırılmasına karşın hayat sigortası yaptırılmadığı, söz konusu olgular karşısında murisin hayat sigortası yapılıp yapılmadığını kontrol edip etmemesinin sonuca etkili olmadığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davalıdan alınması gerekli olan 8.060,00 TL harçtan peşin alınan 2.015 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.045 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Yargılama giderlerinin yatıran taraf üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 08/12/2023
Başkan- Üye Üye - Zabıt Katibi
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.