T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2024/1163 Esas - 2024/1394 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2024/1163
KARAR NO: 2024/1394
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: ANKARA 6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 04/07/2024
NUMARASI: 2022/288 Esas 2024/415 Karar
DAVACI
VEKİLİ
DAVALI :
DAVA: Şirketin İhyası
DAVA TARİHİ: 18/04/2022
KARAR TARİHİ: 12/12/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH: 12/12/2024
Taraflar arasındaki şirketin ihyası istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı ... vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Ankara 6. İş Hukuk Mahkemesinde 2021/1392 Esas sayılı dosyada açmış olduğu alacak davasında, davalı ...-... Bilgisayar Yazılım Eğitim Turizm Danışmanlık Organizasyon Ticaret Limited Şirketi'nin ticaret sicil kaydının şirketin tasfiye edilmesi sebebi ile terkin edildiğinin anlaşıldığını, taraflarına ihya davası açması için süre verildiğini iddia ederek Ticaret Sicilden kaydı silinen dava dışı şirketin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı işçinin iş mahkemesindeki davasına konu ettiği alacakların dava ve işten çıkış tarihleri birlikte değerlendirildiğinde zaman aşımına uğradığını, dava şartları arasında yer alan hukuki menfaatin varlığı koşulunun sağlanmayışı sebebiyle de esasa girilmeksizin davanın usulden reddinin gerektiğini, iddia edildiği şekilde tasfiye ve terkin işlemleri esnasında şirketin taraf olduğu derdest dava bulunmadığını belirterek, öncelikle davanın usulden reddine, şayet usuli itiraz yerinde görülmez ise haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esas yönünden reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... Müdürlüğü cevap dilekçesinde özetle; Ticaret Sicilde 174442 sicil numarası ile kayıtlı olan dava dışı ...-... Bilgisayar Yazılım Eğitim Turizm Danışmanlık Organizasyon Ticaret Limited Şirketi'nin 01/09/2016 tarihli genel kurulunda tasfiyeye girme kararı alındığını ve şirket tasfiye memurluğuna davalı ...'nun seçildiğini, sicilden tasfiye sonucu kaydının silindiğini, ek tasfiyeye karar verilmesi halinde TTK'nin 547/2.maddesi uyarınca tasfiye memuru atanmasını ve bu davada yasal hasım olunduğundan, tarafları aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmemesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davacı tarafından ihyası istenen şirket aleyhine dava açıldığı, bu dosyada yapılan yargılama sırasında şirketin sicilden terkin edildiğinin anlaşıldığı, dava dışı şirketin ticaret sicil kayıtları incelendiğinde, 01/09/2016 tarihinde ticaret sicilinden tasfiye kapanışı ile kaydının silindiği, eksik işlemler ile tasfiyenin sonuçlandırılması halinde usulüne uygun yapılmış bir tasfiyeden söz etmek mümkün olamayacağından şirketin yeniden ihyası gerektiği, davalı ticaret sicil müdürlüğü yasal hasım olduğundan aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceği, diğer davalıdan tahsili gerektiği gerekçeleriyle davanın kabulüne, ... Müdürlüğü'nün (174442) sicil numarasında kayıtlı iken sicilden tasfiye sonucu kaydı silinen kayıtlı Tasfiye Halinde ...-... Bilgisayar Yazılım Eğitim Turizm Danışmanlık Organizasyon Ticaret Limited Şirketi 'nin Ankara 6. İş Mahkemesi 2021/1392 Esas sayılı dava dosyasındaki yargılama ile sınırlı olmak üzere ihyasına, tasfiye memuru olarak, son tasfiye memuru olan ...'nun atanmasına, ücret tayinine takdiren yer olmadığına karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; iş mahkemesindeki alacak zaman aşımına uğradığından bu davanın açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, 5 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu, müvekkilinin yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu olmadığını bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesi uyarınca ticaret sicilinden re'sen terkin edilen şirketin tüzel kişiliğinin ihyası istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Ticaret sicil kayıtları, Ankara 6. İş Mahkemesi 2021/1392 Esas sayılı dosyası ve sair deliller dosya arasında mevcuttur.
İhyası talep edilen Tasfiye Halinde ...-... Bilgisayar Yazılım Eğitim Turizm Danışmanlık Organizasyon Ticaret Limited Şirketi'nin 01/09/2016 tarihli genel kurul kararıyla tasfiyeye girmesine ve tasfiye memurluğuna davalı ...'nun atanmasına karar verildiği, alınan tasfiye kararının 06/09/2016 tarihinde tescil edildiği, tasfiye kararına ilişkin ilanların 06/09/2016 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yapıldığı, şirketin tasfiye kapanışına ilişkin 07/04/2017 tarihli genel kurul kararı üzerine aynı tarihte ticaret sicilinden terkin edildiği, terkin hususunun 10/04/2017 tarihinde tescil ve 13/04/2017 tarihinde ilan edildiği dosya içeriğiyle sabittir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 13.12.2023 tarih 2023/11-340 Esas ve 2023/1236 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere;
"6102 sayılı Kanun'un 588 inci maddesi gereğince limited şirket ticaret siciline tescille tüzel kişilik kazanır. Bu bağlamda tescil kurucu nitelikte olup sicil kaydının varlığı, tüzel kişilik ve ticaret şirketi statüsü için zorunludur. Ticaret siciline kayıt tüzel kişilik kazanılması için kurucu nitelikte olmakla beraber bu kaydın yapılmaması sadece üçüncü kişilere karşı tüzel kişiliğin, dolayısıyla ticaret şirketi statüsünün kazanılıp kazanılmadığı konusunda önem taşır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 620/2 maddesi gereğince bir şirket, ticaret kanununda tarif edilen şirketlerin mümeyyiz vasıflarını haiz değil ise adi şirket sayılır.
Ticaret siciline kayıtla birlikte tüzel kişilik kazanıldıktan sonra şirket mal varlığının sahibi şirket tüzel kişiliği olur; ancak ticaret sicilinden kaydının silinmesi, mal varlığının kendiliğinden ortaklara geçmesi sonucunu doğurmaz. Başka bir deyişle tüzel kişiliğin sona ermesiyle mal varlığının doğrudan ortaklara aktarılmasını sağlayan bir mirasçılık düzeni bulunmamaktadır. Ortaklar, ancak tasfiye sonucunda kalan şirket mal varlığının dağıtımı veya devri ile mal varlığı üzerinde mülkiyet hakkını kazanabilir. Dolayısıyla ticaret sicilinden şirketin kaydının silinmesi ile ortaklar, adi şirket olarak şirketinin devamı şeklinde hukuki ilişkiler sürdüremez, bir davada davacı ve davalı olamaz ve doğrudan faaliyette bulunamaz. Bu nedenle tüzel kişilik ve şirket ortadan kaldırılmadan önce şirket mal varlığının dağıtıldığı ve hukuki ilişkilerinin sonlandırıldığı tasfiye işlemlerinin yapılması gerekir.
Bir ticaret şirketi infisah veya fesih hâlinde sona erer. İnfisah, kanunda veya esas sözleşmede öngörülen sebeplerden birinin gerçekleşmesi ile ayrıca bir karar alınmasına veya ihbarda bulunulmasına gerek olmaksızın şirketin kendiliğinden sona ermesini ifade ederken; fesih ise kanun veya esas sözleşmede yer alan sebeplerden birine dayanarak bu yetkiye sahip olanlar tarafından şirketin karar şeklinde somutlaşan irade ile sona erdirilmesidir. 6102 sayılı Kanun'un 643 üncü maddesi gereğince sona eren limited şirketin tasfiye usulü ile tasfiyede şirket organlarının yetkileri hakkında anonim şirketlere ilişkin hükümler uygulanır.
6102 sayılı Kanun'un 533 üncü maddesi gereğince sona eren anonim şirket, tasfiye hâline gelir; tasfiye hâlindeki şirket pay sahipleriyle olan ilişkileri de dâhil, tasfiye sonuna kadar tüzel kişiliğini korur ve ticaret unvanını “tasfiye hâlinde” ibaresi eklenmiş olarak kullanır. Tasfiye ise anonim şirketin malvarlığının nakde dönüştürülmesi, alacakların tahsil edilip borçların ödenmesi ve varsa kalanın kural olarak ortaklara dağıtılmasını ifade eder. Bu işlemlerin kesin olarak sonuçlandırılmasıyla tasfiye tamamlanır. Tasfiye işlerinin tamamlanması için zorunlu olduğundan, sona eren şirketin tüzel kişiliği ve hak ehliyeti tasfiye sürecinde de devam eder. Ancak tasfiye işlerinin tamamlanması, ticaret siciline kayıtla tüzel kişilik kazanan anonim/limited şirketin ortadan kalkması için gerekli olsa da yeterli değildir. Başka bir deyişle anonim şirketin tüzel kişiliğinin sona ermesi için 6102 sayılı Kanun'un 545/1 maddesi gereğince tasfiyenin tamamlanmasından sonra tasfiye memurları, şeklen var olan durumun ortadan kalkması amacıyla ticaret unvanının ticaret sicilinden silinmesini talep etmesi ve bu istemin kabul edilerek silinmenin tescil edilmesi gerekmektedir. Tasfiye tamamlanmasına rağmen tasfiye memurları bu yükümlülüklerini yerine getirmezse, müdürler, ortaklar ya da üçüncü kişiler ticaret sicil müdürüne başvurarak 6102 sayılı Kanun'un 33/1 maddesi gereğince tescile davet yetkisini kullanmasını ve bu yolla şirketin ticaret sicilinden silinmesini isteyebilir. Ticaret unvanının ticaret sicilinden silinmesiyle birlikte anonim şirketin tüzel kişiliği ortadan kalkar, şirket hukuki varlığını ve hak ehliyetini kaybeder (Ünal Tekinalp: Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku, 4. Baskı, İstanbul, 2015, s. 192).
Görüldüğü üzere bir anonim şirketin sona ermesiyle hukuki varlığının tamamen ortadan kalkmasını ifade eden tüzel kişiliğinin sona ermesi birbirinden tamamen farklı durumlardır. Sona ererek tasfiye hâline gelen ve tasfiye işlemleri eksiksiz bir şekilde tamamlanan şirketin tüzel kişiliğinin sona erebilmesi için ayrıca ticaret sicilinden de silinmesi gerekmektedir. Başka bir deyişle anonim şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinden bahsedebilmemiz için hem tasfiye işlemlerinin eksiksiz olarak tamamlanması hem de hukuk güvenliğinin sağlanması açısından ticaret sicilinden silinmesi ve bu iki durumun birlikte gerçekleşmesi gerekir. Dolayısıyla mal varlığı olmayan veya tasfiyesi eksiksiz tamamlanan bir anonim şirket ticaret sicilinden terkin edilmemişse tüzel kişi olarak varlığını devam ettirir (Asuman Yılmaz: Türk Ticaret Kanununa Göre Anonim ve Limited Şirketlerde Ek Tasfiye, BATİDER, 2016, C. XXXII, S. 2, s. 154).
Bu itibarla anonim şirkete ait alacağın veya borcun varlığı ya da mal varlığı ile ilgili olmasa da taraf sıfatını gerektiren devam eden hukuki ilişkilerinin söz konusu olduğu hâllerde ticaret sicilinden silinme şirketin gerçekten ve kesin olarak ortadan kalkmış olması sonucunu doğurmaz; bu hukuki ilişkilerin sonlandırılabilmesi için şirketin tüzel kişiliğinin devamının sağlanması gerekir. 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu döneminde ticaret sicilinden terkin edilen bir şirketin, daha sonra tasfiyesinin eksik yapıldığının anlaşılması ya da taraf sıfatını gerektiren devam eden hukuki ilişkilerinin söz konusu olması hâlinde, bu şirketin ek tasfiyesinin mümkün olduğu ve ek tasfiyeye karar verilerek geçici olarak tescil edilebileceği öğreti ve uygulamada kabul edilmekteydi. 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesiyle “ek tasfiye” özellikle düzenlenmiş; anonim şirketin tasfiye işlemleri tamamlanıp ticaret sicilinden terkin edilmesinden sonra tasfiyenin eksiksiz bir şekilde gerçekleştirilmediğinin ve dolayısıyla ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğunun anlaşılması hâlinde son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklıların şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilecekleri; mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar vereceği ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettireceği belirtilmiştir. Görüldüğü üzere 6102 sayılı Kanun'un 547 inci maddesi ile ek tasfiye işlemleri tamamlanıncaya kadar, ticaret sicilinden silinmiş olan şirketin mahkeme kararı ile sicile yeniden tescil ettirilmesi açıkça öngörülmüştür. Dolayısıyla 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi, bir anonim şirketin tüzel kişiliğinin sona ermesi için hem tasfiye işlemlerinin eksiksiz olarak tamamlanmasının hem de ticaret sicilinden silinmesinin birlikte gerçekleşmesi gerektiğini göstermektedir.
Yukarıda da bahsedildiği üzere ek tasfiye, şirketin tasfiyesinin tamamlanıp kapanarak şirketin ticaret sicilinden terkini sonrası başkaca tasfiye tedbirlerinin alınmasının zorunlu olduğunun anlaşılması hâlinde başvurulabilecek bir tedbirdir (Hasan Pulaşlı: Şirketler Hukuku Şerhi, Cilt II, Ankara 2011, s. 1814). Şirket ticaret sicilinden terkin edildikten sonra tasfiye işlemlerinin eksik yahut kanuna aykırı yapıldığının anlaşılması, şirkete ait tasfiye aşamasında değerlendirilmemiş mal varlığı değerlerinin bulunması, organlara karşı sorumluluk davası açılması, şirkete karşı açılmış dava veya icra takibinin bulunması gibi şirketin hukuken temsilinin gerektiği durumlarda ek tasfiyeye gidilebilmesi mümkündür.
Öte yandan ek tasfiye nedenleri Kanun’da da sınırlı sayıda belirlenmediğinden yukarıda belirtilenler yanında somut hakka dayanan tüm talepler, şirketin ek tasfiye sürecine girmesi bakımından geçerlidir. Bu kapsamda herhangi bir ticaret şirketinin davada taraf olabilmesi, taraf ve dava ehliyetinin varlığına bağlı olduğundan bir şekilde sicilden terkin edilmiş bir şirket ile ilgili veya onun aleyhinde bu gibi ihtiyacın doğması hâlinde şirket hakkında 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi çerçevesinde ek tasfiye prosedürünün tamamlanması gerekir. Bu tür bir ihtiyaçla ek tasfiye aşamasına döndürülen şirketin ek tasfiyesi, açılan dava ile ortaya çıkan hukuki ihtilafın giderilmesi amacıyla sınırlı olacaktır.
Herhangi bir nedene dayalı olarak şirketin ihyasına veya ek tasfiyesine ilişkin açılan davada mahkemece, şartların oluşması hâlinde dava konusu şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi gereğince ek tasfiyesine karar verilmesi durumunda aynı maddenin ikinci fıkrası gereğince, taraflarca talep edilmese dahi, tasfiye memuru atanarak tescil ve ilanına karar verilmelidir. Ayrıca ek tasfiye kararının davaya konu dosya ile sınırlı olarak verilmesi gerekir. Zira ek tasfiye, niteliği itibariyle geçici bir önlem olup yapılması ihmâl edilen tasfiye işlemlerinin tamamlanmasına kadar devam edecektir (Tekinalp, s. 207). Dolayısıyla ek tasfiye geçici bir önlem olduğundan ve herhâlde bu şirketin ticaret sicilinden terkin edilmesi gerektiğinden dosya kapsamındaki tasfiye işleminin tamamlanmasının ardından tasfiye memuru tarafından şirketin ticaret sicilinden terkin edilmesi için gerekli işlemler yapılacaktır."
Somut olayda, dava dışı Tasfiye Halinde ...-... Bilgisayar Yazılım Eğitim Turizm Danışmanlık Organizasyon Ticaret Limited Şirketi'nin 01/09/2016 tarihli genel kurul kararıyla tasfiyeye girmesine ve tasfiye memurluğuna davalı ...'nun atanmasına karar verildiği, alınan tasfiye kararının 06/09/2016 tarihinde tescil edildiği, tasfiye kararına ilişkin ilanların 06/09/2016 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yapıldığı, şirketin tasfiye kapanışına ilişkin 07/04/2017 tarihli genel kurul kararı üzerine aynı tarihte ticaret sicilinden terkin edildiği, terkin hususunun 10/04/2017 tarihinde tescil ve 13/04/2017 tarihinde ilan edildiği, terkin tarihinden sonra ihyası istenen şirkete karşı Ankara 6. İş Mahkemesi'nin 2021/1392 Esas sayılı dosyasında alacak davası açıldığı, bu davada taraf teşkilinin sağlanması için şirketin ihyasının gerekli olduğu, bu nedenle davacı tarafın şirketin ihyasını istemekte hukuki yararı bulunduğu, yukarıdaki açıklamalar ışığında dava konusu şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi gereğince dosya kapsamı ile sınırlı olmak üzere ek tasfiyesine karar verilmesi ve tasfiye işlemlerinin yapılması için bir tasfiye memuru atanmasında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesince yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Öte yandan, eldeki davada davacı ihyası istenen ...-... Bilgisayar Yazılım Eğitim Turizm Danışmanlık Organizasyon Ticaret Limited Şirketi'nin taraf olduğu Ankara 6. İş Mahkemesi 2021/1392 Esas sayılı dosyasında taraf teşkilinin sağlanması amacıyla ihyasına karar verilmesi talep edilmiş olup, söz konusu davanın ilk olarak 04/05/2007 tarihinde Ankara 6. İş Mahkemesi 2007/358 Esas sayılı dosyasında açıldığı, yargılamanın safahatı sonunda davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 11/04/2016 tarih ve 2015/4360 Esas 2016/10459 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği, söz konusu kararla ilgili olarak davacı yanca 19/01/2017 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulduğu, davalı tasfiye memuru ...'nun Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru sonucu beklenmeksizin tasfiye kapanışı yaparak tasfiyeyi usulüne uygun olarak kapatmadığı anlaşılmakla yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasında hukuka aykırı bir yön bulunmadığından bu yöne ilişkin istinaf itirazlarının da reddi gerekmiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulüne yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı ...'ndan alınması gerekli olan 427,60 TL harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davalı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucundaHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 12/12/2024
Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -