T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2024/1610 Esas 2024/1671 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2024/1610
KARAR NO: 2024/1671
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 19/09/2024
NUMARASI: 2024/241 Esas 2024/515 Karar
DAVACI:
VEKİLİ
DAVALI:
DAVA: Şirketin İhyası
DAVA TARİHİ: 04/04/2024
KARAR TARİHİ: 31/12/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH: 20/01/2025
Taraflar arasındaki şirketin ihyası istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı dahili davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından iş kazası sonucu vefat eden işçinin hak sahiplerine ödenen cenaze yardımı ile bağlanan peşin sermaye değerli gelirin rücuen tahsili için ... Danışmanlık Eğitim Yazılım Yayıncılık İnşaat Turizm İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi aleyhine rücuen tazminat davası açıldığını, yargılama sırasında şirketin ticaret sicilinden terkin edildiğinin anlaşıldığını, ihya davası açmak üzere taraflarına süre verildiğini, yapılan incelemede şirketin iş kazasında %70 kusurlu olduğunun anlaşıldığını belirterek ... Danışmanlık Eğitim Yazılım Yayıncılık İnşaat Turizm İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü temsilcisi cevap dilekçesinde özetle; terkinin usulüne uygun gerçekleştirildiğini, yasadan doğan zorunlu hasım olduklarını, aleyhlerine yargılama giderlerine hükmedilemeyeceğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
Dahili davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin tasfiye işlemlerini usulüne uygun olarak gerçekleştirdiğini, iş kazasını takiben davacı kuruma yapılması gereken yasal bildirimlerin yasal süre içinde yapıldığını, davacının buna rağmen şirket aleyhine 7 yıl boyunca rücu talebinde bulunmadığını, iş kazasında 3 yıldan daha uzun süre geçtikten sonra şirketin sicilden terkin edildiğini, ticaret sicilinde üç kez ilan yapıldığını, davacı dahil hiçbir alacaklının tasfiye memurluğuna başvurmadığını, kapanış işlemleri için davacıdan borcu yoktur yazısı alındığını bildirerek davanın davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, terkin öncesi dava dışı işçinin ihyası istenilen şirketin işyerinde çalışmakta iken 24/03/2017 tarihli iş kazasına dayalı rücuan alacak davasının Ankara 61. İş Mahkemesinin 2023/326 Esas sayılı sayılı dosyasında davacı tarafından 2023 yılında açıldığı, davadan önce söz konusu şirketin 20/12/2019 tarihli genel kurul kararı ile tasfiyeye girme kararı aldığı, tasfiyeye girdiğine dair alacaklılara çağrı yapıldığı, atanan tasfiye memurunca tasfiye işlemlerinin yapıldığı, şirketin terkinin 21/07/2020 tarihinde ilan edildiği, terkin sonrası açılan davada davacıya Tasfiye Halinde ... Danışmanlık Eğitim Yazılım Yayıncılık İnşaat Turizm İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ni ihya etmek üzere mahkemece süre verildiği, TTK'nun 547 maddesi gereğince ihya isteminin kabulü gerektiği, tasfiye memuru olarak terkin öncesi şirket yetkili temsilcisi olan dahili davalının atanmasına karar verildiği, ihya davasında ticaret sicil müdürlüğü yasal hasım olup şirketin kararı ile atanan tasfiye memurunca yaptığı anlaşılan tasfiye işlemlerinde bir kusuru bulunmaması nedeniyle yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağı, davalı tasfiye memuru davada hasım olup, terkin öncesi iş kazası ve SGK alacağı iddiası olduğu halde şirket tasfiyesinin usulüne uygun şekilde yapılmaması nedeniyle davanın açılmasına sebebiyet verdiği, yargılama giderlerinden sorumlu tutulması gerektiği gerekçesiyle Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarası ile kayıtlı bulunan Tasfiye Halinde ... Danışmanlık Eğitim Yazılım Yayıncılık İnşaat Turizm İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin Ankara 61. İş Mahkemesi'nin 2023/326 Esas sayılı dosyasındaki dava ile sınırlı olmak üzere ihyasına, TTK'nun 547/2. maddesi gereğince ihya edilen şirkete ...’ın tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı tasfiye memuru vekili istinaf dilekçesinde özetle; tasfiye memuru ...’ın cevap için ek süre talep ettiğini, mahkemece verilen ek sürenin henüz dolmadığı anlaşıldı şeklinde duruşma tutanağına yazıldığı halde yine aynı duruşmada mahkemece alelacele karar verildiğini, davada hiç dikkate alınmayan tasfiye memuru cevap dilekçesinin dosyada bulunmadığını, tasfiye memuru olarak süresi içerisinde ve usulüne uygun olarak verilen cevap dilekçesinin mahkemece duruşmada okunmadığını, hiç dikkate alınmadığını, tasfiye memuru olarak süresi içerisinde ve usulüne uygun olarak verilen cevap dilekçesinin yok sayılarak görmezden gelindiğini, muhakeme ve yargılama konusu yapılmadığını, tasfiye memuru olarak süresi içerisinde ve usulüne uygun olarak verilen cevap dilekçesinde belirtilen itiraz ve beyanların tahkikatı ve değerlendirilmesinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmadığını, usule ve kanuna tamamen aykırı olarak mahkemece davada hiç tahkikat yapılmaksızın 2. celsede alelacele dava sonlandırılarak usul bakımından da esas bakımından da hatalı karar verildiğini, hiçbir usule uyulmaksızın cevap dilekçesinin diğer taraflara tebliğ edilmeksizin, duruşmada okunmaksızın ve istenen deliller getirtilmeksizin deliller mahkemede tartışılarak tahkikat yapılmaksızın verilen bu kararın usul bakımından hatalı olduğunu, iş kazasının 24/03/2017 tarihinde gerçekleştiğini, iş kazasını takiben davacı kuruma yapılması gereken yasal bildirimlerin yasal süresi olan 3 iş günü içerisinde yapıldığını, buna rağmen davacının ihyası talep edilen ... Ltd. Şti'den herhangi bir rücu talebinde 7 yıl boyunca bulunmadığını, olayın üzerinden 7 yıldan daha fazla bir süre geçtikten sonra bu davaya kadar geçen sürede bir bildirimde bulunup ödeme talebi yapmaksızın kamu kurumu olmanın verdiği gücü ve imkanları kötüye kullanmak suretiyle doğrudan rücu davası ve ihya davası açtığını, ihyası talep edilen ... Ltd. Şti'nin 20 Temmuz 2020 tarihinde yani kazadan üç yıldan daha uzun bir süre geçtikten sonra ticaret sicilinden terkin edildiğini, terkine ilişkin tüm işlemlerin usulüne uygun olarak yapıldığını, ticaret sicil gazetesinde 3 kez ilana çıkıldığını, ilgili kurum dahil olmak üzere hiçbir alacaklı tasfiye memurluğuna başvurmadığını, hatta müvekkili defalarca SGK’ya gidip kapanış ile ilgili iş ve işlemleri takip ettiğini, ödenmesi gereken bir borcu olup olmadığını sorduğunu, davacı kurumun borcu yoktur yazısı vererek ... Ltd Şti'ni ibra ettiğini, davacı tarafından verilen bu borcu yoktur yazısıyla ve davacı kurumun kendi borç olmadığına dair teyid yazısıyla ... Belediyesi'nde iş yeri kapanışı yapıldığını, bu sürecin devamında ATO'da ihyası talep edilen şirketin kapanışının gerçekleştiğini, davacının iddiaları doğru olsaydı dahi 24/03/2017 tarihinde öğrenilmiş bir kaza ile ilgili rücu davasının Haziran 2024’te açılmasının hakkın kötüye kullanılması olacağını, devletin bir kurumunun olay kendisine 3 gün içerisinde bildirilmesine rağmen 7 yıl bekledikten sonra dönüp doğrudan ihya davası açmasının hem ticaret hukukunun genel ilkelerine, hem Anayasa ile güvence altına alınmış mülkiyet hakkına, hem de hukuki güvenlik ilkesine aykırı bulunduğunu, davacı kurum onay vermeksizin iş yeri ve şirketin kapatılamadığını, davacının da kendisine borcu olup olmadığını bakıp eğer borcu yoksa şirketin ve iş yerinin kapanmasına onay verdiğini, davacının ihyasını istediği şirketin borcu olmadığına dair evrak verdiğini, hali hazırda dahi SGK kayıtlarında herhangi borcu görünmeyen bir şirketin kapandıktan sonra ihyasının istenmesinin hukuka tamamen aykırı olduğunu, ihya edilmesi talep edilen şirket davacı kuruma gerekli bildirimlerini zamanında yaptığını, ticaret sicil gazetesinde terkine dair ilanlarını zamanında çıkardığını, alacaklılara tasfiye memuruna başvurmaları için çağrıda bulunduğunu, hatta bunun da ötesinde doğrudan davacı kuruma şirketi kapattığına dair bildirimde dahi bulunarak onay istediğini, davacının kendisi uygun bularak iş yeri kaydını sildiğini, bununla da yetinmeyerek artık şirketini kapattığından 4-B sigortasının sonlandırılmasını talep ettiğini, 4-B sigortası da davacı kurum tarafından sonlandırıldığını, müvekkili tasfiye memuru sıfatıyla tüm iş ve işlemleri kanuna uygun olarak yaptığını, hiçbir kusuru bulunmadığını, her işi ve işlemi kanuna uygun olan tasfiye memuru aleyhine, karşı vekalet ücretine ve yargılama giderlerine hükmedilmesinin de hukuka aykırı olacağını, bu davanın açılmasında müvekkilinin kusuru olmadığını, vekalet ücretlerinin ve yargılama giderlerinin bu ihya davasını açılmasına neden olan davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin son tasfiye memuru olması nedeniyle zorunlu hasım durumunda olduğunu, taraflardan birisinin tek taraflı olarak kendisinin ürettiği bir yazıya istinaden usulüne uygun olarak kapanmış bir şirketin ihyasının isteyebilmesi ticaret hukukunda mümkün olmadığını, aksi halde şirketin kapanmasına dair uygulanan tüm usuli işlemlerin hiçbir önemi de kalmayacağını, terkin edilmiş şirketin zararda kapattığını, terkin esnasında herhangi bir malvarlığı bulunmadığını, müvekkilinin işbu huzurdaki haksız davayı açan kurumdan aldığı yetim aylığı dışında başkaca bir geliri de olmadığını, bu nedenle şirketin ihyası gerçekleşse ve hatta ilgili kurum açtığı rücu davasını kazansa dahi ilgili şirketten alacaklarını alamayacağını, davada davacının hukuki yararı bulunmadığını, sırf bu nedenden ötürü dahi işbu davanın reddi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; şirketin ihyası istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nun 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
İhyası talep olunan şirketin terkinine dayanak belgeler, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü yazı cevabı, Ankara 61. İş Mahkemesinin 2023/326 Esas sayılı dosyasının Uyap'tan gelen sureti, tasfiye ilanları, SGK Rehberlik ve Teftiş Başkanlığını 29/08/2018 tarihli inceleme raporu dosya içerisinde yer almaktadır.
Ankara 61. İş Mahkemesinin 2023/326 Esas sayılı dosyası ile, davacı tarafından ... Danışmanlık Eğitim Yazılım Yayıncılık İnşaat Turizm İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi aleyhine iş kazası sonucu vefat eden işçinin hak sahiplerine ödenen cenaze yardımı ve bağlanan peşin sermaye değerli gelirin rücuen tahsili talebiyle dava açıldığı, mahkemece 20/03/2024 tarihli celsede davacı vekiline davalı şirketin ihyası için dava açmak üzere süre verildiği görülmüştür.
İhyası talep edilen Tasfiye Halinde ... Danışmanlık Eğitim Yazılım Yayıncılık İnşaat Turizm İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin 20/12/2019 tarihli genel kurul kararıyla tasfiyeye girmesine ve tasfiye memurluğuna ...'ın atanmasına karar verildiği, alınan tasfiye kararının tescil ve ilan edildiği, tasfiye kararına ilişkin ilanların 26/12/2019, 03/01/2020, 13/01/2020 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yapıldığı, şirket genel kurulunun 14/07/2020 tarihli kararı gereğince tasfiye kapanışla ticaret sicilinden terkin edildiğinin 20/07/2020 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği dosya içeriğiyle sabittir.
Dahili davalı vekilinin istinaf itirazlarına gelindiğinde; dahili dava dilekçesi dahili davalıya 29/05/2024 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, dahili davalı vekilince 11/06/2024 tarihinde cevap süresinin uzatılmasının talep edilmesi üzerine mahkemece 11/06/2024 tarihli ara karar ile cevap süresi olan iki haftalık süreye ek olarak iki haftalık süre verilmesine karar verilmiş, dahili davalı vekilince verilen ek süre içerisinde 26/06/2024 tarihli cevap dilekçesi dosyaya ibraz edilmiştir. Mahkemece 19/09/2024 tarihli celsede verilen ek sürenin henüz dolmadığı belirtilmiş ise de, anılan tarihten önce dahili davalı vekilince dosyaya cevap dilekçesinin ibraz edildiği ve cevap süresinin de sona erdiği, bu hususun sehven zabıtta yer aldığı anlaşılmış olup, dahili davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf itirazları dosya içeriğine uygun görülmemiştir.
Öte yandan, 6102 sayılı TTK'nun "Ek Tasfiye" başlıklı 547. maddesinde; tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklıların, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilecekleri, mahkemenin istemin yerinde olduğuna kanaat getirmesi halinde şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verileceği ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirileceği düzenlemeleri yer almaktadır.
Somut olayda; davacı tarafından rücuen alacağın tahsili istemi ile ihyası istenen Tasfiye Halinde ... Danışmanlık Eğitim Yazılım Yayıncılık İnşaat Turizm İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi aleyhine açılan Ankara 61. İş Mahkemesinin 2023/326 Esas sayılı dosyasının halen derdest bulunduğu görülmüştür.
Şirketlerin tüzel kişiliği ticaret sicilinden terkin ile sona ermektedir. Ancak tüzel kişiliğin sona erebilmesi için şirketin tasfiye işlemlerinin eksiksiz ve tam olarak yapılmış olması gerekmektedir. Tüzel kişiliğin son bulmasını ifade eden fesih ve tasfiye işlemi aynı zamanda hukuki bir işlemdir. Bu işlemin veya kararın hatalı veya eksik olması halinde gerçek anlamda tasfiyeden söz etmek mümkün değildir. Eksik veya hatalı işlem sonucu şirketin sicilden tasfiye sonucu terkinine karar verilmiş ise, bundan zarar görenler veya o işlemi gerçekleştirenler tasfiyenin kaldırılmasını ve şirketin ihyasını talep etme hakkına sahiptir.
İhyası talep olunan şirketin ortaklar kurulunca 20/12/2019 tarihinde tasfiye kararı alınmış, ... tasfiye memuru olarak atanmış, tasfiye sonu kararı alınarak tasfiye memurunun yaptığı işlemlerden dolayı ibra edilmesine karar verilmiş ve şirketin 20/07/2020 tarihi itibariyle tasfiye nedeniyle sicilden terkini gerçekleştirilmiş, ihya davasına dayanak dava şirketin ticaret sicilinden terkin edilmesinden sonra açılmış ise de, ihyası istenen şirketin çalışanı olduğu belirtilen işçinin iş kazası sonucu ölümü nedeniyle hak sahiplerine ödenen cenaze yardımı ve bağlanan peşin sermaye değerli gelirin rücuen tahsili talebiyle davacı tarafından ihyası talep olunan şirket aleyhine Ankara 61. İş Mahkemesi'nin 2023/326 Esas sayılı dosyasında dava açıldığı, dava dosyasının derdest olduğu ve açılan davanın davalısının ihyası istenen şirket olduğu, tasfiye memurunun esasa ilişkin savunmalarının Ankara 61. İş Mahkemesi dosyasında değerlendirilmesi gerektiği, bu hale göre davacının Ankara 61. İş Mahkemesi'nin 2023/326 Esas sayılı dosyasında açtığı derdest davadan ötürü şirketin ihyasını istemekte hukuki yararı bulunmakta olup, şirketin ihyasının gerektiği anlaşılmıştır.
Nitekim ihya davasına dayanak gösterilen dava dosyasında tahsili talep edilebilecek bir alacak bulunup bulunmadığının incelenmesinin yeri ihya davası olmayıp, açılan ihya davasında, dayanak davada ihyası talep olunan şirketin davalı sıfatıyla yer alması yeterlidir. Bir başka anlatımla açılan ihya davası ile dayanak dava dosyasında taraf teşkilinin sağlanması amaçlanmakta, alacağın varlığı veya yokluğuna ilişkin bir değerlendirme yapılmadığından davalı tasfiye memuru vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazlarının sonuca etkisi bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden dahili davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
Dahili davalı vekilinin yargılama giderlerine yönelik istinaf itirazlarına gelindiğinde, ihyasına karar verilen şirketin işçisinin iş kazası sonucu vefatı nedeniyle hak sahiplerine ödenen cenaze yardımı ve bağlanan peşin sermaye değerli gelirin rücuen tahsili talebiyle davacı tarafından ihyası talep olunan şirket aleyhine dava açılmıştır.
Davacı SGK'nın Rehberlik ve Teftiş Başkanlığının 29/08/2018 tarihli inceleme raporunda, vefat eden işçinin 24/03/2017 tarihinde maruz kaldığı olayın iş kazası sayılması gerektiği, iş kazasının meydana gelmesinde %70 oranında işveren olan ... Danışmanlık Eğitim Yazılım Yayıncılık İnşaat Turizm İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin kusurlu olduğu, kusurlu bulunan şirket hakkında 5510 sayılı Kanunun 21/1 ve 76/4 maddeleri uyarınca işlem yapılması gerektiği tespit edilmiştir.
Anılan tespit raporundan da açıkça anlaşılacağı üzere, davacı tarafından ihyası talep olunan şirket aleyhine işlem yapılması gerektiği 24/03/2017 tarihli rapor ile tespit edilmiştir.
İhyası talep olunan şirket ise anılan rapor tarihinden sonra 20/12/2019 tarihli genel kurul kararıyla tasfiyeye girmiş, tasfiye kararına ilişkin ilanlar 26/12/2019, 03/01/2020, 13/01/2020 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yapılmış, tasfiye kararının ilanına rağmen davacı tarafından ihyası talep olunan şirkete/tasfiye memuruna herhangi bir başvuru yapılmamış, şirketin tasfiye işlemleri tamamlanarak 20/07/2020 tarihinde ticaret sicilinden terkin edilmiştir. Dahili davalı vekilince rücu davasına konu iş kazasının kazanın meydana geldiği tarihten itibaren 3 iş günü içerisinde davacı kuruma bildirildiği ileri sürülmüş, davacı vekilince de ileri sürülen hususun aksi yönde bir beyanda bulunulmamıştır.
Bu durumda mahkemece, yapılan tasfiye işleminin usul ve yasaya uygun olduğu, tasfiye karar tarihinden önce rücuya dayanak iş kazasının ihyası talep olunan şirket tarafından davacıya bildirildiği, davacının Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı inceleme raporuyla 29/08/2018 tarihinde ihyası talep olunan şirket hakkında iş kazası nedeniyle işlem yapılmasına karar verildiği, anılan karar tarihinden sonra alınan tasfiye kararı, tasfiye kararlarının ilanına rağmen davacı tarafından ihyası talep olunan şirkete/tasfiye memurluğuna rücuen alacağa ilişkin herhangi bir başvuruda bulunulmadığı, HMK'nun 312. maddesindeki koşulların oluşmadığı, HMK'nun 326. maddesi gereği dahili davalının davanın açılmasına sebebiyet vermediği, yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağı gözetilmeden dahili davalı aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesinde isabet görülmemiştir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 07/10/2024 tarih ve 2024/4996 Esas 2024/7128 Karar sayılı emsal içtihatı).
Tüm bu nedenlerle dahili davalı vekilinin istinaf başvurusunun yargılama giderleri yönünden kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının yargılama giderleri yönünden kaldırılmasına, dahili davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine, şirketin ek tasfiyesine, tasfiye işlemlerini yapmak üzere şirkete ...'ın tasfiye memuru olarak atanmasına, tasfiye memuruna ücret takdirine yer olmadığına, ek tasfiye kararı kesinleştiğinde kararın tescil ve ilanına, yargılama giderlerinin ve harcın davacı üzerinde bırakılmasına karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
A)1-Dahili davalı vekilinin istinaf başvurusunun yargılama giderleri yönünden KISMEN KABULÜNE,
2-Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/092024 tarih 2024/241 Esas 2024/515 Karar sayılı kararının yargılama giderleri yönünden KALDIRILMASINA, dahili davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine,
B)1-Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarası ile kayıtlı bulunan Tasfiye halinde ... Danışmanlık Eğitim Yazılım Yayıncılık İnşaat Turizm İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin Ankara 61. İş Mahkemesi'nin 2023/326 Esas sayılı dosyasındaki dava ile SINIRLI OLMAK ÜZERE İHYASINA,
2-TTK'nun 547/2. maddesi gereğince ihya edilen şirkete 44849037032 T.C. kimlik numaralı ...’ın tasfiye memuru olarak atanmasına,
3-Karar kesinleştiğinde tescil ve ilan için karardan bir örneğinin Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne gönderilmesine, ihya kararının ticaret siciline tesciline ve ticaret sicil gazetesinde ilanına
4-Davacı harçtan muaf olup, harç yatırılmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
6-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-HMK'nun 333. maddesi gereğince artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
C)1-Dahili davalı tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcı ile 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde dahili davalıya iadesine,
2-Dahili davalı tarafından istinaf aşamasında posta gideri olarak yapılan 238,00 TL yargılama giderlerinin davacıdan alınarak dahili davalıya verilmesine,
3-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından dahili davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucundaHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 31/12/2024
Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.