T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2022/359 Esas 2024/567 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/359
KARAR NO: 2024/567
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 18/11/2021
NUMARASI: 2020/370 Esas 2021/702 Karar
DAVACI :
VEKİLİ:
DAVALI :
DAVA: Alacak
DAVA TARİHİ: 04/08/2020
KARAR TARİHİ: 30/04/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH: 09/05/2024
Taraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının konkordato talebiyle açtığı davada yapılan yargılama sırasında kesin mühlet kararı verilmesi üzerine konkordato komiser heyetine müvekkilinin bildirdiği alacağın 2.259.883,44 TL'lik kısmının kabul edildiğini, diğer kısımların ise reddedildiğini, müvekkilinin konkordato yargılaması sırasında kabul edilen alacağın mahsubu ile bakiye 2.668.286,29 TL nakit, çek riskinden kaynaklanan 22.250,00 TL gayri nakit alacağı bulunduğunu belirterek 2.668.286,29 TL nakit, 22.250,00 TL gayri nakit olmak üzere çekişmeli hale gelen toplam 2.690.536,29 TL'nin kayıt kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının gayri nakdi kredi talebinde bulunamayacağını, davacının alacağının rehinli olmadığını iddia ederek konkordato tasdik kararını istinaf ettiğini, ipotekli taşınmazların ipotek limitlerinin davacının alacağından fazla olduğunu, alacağın tamamının rehinle temin edildiğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davacı banka lehine 3.800.000,00TL tutarında ipotek bulunduğu, söz konusu ipoteklerin tamamının davalı borçlu şirket dışında 3. kişiler tarafından verildiği, davacının alacağının adi alacak hükmünde olduğu, alacağa geçici mühlet kararının verildiği tarihe kadar faiz işleyeceği, söz konusu tarihten sonra ise faiz işleyemeyeceği, davacının geçici mühlet tarihi itibariyle alacaklı olduğu miktarın bilirkişi ikinci ek raporu ile tespit edildiği, davacının dava dilekçesinde Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne başvuru yaparken nakdi alacak yönünden 2.798.782,06 TL nakdi ve 60.470,00 TL gayrinakdi alacak olmak üzere toplam 2.859.252,06 TL alacak talebinde bulunduğu, davacının geçici mühlet tarihi itibari ile nakdi alacağı her ne kadar Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne yapmış olduğu alacak miktarından daha yüksek ise de, söz konusu nakdi alacak yönünden davacının Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne yapmış olduğu 2.798.782,06 TL'lik nakdi alacak talebi ile bağlı kalındığı, bağlı kalınan alacaktan Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde kabul edilen 2.259.883,44 TL'lik alacak düşüldüğünde davacının nakdi alacak yönünden alacağının 538.898,62 TL olarak belirlendiği, geçici mühlet tarihi itibari ile 59.200,00 TL gayri nakdi alacak hesaplanmış ise de, davanın açıldığı tarih itibari ile gayrinakdi riskin 22.250,00 TL olduğu, davacının da bu miktar yönünden talepte bulunduğu, alacağın hesabının geçici mühlet tarihi dikkate alınarak yapıldığı, geçici mühlet tarihinden ve hatta dava tarihinden sonra davalı tarafından yapılan ödemelerin bulunduğu, söz konusu ödemelerin tamamının TBK'nun 84/2. maddesi göz önüne alındığında öncelikle davalı tarafından kabul edilen ve nizasız alacak olan 2.259.883,44 TL alacaktan düşülmesinin gerekeceği, geçici mühletten ve davadan sonraki ödemelerin uyuşmazlığa konu alacaktan düşülemeyeceği, yapılan tahsilatların tamamının konkordato dosyasında kabul edilen alacak miktarını da kapatmadığı için tahsilatlardan nizalı alacak için herhangi bir düşüm yapılmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 538.898,62 TL nakdi alacağın, (Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/798 Esas sayılı konkordato dosyasında davalı borçlu tarafından kabul edilen nakdi alacak miktarı hariç) davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 22.250,00 TL gayri nakdi alacağın faiz getirmeyen bir hesapta depo edilmek üzere davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; geçici mühlet tarihinden sonra yapılan 722.500,26 TL'nin dikkate alınmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporu hazırlanırken bir kısım tahsilatların hesaplamaya dahil edildiğini, toplamda 722.500,26 TL tutan tahsilata dikkat etmeden ve bunu davacı alacağından mahsup etmeden hesaplama yapıldığını, müvekkilinin konkordato geçici mühlet tarihi itibariyle 3.146.769,79 TL nakdi, 59.200,00 TL gayrinakdi alacağının mahkemece tespit edildiğini, bu alacağın tamamının adi alacak olarak kabul ettiğini, dava tarihi itibariyle davacının 2.424,269,53 TL nakdi, 22.250,00 TL gayri nakdi alacağı bulunduğunu, müvekkilinin konkordato yargılaması sırasında geçici ve kesin mühlet içerisinde yapılan tüm bu ödemeleri dikkate alarak konkordato oylaması öncesi revize proje sunduğunu, 2.259.883,44 TL üzerinden davacıyı konkordato oylamasına dahil ettiğini, geçici ve kesin mühlet içerisinde, fakat işbu dava açılmadan önce yapılmış bulunan 722.500,26 TL tutarındaki ödemenin dikkate alınmasını, mahkemenin 538.898,62 TL tutarındaki kabulü de düşünüldüğünde davanın reddedilmesi gerektiğini, aksi durumun davalının ödediği bir miktar için yargılama gideri ve vekalet ücreti ödemek durumunda da bırakmış olacağını, bu durumun hakkaniyete aykırı bulanacağını, karşılıksız işlemine tabi tutulmayan çek yaprakları için gayrinakdi alacağın tayininin hatalı olduğunu, davacının hiçbir çeke karşılıksız işlemi yapmadığını, Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin tedbir kararı uyarınca ibraz edilen çekler hakkın hiçbir işlem yapmadan çek hamiline çeki iade ettiğini, davacı bankanın çek yaprağı için ödeme yükümlülüğünün ortadan kalktığını, davacının ödeme yükümlülüğünün ortadan kalktığı çek yaprakları için çek yaprağı bedelinin tahsilini talep etmesinin de hukuki dayanağının ortadan kalktığını, işbu dava yargılaması sırasında yapılan itirazlar değerlendirilmeden ve toplamda 22.250,00 TL tutarındaki çek yaprağı banka sorumluluk bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesinin hatalı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalının borcunun yanlış hesaplandığını, davalının konkordato komiser heyetine ibraz ettiği tabloda da teminatta tutulan müşteri çeklerinin tahsil edilip kredi borcundan mahsup edilmesi kaynaklı sütununda yapılan 722.500,26 TL tahsilatın açıkça görüldüğünü, davacının konkordato geçici mühlet tarihinden sonra, müvekkilinin banka nezdinde bulunan tüm hesaplarına internet erişimlerine ve bilgi alışverişlerini kapattığı için, mahkemeden arada bulunan ve davacı bankanın bizzat sunduğu alacak tablosu ile bilirkişi raporu arasında oluşan bu farkın, banka kayıtları incelenmek suretiyle tespit edilmesi talep edilmişse de, bu talep dikkate alınmadan hüküm kurulduğunu, davacının alacağının gerçekten fazla bulunduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; alacak davasının konusunu teşkil eden Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/798 Esas 2020/204 Karar sayılı kararı ile konkordato tasdik talebinin kabulüne dair kararının kaldırılarak Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi'nin 2021/1192 Esas ve 2021/1613 Karar sayılı kararı ile konkordato isteminin usulden reddine karar verildiğini, konkordato projesine dahil edilmeyip çekişmeli hale gelen alacağa yönelik taraflarınca açılan davanın konusuz kaldığını, konkordato dava dosyasının görüldüğü Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/798 Esas sayılı dosyasında müvekkilinin alacağının adi alacak olarak nisaba dahil edilmediğini, rehinli alacak olduğunun kabul edildiğini, bu durumda rehinli alacağa faiz işleyeceği açık olup, 29.07.2020 tarihine kadar işleyecek olan faizin hesaplanması gerektiğini, tasdik kararı veren mahkeme tarafından banka alacağı rehinli kabul edilmişken, alacağın adi alacak olarak değerlendirilmesinin yerinde olmadığını, konkordato tasdik kararı veren Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından müvekkili alacağının rehinli olarak kabul edilmesi kararına rağmen alacağın adi alacak olarak hesaplanması ve geçici mühlet tarihinden sonra yapılan ödemelerin rehinli alacağa mahsuben olduğunun gözetilmemesinin hatalı bulunduğunu, teminatların 3. kişi rehni olduğu durumlarda mahkemelerin genel karar eğiliminin alacağın adi alacak sayılması yönünde olduğunu, son yargı kararlarında ise artık rehnin 3. kişi yada konkordato talep edene ait olup olmadığına bakılmaksızın bu tür alacakların rehinli alacak sayılması şeklinde bir gidişatın bulunduğunu, 7101 sayılı Kanun ile konkordatonun tasdiki için konkordato işlemlerinin yerine getirilmesinin bütün alacaklar açısından teminat gösterilmesi şartının kaldırıldığını, değişiklik gerekçesinde bu hususa açıkça vurgu yapılarak böylece borçlunun büyük bir teminat yükü ile karşı karşıya kalmasının önleneceği, projenin daha kolay gerçekleştirilmesinin sağlanacağının belirtildiğini, yeni düzenleme ile konkordatonun tasdiki açısından teminat şartının, yalnızca İİK'nun 206'ncı maddesinde birinci sırasında yer alan imtiyazlı alacaklar ile mühlet içerisinde komiserin izniyle akdedilmiş borçların ifası ile sınırlı tutulduğunu, değişiklik öncesi aksi yönde ileri sürülen görüşlerin dayanağı olan, üçüncü kişinin rücu alacağının teminatsız kalacağı düşüncesinin pozitif temeliısı bulunmadığını, dava tarihinden sonra yapılan tahsilatların davalı tarafından müvekkilinin ipoteğinin kaldırılması amacıyla yapılan ödemeler olduğunu, alacağın davalı borçlu tarafça rehinli alacak olarak kabul edildiğini gösterir en önemli hususun dava sonrası konkordato kapsamı dışında yapılan ödemeler olduğunu, keza davalı borçlunun tüm adi alacaklıların alacağını tasdik edilen projeye göre ödemekle yükümlü olup, konkordato kapsamı dışına da çıkmaya yetki ve izni bulunmadığını, alacağın varlığının dava tarihi itibariyle belirlenmesi gerektiğini, bu nedenle yapılan tahsilatların müvekkilinin alacağından mahsubu yoluna gidilerek hesap tespitinin yerinde olmadığını, müvekkilinin alacağının adi alacaklı olarak kabulü gerektiği ve alacağın geçici mühlet tarihi olan 02/11/2018 tarihi nazara alınarak hesaplandığında dahi banka kayıtlarında alacağın 110.013,17 TL kadar eksik hesaplanmış olduğunu, rapora karşı beyan dilekçesinde açıkça belirtildiği üzere kredilere ilişkin bir hesaplama yapılmadığını, banka kayıtları ile bilirkişi tarafından hesap edilen tutarlar arasında 110.013.17 TL fark meydana geldiğini, alacağa işleyecek faiz oranı belirlenirken temerrüt öncesi faiz oranı değil, ihtarnamede belirtilen %67,50 oranındaki faizin hesaplamada nazara alınması gerektiğini, ancak bilirkişi tarafından bu husus nazara alınmaksızın %46 faiz oranı uygulaması ile hesaplama yoluna gidildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; alacağın eksik kaydedilmesi ile tasdik edilen konkordato nedeniyle eksik kaydedilen alacağın tahsili istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Hesap kat ihtarları, genel kredi sözleşmesi sureti, Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/798 Esas 2020/204 Karar sayılı dosyasının Uyap'tan gelen sureti, yargılama aşamasında bankacı bilirkişiden alınan 26/02/2021 tarihli kök, 18/05/2021 tarihli birinci ek, 22/09/2021 tarihli ikinci ek rapor, ipotek resmi senetleri, ödeme planları, dekont suretleri, davalının hesabına ilişkin banka hesap hareketleri, Ankara 29. İcra Müdürlüğünün 2019/3414 sayılı icra takip dosyasının sureti dosya içerisinde yer almaktadır.
Davacı ile davalı arasında 25/11/2015 tarihli 5.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalanmıştır.
Davacı tarafından kredi hesabı kat edilerek 19/11/2018 tarihli hesap kat ihtarnamesi davalı ve diğer borçlulara gönderilerek davalı borçlu şirket hakkında geçici mühlet kararı verildiğinin öğrenildiği, genel kredi sözleşmesindeki yetkiye istinaden akit şirkete verilmiş kredilere son verildiği belirtilmek suretiyle nakit ve gayri nakit alacağın 24 saat içinde ödenmesi ve depo edilmesi talep edilmiş, 19/11/2018 tarihli ihtarname ile de, kredi kartından kaynaklanan 45.771,10 TL'nin 24 saat içinde ödenmesi istenmiştir.
Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/798 Esas sayılı dosyasında davalı tarafından konkordato talebiyle açılan davada davacının 2.798.782,06 TL nakit, 60.470,00 TL gayri nakit alacak talebinin komiserler kurulunca 2.259.883,44 TL kısmı kabul edilmiş, davacının nisaba dahil edilen alacak oy miktarının 2.259.883,44 TL olduğu belirtilmiştir.
İpotek resmi senetlerinden davacı lehine, davalının doğmuş ve doğacak borçlarının teminatını teşkil etmek üzere dava dışı ...'ın taşınmazı üzerinde 08/11/2016 tarihinde 1.200.000,00 TL limitli, dava dışı ...'ın taşınmazı üzerinde 09/11/2016 tarihinde 300.000,00 TL limitli, dava dışı ...'ın, ...'ın hissedar olduğu taşınmazı üzerinde 15/06/2016 tarihinde 1.600.000,00 TL limitli, dava dışı ... ... Ltd. Şti'nin taşınmazı üzerinde 16/11/2016 tarihinde 700.000,00 TL limitli üst sınır ipoteği tesis edildiği anlaşılmıştır.
Yargılama aşamasında banka kayıtları üzerinde yapılan inceleme ile alınan bilirkişi kök raporunda, davacının 29/07/2020 tarihi itibarıyla kabul edilen alacak dışında çekişmeli hale gelen 1.607.363,36 TL nakdi, 22.250,00 TL gayri nakdi olmak üzere 1.629.613,36 TL daha alacaklı olduğu tespit edilmiştir.
İtiraz üzerine alınan birinci ek raporda, geçici mühlet tarihi itibarıyla hesaplanan tutarın alacak talep dilekçesinde talep edilen tutardan fazla olduğu, talep dilekçesindeki tutarın hesaplamaya esas alındığı, geçici mühlet tarihi itibarıyla davacının davalıdan 2.859.252,06 TL alacaklı olduğu, kabul edilen 2.259.883,44 TL mahsup edildiğinde bakiye 599.368,62 TL tutarın daha nisaba katılması gerektiği yönünde kanaat bildirilmiştir.
Alınan ikinci ek raporda ise, geçici mühlet tarihi itibarıyla davacının davalıdan 3.146.769,79 TL nakit, 59.200,00 TL gayri nakit alacağı bulunduğu, davacının yapılan tahsilatlar sonrası dava tarihi itibarıyla 2.440.928,94 TL nakit, 22.250,00 TL gayri nakit alacağı bulunduğu, rapor tarihi itibarıyla tahsilatlar sonrası 1.952.978,94 TL nakit, 26.700,00 TL gayri nakit alacak bulunduğu tespit edilmiştir.
Ankara 29. İcra Müdürlüğünün 2019/3414 sayılı icra takip dosyası ile davacı banka tarafından dava dışı ipotek borçluları aleyhine toplam 2.768.135,58 TL alacağın tahsili talebiyle ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatıldığı görülmüştür.
Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/798 Esas 2020/204 Karar sayılı kararıyla, davalı şirketin konkordato projesinin tasdikine karar verilmiş, karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesinin 03/11/2021 tarih 2021/1192 Esas 2021/1613 Karar sayılı kararla ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davacı ... ... Ltd. Şti.'nin konkordato isteminin usulden reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin anılan karara karşı temyiz yoluna başvurması üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2021/6493 Esas 2022/2732 Karar sayılı kararıyla temyiz başvurusu kabul edilerek istinaf dairesinin kararı bozulmuştur. Bozma kararına karşı Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesinin 2022/1183 Esas 2022/1370 Karar sayılı kararıyla önceki kararda direnilmesine karar verilmiştir. Anılan direnme kararı üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/02/2023 tarih 2023/6-70 Esas 2023/33 Karar sayılı kararıyla direnme kararının bozulmasına hükmedilmiştir. Bunun üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesince duruşma açılarak yapılan inceleme üzerine 16/01/2024 tarih 2023/2318 Esas 2024/43 Karar sayılı kararıyla davacının konkordato projesinin tasdikine karar verilmiş olup, anılan karara karşı alacaklı vekilinin temyiz kanun yoluna başvurması üzerine dosyanın Yargıtay'a gönderildiği, temyiz incelemesinin devam ettiği anlaşılmıştır.
Davacı yan taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesi kapsamında davalıdan alacaklı olduğunu, davalının konkordato tasdik davasında komiserler kuruluna bildirilen alacağının tümünün kabul edilmediğini iddia etmiş, davalı yan ise konkordato davasında kabul edilen borç dışında davacıya başka bir borcun bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda alınan bilirkişi ikinci ek raporu hükme esas alınmak ve davacının konkordato davasında komiserler kuruluna bildirdiği nakit alacak talebiyle bağlı kalınarak konkordato davasında kabul edilen miktar düşülmek suretiyle davacının konkordato davasında kabul edilen alacak dışında davalıdan alacaklı olduğu miktar tespit edilmek suretiyle yukarıda özetlenen şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davacı borçlu hakkında geçici mühlet kararı verildiğinin öğrenildiği, genel kredi sözleşmesindeki yetkiye istinaden şirkete açılmış kredilere son verildiği belirtilerek davacının kredi hesabını kat ettiği, davalının konkordato davasında 2.259.883,44 TL nakit alacağının kabul edildiği, davalının doğrudan mülkiyeti kendisine ait taşınır ve taşınmaz mal varlığı üzerinde davacı banka lehine tesis edilen bir teminatı bulunmadığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, davacının kesin mühlet karar tarihi itibarıyla genel kredi sözleşmesi kapsamında konkordato davasında kabul edilen alacak dışında davalıdan başka bir kredi alacağı bulunup bulunmadığı, çekişmeli alacak var ise miktarı, geçici mühlet tarihinden sonra davacı alacağına faiz işletilip işletilemeyeceği, davacının alacağının rehin veya ipotek ile teminat altına alınıp alınmadığı, geçici mühlet tarihinden sonra yapılan tahsilatların işbu davada tespit edilen alacaktan mahsup edilip edilemeyeceği hususlarından kaynaklanmaktadır.
Taraf vekillerinin istinaf itirazları incelendiğinde, açılan dava, çekişmeli alacaklar hakkında dava başlıklı İİK'nun 308/b maddesi kapsamında alacağı itiraza uğramış olan davacı alacaklı tarafından açılan dava niteliğindedir. Davacı yan, dava dilekçesinde konkordato davasında kabul edilen alacak dışında başka alacağı bulunduğunu, geçici mühlet tarihinden itibaren alacağa faiz işlemesi gerektiğini ileri sürerek işbu alacak davasını açmıştır.
Yukarıda açıklandığı üzere davalı borçlu şirket tarafından açılan konkordato davasında Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesince verilen son kararın şirketin konkordato projesinin tasdikine ilişkin olduğu, dosyanın halen Yargıtay'da bulunduğu, işbu davanın konusuz kalmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin davanın konusuz kaldığına yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.
Yargılama aşamasında alınan bilirkişi ikinci ek raporu ile, geçici mühlet tarihi itibarıyla davacının davalıdan alacaklı olduğu nakit ve gayri nakit alacak miktarı tespit edilmiştir. Alınan rapor hesaplama yöntemi yönünden ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli niteliktedir.
Öte yandan, tüm dosya kapsamından da anlaşılacağı üzere davalının mülkiyetinde bulunan taşınır ve taşınmaz malları üzerinde davacı banka lehine tesis edilen herhangi bir teminatı bulunmamaktadır.
Kesin mühletin alacaklılar bakımından sonuçları başlıklı İİK'nun 294. maddesi "1-Mühlet içinde borçlu aleyhine 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur, ihtiyatî tedbir ve ihtiyatî haciz kararları uygulanmaz, bir takip muamelesi ile kesilebilen zamanaşımı ve hak düşüren müddetler işlemez. 2-206 ncı maddenin birinci sırasında yazılı imtiyazlı alacaklar için haciz yoluyla takip yapılabilir. 3-Tasdik edilen konkordato projesi aksine hüküm içermediği takdirde kesin mühlet tarihinden itibaren rehinle temin edilmemiş her türlü alacağa faiz işlemesi durur. 4-Takas bu Kanunun 200 ve 201 inci maddelerine tâbidir. Bu maddelerin uygulanmasında geçici mühletin ilânı tarihi esas alınır", İİK'nun 288/1. maddesi "Geçici mühlet kesin mühletin sonuçlarını doğurur." hükmünü içermektedir.
Anılan hükümlerden açıkça anlaşılacağı üzere rehinle temin edilmemiş her türlü alacağa geçici mühlet tarihinden itibaren faiz işlemesi duracaktır. Somut olayda, davalının mülkiyeti kendisine ait taşınır ve taşınmaz malı üzerinde davacı lehine tesis edilen bir rehin bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca, mahkemece yargılama aşamasında alınan bilirkişi ikinci ek raporunun ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, davacı alacağının rehinle teminat altına alınan alacak kapsamında bulunmadığı, geçici mühlet tarihi itibarıyla davacı bankanın alacağına faiz işlemeyeceği, bilirkişi ikinci ek raporu ile geçici mühlet tarihi itibarıyla hesaplanan nakit alacağın davacının konkordato davasında komiserler kuruluna bildirdiği nakit alacak miktarından fazla olduğu, davacının komiserler kuruluna bildirdiği alacak miktarıyla bağlı olduğu, hesaplamada bu miktarın esas alınması gerektiği, komiserler kuruluna bildirilen nakit alacak miktarından konkordato davasında kabul edilen alacak miktarının mahsubu ile davacının davalıdan geçici mühlet tarihi itibarıyla talep edebileceği bakiye nakit alacak miktarının hesaplandığı, gayri nakit alacağın da tespit edildiği gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Geçici mühlet tarihinden sonra davalı tarafından davacı bankaya yapılan bir kısım ödemeler bulunmakta ise de, bu ödemeler konkordato davasında kabul edilen alacak miktarından fazla olmayıp, yapılan ödemelerin konkordato davasında kabul edilen alacak miktarından mahsubu gerekmektedir.
Bu durumda mahkemece, geçici mühlet tarihinden sonra yapılan ve çekişmesiz olan alacak miktarını aşmayan ödemelerin işbu dava konusu çekişmeli alacaktan mahsup edilemeyeceği gözetilerek hüküm kurulması usul ve yasaya uygundur.
Öte yandan, İİK'nun 288/1. maddesi "Geçici mühlet kesin mühletin sonuçlarını doğurur." hükmünü, kesin mühletin alacaklılar bakımından sonuçları başlıklı İİK'nun 294. maddesi "1-Mühlet içinde borçlu aleyhine 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur, ihtiyatî tedbir ve ihtiyatî haciz kararları uygulanmaz, bir takip muamelesi ile kesilebilen zamanaşımı ve hak düşüren müddetler işlemez. 2-206 ncı maddenin birinci sırasında yazılı imtiyazlı alacaklar için haciz yoluyla takip yapılabilir. 3-Tasdik edilen konkordato projesi aksine hüküm içermediği takdirde kesin mühlet tarihinden itibaren rehinle temin edilmemiş her türlü alacağa faiz işlemesi durur. 4-Takas bu Kanunun 200 ve 201 inci maddelerine tâbidir. Bu maddelerin uygulanmasında geçici mühletin ilânı tarihi esas alınır." hükmünü içermektedir.
Anılan hükümler karşısında davalı asıl borçlu hakkında kredi hesabı geçici mühlet karar süresi içerisinde kat edildiğinden geçici mühlet tarihinden önce hesabın kat edilme koşullarının oluşup oluşmadığının tespiti gerekir. Bunun tespiti için ise, geçici mühlet tarihinden önce dava dışı asıl borçlunun kredi ödemelerinde aksama bulunup bulunmadığı, ödenmeyen bir kredi taksiti olup olmadığının belirlenmelidir.
Davacı tarafından davalıya gönderilen hesap kat ihtarnamesi ile geçici mühlet karar tarihinden sonra kredi hesabı kat edilmiştir. Hesap kat ihtarında davacı tarafından hesabın kat gerekçesi davalı borçlu şirkete geçici mühlet kararı verildiğinin öğrenildiği, genel kredi sözleşmesindeki yetkiye istinaden akit şirkete açılmış kredilere son verildiği gösterilmiştir. Davacı banka hesap kat ihtarıyla bağlı olduğu gibi hesap kat sebebiyle de bağlıdır.
Yapılan açıklamadan anlaşılacağı üzere, kredi borcuna ilişkin hesap kat ihtarnamesinde kat tarihi itibarıyla davalı borçlunun geciken bir kredi borcundan söz edilmemektedir. Her ne kadar kredi kartına ilişkin ayrıca gönderilen hesap kat ihtarnamesinde kredi kartı borcunun bulunduğu belirtilmiş ise de, işbu davada kredi kartından kaynaklanan alacak uyuşmazlık konusu olmadığı gibi, kredi kartı borcu da ödenmiştir.
Bu durumda mahkemece davacı tarafından davalı asıl borçlunun kredi hesabının kat edilmesinin İİK'nun 288/1, 294. maddelerine aykırı olduğu, davacının geçici mühlet tarihi itibarıyla davalıdan talep edebileceği muaccel bir alacağının bulunmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiş ise de davalı vekilinin bu yönde açık istinaf itirazının bulunmadığı, açıklanan hususun kamu düzenine aykırılık teşkil etmediğinden Dairemizce re'sen gözetilemeyeceği anlaşılmakla bu husus eleştirilmekle yetinilmiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönündeki kararında bir isabetsizlik görülmediğinden taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Taraf vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-Davacıdan alınması gerekli olan 427,60 TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 368,30 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davalıdan alınması gerekli olan 36.812,16 TL nispi, 427,60 TL maktu istinaf karar harcından peşin yatırılan 9.203,04 TL'nin mahsubu ile bakiye 28.036,72 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,
5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucundaHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 30/04/2024
Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.