T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2025/667 Esas 2025/1256 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2025/667
KARAR NO: 2025/1256
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
BAŞKAN: ... ...
ÜYE: ... ...
ÜYE: ... ...
KATİP: ... ...
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 05/12/2024
NUMARASI: 2024/628 Esas 2024/716 Karar
DAVA: Ticari Şirket (Fesih İstemli)
DAVA TARİHİ: 17/12/2021
KARAR TARİHİ: 07/11/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH: 07/11/2025
Taraflar arasındaki fesih istemine istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı şirket vekili Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/745 Esas sayılı dosyasına sunduğu 29/04/2022 tarihli karşı dava dilekçesinde özetle; davacı - karşı davalı kendi kusurlu eylem ve işlemlerine dayanarak şirketin feshini ve tasfiyesini talep edemeyeceğini, Doktrinde ve Yargıtay kararlarında, ortaklar arasındaki güven ilişkisinin sona ermesine kusuruyla sebebiyet veren ortağın, kendi kusuruna dayanarak fesih ve tasfiyeyi istemesinin ilke olarak kabul edilemeyeceği, zira hiç kimse kendi kusurlu davranışlarından kendisi lehine sonuç çıkartamayacağı, aksi düşüncenin kabulünün kusurlu ortağın kendi kusurundan fayda sağlaması, kusurunun ödüllendirilmesi anlamına geleceği, asıl dava dilekçesindeki hususların aksine müvekkilinin mağdur olan taraf olduğunu bildirerek müvekkil şirket lehine şirketin tasfiyesi ile haklı karşı davasının kabulüne, davacının asıl davasının reddine karar verilmesini talep ettiği, karşı davacı şirket tarafından açılan iş bu davanın asıl dosya Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/745 Esas sayılı dosyasından tefrik edilerek yukarıda belirtilen esasa kaydedildiği görülmüştür.
CEVAP
Davalı vekilinin karşı davaya cevap vermediği aşamalarda davanın reddini talep ettiği görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; Limited şirketlerde her ortak haklı sebebin varlığı halinde mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. TTK.'nun 636/3'e dayalı olarak dava açma hakkı pay oranına bakılmaksızın ortaklara tanınmıştır. Ortaklığın TTK.'nun 636/3 maddesine dayalı olarak haklı sebeple fesih davası açma hakkı bulunmamaktadır. Bu sebeple ortaklık tarafından açılan davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, huzurdaki dava, 2021/745 E. Sayılı dosyada karşı dava iken, ... vekilinin duruşmaya mazereti olmaksızın katılım sağlamaması üzerine asıl dava dosyasının işlemden kaldırılması neticesinde tefrik edilerek 2024/628 Esas sayısını aldığını, taraflarınca 2021/745 E. Sayılı dosyada henüz yalnızca davalı sıfatıyla yer alınmaktayken yerel mahkeme 21/04/2022 tarihli tensip zaptının 1 numaralı ara kararıyla "...Davalı vekiline cevap dilekçesindeki beyanlarına nazaran karşı dava açıp açmadıklarını... 2 haftalık kesin süre verilmesine..." denmek suretiyle taraflarına karşı dava açmak için süre verdiğini, yerel mahkeme karşı dava açma hususunda kendisi yol göstermiş olmasına rağmen gelinen noktada usule aykırı yargılamayla davamızın reddine karar verdiğini, yerel mahkeme her ne kadar gerekçeli kararında bu hususa ilişkin hukuki bir nitelendirme yapmamış ise de davanın reddi sebebi "dava/taraf ehliyeti", "aktif dava ehliyeti" olup, dava usulden reddedildiğini, yerel mahkemece işbu eksiklik ne ön inceleme aşamasında ne de yargılamanın devamında hiçbir şekilde gözetilmediğini, mahkemece tahkikat yapıldığını, bu kapsamda tanıkların dinlendiğini, dosyanın bilirkişiye gönderildiğini, yerel mahkemenin davayı işbu nedenle reddedecekse neden tahkikat yaptığı, delil topladığı ve böylece taraflara masraf yaptırdığı taraflarınca anlaşılmadığını, bir diğer ifadeyle yerel mahkemenin tahkikat yaptıktan sonra "davayı şirket ortağı açmalıydı" gibi bir yaklaşımla reddetmesi kabul edilebilir olmadığını, yerel mahkemece yapılan yargılama usul ekonomisi ve HMK'nın sair ilkelerine açıkça aykırı olduğunu verilen kararın istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması gerektiğini, yerel mahkemenin kararı, tarafları, konusu ve sebebi aynı olan iki dava bakımından iki farklı karara sebep olduğunu, zira asıl dava olan 2021/745 E. sayılı dosyada lehlerine karar vererek ortak ...'nın daha kusurlu olduğu kanaatine varan mahkemenin, 2024/628 Esas sayılı dosyada neden aleyhe karar verdiği taraflarınca anlaşılamadığını, söz konusu karar hukuk aleminde tarafları, konusu ve sebebi aynı olan çelişik iki karar meydana getirdiğini, huzurdaki davada, davalı ortağın kusurlu olduğu, dosya kapsamında yer alan tüm delillerle açıkça ortaya konulduğunu, ayrıca davalı tarafından yeni bir şirket kurulmuş olup, şirketin satışını yaptığı ürünler ile benzer ürünler satışını yaparak "Rekabet Yasağı" na davalı tarafından aykırı davranıldığını bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; TTK.m.636/3 maddesi uyarınca "haklı sebeple limited şirketin feshi" davasıdır.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Davacı şirket tarafından davalı ortak aleyhine açılan davada davacı şirketin feshinin talep edildiği, mahkemece davacının davasının yukarıdaki yazılı gerekçe ile reddine karar verildiği, istinafa davacı tarafça davacının eldeki davayı açmakta haklı olduğu bildirilerek gelindiği görülmüştür.
Dosyamız kapsamındaki uyuşmazlık şirketin haklı sebeple feshi davasının şirket tarafından aleyhine açılıp açılmayacağının tespiti noktasında toplandığı görülmüştür.
6102 Sayılı TTK'nun 636/3. maddesinde, haklı sebeplerin varlığı halinde, her ortağın mahkemeden şirketin feshini isteyebileceği, mahkemenin, istem yerine, davacı ortağa payın gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebileceği hükme bağlanmıştır.
Yapılan açıklamalar karşısında somut olaya gelindiğinde, TTK'nun 636/3. maddesinde de açıkça belirtildiği üzere limited şirketin haklı nedenle feshine ilişkin dava açma hakkı pay oranına bakılmaksızın ortaklara tanınmış olmasına rağmen eldeki şirketin haklı sebeple fesih davasının davacı şirket tarafından açıldığı görülmüştür.
Bu durumda mahkemece limited şirketin haklı nedenle fesih dava açma hakkının TTK.'nun 636/3'e dayalı olarak pay oranına bakılmaksızın ortaklara tanındığı, ortaklığın TTK.'nun 636/3 maddesine dayalı olarak haklı sebeple fesih davası açma hakkı bulunmadığı gözetilerek davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davacıdan alınması gerekli olan 615,40 TL harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucundaHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi .07/11/2025
Başkan- ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi -...
... ... ... ...