T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2021/897 Esas - 2024/794 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2021/897
KARAR NO: 2024/794
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
BAŞKAN: ... ...
ÜYE: ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP: ... ...
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 02/12/2020
NUMARASI: 2018/178 Esas 2020/689 Karar
DAVACI :
VEKİLLERİ
DAVALILAR :
TASFİYE MEMURU : ... ...
DAVA: Fesih ve Tasfiye
DAVA TARİHİ: 20/02/2018
KARAR TARİHİ: 12/06/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH: 12/06/2024
Taraflar arasındaki fesih ve tasfiyeye ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Mobilya İnş. Ve Dış. Tic. Ltd. Şti.'nin yaşanan ekonomik sıkıntılar ve şirket bünyesinde ortaya çıkan olumsuzluklar neticesinde ticari faaliyetlerine devam edemeyecek duruma geldiğini, 18/12/2015 tarihli karar no:9 ile müvekkili ...'in toplam 8000 paydan 2400 paya sahip olduğunu ve şirketteki hissesinin %30 olarak belirlendiğini, genel kurulun 18/12/2015 tarihinden beri yönetimde yaşanan problemlerden kaynaklı toplanamadığını, genel kurulun toplanamamasının şirketin feshini gerektirdiğini, ...'in feshi talep edilen şirkete karşı nitelikli dolandırıcılık suçu işlediğini, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığında halen derdest soruşturma dosyasının olduğunu, ...'in farklı tarihlerde şirket hesaplarından toplam 2.595.978,00-TL kendi hesabına havale ettiğini, fark edilmemek adına havale tarihleri içinde belirli aralıklarla ve farklı açıklamalar ile 282.100,00-TL şirket hesabına ödeme yaptığının tespit edildiğini, şirket hesaplarından kendi yararına ve kendi hesabına aktarımda bulunması neticesinde şirketin borçlarını ödeyemez hale geldiğini, malvarlığının büyük bir çoğunluğunun cebri icra yoluyla yapılan takipler sonucunda kaybedildiğini iddia ederek üç ortaklı ... Mobilya İnş. Ve Dış. Tic. Ltd. Şti.'nin haklı nedenlerle fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davacının dava konusu şirkette %30 oranında pay sahibi olduğu,dava konusu şirket aleyhindeki çok sayıdaki icra takibinden dolayı borca batık halde bulunması, uzun zamandan beri gelir getirici bir faaliyetinin olmaması, davalı ortaklardan ...'in şirket faaliyetlerinden dolayı ceza mahkemesinde yargılanması nedeniyle ortaklar arasındaki güven ilişkisinin ortadan kalktığı, bu nedenle davacı açısından şirketin haklı nedenlerle feshi koşullarının gerçekleştiği, söz konusu şirketin ticari hayatta faaliyetinin devam etmesinde herhangi bir yarar da olmadığı, şirket faaliyetinin devamını sağlayacak yeterli sermayenin de bulunmadığı, bu kapsamda fesih dışında herhangi bir çözüm yöntemininde bulunmadığı gerekçeleriyle davanın kabulü ile Eskişehir Ticaret Sicil Müdürlüğünün 28780 sicil sırasında kayıtlı ... Mobilya İnşaat San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin tüzel kişiliğinin feshine, tasfiye memuru olarak SMMM ...'ın atanmasına, tasfiye memuru için 2.000,00-TL ücret takdirine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, mahkemenin 02.12.2020 tarihindeki duruşma zaptında da görüleceği üzere, dilekçemi dikkate dahi almadığını ve doğrudan karar yoluna giderek adil yargılanma hakkımı tanımadığını, bilirkişinin raporunda ısrarla ve sadece bu dava dosyasını işaret ederek ‘’... in yargıya taşınan yolsuzluğu’’ cümlesini raporunda onlarca kez yazarak manipülasyon yaptığını ve mahkeme heyetini yanlış yönlendirdiğini, davacı tarafın bu tasfiye sürecini şahsına menfaat sağlamak için istediğini ve sebeplerini yine beyan dilekçelerinde anlattığını, bir şirketin tasfiyesinin sadece basit ve yanlış bir bilirkişi raporu ile verilmesi adil olmadığını, yüzlerce demirbaşı olan, milyonlarca lira ticaret yapmış olan bir şirketin daha detaylı ve yeminli bir mali müşavir tarafından incelenmesi gerektiğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; Dava; limited şirketin TTK'nın 636/3. maddesi gereği haklı nedenle feshi ve tasfiyesi istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Ticaret sicil dosyası, Eskişehir 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/1325 Esas 2023/1699 Karar sayılı dosyası, dava konusu şirket aleyhine yürütülen icra takip dosyaları, bilirkişi raporu, Vergi Dairesi yazıları, şirkete ait araçlar üzerinde bulunan takyidatlara ilişkin belgeler vs deliller dosya arasında mevcuttur.
Ticaret sicil müdürlüğünün 22/03/2018 tarihli yazı cevabında davaya konu edilen şirketin 06/01/2010 tarihinde kaydının yapıldığını, kaydın halen devam ettiği bildirilmiştir.
Davacı tanığı ...: "Ben feshi istenen şirkette 2014-2016 yılları arasında çalıştım, söz konusu şirketin ön muhasebe bölümünde çalıştığım gibi üretim sorumluluğu da yaptım , söz konusu şirketin 3 ortağı vardır, bunlar ..., ... ve ...'dı, söz konusu şirketin mobilya dekorasyon üzerine çalışmaktaydı, şirketin mali sorunları uzun süre devam ettiği için bu durumun şirket ortaklarından ... araştırdığında davalı ...'in şxirketin paralarını zimmetine geçirdiğini, şirket hesaplarından para çektiği tespit edildi, bunla ilgili C.Savcılığına ve mahkemelere başvurulduğunu biliyorum, mali sıkıntıdan sonra şirket mal varlığı üzerine kaydi ve fiili olarak bir çok haciz geldi, fabrikadaki mallar ve makineler üzerine hacizler konuldu, hatta bir kısmı bana yediemin olarak teslim edildi, bu hacizlerden dolayı şirket faaliyetlerini yürütemedi, malların ve makinelerin büyük bir bölümü haciz nedeniyle yediemin depolarına teslim edildi, fabrika tamamen boşaltıldı, 2016 'dan sonra hiçbir faaliyeti olmadı." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Eskişehir 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/1325 Esas 2023/1699 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde; dosyamız davalısı ... ve dava dışı ... Mobilya İnşaat Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi ile dosyamız davacısı ... tarafından dava dışı şirket müdürü ... hakkında şikayette bulunulması üzerine hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan açılan kamu davasında mahkemece sanığın söz konusu şirketin hissedar ve ortağı, aynı zamanda temsil ve para harcamaya yetkili ortağı olduğu, sanığın şirket hesaplarından ileri davranış ile şahsi hesaplarına para aktardığı, eylemin şirket hissedar ve yöneticisi olan ve şirket adına hareket eden sanığın ticari faaliyetleri sırasında bankayı da vasıta kullanmak suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturabileceği ve suçun TCK.nun 158/1-h maddesi kapsamına girme ihtimali bulunması nedeniyle üst derece mahkemenin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilerek dosyanın görevli Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
29/06/2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle; tarafların ortağı olduğu ... Mobilya İnşaat Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi’ nin ticari defter kayıtlarında gözüken mali verilere karşılık dava dosyasının ekindeki tarafların ortağı olduğu ... Mobilya İnşaat Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi adına yürütülen çok sayıdaki icra takip dosyalarındaki icra miktarları dikkate alındığında şirket varlıklarının toplam borç yükünü ödemeye yetmeyeceği anlaşıldığından tarafların ortağı olduğu ... Mobilya İnşaat Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi borca batık halde olduğu sonucuna ulaşıldığı, tarafların ortağı olduğu ... Mobilya İnşaat Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi’ nin uzun zamandan beri faaliyette olmaması, gelir getirici faaliyetinin bulunmaması, ortaklıktan umulan faydanın ortadan kalkmış olması davalı ortak ...'in yargıya taşınan yolsuzluğu sonrasında ortaklar arasındaki güven ilişkisinin sona ermesi nedenlerinden dolayı haklı sebeple fesih koşullarının gerçekleştiği, tarafların ortağı olduğu ... Mobilya İnşaat Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi adına yürütülen çok sayıdaki icra takip dosyalarındaki icra miktarları şirket ortaklarının beyanlarından ve dosya kapsamından anlaşıldığı üzere ortaklar arasındaki ciddi anlaşmazlık, huzursuzluk, geçimsizlik yaşanması, davalı ortak ...'in yargıya taşınan yolsuzluğu sonrasında ortaklar arasındaki güven ilişkisinin sona ermesi ve güvensizlik ortamının oluşmasının yanı sıra ticari işletmelerde gelir sağlamanın amaç edinilmesi (Ticaret Sicili Nizamnamesi, m.14) esas iken yeterli gelir elde etmeyen, yeterli gelir elde edecek faaliyeti bulunmayan ve bu nedenle sabit giderleri ile borçlarını ödeyemeyen tarafların ortağı olduğu ... Mobilya İnşaat Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi’nin faaliyetinin devam etmesi yönünde bir yarar olmadığı sonucu ortaya çıkmaktadır. Tarafların ortağı olduğu ... Mobilya İnşaat Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi adına yürütülen çok sayıdaki icra takip dosyalarındaki miktarlar ile davalı ortak ...'in yargıya taşınan yolsuzluğu sonrasında ortaklar arasındaki güven ilişkisinin sona ermesi dikkate alındığında sektördeki yerini ve itibarini yitiren şirketin faaliyetinin devam ettirecek yeterli sermaye bulunması olasılığının ortadan kalkmış olması nedeniyle tarafların ortağı olduğu ... Mobilya İnşaat Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi' nin feshi dışında taraflar arasındaki uyuşmazlığı giderici çözüm yolu bulunmadığı bildirilmiştir.
6102 sayılı TTK'nın 636/(3) maddesinde "Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemede şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağı payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağı şirketten çıkartılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir." şeklinde düzenleme mevcuttur.
TTK’ununda Limited şirkette haklı sebebin tanımı yapılmadığı gibi haklı sebeplere de örnek madde metninde yer verilmemiştir. Ancak Anonim Şirkete ilişkin TTK 531. Maddesine ait gerekçede tasarıda İsviçre öğretisinde genel kurulun birçok kez kanuna aykırı bir şekilde toplantıya çağrılmış olması, azlık hakları ile bireysel hakların devamlı ihlalî, özellikle bilgi alma ve inceleme haklarının engellenmesi, şirketin sürekli zarar etmesi, dağıtılan kâr payının düzenli azalmasının haklı sebep sayıldiği ifade edilmiştir.
Doktrinde ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin emsal içtihatlarında "şirketin kötü yönetilmesi ve ortaklar arasında ciddi anlaşmazlıklar bulunması," "şirketin kuruluş gayesini gerçekleştirmesinin imkânsız olması," "şirket varlıklarının yanlış kullanılması veya israf edilmesi," "azınlığa karşı fiili veya manevi güç baskı uygulanması," "azınlığın meşru taleplerinin devamlı olarak reddedilmesi" ve pay sahiplerinin şirketteki hareket kabiliyetinin ortadan kalkması, şirketin feshi açısından haklı sebep olarak örnek olarak sayılmıştır.
Hakim her somut olayda haklı sebep bunup bulunmadığını durumun özelliğine göre ortaklığın yapısını gözeterek takdir edecektir.
Çamoğlu’na göre haklı sebep; hukuki ilişkinin sürdürülmesini çekilmez hale getiren ve bozucu yenilik doğuran bir bildirim veya dava ile hukuki ilişkiyi sona erdirmek ve değiştirmek yetkisinin kullanılmasını adil gösteren hukuki olgudur.
Limited şirket, anonim şirkete nazaran kişisel niteliklerin de gözetildiği bir özelliğe de sahiptir. Bu anlamda ortaklar arasındaki uyumsuzluk gibi şahsi sebeplerde haklı sebep olarak ileri sürülebilir.
Haklı sebep kavramı kanunda çoğul olarak belirtilmiş ise de tek bir sebep bile niteği ve ortaya çıkardığı sonuçlar gözetildiğinde fesih için yeterli haklı sebep oluşturabilir.
Türk yargı kararlarında ise; Haklı sebep objektif veya sübjektif olabilir. Ana öge ortaya çıkan sebebin ortaklığın yaşamasını imkânsız hale getirmesidir. Her davada, hukuki ve maddi olayların özelliği dikkate alınarak iddianın haklı sebep teşkil edip etmeyeceklerinin irdelenmesi gerekir. Şirketin devamlı olarak zarar etmesi, kuruluş ve gayesinin gerçekleşmesine imkan kalmaması, ortaklar arasındaki ciddi anlaşmazlıklar, gibi hususlar haklı neden olarak kabul edilebilir.
Doktrinde haklı sebeple fesih için, şirketin kötü yönetilmesi, pay sahipleri arasında anlaşma ve uzlaşma imkanının kalmaması, pay sahiplerinin haksız ve keyfi olarak farklı muameleye tabi tutulmaları, şirketin amacına hizmet etmemesi, kar dağıtmayarak ortakları açlığa mahkum etmek, şirket imkanlarının çoğunluk pay sahiplerine tahsisi, çoğunluğun hakim olduğu diğer şirketlere şirket imkanlarının kaydırılması, şirket imkanlarının yanlış kullanılması ve israfı, genel kurul ve yönetim kurulunun kilitlenmesi sürekli olarak gereksiz yere toplantıya çağrılması, azlığa karşı manevi güç ve baskı uygulamak, azlığın meşru taleplerinin sürekli ret edilmesi, pay sahiplerinin şirketteki hareket kabiliyetlerinin ortadan kalması şeklinde örneklemeler” yapıldığı görülmektedir.
Doktrinde haklı sebeplerin görünüm biçimlerini "çoğunluk gücünün kötüye kullanılmasına ilişkin sebepler", "kişisel sebepler" ve "ortaklığa ilişkin sebepler" olarak üç büyük gruba ayırdıkları ve örneğin eşitlik veya hakların sakınılarak kullanılması gibi azınlığın korunmasına ilişkin temel ilkelerin ihlalini, pay sahiplerinin mali nitelikteki ve/veya yönetime katılma haklarını ihlal eden uygulamaları, pay sahibinin kişisel uyuşmazlık çıkarmasını veya bazen onun kişiliğinde diyelim iflas, ölüm, kısıtlanma gibi gerçekleşen bazı nedenleri, ortaksal yükümlülüklerin ihlalini, pay sahiplerinin sadakat yükümlülüğüne aykırı davranılmasını, taraflar arasında imzalanmış bulunan pay sahipleri sözleşmesinin ihlalini, nihayet şirketin kötü yönetilmesini, amacını elde etmesinin olanaksızlaşmasını ve/veya organlarının karar alma yeteneğini yitirmesini haklı sebebe örnek olarak verdikleri gözlemlenmektedir (Ömer Teoman, Yaşayan Ticaret Hukuki Mütalaalar 15. Kitap 2012-2013, s. 294).
Hakim fesih talep eden ortağın veya ortakların menfaati ile fesih halinde zedelenmesi muhtemel bütün menfaatleri karşılaştırmalıdır.
Kanunda tanımlanmadığına göre hâkim TMK 4. maddesi çerçevesinde her somut olayda haklı sebebin varlığını takdir edecektir.
Somut olay adaleti gerçekliği ile şirketin yapısı ortaklığın işlevsel halini gözeterek vakıaların haklı sebep düzeyine ulaşıp ulaşmadığını araştırıp takdir etmelidir. Takdir hakkının sınırının kanuni dayanağın amacı ile uygun kullanılması gerekir. Diğer taraftan, hâkim bu değerlendirmeyi yaparken fesih davası açmanın davacı ortaklar için en son çare olup olmadığını da denetlemelidir.
Örneğin; çekişmeyi yaratan genel kurul kararı aleyhine iptal davası açma imkanı varsa veya ortaklık esas sözleşmesinde başka bir hukuki olanağın kullanılması mümkün iken bu yola gidilmeden fesih davası açılması, davanın reddini gerektirebilir.
Bu nedenle fesih davasının ikincil dava ve son çare olduğu da söylenebilir
Yasaman; Federal Mahkemenin 50 yıllık uygulamasında haklı sebeple fesih davasının en son çare olarak düşünülmesi gerektiği, azınlığın ortaklıklar hukuku çerçevesinde bütün imkanlarını kullanarak hakkını kullanması gerektiği, bütün bunlara rağmen bir sonuç alamıyorsa ortaklığın feshinin istenebileceği yolunda kararların istikrar kazandığını belirtmektedir (Hamdi Yasaman, Anonim Ortaklıkların Haklı Nedenle Feshi, s. 716-717).
Haklı nedenlerle fesih davasının açılabilmesi için, haklı nedenlerin ortaya çıkmasında davacı ortağın kendi eylem ve işlemlerinin katkısının bulunmaması, diğer bir anlatımla feshe dayanak gösterilen haklı nedenlerin diğer ortaklardan kaynaklandığının kanıtlanması gerekir. Hiç kimsenin kendi eylem ve işlemlerine dayanarak kendisi lehine sonuç çıkaramayacağı ilkesi de bunu gerektirmektedir (Yargıtay 11. HD 6/2/2014 gün ve E:2012/9510 K:2014/2041 sayılı Karar).
Somut olaya gelince,taraflar arasında, davacı ve davalıların dava dışı ... Mobilya İnşaat Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketinin ortağı oldukları, hususunda herhangi bir ihtilaf bulunmayıp, uyuşmazlık, limited şirketin haklı sebeple fesih koşullarının oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise feshe dayanak gösterilen haklı nedenlerin diğer ortaktan kaynaklanıp kaynaklanmadığı, feshe dayanak gösterilen haklı nedenlerin oluşmasının davacıdan kaynaklanıp kaynaklanmadığı, davacıdan kaynaklanmıyor ise fesih yerine alternatif çözüm yollarının uygulanıp uygulanmayacağı hususlarından kaynaklanmaktadır.
Dosya kapsamından, davacı ile davalıların ... Mobilya İnşaat Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketinin ortakları oldukları, bilirkişi raporunda da ayrıntılı belirtildiği üzere, davacının dava konusu şirkette %30 oranında pay sahibi olduğu, davalı limited şirketin üç ortaklı oluşu, ortaklar arasındaki şahsi ilişkinin yoğun ve önemli olması, taraflar arasında yukarıda belirtilen süregelen ceza ve hukuk davaları nedeniyle ticari ilişkilerini sürdürmelerinin kendilerinden beklenemeyecek derecede ciddi ihtilafların bulunması, arasındaki husumetin yoğunluğu gözetildiğinde ortakların karşılıklı güven ve işbirliği duygusunu yitirmeleri nedeniyle bir araya gelerek davalı şirketi idare etmelerinin güçleşeceğinin sabit olması hususları dikkate alındığında tarafların ortaklığı devam ettirme yönünde beklentilerinin kalmaması, dava konusu şirket aleyhindeki çok sayıdaki icra takibinden dolayı borca batık halde bulunması, uzun zamandan beri gelir getirici bir faaliyetinin olmaması, davalı ortaklardan ...'in şirket faaliyetlerinden dolayı Eskişehir 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/1325 Esas 2023/1699 karar sayılı dosyasında yargılanması ve mahkemece ...'in eylemlerinin nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturabileceği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilerek dosyanın Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş olması da gözetildiğinde ortaklar arasındaki güven ilişkisinin ortadan kalktığının anlaşılması karşısında ilk derece mahkemesince yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı ...'den alınması gerekli olan 427,60 TL harçtan peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucundaHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 12/06/2024
Başkan- ... Üye -... Üye - ... Zabıt Katibi - ...
... ... ... ...