T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2024/46 Esas 2024/621 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/46
KARAR NO: 2024/621
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ:ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 20/11/2023
NUMARASI:2023/784 Esas 2023/806 Karar
DAVACI :
VEKİLİ:
DAVALI :
DAVA: Menfi Tespit
DAVA TARİHİ: 20/11/2023
KARAR TARİHİ: 08/05/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH: 08/05/2024
Taraflar arasındaki menfi tespit ilişkin davasının yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle usulden reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; öncelikle menfi tespit davalarında dava açılmadan önce arabuluculuğa gidilmesinin zorunlu dava şartına tabi olmadığını, davalının müvekkili şirketten 2018 yılı Eylül ayından 2023 Eylül ayına kadar olan huzur hakkı alacağının varlığı iddiası ile müvekkili şirket aleyhine Ankara 3. Genel İcra Dairesinin 2023/240632 Esas sayılı dosyası kapsamında icra takibi başlattığını, 2018 yılından itibaren huzur hakkı talep edildiğini, limited şirketlerde müdür olmayan ortağın huzur hakkı alabilmesinin mümkün olmadığını iddia ederek öncelikle telafisi imkansız zararların ortaya çıkması ihtimaline binaen dava konusu icra takibi ile ilgili olarak başlatılan takibin dava sonuna kadar durdurulmasını, uygun görülmemesi halinde İİK'nın 72/3 maddesi gereğince tedbir kararı verilmesini, müvekkili şirketin davalıya herhangi bir borcu olmadığının tespitine ve takibin iptaline, alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı tarafa tebligat çıkarılmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davanın, menfi tespit davası olduğu, dava şartı arabuluculuğa ilişkin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. maddesinde "...diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması 01 Eylül 2023 tarihinden itibaren dava şartıdır.." denilmek suretiyle arabuluculuğa başvurunun dava şartı olarak tayin edildiği ve taraflarca dava ikame edilmeden önce arabuluculuğa başvurulmadığı gerekçesiyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-2 maddesi ile HMK'nın 115/2. maddesi gereğince, davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; usulden reddedilen davada tarafları lehine vekalet ücretine hükmedilmediğini, takip sonrası menfi tespit davaları asıl takip ile hukuken ayrılmaz bir bütün oluşturmakla birlikte, taraf teşkili asıl takip dosyasına göre değerlendirilmekte olduğunu, sırf bu nedenle yargı pratiklerinde menfi tespit davalarında davalı taraf vekilinin vekaletname sureti dahi mahkemece bizzat icra dosyasından sisteme eklendiğini, davalı taraf vekilinden dosyaya ek vekaletname sunulmasının dahi istenilmediğini, kaldı ki davacının vekaleten bizzat davalı vekilini taraf gösterdiğini ve gerekçeli kararın sisteme yüklenmesinden önce tarafınca ayrı vekalet sunulmakla hukuki beyanlar verildiğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; davacının aleyhine başlatılan Ankara 3. Genel İcra Dairesi'nin 2023/240632 esas sayılı takip dosyasında borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
05 Nisan 2023 tarih ve 32154 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7445 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 31, 34, 36, 37, 38 ve 41. maddeleri 01 Eylül 2023 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Bu kapsamda; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması 01 Eylül 2023 tarihinden itibaren dava şartıdır.
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A maddesine göre, ilgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak kabul edilmiş olması durumunda, davacının arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılmadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiyenin gönderilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Yine mahkemece gönderilen ihtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesi, ayrıca arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır.
Somut olayda; davacının davasının; davalı işçi Gülşah Topal'ın, davacı şirketten 2018 yılı Eylül ayından 2023 Eylül ayına kadar olan huzur hakkı alacağının tahsili amacıyla başlattığı icra takibinde, davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olduğu, bu anlamda arabuluculuğa başvurunun eldeki dava yönünden dava şartı olarak kabul edilmesi gerekmektedir.
Yapılan açıklamalar neticesinde somut olay değerlendirildiğinde, davanın, menfi tespit davası olduğu, dava şartı arabuluculuğa ilişkin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. maddesinde "...diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması 01 Eylül 2023 tarihinden itibaren dava şartıdır.." denilmek suretiyle arabuluculuğa başvurunun dava şartı olarak tayin edildiği ve taraflarca dava ikame edilmeden önce arabuluculuğa başvurulmadığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesince yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiş, mahkemece yasa gereğince istinafa konu karar henüz taraflara tebligat yapılmaksızın tensip tutanağı ile verilmiş olup, karar tarihinde davalı yanca dosyaya sunulmuş bir vekaletname bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf itirazlarının da reddi gerekmiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın usulden reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davalıdan alınması gerekli olan 427,60 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi.08/05/2024
Başkan- Üye -Üye - Zabıt Katibi-
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.