T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2022/81 Esas 2024/190 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/81
KARAR NO: 2024/190
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:12/10/2021
NUMARASI: 2020/413 Esas 2021/767 Karar
DAVACI:
VEKİLİ:
DAVALI:
DAVA: İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 07/08/2020
KARAR TARİHİ: 07/02/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH: 07/02/2024
Taraflar arasındaki itirazın iptaline ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı borçlu ...'ın, asıl borçlu dava dışı .... ... San.Tic.Ltd. Şirketinin müvekkili banka ile yaptığı sözleşmeye dayanarak kullandığı ticari kredili mevduat hesabı ve ticari kredi kartına kefil olduğunu, davalının aynı zamanda asıl borçlu şirketin ortağı olduğunu, davalı ve dava dışı borçluların, ticari kredi ve kredi kartı kullanımından doğan borçlarının geri ödemesini sözleşme ve mevzuat hükümlerine uygun olarak yapmadığını, telefonla yapılan ikazlar sonuç vermeyince hesabın kat edildiğini ve müvekkili banka tarafından düzenlenen ihtarname ile temerrüt oluşturulduğunu, davalı-borçlunun hesap kat’ına itiraz etmemiş olduğundan içeriğin kesinleştiğini, borçlu aleyhine Ankara Batı İcra Müdürlüğü’nün 2020/6424E. sayılı dosyası ile icra takibine başlanıldığını, davalı-borçlunun borca haksız olarak itiraz ettiğini iddia ederek itirazın iptali ile %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davalının davacı banka ile dava dışı ..... Ltd. Şti. Arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi ve business card üyelik sözleşmesini müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, kefaletin geçerli olduğu, asıl borçlu şirket hakkında devam eden konkordato sürecinin davalı kefilden alacağın talep edilmesine engel olmadığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü, Ankara Batı İcra Dairesinin 2020/6424 esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın ticari kredili mevduat bakımından 16.587,02TL asıl alacak, 122,75TL işlemiş faiz, 6,14TL BSMV, 609,10TL masraf ile ticari kredi kartı bakımından 21.627,08TL asıl alacak, 160,04TL işlemiş faiz, 8,00TL BSMV yönünden iptaline, takibin bu miktarlar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, ticari kredi kartına ilişkin alacak likit olduğundan asıl alacak miktarının %20'si olan 4.327,41TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ticari kredili mevduat bakımından alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yargılama sürecinde alınan bilirkişi raporunda ticari kredili mevduat hesabı açısından hesap kesim tarihi itibarıyla anapara bakiyesinin 16.308,69 olduğu belirtilerek maddi hataya düşüldüğünü, buna ilişkin itirazlarının mahkemece değerlendirilmediğini, takip tarihi dikkate alındığında intikalden sonra yapılan borç kayıtları dikkate alınmadığını ve asıl alacak tutarı eksik hesaplandığını, müvekkil bankanın yayınladığı faiz genelgesine göre düzenlenen sözleşme uyarınca da kabul edilen faiz oranı %25,08 olduğunu, ilaveten 26.12.2019-07.01.2020 tarihleri arasında işlemiş faiz 582,73 TL olup hesaplamaya işlemiş faiz de dahil edilmediğini, ayrıca yerel mahkeme ticari kredili mevduat bakımından alacağın likit olmadığı gerekçesi ile icra inkar tazminatı talebini reddettiğini, davalı borçluya 16.12.2019 tarihli ihtarname ile ticari kredili mevduat hesabı borcunun muaccel hale geldiği bildirilmiş olup alacak likit olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, yargılama sürecinde aldırılan bilirkişi kök ve ek raporlarıyla müvekkilin takip konusu krediye kefil olduğu tespit edilmişse de kredi kefaletlerinde eş muvafakati bulunması gerektiğini, aksi takdirde kefalet sözleşmesi geçersiz olduğunu, maktu sözleşme ile imzalatılan faiz oranlarının fahiş olduğunu, bu hususa ilişkin itirazlarının gerekli şekilde değerlendirilmeden bilirkişi düzenlenen ek ve kök raporlarına itibar edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkemenin gerekçeli kararında "Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirmişse de Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A maddesinin 11. Bendi uyarınca davalı ilk oturuma katılmadığından reddedilen tutar yönünden lehine vekalet ücretini takdirine yer olmadığına" ilişkin verilen kararının hatalı olduğunu, işbu dosya ile ilgili davalı tarafından vekalet verildiği tarihten bu yana davanın tüm aşamalarının takip edildiğini ve gerekli işlemlerin yapıldığını bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; davacı ve dava dışı .... ... San. Tic. Ltd. Şti. arasında düzenlenen genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesi ile business card üyelik sözleşmesini davalının müteselsil kefil olarak imzalaması sebebiyle muaccel ve ödenmediği iddia olunan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi ve businesscard üyelik sözleşmesi, hesap kat ihtarnamesi, ticaret sicil kayıtları, hesap ekstreleri vs deliller dosya arasında mevcuttur.
Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2020/6424 Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı ile diğer borçlulara karşı ticari kredili mevduat hesabı ve ticari kredi kartından kaynaklanan toplam 45.992,00 TL alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibinin davalının süresi içerisinde itirazı üzerine durduğu, eldeki itirazın iptali davasının İİK.nun 67.maddesinde öngörülen 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı görülmüştür.
Dosyada mevcut ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinde; davalının dava dışı asıl borçlu .... ... San. Tic. Ltd. Şti.'nin kurucu ortağı olduğu, takip konusu sözleşmenin imzalandığı tarihlerde de şirket ortağı olduğu anlaşılmıştır.
Dava dışı borçlu .... ... San. Tic. Ltd. Şti.'nin mahkemenin 2019/382 Esas sayılı dosyasında konkordato talebinde bulunduğunu ve mahkemece 24/07/2019 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere geçici mühlet ve 23/12/2019 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere kesin mühlet kararı verildiği, yapılan yargılama sonucu konkordato talebinin reddine karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin 2021/662 Esas 2021/841 Karar sayılı kararı ile kararın kaldırıldığı, kaldırma kararı sonrası dava dosyasının Mahkemenin 2021/540 Esasına kaydedildiği, yapılan yargılama sonucu 2021/578 Karar sayılı karar ile davacıların konkordato taleplerinin reddine, .... ... San. Tic. Ltd. Şti.'nin 14/07/2021 günü saat 12:22 itibariyle iflasına karar verildiği görülmüştür.
İlk derece mahkemesince 30/12/2020 tarihli kök ve 05/07/2021 tarihli ek bilirkişi raporları hükme esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davalının, davacı banka ile dava dışı .... Ltd. Şirketi arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi ve business card üyelik sözleşmelerinde müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu, kredi borcunun ödenmemesi üzerine davacı bankanın kredi hesabını kat ettiği, alacağın tahsili talebiyle dava konusu icra takibini başlattığı, davalının icra takibinde borca itiraz ettiği hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, davacının davalıdan takip tarihi itibarıyla genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan bir alacağının bulunup bulunmadığı, alacak var ise miktarı, uygulanabilecek temerrüt faiz oranı, davalının temerrüte düşüp düşmediği, düşmüş ise temerrüt tarihinin hangi tarih olduğu hususlarından kaynaklanmaktadır.
Davacı banka tarafından dava dışı asıl borçlu .... Ltd. Şirketi 'ye kullandırılan kredilerden kaynaklanan borçların ödenmemesi nedeniyle 24/11/2019 tarihinde kredi hesapları kat edilmiş, bu şekilde davacı banka alacağı muaccel hale gelmiştir. Hesapların kapatıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 7. maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde "Ancak, kefil ve kefillere, tahahhüt veya ödemenin yapılmadığı veya yerine getirilmediği ihbar edilmeden temerrüt faizi yürütülemez." denilmek suretiyle müteselsil kefaletin varlığı halinde kefil ve kefillere, taahhüt ve ödemenin yapılmadığı veya yerine getirilmediği ihbar edilmeden temerrüt faizinin yürütülemeyeceği düzenlenmiştir. Bu hükme göre kefilin, asıl borçlunun (kredi müşterisinin) temerrüde düşmesi nedeniyle işleyecek temerrüt faizinden sorumlu olabilmesi için alacaklının kefile, asıl borçlunun borcunu yerine getirmekte temerrüde düştüğünü belirten bir ihbarda bulunması gerekmektedir. Aksi halde kefil kredi müşterisinin sorumlu olduğu temerrüt faizinden sorumlu tutulamaz. Anılan hüküm emredici nitelikte olduğundan mahkemece re’sen gözetilmelidir.
TTK yasa tasarısının 7. maddesinin 1. fıkrasına eklenen 2. cümle ilgili olarak kanunlaşma sürecinde verilen önerge ve kanunun gerekçesinde kefile alacağın ve borcun yerine getirilmediğinin ihbarı gerektiği, ihbar edilmeden asıl borçlunun temerrüdü yönünden kefillerden temerrüt faizi istenemeyeceği belirtilmiştir.
Ancak kefil kendi temerrüdünün hukuki sonuçlarından sorumlu olacağından kendi temerrüdü sonucu ortaya çıkan temerrüt faizleri ve fer’ilerinden sınırsız olarak sorumlu tutulabilecektir (Emsal Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi'nin 12/06/2019 tarih ve 2018/3501 Esas 2019/3769 Karar, 28/02/2019 tarih ve 2017/3919 Esas 2019/1259 Karar sayılı ilamları).
Somut olaya gelince, davalı kefilin sözleşmedeki adresine hesap kat ihtarnamesi bila tebliğ edilmiştir. İİK'nun 68/b maddesinde kredi kullananın adres değişikliğini noter ihtarıyla bildirmediği takdirde eski adresin geçerli olacağı hükme bağlanmıştır. Bu durumda dava dışı asıl borçlunun sözleşmede yer alan adresine yapılacak tebligat İİK'nun 68/b maddesi uyarınca geçerli olacak ve asıl borçlu anılan tebligat üzerine temerrüte düşecek ise de, temerrütün oluşması için süre içeren bildirimin davalı kefillere tebliğ edilmesi gerektiğinden bu tebligatın kefillerin adresine tebliğ edilmesi gerekecektir. Bir başka anlatımla kefillerin sözleşmedeki adresine ihtarın bila tebliğ olması davalı kefilin temerrüte düşmesi sonucunu doğurmayacak, davalı kefil takip tarihi itibarıyla temerrüte düşmüş olacaktır.
Öte yandan, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda, dosyaya sunulan belgeler incelenmiş, banka kayıtları üzerinde inceleme yapılmadan rapor düzenlenmiş, mahkemece de bilirkişi raporundaki hesaplamalar doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, mahkemece bankacı bilirkişiden dava konusu ticari kredili mevduat hesabı ve kredi kartı hesabının bulunduğu şubede banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapılmak suretiyle dava konusu işlemlere ilişkin tüm kayıtlar ve işlem dayanaklarının incelenerek ve TTK.nun 7.maddesi gereğince davalının takip tarihinde temerrüde düştüğü gözetilerek takip tarihi itibariyle alacak miktarının tespitine yönelik rapor alınması, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delil niteliğindedir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda ise bu hususlara ilişkin herhangi bir araştırma ve değerlendirme yapılmamış, banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapılmadan uyuşmazlığın çözümüne ilişkin herhangi bir inceleme içermeyen dosya üzerinden inceleme yapılarak hazırlanan rapor ile yetinilmiştir.
22/07/2020 tarih ve 7251 Sayılı Hukuk Muhakameleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 35.maddesi ile yapılan değişik HMK'nun 353/1.a-6 maddesi "Mahkemece uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması" hükmünü içermektedir.
Bu durumda mahkemece bankacı bilirkişiden dava konusu ticari kredili mevduat hesabı ve kredi kartı hesabının bulunduğu şubeye ait banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yaptırılmak, TTK.nun 7.madde hükmü gözetilmek ve davalının itiraz dilekçesindeki itirazları da değerlendirilmek suretiyle dava konusu işlemler nedeniyle yukarıda belirtilen hususlarda rapor alınıp, sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli niteliğe sahip delil toplanmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
Hal böyle olunca, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli nitelikte olan delillerin toplanmadığı ve değerlendirilmediği anlaşılmakla 6100 Sayılı HMK'nın 22/07/2020 tarih ve 7751 Sayılı Yasa'nın 35.maddesi ile değişik 353/(1)-a.6.maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6 maddesi gereğince KABULÜNE,
2-Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/10/2021 tarih 2020/413 Esas 2021/767 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
4-Davacı tarafından yatırılan 59,30 TL istinaf karar harcının istek halinde davacıya iadesine,
5-Davalı tarafından yatırılan 668,07 TL istinaf karar harcının istek halinde davalıya iadesine,
5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/(1)-a.6 maddesi uyarıca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 07/02/2024
Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi-
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.