T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2024/1706 Esas - 2024/1652 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2024/1706
KARAR NO: 2024/1652
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 01/11/2024
NUMARASI: 2024/596 Esas
DAVACILAR
VEKİLİ:
DAVALI :
DAVA: Yönetim Kurulu Kararının İptali İstemli)
DAVA TARİHİ: 06/09/2024
KARAR TARİHİ: 30/12/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH: 27 /01/2025
Taraflar arasındaki ticari şirket yönetim kurulu kararının iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların davalı şirketin azınlık ortakları olduklarını, TTK m. 531 kapsamında şirketin feshi, aksi kanaat halinde payların gerçek değerini alarak ortaklıktan çıkma davası açtıklarını, davaların Ankara 3.Asliye Ticaret Mahkemesine ait 2019/422 Esas sayılı dosyasında birleştirme kararı ile görüldüğünü, anılan davanın devam eden yargılamasında Yargıtay bozma ilamı ile birlikte davacı olan davacı ortakların davalı şirketten çıkmaları için haklı sebeplerin oluştuğu ve şirketin feshi yerine azlık ortakların şirketten çıkarılmasına karar verilmesi gerektiğinin Yargıtay ilamı ile belirlendiğini akabinde Ankara BAM 21 HD. 2024/243 Esas sayılı dosyada ortakların paylarının karar tarihine en yakın gerçek değerinin ödenmesi için çıkma payının hesaplaması aşamasında yargılamaya devam olunduğunu, bu doğrultuda davalı şirketin İzmir ve Kemalpaşa’daki taşınmazlarının güncel kıymet takdiri için keşif ve bilirkişi incelemesine karar verildiğini, yargılamanın çıkma payı hesabı aşamasında olduğunu, yargılama devam ederken davacıların murisi olan %2 paylı hissedar ...'in 18/09/2023 tarihinde vefat ettiğini, murisin vefatı sonrası davacılar tarafından mirası ret yönünden herhangi bir işlem yapılmadığını ve mirasçı sıfatıyla davacıların mirası kabul ederek işbu payları iktisap ettiklerini ancak davalı şirket yönetim kurulunun 09/07/2024 2024/07-01 nolu kararı ve 06/08/2024 tarihli kararları ile TTK. 493 kapsamında miras yolu ile intikal eden hissenin davalı şirket tarafından satın alınmasına dair karar verildiğini, davalı şirketin TTK. 493/4 kapsamında davacıların murisinden intikal eden payların gerçek değeri ödeme suretiyle murisin paylarını satın alma gibi bir hakkının bulunmadığını, davalı şirketin olmayan bir hakkı için ihtarname çekmesi ve talepte bulunmasının her türlü hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürerek 09/07/2024 tarih 2024/07-01 no'lu ve 06/08/2024 tarihli, 2024/08-01 nolu yönetim kurulu kararlarının hukuka ve eşit işlem ilkesine aykırı, pay sahiplerinin özellikle vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eder, bunların kullanımını kısıtlar ve güçleştirir nitelikte olması nedeniyle TTK. 391 gereği batıl olduğunun tespitini, HMK 390/1-2 maddeleri gereğince davaya konu kararların uygulanmasının tedbiren durdurulması yönünden ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; taraflar arasında görülmekte olan ve Ankara BAM 21 HD. 2024/243 Esas sayılı dosyasında devam eden yargılamada davacıların çıkma payı alacağının dolayısıyla davacılar murisine ait hisse payının da hesaplama safhasına geçilmiş olduğu nazara alındığında davacılarca yaklaşık ispat koşulunun eldeki davada sağlandığı buna göre tedbir kararı verilmesi için gerekli koşulların bulunduğu anlaşılmakla davalı şirkete ait yönetim kurulu kararlarının yürürlüğünün tedbiren durdurulmasına karar verilmiş, dosya kapsamı, Ankara BAM 21 HD. 2024/243 Esas sayılı dosyasındaki yargılama safahati nazara alındığında HMK 392/1 2.cümle uyarınca tedbir kararı için teminat alınmasına yer olmadığına, ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile, davalı şirkete ait 09/07/2024 tarih 2024/07-01 no'lu ve 06/08/2024 tarihli, 2024/08-01 nolu yönetim kurulu kararlarının yürürlüğünün tedbiren durdurulmasına hükmedilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacıların taraf sıfatına sahip olup olmadığı araştırılmaksızın tedbir kararı verilmesinin hatalı olduğunu, davacıların davada taraf sıfatını taşıdığı ispatlanmaksızın sair hususların incelemesine geçilemeyeceği açık olup mahkemece bu açıklamalarının hiçbir şekilde gözetilmeksizin ve bu hususta değerlendirme yapılmaksızın tedbir talebi yönünden davacıların talebinin kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, ayrıca gerek taraf sıfatı hususu gerekse diğer hususlar gözetildiğinde konunun yargılamayı gerektirir nitelikte olduğunu, mahkemece bu durum gözetilmeksizin tedbir kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, hatalı tedbir kararı ile dava ile amaçlanan sonuca ulaşılmış olup verilen karar tedbirin hukuki niteliğini aşar halde olduğunu, yerel mahkemece yapılması gerekenlerin öncelikle taraf sıfatının incelenmesi, akabinde ise gerekirse bilirkişi incelemesi yapılması ve tedbir talebinin değerlendirilmesi gerekirken ön inceleme aşamasında karar verilmesinin hatalı olduğunu, diğer yandan yönetim kurulunca verilen kararların hukuku uygun olup bu açıdan değerlendirilince de tedbir kararı verilmesinin hatalı olduğunu, davacıların davasını dayandırdığı üç temel olgudan biri, dava konusu kararların eşit işlem ilkesine aykırı olduğu iddiasının olduğunu, davacıların, bu iddiasını daha önce vefat eden şirket ortakları açısından uygulanmamış olmasına dayandırdığını, ne var ki söz konusu iddianın yanıltıcı nitelikte olup davalı şirketin Kanun ile kendisine verilmiş haklarının engellemeye yönelik olduğunu, davalı şirket, almış olduğu yönetim kurulu kararıyla Kanun'un açık hükmü ile kendisine verilmiş olan hakkı yine usulüne uygun şekilde kullandığını ve davacılara da bu yönde gerekli bildirimleri yaptığını, yapılan söz konusu işlemde eşit işlem ilkesine aykırı hiçbir husus bulunmayıp alınan paylar öncelikle ortaklara hisseleri oranında teklif edilecek, aksi halde sermaye azaltımı yoluyla yok edilecek, tüm ortakların pay oranları korunmuş olacağını, davalı şirket, ne söz konusu payları hakim ortaklara ya da yöneticilerine devretmekte ne de ortaklar arasında farklı fiyat teklifleri sunduğunu, davalı şirket, kanun ile kendisine verilen hakkı, yalnızca şirketin menfaatini gözetmek suretiyle eşit işlem ilkesine uygun olarak kullanmış halde olduğunu, davacıların diğer bir iddiasının da pay sahiplerinin vazgeçilmez nitelikteki haklarının ihlal edildiği iddiası olduğunu, dava dilekçesine bakıldığında da görüleceği üzere, davacıların söz konusu iddiasının altını dolduracak hiçbir somut olgu sunamadığını, tüm bu hususların dışında -kabul anlamına gelmemek kaydıyla- ihtiyati tedbir kararının uygulanması süresi içerisinde talep edilmediğinden kararın kendiliğinden kalktığını, davacıların taraf sıfatını taşıdığını ispatlaması gerekmekle ve bu kapsamda öncelikle davacılara, pay senedini incelenmek üzere dosyaya sunmaları için süre verilmesi gerektiğini ve bu işlem yapılmadan davacıların sair iddialarının incelenmesine geçilemeyeceğini beyanla ve yine davacıların taraf sıfatına sahip olduklarını kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacıların hukuki dayanaktan yoksun iddialarının dinlenebilir bir yanı olmadığından davacıların tedbir talebinin reddi gerekirken mahkemece aksine değerlendirme ile kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; ihtiyati tedbirin kabulüne ilişkin 01/11/2024 tarihli ara kararın kaldırılması istemine ilişkindir.
HMK'nun 389/1. maddesinde; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği,"
HMK'nun 391/1. maddesinde; "Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebileceği,
HMK'nun 391/2. maddesinde İhtiyati tedbir kararında;
a) İhtiyati tedbir talep edenin, varsa kanuni temsilcisi ve vekilinin ve karşı tarafın adı, soyadı ve yerleşim yeri ile talep edenin Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası,
b) Tedbirin, açık ve somut olarak hangi sebebe ve delillere dayandığı,
c) Tereddüde yer vermeyecek şekilde, neyin üzerinde ve ne tür bir tedbire karar verildiği,
ç) Talepte bulunanın, ne tutarda ve ne türde bir teminat göstereceği,
yazılır.
HMK'nun 391/3. (28/07/2020 tarihinde değişik) maddesinde; ihtiyati tedbir talebinin reddi kararı gerekçeli olarak verileceği ve bu karara karşı kanun yoluna başvurulabileceği, yüzüne karşı aleyhine ihtiyati tedbir kararı verilen tarafın da kanun yoluna başvurabileceği, bu başvuruların öncelikle inceleneceği ve kesin olarak karara bağlanacağı,
HMK'nun 392/1. maddesinde; "İhtiyati tedbir talep eden, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorundadır. Talep, resmî belgeye, başkaca kesin bir delile dayanıyor yahut durum ve koşullar gerektiriyorsa, mahkeme gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla teminat alınmamasına da karar verebileceği",
Aynı yasanın 394. maddesinde "Karşı taraf dinlenmeden verilmiş olan ihtiyati tedbir kararlarına itiraz edilebileceği, ihtiyati tedbirin uygulanması sırasında karşı tarafın hazır bulunmaması halinde tedbire ilişkin tutanağın tebliğinden itibaren bir hafta içinde ihtiyati tedbirin şartlarına, mahkemenin yetkisine ve teminata ilişkin olarak kararı veren mahkemeye itiraz edebileceği, itiraz eden dilekçe ile itiraz sebeplerini açıkça göstermek ve itirazın dayanağı olan tüm delilleri eklemek zorunda olduğu, mahkemenin ilgilileri dinlemek üzere davet edeceği, gelmedikleri takdirde dosya üzerinden inceleme yapılarak karar vereceği, itiraz hakkında verilen karara karşı da kanun yoluna başvurulabileceği" şeklinde düzenlemeler mevcttur.
Somut olayda, davacı vekilinin dava dilekçesinde ihtiyati tedbir talebi üzerine mahkemece 01/11/2024 tarihli ara karar ile davalının yokluğunda ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmiş olup, davalı yanca ihtiyati tedbir kararına karşı istinaf dilekçesi sunulmuş ise de, ilk derece mahkemesince HMK'nın 394/(4) maddesinin açık hükmü uyarınca davalı vekilinin istinaf dilekçesi itiraz dilekçesi olarak kabul edilerek tarafları dinlemek üzere davet edip yapacağı duruşma sonucunda itiraz hakkında karar verilmesi ve gerekçeli ara kararın yazılarak taraflara tebliğ edilmesi ve yasal süresi içerisinde ara kararın istinaf başvurusunda bulunması halinde dosyanın Dairemize gönderilmesi gerektiğinden dosyanın ilk derece mahkemesine geri çevrilmesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-İlk derece mahkemenin 01/11/2024 tarihli ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karşı davalı vekilinin istinaf dilekçesinin itiraz dilekçesi olarak kabul edilerek tedbire itiraz hakkında HMK'nın 394/(4).maddesi kapsamında duruşmalı inceleme yapılarak karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE,
2-Kararın niteliği gözetilerek davalı tarafından yatırılan 427,60 TL maktu istinaf karar harcı ve 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 1.597,00 TL'nin davalıya iadesine,
Dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda HMK'nın 352. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.30/12/2024
Başkan- ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi -...
... ... ... ...