T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2022/82 Esas 2024/130 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/82
KARAR NO: 2024/130
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 20/10/2021
NUMARASI: 2021/325 Esas 2021/649 Karar
DAVACI :
VEKİLİ:
DAVALILAR :
VEKİLİ:
DAVA: İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 27/06/2019
KARAR TARİHİ: 29/01/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH: 19/02/2024
Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiğini belirterek davalıların icra takibine itirazının iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dışı asıl borçlu hakkında kesin mühlet kararı verildiğini, davacının bu karara rağmen kredi ilişkisini sona erdirdiğini, müvekkilleri aleyhine başlatılan icra takibinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, asıl borçlunun ifa güçsüzlüğünde olmadığını, alacaklılar tarafından konkordato hükümlerine bağlı kalındığında borcun ödenmesinde herhangi bir problem çıkmayacağını, faiz oranının fahiş olduğunu bildirerek davanın reddini, kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporunda faiz oranı ve hesaplamanın kredi sözleşmesi içeriği, banka kayıtları ve tüm dosya kapsamı itibariyle yerinde olduğu, dava dışı asıl borçlunun asıl alacağa konu borcunun temerrüt tarihi itibariyle 2.872.970,76 TL olarak hesaplandığı, davalı kefillerin de kefalet limiti ve dosya kapsamı itibariyle asıl borçlarının icra takip talepnamesindeki talep de nazara alınarak bu miktar asıl alacağa konu borcunun olduğu, davalı borçlular yönünden temerrüt takip tarihi itibariyle başlayacağından takip tarihine kadar akdi faiz işletilebileceği, akdi faizin asıl borca katılmasının banka kredi sözleşmesi içeriği itibariyle yerinde ve bilirkişi raporunda buna göre hesaplama yapılmış ise de icra takip talepnamesinde temerrüt tarihi itibariyle asıl alacağın belirtildiği, taleple bağlı kalınarak asıl alacağa konu borcun 2.872.970,76 TL olup, bu miktara 03/04/2019 tarihinden takip tarihine kadar 14 gün için akdi faizin 19.647,31 TL, bu miktarın BSMV'si 982,36 TL olmakla davalıların itirazının 2.872.970,76 TL asıl alacak, 19.647,31 TL işlemiş akdi faiz, 982,36 TL BSMV ve 944,79 TL ihtarname gideri olmak üzere toplam 2.894.545,22 TL üzerinden iptali gerektiği, davadan sonra 29/06/2020 tarihli protokol kapsamında yapılan toplam 464.291,00 TL ödemenin ödeme tarihleri ve miktarları da gözetilerek hükmün icrası sırasında icra müdürlüğünce nazara alınacağı, alacağın likit olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalıların icra takip dosyasına yaptıkları itirazın 2.872.970,76 TL asıl alacak, 19.647,31 TL işlemiş akdi faiz ve 982,36 TL BSMV, 944,79 TL ihtarname gideri olmak üzere toplam 2.894.545,22 TL için iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %26,37774909885 oranında faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 07/08/2020 tarihinde yapılan 46.000,00 TL, 27/10/2020 tarihinde yapılan 46.000,00 TL, 11/12/2020 tarihinde yapılan 46.000,00 TL, 15/01/2021 tarihinde yapılan 46.000,00 TL, 16/03/2021 tarihinde yapılan 70.072,64 TL, 02/06/2021 tarihinde yapılan 140.145,28 TL, 24/06/2021 tarihinde yapılan 70.073,08 TL olmak üzere toplam 464.291,00 TL ödemenin hükmün icrası sırasında icra müdürlüğünce nazara alınmasına, hükmolunan meblağın %20'si oranında hesaplanan 578.909,04 TL icra inkar tazminatının davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalıların yasal koşulları oluşmayan kötüniyet tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporu ve bilirkişi ek raporunun da ticari yeniden yapılandırma protokolüne göre düzenlendiğini, kredi için uygulanan akdi faiz oranı uygulanmayarak gerekli ödemeler yapılmadığından dolayı geçerliliğini yitirmiş olan yapılandırma protokolüne göre hesaplamalar yapıldığını, bunun da hatalı hesaplama yapılmasına sebebiyet verdiğini, ticari yeniden yapılandırma protokolü doğrultusunda borçlularca herhangi bir ödeme yapılmaması üzerine, kredi hesabının 28/01/2019 tarihi itibariyle kat edilerek sözleşmenin ve borç ödeme protokolünün de feshedildiğini, asıl firma ile dava tarihinden sonra yeniden yapılandırma protokolü imzalanmış ise de, söz konusu ödemeler yine aksayarak ödenmediğini, dava tarihinden sonra imzalanan protokolde açılmış tüm davalardan feragat edilmesi şart koşulmuş ise de, dava dışı firma tarafından bu şartların yerine getirilmediğini, akdi faizin hesaplanmasında geçersiz hale gelmiş olan yeniden yapılandırma protokolünde belirtilen faiz oranı olan %17,58 faiz oranının kullanmasından kaynaklı eksik hesaplama yapıldığını, akdi faiz oranın eksik hesaplanması sebebiyle de takipte istenilen anapara ile raporda belirtilen anapara hesabında farklılıklar çıktığını, dosyada tek bir bilirkişi raporu alındığını, çelişkilerin giderilmesi için ek rapor tanzim edilmediğini, raporun çelişkili olması sebebiyle de denetime elverişli olmadığını, istinaf incelemesinin de faiz hesaplamalarının özellikle hesap kat tarihi ile takibin açıldığı döneme ilişkin hiç faiz işletilmemiş olmasının bankacılık uygulamalarına tamamen aykırı bir işlem olduğunun tespit edileceğini, müvekkilinin akdi faiz alacağı, temerrüt faiz alacağı ve ferilerinin eksik hesaplandığının alınacak yeni raporla ortaya çıkacağını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Yargılama aşamasında bankacı bilirkişiden alınan 27/09/2021 tarihli rapor, Ankara 20. İcra Müdürlüğünün 2019/5330 sayılı takip dosyası, genel kredi sözleşmesi sureti, hesap kat ihtarı, davacı ile dava dışı şirket arasında akdedilen 29/06/2020 tarihli protokol, dava dışı asıl borçlunun banka hesap hareketleri dosya içerisinde yer almaktadır.
Dava konusu Ankara 20. İcra Müdürlüğünün 2019/5330 sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı tarafından davalı borçlular aleyhine genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan toplam 3.225.363,87 TL nakit alacağın tahsili talebi ile icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalılara tebliğ olduğu, davalıların 7 günlük itiraz süresi içerisinde takibe konu borca ve icra müdürlüğünün yetkisine itiraz ettikleri, işbu itirazın iptali davasının İİK'nun 67. maddesi uyarınca, itiraz dilekçesinin alacaklı/vekiline tebliğ tarihinden itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı dosya içeriğiyle sabittir.
Anılan icra takip dayanağı genel kredi sözleşmesinin davacı banka ile dava dışı ... İnşaat A.Ş. arasında akdedildiği, 28/08/2017 tarihli 13.000.000,00 TL limitli sözleşmede davalıların 05/06/2018 tarihinde 17.000.000,00 TL limit ile müteselsil kefil sıfatıyla imzasının yer aldığı, davalıların sözleşmede yer alan imzalarını inkar etmediği, kefaletin sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nun 583 vd. maddelerindeki şekil koşullarına uygun olduğu anlaşılmıştır.
Davacı tarafından kredi hesabı kat edilerek dava dışı asıl borçlu ve davalılara 28/03/2019 tarihli hesap kat ihtarnamesi gönderilmiştir. Anılan ihtaranmede 3.163.805,27 TL nakit alacağın ödenmesi için 1 gün atıfet süresi verilmiştir. İhtarname davalıların genel kredi sözleşmesindeki adreslerine bila tebliğ olmuş, dava dışı asıl borçluya ise 01/04/2019 tarihinde tebliğ edilmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, 04/12/2019 tarih 2019/355 Esas 2019/1046 Karar sayılı karar ile davacı bankanın ... Şubesi ile dava dışı ... ... A.Ş. arasında imzalanan 28/08/2017 tarihli genel kredi sözleşmesinde yetkiye ilişkin bir düzenleme bulunmadığı, HMK'nun 14. maddesinin davalı tarafın şubeye ilişkin işlemlerine yönelik olduğu, davacı tarafın şubesine ilişkin olarak uygulanamayacağı, davalıların adresinin ise Etimesgut Ankara olduğu anlaşılmakla, yetkili icra dairesi ve mahkemelerinin Ankara Batı icra müdürlüğü ve mahkemeleri olduğu, dava itirazın iptali davası olup, ödeme emri tebliği üzerine yetki itirazında da bulunulduğu, yetkili icra dairesinin Ankara Batı icra dairesi olduğu, Ankara icra dairesinin yetkili olmadığı, bu şekliyle yetkili yerde takip yapılmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Anılan karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 31/03/2021 tarih 2021/271 Esas 2021/462 Karar sayılı kararıyla dava konusu ilamsız icra takibinin başlatıldığı tarihte davalı-asıl borçlu şirketin faaliyet merkezi adresi İstanbul, davalı-müşterek borçlu ve müteselsil kefillerin adresleri ise Etimesgut/Ankara olduğu, dava ve takip dayanağı genel kredi sözleşmesinin 19. maddesinde yetkili mahkeme ve/veya icra dairesinin tayin edilmediği, bu kısmın boş bırakıldığı, uyuşmazlığın para alacağının tahsili isteminden kaynaklandığı, HMK'nun 10. maddesinde yapılan atıfla TBK'nun 89. maddesi ve HMK'nun 14. maddesi gereği genel kredi sözleşmesini imzalayan davacının banka şubesi olan ... Ankara şubesinin yerleşim yerinin bağlı bulunduğu Ankara Adliyesi icra dairelerinin de takipte yetkili olacakları, mahkemece işin esasına girilmesi gerektiği gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
Dairemiz kararından sonra yargılamaya devam eden mahkemece banka kayıtları üzerinde yerinde yapılan inceleme ile alınan bilirkişi raporunda, davalıların takip tarihinde temerrüte düştüğü, dava dışı asıl borçlunun temerrüt tarihinin 03/04/2019 olduğu, davacının dava dışı şirkete kullandırdığı BCH kredisini 29/06/2018 dönem sonunda tahakkuk ettirilen 111.128,48 TL faiz ve 5.556,42 TL BSMV olmak üzere toplam 116.684,90 TL'yi 29/06/2018 tarihinde ödendiği, tahsil edilen faiz tutarı hesaplamasına baz alınan yıllık faiz oranının %17,5851660659 olduğu, faiz oranı artırım konusunda asıl borçluya bildirimde bulunulduğuna dair bir belgenin ibraz edilmediği, genel kredi sözleşmesinin 16. maddesi uyarınca akdi faizin %50 fazlası olan %26,37749 oranının temerrüt faiz oranı olduğu, kefaletin fer'iliği ilkesi gereğince kefile asıl borçludan fazla sorumluluk yüklenemeyeceği, takip tarihi itibarıyla davacının davalılardan 2.872.970,76 TL asıl, 944,79 TL noter ihtarname masrafı olmak üzere toplam 2.873915,55 TL alacaklı olduğu, takip tarihinden sonra dava dışı asıl borçlu tarafından toplam 464.291,00 TL ödendiği yönünde kanaat bildirilmiştir.
Davacı yan genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağı bulunduğunu, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiğini iddia etmiş, davalı yan ise davacının kredi hesabını kat etmesinin usul ve yasaya aykırı bulunduğunu savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında davacı banka ile dava dışı ... İnşaat A.Ş. arasında genel kredi sözleşmeleri imzalandığı, davalıların sözleşmede müteselsil kefil olarak imzasının yer aldığı, kredi borcunun ödenmemesi üzerine davacı tarafından kredi hesabının kat edilerek davalılar aleyhine icra takibi başlatıldığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Gelinen aşamada uyuşmazlık, takip tarihi itibarıyla davacının davalılardan talep edebileceği alacak bulunup bulunmadığı, var ise miktarı, uygulanması gereken faiz oranları hususlarından kaynaklanmaktadır.
İtirazın iptali davalarında, usulüne uygun olarak icra müdürlüğünün yetkisine itiraz edilmiş olması halinde, yetkili icra müdürlüğünde takip yapılması HMK'nun 114/2. maddesi hükmü uyarınca dava şartı niteliğinde olup, yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerekir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda verilen 04/12/2019 tarihli karar ile Ankara icra dairesinin yetkili olmadığı, yetkili icra müdürlüğünün Ankara Batı icra daireleri olduğu, yetkili yerde takip yapılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, Dairemizce yapılan istinaf incelemesi sonunda HMK'nun 14. maddesi uyarınca genel kredi sözleşmesini imzalayan davacı banka şubesi olan ... Ankara şubesinin yerleşim yerinin bağlı olduğu Ankara icra dairesinin takipte yetkili bulunduğu gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Dairemizin anılan kararı karşısında icra takibinin yapıldığı Ankara İcra Müdürlüğünün yetkili icra müdürlüğü olup, yetkili icra müdürlüğünde takip yapılmasına ilişkin itirazın iptali davasının dava şartı gerçekleşmiştir.
Davalılar vekili davacı vekilinin istinaf dilekçesinin tebliği üzerine sundukları istinafa başvuru cevap dilekçesinde karara yönelik itirazlarını ileri sürmüş ise de, 24/01/2024 tarihli yazılı beyan dilekçesinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığını bildirdiğinden Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusu incelenmiştir.
Davacı vekilinin istinaf itirazları kamu düzenine aykırılık da gözetilerek incelendiğinde, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu ile davacının davalılardan talep edebileceği alacak miktarı kalem kalem tespit edildiği gibi, uygulanması gereken akdi faiz ve temerrüt faiz oranları belirlenerek davalıların takip tarihinde temerrüte düştükleri gözetilerek davacının davalılardan talep edebileceği asıl alacak miktarı ile noter ihtarname masrafı belirlenmiştir.
Yukarıda açıklandığı üzere hesap kat ihtarnamesi davalı kefillerin sözleşmedeki adresine bila tebliğ olmuştur. Taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinde asıl borçlu gibi, kefilin de sözleşmede yer alan adresinin davacı banka tarafından yapılacak tebligatlarda esas alınacağı hususu düzenlenmiş ise de, İİK'nun 68/b maddesinde kredi kullananın adres değişikliğini noter ihtarıyla bildirmediği takdirde eski adresin geçerli olacağı hükme bağlanmıştır. Anılan hüküm asıl borçluya ilişkin olup, kefile ilişkin bir düzenleme içermemektedir. Bu durum karşısında davalı kefil sözleşmedeki adresine çıkarılan hesap kat ihtarnamesi bila tebliğ olduğundan takip tarihinden önce temerrüte düşmemiştir.
Nitekim hükme esas alınan bilirkişi raporunda da davalıların temerrüte düşmediği kabul edilerek takip tarihi itibarıyla davacının davalı kefillerden olan asıl alacak ve noter ihtarname masrafı hesaplanmış ise de, bilirkişi raporundan ayrılınılarak takip tarihine kadar davacının davalılardan işlemiş akdi faiz alacağı ile BSMV alacağı hesaplanarak davacının davalıdan takip tarihi itibarıyla talep edebileceği alacak kalemleri belirlenmiştir.
İtirazın iptali davaları takibe sıkı sıkıya bağlı olup takipte istenilmeyen bir miktara hükmedilemez. Davacı banka icra takibinde 3.175.543,12 TL asıl alacak, 46.371,12 TL işlemiş %39 temerrüt faizi, 2.318,58 TL %5 BSMV, 1.1130,45 TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 3.225.363,87 TL alacağın tahsilini talep etmiştir. Anılan talepten anlaşılacağı üzere davacının icra takibinde talep ettiği işlemiş faiz, temerrüt faizi olup ayrı alacak kalemi olarak işlemiş akdi faiz talebi bulunmamaktadır. Takip talebinde yer alan alacak kalemlerinin gözetilmemesi ise, HMK'nun 26. maddesi uyarınca talep aşımına sebep olacağından kamu düzenine aykırılık teşkil eden bu hususun re'sen gözetilmesi gerekecektir.
Hal böyle olunca, mahkemece davalıların takip tarihi itibarıyla temerrüte düştüğü, temerrüt faizi işletilemeyeceği, davacının takipte ayrı işlemiş akdi faiz alacak kalemi talebi bulunmadığı gözetilerek hüküm kurulması gerekirken, bilirkişi raporundan ayrılınılarak asıl borçlunun temerrüt tarihi ile takip tarihi arasında geçen süre için işlemiş akdi faiz miktarı ile bu miktar üzerinden BSMV miktarlarının hüküm altına alınması, HMK'nun 26. maddesi uyarınca talep aşımı niteliğinde olup usul ve yasaya aykırıdır.
Her ne kadar, davacı banka davalının temerrüt tarihi olan takip tarihine kadar işleyen akdi faizi asıl alacak ile kapitalize ederek, kapitalize edilen toplam miktar asıl alacak olarak nitelendirilip takip tarihinden itibaren bu şekilde tespit edilen asıl alacağa temerrüt faizi işletilmesini talep edebilecek ise de, dava konusu icra takibinde davacı banka temerrüt tarihine kadar işlemiş akdi faiz alacağını asıl alacak ile kapitalize etmeyerek davalıların ikinci taksit tarihinden sonra kalan ana paraya taksit tarihinden takip tarihine kadar temerrüt faizi işletilmesi gerektiğini iddia etmek suretiyle ikinci taksit tarihi ile takip tarihi arasında işlemiş temerrüt faizi talep etmiştir.
Bu durumda, Dairemizce yeniden kurulan hüküm sırasında temerrüt tarihi olan takip tarihine kadar işlemiş akdi faiz miktarı, davacı bankanın takip talebindeki talebi gözetilerek, hesap kat tarihi itibarıyla tespit edilen asıl alacak ile kapitalize edilmek suretiyle asıl alacak miktarının tespit edilmesi yoluna da gidilmemiştir.
Öte yandan, banka kayıtları üzerinde yerinde yapılan inceleme ile alınan bilirkişi raporunda, davacı banka tarafından uygulanan yıllık akdi faiz oranı ile bu oran üzerinden genel kredi sözleşmesinin 16. maddesi uyarınca temerrüt faiz oranı tespit edildiği gibi, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda takip tarihi itibarıyla tespit edilen asıl alacak kaleminin ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişlidir.
Bu durumda bilirkişi raporunda yer alan asıl alacak kalemi olan 2.872.970,76 TL asıl alacak ile noter ihtarname masrafı olan 944,79 TL esas alınmak suretiyle davanın kısmen kabulüne, davalının dava konusu icra takibinde anılan asıl alacağa yönelik itirazının iptaline, takibin anılan asıl alacak miktarları üzerinden 2.872.970,76 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %26,37774909885 oranında temerrüt faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına yönelik hüküm kurulması yoluna gidilmiştir.
Tüm bu nedenlerle, ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönündeki kararında kamu düzenine aykırılık yönünden kısmen isabet görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kamu düzenine aykırılık gözetilerek kaldırılmasına, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine, davanın kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine, hüküm altına alınan alacak yönünden davacı yararına icra inkar tazminatına, dava tarihinden sonra yapılan ödemelerin icra müdürlüğünce infaz aşamasında dikkate alınmasına, davalıların kötüniyet tazminatı taleplerinin koşulları oluşmadığından reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
A)1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık gözetilerek KISMEN KABULÜNE,
2-Ankara 8. Asliye Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/10/2021 tarih ve 2021/325 Esas 2021/649 Karar sayılı kararının kamu düzenine aykırılık gözetilerek KALDIRILMASINA, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine,
B)1-Davanın KISMEN KABULÜNE, davalıların Ankara 20. İcra Müdürlüğünün 2019/5330 sayılı takip dosyasında 2.872.970,76 TL asıl alacak, 944,79 TL ihtarname gideri olmak üzere toplam 2.873.915,55 TL'ye yönelik itirazlarının iptaline, takibin bu miktar üzerinden, hüküm altına alınan 2.872.970,76 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %26,37774909885 oranında temerrüt faizi işletilmek suretiyle devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Hüküm altına alınan miktar üzerinden %20 oranında hesaplanan 578.909,04 TL icra inkar tazminatının davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
3-Dava tarihinden sonra 07/08/2020 tarihinde yapılan 46.000,00 TL, 27/10/2020 tarihinde yapılan 46.000,00 TL, 11/12/2020 tarihinde yapılan 46.000,00 TL, 15/01/2021 tarihinde yapılan 46.000,00 TL, 16/03/2021 tarihinde yapılan 70.072,64 TL, 02/06/2021 tarihinde yapılan 140.145,28 TL, 24/06/2021 tarihinde yapılan 70.073,08 TL olmak üzere toplam 464.291,00 TL ödemenin infaz sırasında icra müdürlüğünce nazara alınmasına,
4-Davalıların tazminat talebinin reddine,
5-Alınması gerekli 197.726,38 TL karar ve ilam harcının davalılardan müteselsilen alınarak Hazine’ye irat kaydına,
6-Davacı tarafından yapılan 1.500,00 TL bilirkişi ücreti, 169,40 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 1.669,40 TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 1.487,50 TL'nin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
8-Davacı davada kendisini vekille temsil ettirmiş olup, kararın kaldırma gerekçesi de gözetilerek kabul edilen miktar üzerinden ilk derece mahkemesi karar tarihine göre hesaplanan 115.926,81 TL vekalet ücretinin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
9-Davalılar davada kendisini vekille temsil ettirmiş olup, kararın kaldırma gerekçesi ve aleyhe hüküm kurma yasağı da gözetilerek reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 31.607,31 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine
10-Arabuluculuk Kanununun 18/A(13). maddesi uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk giderinin kabul ve ret oranları da nazara alınarak 1.176,17 TL'sinin davalılardan müteselsilen, geri kalan 143,83 TL'sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
11-HMK 333. maddesi gereğince mahkemece yatırılan avansın kullanılmayan kısmının kararın kesinleşmesine müteakip iadesine,
C)1-Davacı harçtan muaf olup, yatırdığı 59,30 TL istinaf karar harcı ile 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
2-Davacı tarafından istinaf aşamasında posta masrafı olarak yapılan 43,00 TL yargılama masrafının davadaki haklılık durumu gözetilerek hesaplanan 38,31 TL'sinin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucundaHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 29/01/2024
Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.