T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2022/753 Esas 2024/782 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2022/753
KARAR NO: 2024/782
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 09/03/2021
NUMARASI: 2020/220 Esas 2021/160 Karar
DAVACI :
VEKİLİ
DAVALI :
DAVA: Rücuen Alacak
DAVA TARİHİ: 14/05/2020
KARAR TARİHİ: 12/06/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH: 12/06/2024
Taraflar arasındaki işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında özelleştirme kapsamına alınması nedeniyle 24/07/2006 tarihinde "İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi" imzalandığı, akabinde davacı Şirket ile Özelleştirme İdaresi arasında 30/10/2009 tarihinde "Hisse Satış Sözleşmesi" nin imzalandığını, fiilen dağıtım faaliyetinin ... tarafından yapıldığı ve müvekkkili şirketin fiilen ...'a bağlı olduğu Mayıs 2004 tarihinde meydana gelen mükerrer tahsilattan dolayı dava dışı ... Çimento San. Ve Tic. A.Ş tarafından Nevşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde 13/06/2015 tarihinde dava açıldığını, dosyanın bozulduğunu, mahkemenin yeni esasının 2008/267 Esas olduğunu, mahkemece açılan davanın kabulüne karar verildiğini, kararın 23. Hukuk Dairesinin denetiminden geçerek kesinleştiğini, bu ilam gereğince Ankara 13. İcra Müdürlüğü'nün 2019/1119 Esas sayılı dosyasına 28/01/2019 tarihinde davacı şirketin 98.824,02 TL dava dışı şirkete ve aynı dosyaya toplamda 2.771,15 TL masraf yaptığını ( 670,00 TL gider avansı, 2.101,15 TL harç ödemesi), İHDS gereğince sorumluluğun davalıda olduğundan ödenen 101.595,17 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tahsilini talep ettiği anlaşılmıştır.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediklerini, 4628 sayılı kanun ile, enerji sektöründeki özelleştirmelerin 4046 sayılı kanun hükümleri çerçevesinde Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından gerçekleştirileceği hükmünün getirildiğini, Yüksek Planlama Kurulu'nun 17/03/2004 tarihli kararı ile kabul edilen elektrik enerjisi reformu ve özelleştirme stratejisi belgesi çerçevesinde ...'ın 02/04/2004 tarihli özelleştirme yüksek kurulu kararı ile özelleştirme kapsam ve programına alındığını, davacı şirketin de dahil olduğu 20 şirketin Türkiye'deki dağıtım bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01/03/2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı müvekkil kuruma ait olmakla birlikte müvekkil kurumdan ayrı birer tüzel kişililiğe sahip olarak faaliyet göstermeye başladığını, davacı şirketinde elektrik dağıtım lisansına sahip ... Genel Müdürlüğü'nden ayrı bir tüzel kişiliğe sahip bir anonim şirket olduğunu, 24/07/2006 tarihinde dağıtım varlıklarının işletilmesine ilişkin olarak İHDS imzalandığını, İşletme hakkı devir sözleşmesinin “Üçüncü kişilerin Hak İddiaları” başlıklı 7. maddesinde sorumluluğun taraflardan hangisine ait olacağına ilişkin kriterlerin yer aldığını, kriterler gereğince 3. kişi zararlarından ...'ın sorumlu olabilmesi için zarara neden olan olayın dağıtım faaliyetine ilişkin olması ve söz konusu olayın dağıtım faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü dönemde yani İHDS'nin imza tarihi olan 24/07/2006 tarihinden önce gerçekleşmiş olması gerektiğini, 24/07/2006 tarihinden sonraki dağıtım faaliyeti davacı şirket tarafından yürütüldüğünden bu tarih sonrası meydana gelen zararlara ilişkin sorumluluğun sözleşmede açıkça belirtildiği üzere ...’a ait olduğunu, İ.H.D.S.'nin 7.5 maddesine göre dağıtım faaliyetinin davacı şirketçe yürütüldüğü döneme ilişkin sorumluluğun ve 7.7. maddesine göre sözleşmenin imza tarihinden sonra dağıtım tesisinin işletilmesinden kaynaklanan sorumluluğun davacı şirkete ait olduğunu, bu konuda Yargıtay ilamları bulunduğunu, davaya esas teşkil eden davanın konusu İHDS'den sonra 2006-2010 dönemlerinde yapılan haksız tahsilatından kaynaklanan dağıtım faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü dönemde meydana geldiğinden İHDS gereğince iş bu alacağa ilişkin herhangi bir talep hakkı bulunmadığını, davaya konu dosyanın konusunun abonelik sözleşmesinden kaynaklanan hatalı fatura tanzimi sebebiyle istirdat talebi olup, bu talebin İHDS'nin 7. maddesi uyarınca değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, sözleşmenin 7. maddesinde belirtilen 3. kişinin şirket tüzel kişiliği ile bağlantısı olmayan kişi olduğunu, dava dışı abonenin hiçbir şekilde 3. kişi olmadığı, dava konusu kararın 7.2. maddesine göre değerlendirilmesi gerektiğini, bu madde düzenlemesi gereğince davacı şirket tarafından davanın ...’a derhal bildirilmesi gerektiğini, davacı davayı bildirmediği gibi icra dosyasına ilişkinde bir bildirimde bulunmadığını, bu davaya esas teşkil eden davanın İHDS' den sonra 2006-2010 dönemlerinde yapılan haksız tahsilattan kaynaklanan dağıtım faaliyetinin davacı ... tarafından yürütüldüğü dönemde meydana gelen iş ve işlemlerden kaynaklı olduğundan davacının iş bu alacağa ilişkin her hangi bir talep hakkı bulunmadığını, iş bu davanın hem İ.H.D. Sözleşmesine hem de Hisse Devir Sözleşmesine aykırı olduğu, öne sürülerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davacı şirketin sistem kullanım ve bağlantı sözleşmeleri gereğince ...'a ödemek zorunda olduğu ve ödediği Mayıs 2004 dönemi sistem kullanım ve bağlantı ücretlerinin davalı tarafından tekrardan fatura edilerek tahsil edilmesi nedeniyle mükerrer tahsilatın iadesi talebi ile davanın açılmış olduğu, işbu davanın ise İHDS'nin 7.4. Maddesinden kaynaklanması nedeniyle ihbar yükümlülüğünün bulunmadığı, davacı ...... A.Ş. tarafından bu kapsamda Ankara 13. İcra Müdürlüğü'nün2019/1119 Esas Sayılı dosyasına 28/01/2019 tarihinde 98.824,02-TL ödeme yapıldığı, bu haliyle tazminata konu uyuşmazlığın (Mayıs 2004); İHDS'den (24/07/2006) önce meydana geldiği, buna göre yukarıda belirtilen İHDS 7.maddesinin yukarıda belirtilen hükümleri gereğince, sözleşmenin düzenlendiği 24/07/2006 tarihinden önceki döneme ilişkin olan uyuşmazlık nedeniyle tazminat sorumluluğunun davalı üzerinde olduğu anlaşıldığından davanın kabulüne, toplam 101.595,17-TL'nin dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporuna itibar edilmeyerek eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verildiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkili kurumun icra takibine ilişkin giderlerden, vekalet ücretinden, karara ilişkin olarak yapılan diğer masraflardan ve faizden sorumlu olmadığını, İHDS, ihale şartnamesi ve hisse devir sözleşmesinin birlikte yorumlanması gerektiğini, dava konusu işlemin davacının sorumluğunda olduğunu, yapılan ödemenin şirketin ve müvekkilinin bilançosuna yansıdığını, devre esas bilanço düzenlemesi ile her türlü borç ve alacak işlemlerinin kesinleştiğini, mahkemece dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken ödeme tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, ayrıca yasal faiz yerine avans faizine de hükmedilmesinin doğru olmadığını bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili istinaf başvurusuna karşı vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Nevşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2008/267 Esas 2014/296 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde; davacısının ... Çimento San. Ve Tic. A.Ş., davalılarının ... Müdürlüğü ve ... ... aleyhine açılan davada Mayıs 2004 ayı faturasının mükerrer tahsilinden kaynaklı açılan davada, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verildiği, davanın ...'a ihbar edildiği, mahkemece verilen kararın Yargıtay incelemesinden geçerek 12/11/2018 tarihinde kesinleştiği tespit edilmiştir.
Ankara 13. İcra Müdürlüğü'nün 2019/1119 Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; ... San. Ve Tic. A.Ş. (Eski unvanı ... Çimento San. Ve Tic. A.Ş.), borçlusunun ... Müdürlüğü olup,
Nevşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2008/267 Esas 2014/296 Karar sayılı ilamına istinaden takip yapıldığı, davacı şirketin 28/01/2019 tarihinde 98.824,02 TL ödeme yaptığı, ayrıca açılan dava nedeniyle 2.771,15 TL (670,00 TL gider avansı, 2.101,15 TL harç ödemesi) ödemenin ... A.Ş. tarafından yapıldığı tespit edilmiştir.
Dava dışı ... San. Ve Tic. A.Ş. (Eski unvanı ... Çimento San. Ve Tic. A.Ş.) tarafından Mayıs 2004 ayı faturasının mükerrer tahsilinden kaynaklı alacak istemine yönelik olarak ... Müdürlüğü ve ... ... aleyhine açılan Nevşehir 2.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2008/267 Esas 2014/296 Karar sayılı ilamı ile istirdadına karar verilmiştir.
Somut olayda, davaya konu mükerrer fatura tahsilinin İHDS'nin imzalandığı 24/07/2006 tarihinden önce Mayıs 2004 tarihinde yapıldığı, mükerrer tahsilata yönelik 13/06/2015 tarihinde Nevşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde dava açıldığı, mahkemece verilen kararın bozulması üzerine en son esasının 2008/267 Esasını aldığı, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verildiği, dava dosyasında davacı vekili için 2.554,85 TL vekalet ücreti ile davacının yapmış olduğu 205,73 TL yargılama giderinin ayrıca tahsili yönünde hüküm kurulduğu, kararın kesinleşmesi üzerine Ankara 13. İcra Müdürlüğü'nün 2019/1119 Esas sayılı dosyasına 28/01/2019 tarihinde 98.824,02 TL ve ayrıca açılan dava nedeniyle 2.771,15 TL harç ve avans giderinin davacı şirket tarafından İHDS'nin imza tarihinden sonra 28/01/2019 tarihinde ödediği dosya kapsamıyla sabit olup, davacı şirketin kendi bütçesine giren ve muhasebeleştirilen bu bedeli daha sonra dayanak davada verilen hükmün kesinleşmesiyle birlikte dava dışı şirkete ödediği, yapılan ödemenin haksız tahsil edilmiş paranın hak sahibine iadesinden ibaret olduğu, davacının kasasında bulunan ve davalıya aktarıldığına ilişkin iddia ve belge bulunmayan haksız tahsil edilmiş parayı hak sahibine iade etmekle kendi kasasındaki haksız tahsil edilmiş paranın iadesini sağladığı, haksız tahsil edilen bu tutarın davalıya önceden aktarıldığı ispatlanamadığından bu paranın davalıdan tahsiline karar verilmesinin davacı şirketin sebepsiz zenginleşmesine sebebiyet vereceği, bu nedenle ilk derece mahkemesince istirdadına karar verilen ana para ve faiz hakkındaki istemin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır.
Ancak, Nevşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2008/267 Esas 2014/296 Karar sayılı dosyasında yapılan yargılama giderleri ( 205,73), vekalet ücreti ( 2.554,85 TL) ile temyiz harç ve masrafları (toplam 2.771,15 TL) toplamı olan 5.531,73 TL'den İHDS nin 7.4 ve 7.6 maddeleri gereğince ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalının sorumlu olduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararı kaldırılması ile davanın kısmen kabulü ile 5.531,73 TL'nin 28/01/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 15/04/2019 tarih 2018/1268 esas 2019/29 karar sayılı emsal içtihadı).
Davalı vekilinin davada zamanaşımına ilişkin istinaf itirazının incelenmesinde; alacak taraflar arasında imzalanan İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'ne dayandığından bu davada uygulanması gerekli olan zamanaşımı süresi Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi uyarınca 10 yıl olup davanın da bu süre içerisinde açıldığı anlaşıldığından bu yöndeki itiraz yerinde görülmemiştir.
Davalı vekilinin hüküm altına alınan alacağa avans faizi işletilemeyeceğine yönelik istinaf itirazına gelindiğinde; rücuen tazminat talebi, başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelik tazminat niteliğinde olup, davacının mal varlığındaki eksilme ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme gününden itibaren her iki tarafta tacir olduğundan avans faizi talep edebilir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13/04/2016 tarih ve 2016/2239-2016/4044 E.-K. Sayılı emsal kararı). Bu durumda mahkemece hüküm altına alınan alacağa ödeme tarihinden itibaren avans faizine hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Tüm bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
A)1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile,
2-Ankara 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/03/2021 tarih ve 2020/220 Esas 2021/160 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/(1).b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
B)1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, 5.531,73 TL'nin ödeme tarihi olan 28/01/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
Fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 1.735,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.307,40 TL harcın talep halinde davacıya iadesine,
3-Davalı tarafından yatırılan 5.204,97 TL bakiye karar harcının davalıya iadesine,
4-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan 427,60 TL peşin harç ile 54,40 TL başvuru harcı olmak üzere toplam 482,00 TL harcının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 894,00 TL tebligat ve posta, 700,00 TL bilirkişi gideri olmak üzere toplam 1.594,00 TL yargılama giderinin davanın red/kabul oranına göre 86,79 TL'lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Arabuluculuk Kanununun 18/A(13). Maddesi gereğince takdir edilen Arabuluculuk ücreti davalı yanca ödendiğinden bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
7-Davanın kabul edilen kısmı yönünden, istinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre takdir ve tayin olunan 5.531,73 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davanın reddedilen kısmı yönünden, istinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre takdir ve tayin olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
9-Taraflar tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmın karar yatırana iadesine,
C)1-Davalı taraftan istinaf karar harcı olarak alınan 1.735,00 TL harcın talep halinde davalıya iadesine,
2-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile dosyanın istinafa gönderim giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesap edilen 54,46 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 275,16 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi.12/06/2024
Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.