T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2025/1517 Esas 2025/1388 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2025/1517
KARAR NO: 2025/1388
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 03/06/2025
NUMARASI: 2025/221 D.İş 2025/218 Karar
TALEP: İhtiyati Haczin Kaldırılmasına İtiraz
TALEP TARİHİ: 09/05/2025
KARAR TARİHİ: 28/11/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH: 28/11/2025
Taraflar arasındaki ihtiyati haciz kararına itiraz istemine ilişkin talebin yapılan yargılaması sonunda, ihtiyati haciz kararına yönelik borçlu taraf itirazının kabulüne yönelik verilen ek karara karşı, ihtiyati haciz talep eden alacaklı tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TALEP
İhtiyati hacze itiraz eden dilekçesinde özetle; Alacaklı banka tarafından, Ankara Banka Alacakları İcra Müdürlüğünün 2025/74806 Esas sayılı dosyası ile aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığını, yasal süresi içinde yetkiye, takibe, borca, faize ve ferilerine itiraz ettiklerini, takibe konu senedin yetkisiz Ankara İcra Dairelerinden takibe konularak yine yetkisiz Ankara Asliye Ticaret mahkemesinden ihtiyati haciz kararı alındığını, İcra Dairelerinin yetkisine İcra Hukuk Mahkemesinde itiraz ettiklerini, yine mahkemece verilen ihtiyati haciz kararına da yetki yönünden itiraz ettiklerini, Ankara mahkemelerinin yetkisiz olup adresleri Konya olmakla yetkili mahkemenin Konya mahkemeleri olduğunu, takibe konu senedin teminat senedi olduğunu, ödeme tarihi boş olarak verildiğini, alacaklı Banka tarafından hukuka aykırı bir şekilde eski bir tarih yazıldığını, bankadan, ... plakalı araç için taşıt kredisi kullanıldığını, bu kredinin bir kısım taksitlerinin ödendiğini, karşı tarafın yasal süreler dolmadan borcu kat'ettiğini, kat'edilen miktar olarak gösterilen asıl alacak kısmının doğru olmadığını, Noter ihtarına ilişkin tebligatın geçersiz olduğunu, kullandığı taşıt kredisinden dolayı ... plaka sayılı araç üzerine rehin konulduğunu, rehinle temin edilmiş alacak için öncelikle rehinli takip yoluna başvurulması gerektiğini, alacaklıya rehinle temin edilmiş alacağı dışında başkaca bir borcu olmadığını, meydana gelen zararlardan dolayı % 20 oranında alacaklının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini, ihtiyati haciz kararına bu yönden itirazlarının kabulü ile takibin durdurulmasını talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; gerek borçluların yerleşim yeri, gerek senedin ödeme ve tanzim yerine binaen Konya mahkemelerinin yetkili olduğu, ayrıca bonoda yazılı ve HMK'nin 17. maddesine göre geçerli olan yetki şartı bakımından İstanbul Çağlayan mahkemelerinin de yetkili olduğu, talep edenin ise istemini yetkili mahkemelerden hiçbirinde ileri sürmediği, itiraz edenler vekilinin yetki itirazının hem keşideci hem avalist yönünden kabulü gerektiği gerekçesiyle; " ihtiyati haciz kararına yetki yönünden yapılan itirazın kabulüne ve ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına" ilişkin karar verilmiş, karara karşı ihtiyati haciz talep eden bankaca istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ
İhtiyati haciz kararının kaldırılmasına itiraz eden alacaklı banka istinaf dilekçesinde özetle; takip konusu 10/08/2023 düzenleme tarihli, 30/12/2024 vade tarihli, 5.000.000-TL bedelli bononun borçlu şirketler ile avalist tarafından keşide edilerek bankaya verildiğini, vadesinde ödenmediğini, bunun üzerine takip başlatılarak Ankara 6. ATM'nin 2025/221 D.İş sayılı ihtiyati haciz kararı alınarak süresinde infaz edildiğini, yetki itirazının usulüne uygun olmadığını, geçersiz sayılması gerektiğini, Konya mahkemelerinin yetkili olmadığını, itiraz üzerine mahkemece verilen 2025/218 sayılı ihtiyati haczin kaldırılması kararının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Talep, İİK 265. maddesine göre ihtiyati haciz kararına itiraza ilişkin olmakla, itiraz incelemesi duruşmalı olarak yapılmıştır.(İİK 265/4)
2004 Sayılı İİK'nın 265/1. Maddesi "Borçlu kendisi dinlenmeden verilen ihtiyatî haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı; huzuriyle yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi hâlde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye müracaatla itiraz edebilir." şeklindedir. Yasal düzenlemeden görüleceği üzere ihtiyati hacze itiraz sebepleri, tahdidi(sınırlı) olarak sayılmıştır.
Yetki hususunda yapılan itirazın ele alınmasında belirtmek gerekirse; dava açıldıktan sonraki ihtiyati haciz taleplerinde yetkili mahkeme asıl davaya bakan mahkeme olup ihtiyati hacizde yetkiyi düzenleyen 258. maddede bu konuda bir açıklık yok ise de İİK'nun 258. maddesinde ihtiyati hacze aynı kanunun 50. maddesine göre yetkili olan mahkemece karar verileceği hükme bağlanmıştır. İİK.nun 50/1. maddesine göre, para ve teminat borçlarına ilişkin icra takiplerinde yetkili icra dairesi HMK'nun yetkiye ilişkin hükümleri uyarınca belirlenecektir.
Buna göre, bonoya dayalı takip, genel yetkili yer olan borçlunun yerleşim yerindeki icra dairesinde (HMK. 6. md.), bonoda öngörülen ödeme yerinde (6102 Sayılı TTK'nun 777/3. maddesine göre ödeme yeri gösterilmeyen bonoda, ödeme yeri olarak düzenlenme yeri kabul edilir) (HMK. 10. md.) ve ayrıca İİK'nun 50/1. maddesi uyarınca bononun düzenlendiği yerdeki icra dairesinde yapılabilir.
Diğer taraftan 6100 Sayılı HMK'nın "yetki sözleşmesi" başlıklı 17. maddesinde " Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır." düzenlemesine yer verilmiştir. Görüldüğü üzere, yetki sözleşmesi düzenleyebilecek şahıslar sadece tacirler veya kamu tüzel kişileri olarak belirlenmiştir.
İİK'nın 265. maddesinde; ihtiyati haciz kararına karşı itiraz usulü düzenlenmiş olup düzenlemeye göre borçlu kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı 7 gün içinde mahkemeye itiraz edebilecektir.
Somut olayda; alacaklı banka tarafından, takip konusu 10/08/2023 düzenleme tarihli, 30/12/2024 vade tarihli, 5.000.000-TL bedelli bonoya dayalı olarak borçlu şirket ile avalist ... aleyhine, 08/01/2025 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatılarak aynı zamanda ihtiyati haciz talebinde de bulunulması üzerine mahkemece, 12/05/2025 tarihli, 2025/221 D.İş 2025/218 Karar sayılı ihtiyati haciz kararı verildiği, bu karara karşı borçlular tarafından yasal süresinde sebepler ve yetki yönünden itiraz edilmesi üzerine mahkemece, duruşmalı yapılan inceleme sonucunda bu kez 03/06/2025 tarihli ek karar ile daha önce verilen ihtiyati haciz kararının, yetki yönünden yapılan borçlu taraf itirazının yerinde olduğu gerekçesiyle kaldırılmasına ilişkin karar verildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlığa konu senet üzerinde ihtilaf vukuunda kanunen yetkili mahkeme ve icra dairelerinin yanında İstanbul(Çağlayan) mahkeme ve icra dairelerinin de yetkili olduğuna dair yetki kaydı bulunduğu, yine keşidecilerin adresinin Selçuklu/Konya olduğu, tanzim yerinin Konya olduğu görülmüştür.
Somut olay ele alındığında; talebe dayanak bonoda, lehtar ve keşidecinin her ikisi de tacir olup yetki sözleşmesi HMK'nın 17.maddesi kapsamında geçerlidir. Talebe dayanak bonoda isim ve imzası bulunan gerçek kişi ... hakkında TTK'nın 778.maddesi atfıyla TTK'nın 701/3.maddesi gereğince "aval" hükümleri uygulanır. TTK'nin 702/4.maddesi gereğince aval veren aynen keşideci gibi sorumlu olur. Keşidecinin yaptığı yetki sözleşmesi bonoda aval vereni de bağlar. (Aynı yönde Yargıtay 19.HD'nin 10/02/2015 tarih 2014/11550 Esas 2015/1636 K. Sayılı ilamı)
Hal böyle olunca somut olayda, gerek borçluların yerleşim yerine gerekse senedin ödeme ve tanzim yerine göre Konya mahkemelerinin yetkili olması, ayrıca bonoda yazılı olan ve HMK'nin 17. maddesine göre geçerli olan yetki şartı bakımından İstanbul Çağlayan mahkemelerinin de yetkili olduğu anlaşılmakla birlikte talep eden alacaklının, istemini yetkili mahkemelerden hiçbirinde ileri sürmemesi, bu durumda mahkemece, itiraz eden borçlu tarafın yetki itirazının yerinde olduğu yönündeki kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığının ve ihtiyati haciz kararına yetki yönünden yapılan itirazın kabulü ile ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına ilişkin verilen ek kararın usul ve yasaya uygun olduğunun anlaşılması karşısında, ihtiyati haciz talep eden tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-İhtiyati haciz talep eden tarafın istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gerekli olan 615,40-TL istinaf karar ve ilam harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-İhtiyati haciz talep eden tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.28/11/2025
Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi