T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2022/526 Esas 2024/ Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2022/526
KARAR NO: 2024/549
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 24/11/2021
NUMARASI: 2021/93 Esas 2021/763 Karar
DAVACI :
VEKİLİ:
DAVALI :
DAVA: Rücuen Alacak (İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 10/02/2021
KARAR TARİHİ: 24/04/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH: 24/04/2024
Taraflar arasındaki işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; özelleştirme işlemlerinin bir basamağı olarak davalı ..., mülkiyetindeki dağıtım sisteminin işletme hakkını her hir dağılım bölgesi için ayrı kurulan şirketlere “İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi” ile devretmiş, bu kapsamda müvekkil şirket ile davalı arasında 24.07.2006 tarihli İşletme Ilakkı Devir Sözleşmesi (İHDS) imzalandığı, İHDS öncesi dönemde meydana gelen iş kazası sebebiyle, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından Osmaniye İş Mahkemesi'nin 2013/276 E. sayılı dosyasıyla müvekkili aleyhine açılan rücuen tazminat davasında davanın kabulüne karar verildiği, sözü edilen hüküm Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 2016715926 E.-2019/2890 K sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiğini, söz konusu ilam sebebiyle; müvekkili tarafından, Osmaniye 2. İcra Müdürlüğü'nün 2016/3981 Esas sayılı dosyasına 36.275,28 TL ödendiğini, ayrıca 1.068,34 TL ilâm harcı Osmaniye Vergi Dairesine yatırıldığı, taraflar arasındaki İHDS uyarınca söz konusu ödemeye ilişkin sorumluluğun davalıya ait olması nedeniyle; müvekkili şirketçe davalıya yapılan 05.03.2020 tarihli başvuru ile icra dosyasına yapılan ödemenin işlemiş taizi ile birlikte iadesi talep olunduğu, ancak davalı şirket tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığı, davaya konu ödemeye sebep teşkil eden olay, davalı ... ile müvekkili şirket arasında akdedilen İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin imzalandığı 24.07.2006 tarihinden önceki döneme ilişkin olmakla, anılan sözleşme hükümlerine göre sorumluluğun davalıya ait olduğu, dava konusu olaya ilişkin davacı elinde olan belgelerden, davacı tarafından icra dosyasına 36.275,28 TL ve Osmaniye Vergi Dairesine de 1.068,34 TL ödeme yapıldığı görüldüğü, bundan başka yapılan ödeme olup olmadığı tam olarak tespit edilemediği, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik müvekkili şirket tarafından icra dosyasına ödenen 36.275,28 TL ve vergi dairesine ödenen 1.068,34 TL toplamı 37.343,62 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediklerini, ... ile ... A.Ş'leri arasında 24.7.2006 tarihinde imzalanan ve halen yürürlükte olan İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin ; "Diğer Hususlar" başlıklı 18.6 maddesinde; "Şirket, yürürlükteki mevzuat'a göre kurulmuş ve faaliyetlerini yürüten bir anonim şirket olduğunu, ...'ın ayrı ve bağımsız bir tüzel kişiliği bulunduğunu, ... hisselerinin kamuya ait olmasının, başka bir kamu kurum veya kuruluşunun fiillerinin ...'ın hiçbir şekilde sorumlu tutulamayacağını bu kararlar gerekçe gösterilerek ...'tan talepte bulunulamayacağını, ...'ın belirli iş ve işlemlerinin idari yargının denetimine tâbi olmasından ve bunun sonucu idari yargıda verilecek bir yürütmeyi durdurma veya iptal kararı neticesinde ...'ın Sözleşmeden doğan yükümlülüklerini hiç veya gereği gibi yerine getirememesinden, bu Sözleşme'nin veya Sözleşme'nin dayanağını oluşturan herhangi bir işlemin yürütmesinin durdurulması veya iptalinden dolayı herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, ...'tan masraf, zarar veya herhangi bir isim altında hiçbir talepte bulunmayacağını gayrikabili rücu ve kayıtsız şartsız olarak beyan, kabul ve taahhüt eder." hükümlerine yer verildiği, özelleştirme uygulamalarıyla ilgili olarak; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'nın 08.04.2011 tarih ve 2443 sayılı yazısında "…... şirketlerinin özelleştirilmesinde, bir dağıtım bölgesinde dağıtım varlıklarının kullanım hakkına ve dağıtım ile perakende satış lisansına sahip şirketin hisselerinin blok olarak satışı öngörüldüğü, 3096 sayılı Kanun çerçevesinde gerçekleştirilen ... Özelleştirmeleri için geçerli olan devir tarihi itibarıyla endeks okuma, stok sayımı gibi uygulamalar idare tarafından gerçekleştirilen ... Özelleştirilmelerinde geçerli olmayıp; Şirketin tüzel kişiliği, hakları, borçları ve yükümlülüklerinde herhangi bir değişiklik olmaksızın sadece hisselerinin el değiştirmesi söz konusudur..." ifadelerine yer verildiği, davacı vekilinin dava konusu talebini 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin 7.4 ve 7.6 maddelerine dayandırdığı, İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin 18.6. maddesinde yer alan “Şirket, (…) bu sözleşmeye dayanarak ... Cumhuriyeti Devleti de dahil olmak üzere başkaca bir kamu kurum veya kuruluşundan talepte bulunulamayacağını, (…) ...’tan masraf, zarar veya herhangi bir isim altında hiçbir talepte bulunmayacağını gayrikabili rücu ve kayıtsız şartsız olarak beyan, kabul ve taahhüt eder.” hükmü gereğince davacı Şirketin dava konusu ettiği alacaklara ilişkin olarak hiçbir talepte bulunamayacağı, iş kazasından kaynaklanan tazminat talebi olup; işbu talebin İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin 7. Maddesi kapsamında değerlendirilmesi mümkün olmadığı, ancak dayanak davanın konusu alacak iş kazasından kaynaklanan tazminat talebi olduğundan, söz konusu davanın sorumluluğunun müvekkili kurumda olmayıp; davacı şirketin sorumluluğunda olduğu, İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin 7.maddesinde 3.kişilerin hak iddiaları düzenlenmiş olup; Şirket bünyesinde çalışan işçi ile yine şirketin işlerini alt yüklenici veya taşeron vasıtasıyla yaptırdığı işlerde çalışan işçiler bu kapsamda değerlendirilemeyeceği, Hisse Devir Sözleşmesi’nin 6. Maddesinin 3 fıkrası’’ ALICI, ŞİRKETLER’de çalışan 4857 sayılı iş kanununa tabi personelin kanunlardan ve toplu iş sözleşmelerinden doğan haklarının korunacağını, kıdem tazminatlarının ve diğer tüm haklarının ŞİRKETLER tarafından ödeneceğini kabul , taahhüt ve garanti eder.’’ Şeklindeki açık hükmünden de anlaşılacağı üzere şirkete devredilen işçilerin her türlü alacağı Şirketin sorumluluğunda olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek üzere bu durumda müvekkilinin ancak mahkeme rücu davasına dayanak teşkil eden davada hükmedilen bedelden sorumlu olabileceği, ilam sonrası faiz, icra takibi ve buna ilişkin giderler kısmına ilişkin ilamın takibe konu edilmesinde davacının kusurunun bulunduğu için bu kısımların müvekkiline rücu edilmesi mümkün olmadığını bu nedenlerle davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; dava Osmaniye İş mahkemesinin Esas no: 2013/276, Karar No: 2016/391 sayılı kararı uyarınca dava dışı alacaklı Sosyal Güvenlik Kurumu'na ödenen toplam 36.275,28 TL'nin davalıdan ve ayrıca bakiye karar ilam harcı olarak Vergi Dairesi'ne ödendiği belirtilen 1.068,34 TL'nin İHDS hükümleri uyarınca davalıdan rücuen tahsili talebine ilişkin olduğu, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ile ...'ın özelleştirilmesi için imzalanan Hisse Satış sözleşmesinin “Alıcı, ihale konusu hisseleri devraldığı tarihten önceki döneme ilişkin olarak işletme hakkı devir sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla şirkette yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketin sorumlu olduğunu, bu bususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak kendisinin veya şirketin idareyi ve ...'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve rücu hakkının bulunmadığını kabul, taahhüt ve garanti eder." şeklindeki 9.4. maddesinde alıcının hisseleri devraldığı tarihten önceki döneme ilişkin olarak tüm borçlardan sorumlu olduğu, bunlarla ilgili olarak ...'a gidemeyeceği hükmü mevcut olduğu, buna göre şirketin kural olarak hisse devir tarihi olan 30.09.2013 tarihinden önceki döneme ait borçlardan sorumlu olduğu, yine maddede “işletme hakkı devir sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla" ibaresine yer verildiğinden bu sorumluluğun kapsamında İHDS'nin de gözetileceği, buna göre hisse devrinden önceki dönemin sınırsız şekilde geriye doğru götürülemeyeceği, en fazla işletme hakkı devir tarihine kadar geri götürülebileceği, buna göre şirketin hisse devrinden önceki borçlardan sorumluluğunun işletme hakkı devir tarihinden itibaren başladığı, bu duruma göre, 24/07/2006-30/09/2013 tarihleri arasında doğmuş olan borçların, davalı ... ... A.Ş.'ye rücu edilemeyeceği, bunların davacı taraf üzerinde kalacağı, ancak 24/07/2006 tarihinden önceki borçların hisse satış sözleşmesinin 9.4. Maddesinin incelenmesi sonucu; İHDS'nin 7.4. Maddesi uyarınca davalı ... ... A.Ş.'ye rücu edilebileceği, davacı tarafça icra dosyasına 24/10/2016 tarihinde Tehiri icra teminatı olarak 32.500,00 TL yatırıldığı, ayrıca 28/05/2019 tarihinde 3.775,28 TL ödeme yapıldığı anlaşıldığı, 32.500,00 TL'lik ödemenin teminat olarak yatırıldığı için 28/05/2019 tarihinde bakiye borç tutarı olarak yapılan ödeme dikkate alınarak; ödeme tarihi olarak 28/05/2019 tarihi değerlendirildiği, davaya konu rücua konu borcu doğuran olayın 24/07/2006 tarihinden önce meydana geldiği ve bu nedenle yapılan ödemelerin tamamının davalıya rücu edilebileceği, ayrıca vergi dairesine bakiye karar ilam harcı olarak ödendiği anlaşılan 878,90 TL'nin de davacı tarafça rücuunu talep edebileceği anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne, 37.154,18-TL alacağın, 28/05/2019 ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin kısmen kabul kısmen ret kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu,
Mahkemece eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, İHDS 7.maddesinde üçüncü kişilerin hak iddialarının düzenlendiğini, davada üçüncü kişi zararından söz edilemeyeceğini, yargılama aşamasında bilanço düzenlemelerine ilişkin yaptıkları açıklamalara itibar edilmemesinin hatalı olduğunu, devre esas bilanço düzenlemeleri ile geçmişe yönelik borç ve alacak işlemlerinin kesinleştirildiğini, alacak davasında talep edilen bedellerin ...'ın devre esas bilanço tarihinden önce ödendiğini, bu nedenle müvekkilinden talep edilmeyeceğini, ödemelerin özelleşen şirketin şuanki hissedarları tarafından değil aksine hisselerinin tamamının ...'a ait olduğu dönemde gerçekleştirildiğini, müvekkilinin tekrar ödeme yapması halinde mükerrer ödemenin söz konusu olacağını, işletme hakkı devir sözleşmesi hükümlerinin yanı sıra ihale şartnamesi, hisse satış sözleşmesi hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, 01/03/2005 tarihinden önce dağıtım faaliyeti bölgesinde ... Genel Müdürlüğünün değil ayrı tüzel kişiliğe sahip ... Müesseselerinin yetkili ve sorumlu olduğunu, ihale sürecinde düzenlenen tespit tutanağında dava konusu rücuya esas icra ve dava dosyalarının yer almadığını, devre esas bilanço kayıtlarında söz konusu bedelin davacı lehine alacak olarak yer almadığını, ihbar şartı gerçekleşmediğini, mahkemece avans faizine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, faiz başlangıç olarak belirtilen tarihin hatalı olduğunu, ayrıca icra masraf ve giderlerinden müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından Osmaniye 2. İcra Müdürlüğü'nün 2016/3981 Esas sayılı dosyasına 36.275,28 TL ve Vergi Dairesi'ne 1.068,34 TL olmak üzere toplam 37.343,62 TL ödendiğini, bu nedenle davanın 37.154,18 TL üzerinden kısmen kabul kararı verilmesinin hatalı olduğunu, ödeme belgelerinden görüleceği üzere Osmaniye 2. İcra Müdürlüğü'nün 2016/3981 Esas sayılı dosyasına ödenen 36.275,28 TL ödemenin; 32.500,00- TL'lik kısmının 24/10/2016 tarihinde, bakiye 3.775,28 TL'lik kısmının ise 28/05/2019 tarihinde ödendiğini, bunun yanında 1.068,34 TL'nin ise Vergi Dairesi'ne 31/03/2020 tarihinde ödendiğini, söz konusu tutarlara ayrı ayrı ödeme tarihlerinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, tümüne 28/05/2019 tarihinden itibaren faiz işletilmesi hatalı olduğunu, kararın bu yönüyle kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini ve ayrıca davalı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; taraflar arasında imzalanan İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Osmaniye İş Mahkemesinin 03.05.2016 tarih ve 2013/276 tarih ve 2002/232 Esas2016/391 karar sayılı ilamının incelenmesinde; davacısının Sosyal Güvenlik Kurumu, davalısının ... olup, dava dışı işçi ...'nun 24.03.2006 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeniyle bağlanan gelir ve aylıkların rücuen tahsili davasında mahkemece, 17.290,41 TL'nin ilk PSD'li gelir onay tarihi olan 30.11.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği, kararın Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 27/03/2019 tarihli kararıyla onanarak kesinleştiği görülmüştür.
Osmaniye 2. İcra Müdürlüğü'nün 2016/3981 sayılı takip dosyası dosyasının incelenmesinde; alacaklı Sosyal Güvenlik Kurumu, borçlusu Osmaniye İş Mahkemesinin 03.05.2016 tarih ve 2013/276 tarih ve 2002/232 Esas 2016/391 karar sayılı ilamı gereğince 26.820,22 TL alacak üzerinden ilama dayalı olarak icra takibi başlatıldığı, borçlu ... A.Ş. tarafından tehiri icra teminatı olarak 32.500,00 TL yatırıldığı, ayrıca 28.05.2019 tarihinde 3.775,28 TL ödendiği anlaşılmıştır.
Sözleşme hükümleri ile birlikte somut olay ve istinaf itirazları birlikte incelendiğinde; dava dışı ... tarafından 24.03.2006 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu açılan davada yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verildiği, bu kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, dava dışı ...'nun mahkeme ilamını ... aleyhine icra takibine koyması sonucu davacının takip dosyasına tehiri icra teminatı olarak 32.500,00 TL yatırıldığı, ayrıca 28.05.2019 tarihinde 3.775,28 TL ödediği dosya içeriğiyle sabittir.
Taraflar arasında akdedildiği hususunda her hangi bir ihtilaf bulunmayan 24/07/2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin 7.1 maddesinde; sözleşmenin imza tarihinden önce başlamış idari ve hukuki ihtilafların takip edilmesi, çözüme kavuşturulması ve bundan kaynaklanan her türlü sorumluluğun ...'a ait olduğu, 7.4 ve 7.6 maddesinde de; dağıtım faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetler nedeniyle üçüncü kişiler tarafından ileri sürülecek her türlü talebin muhatabının ... olduğu hükme bağlanmıştır.
Somut uyuşmazlıkta davacı tarafından icra dosyasına yapılan ödeme İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin imzalandığı tarihten önceki döneme isabet eden olaya dayanmaktadır. Rücuen alacağa dayanak olan Osmaniye İş Mahkemesi'ndeki davanın davacısı da bu sözleşme çerçevesinde üçüncü kişi konumunda olup İHDS'nin 7.4 ve 7.6 maddeleri gereğince davacının icra dosyasına ödediği bedeli davalıdan rücuen talep ve dava hakkı bulunmaktadır. Bu nedenle davalı vekilinin buna yönelik istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.
Öte yandan, Hisse Satış Sözleşmesi'nin 9.4. maddesinde "...İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla", 22. maddesinin f bendinde "Alıcı ihale konusu hisseleri devir aldığı tarihten önceki döneme ilişkin olarak İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla..." hükümleri yer almaktadır. Anılan hükümler gözetildiğinde Hisse Satış Sözleşmesi karşısında İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin öncelikle uygulanacağı anlaşıldığından davalı vekilinin bu hususa yönelik savunmalarına Dairemizce itibar edilmemiştir.
Davalı vekilinin açılan davada ödeme tarihinden itibaren faiz uygulanamayacağına yönelik itirazına gelindiğinde, rücuen tazminat talebi, başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelik tazminat niteliğinde olup, davacının mal varlığındaki eksilme ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme gününden itibaren her iki tarafta tacir olduğundan avans faizi talep edebilir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13/04/2016 tarih ve 2016/2239-2016/4044 E.-K. Sayılı emsal kararı). Buna göre ilk derece mahkemesinin kararında ödeme tarihinden itibaren avans faizine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Taraf vekillerinin faiz başlangıç tarihine yönelik istinaf başvurularının incelenmesine gelince; 24/10/2016 tarihinde 32.500,00 TL, 28/05/2019 tarihinde 3.775,28 TL ve 22/07/2019 tarihinde 878,90 TL olmak üzere toplam 37.154,18 TL davacı yanca ödenmiş olmasına rağmen ilk derece mahkemesince 37.154,18 TL'ye 28/05/2019 tarihinden itibaren avans faizi işletilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan kararın bu yönüyle kaldırılması gerekmiştir.
Tüm bu nedenlerle taraf vekillerinin istinaf başvurularının kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
A)1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının KISMEN KABULÜ ile,
Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/11/2021 tarih ve 2021/93 Esas 2021/763 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/(1).b-2 maddesi uyarınca faiz başlangıç tarihi yönünden KALDIRILMASINA,
B)1-Davanın KISMEN KABULÜ ile;
37.154,18-TL alacağın, 32.500,00 TL'sine 24/10/2016 tarihinden, 3.775,28 TL'sine 28/05/2019 tarihinden ve 878,90 TL'sine 22/07/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
2-Fazlaya ilişkin istemin reddine,
3-Alınması gerekli 2.538,00 TL harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
4-Arabuluculuk Kanununun 18/A(13). maddesi uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk giderinin 1.313,26 TL sinin davalı yanca yatırıldığı anlaşılmakla bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
5- 6,74 TL Arabuluculuk giderinin ise davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
6-Davacı tarafından yapılan 73,50 TL posta ve tebligat gideri,750,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 823,50 TL yargılama giderinin kabul oranı üzerinden (% 99,49 kabul) 819,30 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, kalan miktarın davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davacının dava açarken ödediği 59,30 TL başvurma harcı ile 637,74 TL peşin harç toplamı 697,04 TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
8-Kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince takdir ve tespit edilen 5.573,13 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Davanın reddedilen bölümü için kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince takdir ve tespit edilen 189,44 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
10-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın ilgilisine iadesine,
C)1-Davacı taraftan istinaf karar harcı olarak alınan 80,70 TL harcın talep halinde davacıya iadesine,
2-Davalı taraftan istinaf karar harcı olarak alınan 634,50 TL harcın talep halinde davalıya iadesine,
3-Kararın kaldırılma gerekçesi gözetilerek taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 24/04/2024
Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.