T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2024/923 Esas 2024/1077 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2024/923
KARAR NO: 2024/1077
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 30/05/2024 - 06/06/2024 (Ara Karar)
NUMARASI: 2023/175 Esas
İHTİYATİ TEDBİR TALEP
EDEN DAVACI
VEKİLİ
KARŞI TARAF DAVALI
DAVA: Limited Şirket Müdürünün Haklı Nedenle Azli
TALEP: İhtiyati Tedbir
TALEP TARİHİ: 28/05/2024 (Asıl Davada) - 28/05/2024 (Birleşen Davada)
KARAR TARİHİ: 10/10/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH: 31/10/2024
Taraflar arasındaki limited şirket müdürünün haklı nedenle azline ilişkin asıl ve birleşen davanın yargılaması sırasında asıl ve birleşen Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/377 Esas 2024/323 Karar sayılı dosyasında davacı ... vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine yönelik olarak verilen 31/05/2024 ve 06/06/2024 tarihli ara kararlara karşı ihtiyati tedbir talep eden asıl davada davacı birleşen Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/377 Esas sayılı davada davacı ... vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TALEP
Asıl davada davacı birleşen Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/377 Esas sayılı davada davacı ... vekili birleşen dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalının dava dışı ... İnş. Tic. ve San Ltd. Şti.' nde 23.12.1999 tarihinden itibaren ortak ve kuruluş tarihinden itibaren münferiden imza yetkilisi müdürü olduklarını, müvekkilinin müdürler kurulu başkanı olduğunu, davalının TTK'nun 613.ve 626. maddelerine aykırı olarak ... İnşaat Sanayi ve Tic. A.Ş.'yi 24.02.2017 tarihinde tek ortaklı olarak kurduğunu, 19.07.2022 tarihinde ortaklıktan ayrılarak paylarını hileli olarak tartışmasız biçimde ilişkileri göz önüne açık olarak sergilenecek olan ... ve ...'ye devrettiğini, ... ... Orman Ürünleri Tic.ve San. A.Ş'ni 26.04.2022 tarihinde kurduğunu ve paylarını 23.09.2022 tarihinde ... ve ...'ye devrettiğini, tek ortaklı olarak 27.04.2022 tarihinde kurduğu ... ... ... Mad.San.Tic.A.Ş'deki paylarını 20.07.2022 tarihinde ... ve ...'ye devrettiğini, yine 28.04.2022 tarihinde kurmuş olduğu ... ... İnşaat Turizm Tic.ve San.A.Ş'ne ait payları 20.07.2022 tarihinde ... ve ...'ye aktardığını, yine 28.03.2023 tarihinde ... İnşaat San.ve Tic.A.Ş'ni ... ile birlikte kurduğunu, yönetim kurulu üyeleri olarak ... ve ...'yi atadığını, davalının ısrarla şirket kurmaya devam ettiğini, 26.02.2024 tarihinde ... Grup Yapı ve Tic.A.Ş'ni, aynı tarihte ... ... A.Ş' yi, 24.04.2024 tarihinde ... ... Yapıları İnş.San.ve Tic.A.Ş'ni, 05.03.2024 tarihinde ... Endüstri İnşaat San.ve Tic.A.Ş'ni tek ortaklı olarak kurduğunu, bu şirketlere yönetim kurulu üyeleri olarak ... ve ...'yı getirdiğini, ünvanları belirtilen şirketlerin tümünün iştigal alanları içerisinde müdürlükten azlini talep ettikleri ... İnşaat Ltd.Şti'nin iştigal alanları bulunduğunu, tüm şirketlerin adreslerinin ... şirketi bağımsız denetim firması ve davalının eşinin kuzeni olan dava dışı ...'ın sahibi olduğu ... ile aynı adreste bulunduğunu, davalının kurucu ortak olduğu 2022 yılında hissesini devrettiği ve yönetim kurulu üyesi atadığı ... ve ...' nın, yine ... İnşaat Ltd.Şti'nin merkez adresinde kurulmuş ... İnşaat San.ve Tic.A.Ş ile ... İnşaat San.ve Tic.A.Ş'lerini kurduklarını, davalı ile dava dışı şirketler ve kişilerle olan organik bağlarının bulunduğunu, davalının yıllardır dava dışı ... İnşaat ... Şirketinden düzenli şekilde kendi uhdesine para aktardığını ve haksız kazanç elde ettiğini, şirketin içini çalışanlar ve arkadaşları aracılığıyla boşaltmaya çalıştığını ve bir çok usulsüz iş ve işlemler yaptığını belirterek davalının şirket müdürlüğü görevinden azline karar verilmesini talep ve dava etmiş, dava dilekçesinde ayrıca davalı eylemlerine halen devam ettiğinden yaklaşık ispat koşulunun sağlandığı da gözetilerek şirket müdürlüğü yetkisinin dava sonuçlanıncaya kadar tedbiren durdurulmasını, bunun mümkün görülmemesi halinde davalı eylemlerinin niteliği, şirketin geleceğinin ne olacağının bilinememesi ve davalının eylemlerinin yoğunluğu dikkate alındığında şirketin acziyet içerisine düşeceğinin çok açık şekilde ortaya çıkmasına göre ... İnşaat Ticaret ve San. Ltd. Şti'ne yönetim veya bunun da mümkün olmaması halinde denetim kayyımı atanmasına ve bu suretle şirket mal varlığının tedbir altına alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl davada davacı birleşen Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/377 Esas sayılı davada davacı ... vekili asıl davada sunduğu talep dilekçesinde özetle; davalı ...'ın şirkete giren her parayı anında kendisinin ya da kontrolü altında olan şirketlerin yada danışıklı dövüşle hiç bir ticari ilişkisi bulunmayan şirketlerin kişilerin hesaplarına aktararak kaçırmakta olduğunu, şirketin içini boşalttığını, şirketin bazı borçlarını ödemediğini, şirketi batacak hale getirdiğini, ileride telafisi mümkün olmayacak şekilde şirkete zarar verdiğini, davalı müdürün şirkete ait araçları oldu bittiye getirerek sattığını, çalışanlar üzerinden yüklü miktarda parayı şirket mal varlığından çıkardığını, şirketin defter ve kayıtlarında hileli işlemler yapıldığını, davalının arada hiç bir ticari ilişki bulunmamasına rağmen bir takım şirketlere çok yüksek tutarlı çekler keşide ettiğini, Karayolları Bölge Müdürlüğü'ne sahte teminat mektubu sunarak resmi belgede sahtecilik suçunu işlediğini ve idareden nakit olarak tutulan nakdi teminatı çektiğini, bu nedenle şirketin acziyet içerisine düşeceğinin açıkça ortaya çıkması nedeniyle ... İnşaat Ticaret ve San. Ltd. Şti.'nin mal varlığının tedbir altına alınmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, 31/05/2024 tarihli ara karar ile tarafların yetkilisi oldukları şirketin yönetim organının bulunduğu, davanın şirketin müdürünün azli talebine ilişkin olduğu, TMK'nun 426. ve devamı maddelerinde hangi hallerde kayyım atanacağının düzenlendiği, kanunun 426. maddesinde temsil kayyımlığı, 427. maddesinde ise yönetim kayyımlığı düzenlendiği, bir şirketin yasal temsilcisinin görevini yerine getirmesine bir engel bulunduğu taktirde kendisine o iş için temsil kayyımı atanabileceği, somut olay bakımından TMK'nun 426 ve 427 maddeleri gereğince yönetim kayyımının atanamayacağı, şirketin zorunlu organı olan müdürlerinin bulunduğu, denetim kayyımı atanması talebinin de yerinde olmadığı, şirket adına kayıtlı taşınır ve taşınmaz malların devrinin 3. kişilere devrinin önlenmesine ilişkin ihtiyati tedbir talebine gelince, davanın 6102 sayılı TTK'nun 630/2 maddesine dayalı olarak yöneticinin azli talebiyle açıldığı, söz konusu maddede ihtiyati tedbir konusunda özel hüküm bulunmadığı, bu nedenle HMK'nun 389 maddesi gereğince talebin değerlendirilmesi gerektiği, anılan hükme göre ihtiyati tedbirin ancak uyuşmazlık konusu hakkında verilebileceği, davanın yöneticinin azli talebine ilişkin olması nedeniyle ihtiyati tedbir konulması talep edilen taşınır ve taşınmaz malların uyuşmazlık konusu olmadığı, davacının ihtiyati tedbir taleplerinin yerinde olmadığı, aynı taleplerle ilgili olarak daha önce verilen ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararlara karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesince istinaf başvurularının reddine karar verildiği gerekçesiyle ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, 06/06/2024 tarihli ara karar ile tarafların yetkilisi oldukları şirketin yönetim organının bulunduğu, davanın şirketin müdürünün azli talebine ilişkin olduğu, TMK'nun 426. ve devamı maddelerinde hangi hallerde kayyım atanacağının düzenlendiği, kanunun 426. maddesinde temsil kayyımlığı, 427. maddesinde ise yönetim kayyımlığı düzenlendiği, bir şirketin yasal temsilcisinin görevini yerine getirmesine bir engel bulunduğu taktirde kendisine o iş için temsil kayyımı atanabileceği, somut olay bakımından TMK'nun 426 ve 427 maddeleri gereğince yönetim kayyımının atanamayacağı, şirketin zorunlu organı olan müdürlerinin bulunduğu, denetim kayyımı atanması talebinin de yerinde olmadığı, şirket adına kayıtlı taşınır ve taşınmaz malların devrinin 3. kişilere devrinin önlenmesine ilişkin ihtiyati tedbir talebine gelince, davanın 6102 sayılı TTK'nun 630/2 maddesine dayalı olarak yöneticinin azli talebiyle açıldığı, söz konusu maddede ihtiyati tedbir konusunda özel hüküm bulunmadığı, bu nedenle HMK'nun 389 maddesi gereğince talebin değerlendirilmesi gerektiği, anılan hükme göre ihtiyati tedbirin ancak uyuşmazlık konusu hakkında verilebileceği, davanın yöneticinin azli talebine ilişkin olması nedeniyle ihtiyati tedbir konulması talep edilen taşınır ve taşınmaz malların uyuşmazlık konusu olmadığı, davacının ihtiyati tedbir taleplerinin yerinde olmadığı, aynı taleplerle ilgili olarak daha önce verilen ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararlara karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesince istinaf başvurularının reddine karar verildiği gerekçesiyle ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Asıl davada davacı birleşen Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/377 Esas sayılı davada davacı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece 31.05.2024 ve 06.06.2024 tarihli ara kararlar ile tedbir istemlerinin reddine karar verildiğini, mahkemenin gerekçeli kararının tedbir istemlerindeki somut iddialarına ilişkin olmayıp, öncelikle mahkemenin gerekçesi taleplerini karşılar mahiyette olmadığını, alınan bilirkişi raporuna rağmen ısrarlı biçimde tedbir istemlerinin reddedildiğini, hukuken hiçbir gerekçesi olmayan ve hatta ... İnşaatı adım adım iflasa götüren bu anlamsız ısrarıı kesinlikle anlaşılamayrerır. Dairenizce bu anlamsız ısrara son verilmesi ve tedbir kararı yönünde hüküm kurulması gerektiğini, mevcut durumda hem müvekkilinin hem ... İnşaatın hem de ... İnşaat alacaklıları olan 3. kişilerin haklarının ihlal edildiğini, davalının işbu davanın başından itibaren 18.04.2022 tarihli protokol gereği ... İnşaatın kendilerine ait olduğunu, bu nedenle de şirketi diledikleri gibi yönetebileceklerini iddia ettiklerini, Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2024/1 Esas Numarası ile 18.04.2022 tarihli protokole dayanarak adi ortaklığın tasfiyesi davası açtıklarını, davanın karara çıktığını, şarta bağlı düzenlenen 18.04.2022 tarihli protokolün şartlarının yerine getirilmediğini, aynı zamanda kamu düzenine aykırı olduğunu, bu nedenle de protokolün geçerli bir ortaklık ilişkisini ispatlamadığını, geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın reddedildiğini, 27.05.2024 tarihli bilirkişi raporu ibraz edilmiş ve raporda davalının müdürlükten azli konusunda haklı sebeplerin oluştuğunu, müvekkilinin azli talebi ile ilgili olarak ise, ileri sürülen iddiaların yeterli görülmediği ve müvekkilinin azlini gerektirir bir durumun oluşmadığını, davalının müdürlükten azli gerektiğini, ancak davalının müdürlükten azli yönündeki karar infaz edilinceye kadar mahkemece tedbir kararı verilmesinin zaruri olduğunu, rapor yüzeysel olarak incelendiğinde dahi bu kadar büyük çaplı bir şirketin son 1 yılda finansal anlamda dar boğaza düştüğü ve hatta borca batık hale geldiği kolayca anlaşıldığını, raporda "... sonuç olarak; analiz sonuçlarının, ... limited şirketi’nin özellikle borç yönetim, verimlilik kârlılık açısından yönetim sisteminin, organizasyon tasarımının ve yönetsel yetkinliklerin iyileştirilmesi, hatta yenilenmesi gerektiğine işaret ettiği, yeni yeteneklerle güçlendirilmesinin, şirketin geleceği açısından gerekli olabileceği ve diğer tespitler hep birlikte değerlendirildiğinde, asıl davada ...’ın müdürlükten azli konusunda ileri sürülen maddi vakıa ve hukuki dayanakların mevcut olduğu," denmek suretiyle davalının haklı nedenle müdürlükten azli gerektiğinin tespit edildiğini, neredeyse tüm iddialarının ispatlandığını, işbu bilirkişi raporu ile açıklığa kavuştuğunu, mahkeme dosyasında bilirkişi raporunun alınması ile artık bir kanaat oluşması gerekirken mahkemece, ısrarla tedbir taleplerinin reddedildiğini, davalının gerek TTK'nun 613.ve gerekse 626. maddelerine aykırı hareket ettiğini, davalının yıllardır düzenli şekilde ... İnşaattan kendi uhdesine para aktarmakta ve haksız kazanç sağladığını, davalının şirkete ait araçları oldu bittiye getirerek sattığını, kendisiyle birlikte hareket eden şirket çalışanları üzerinden yüklü miktarda parayı şirket mal varlığından çıkarttığını, şirket defter ve kayıtlarında hileli işlemler yapmakta olup, şirketin ticari defterlerindeki usulsüzlükler belirlendiğini, arada hiç bir ticari ilişki bulunmamasına rağmen bir takım şirketlere çok yüksek tutarlı çekler keşide ettiğini, Karayolları Bölge Müdürlüğü'ne sahte teminat mektubu sunarak resmi belgede sahtecilik suçunu işlemek suretiyle idarede nakit olarak tutulan nakdi teminatı çektiğini, davalı hakkında Erzurum CBS nezdinde 2024/10316 hz. sayılı dosyası üzerinden suç duyurusunda bulunulduğunu, şirkete ait işletmelerin, borçların ödenmemesi sebebiyle kapatıldığını, davalı azlini gerektiren bu kadar eylemine rağmen, şirkette inançlı işlem gereği %52 oranında ortak görünen ...'yı yanına alarak 11.06.2024 tarihinde olağanüstü genel kurul yaparak müvekkilini azlettiğini, artık müvekkilinin şirkette herhangi bir yetkisi de kalmadığından davalının herhangi en ufak bir sınırlama olmaksızın dilediğince şirketi yöneteceğini, kolaylıkla çok kısa sürede şirketin içini boşaltabileceğini, bunca delile rağmen mahkemece şirkete kayyım atanmaması, şirketi azli gereken davalının kontrolüne bırakmasının adeta şirketin iflasına davetiye çıkarttığını, ...'nın hiçbir zaman şirkette gerçek pay sahibi olmadığını, ...'nın pay sahipliği bütünüyle ... ve ... ile arasında kurulan inançlı işleme dayandığını, ...'nin pay sahipliği inanç sözleşmesine dayandığından, gerçekte pay sahipliği bulunmadığını, bu nedenle genel kurulda oy kullanma hakkı da olmadığını, TTK'nun 630/2. maddesi davanın esasını çözecek nitelikte ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği kuralının istisnasını oluşturduğunu, doktrinde limited şirketle ilgili olarak TTK'nun 630/2. Maddesinin bu kuralın istisnasını oluşturduğunun kabul edildiğini, haklı sebeplerin varlığı halinde müdürün azli için açılmış olan dava sonucu beklenene kadar epey zaman geçmekte ve bu durumun ortaklığa önemli zararlar verilmesine yol açabildiğini, mahkemelerce ihtiyati tedbir kararı verilerek sorunun giderilmesinin mümkün olduğunu belirterek ilk derece mahkemesinin 31/05/2024 ve 06/06/2024 tarihli ara kararlarının kaldırılmasına, şirket iş ve işlemlerinin yürütülebilmesi açısından şirkete tedbiren yönetim kayyımı atanmasına, bu talebin dahi şirket menfaatlerine uygun görülmemesi halinde şirkete iş ve işlemlerin şeffaf biçimde yürütülmesi için tedbiren denetim kayyımı atanmasına ve şirkete ait taşınır ve taşınmaz mallara bir başkasına devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir şerhi işlenmesine karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Talep; ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.
HMK'nun 389/1. maddesine göre, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.
HMK'nun 390/3. maddesinde tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.
İhtiyati tedbir kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca tarafların dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı hukuki korumadır.
Gerek 6102 Sayılı TTK ve gerekse özel yasalarda limited şirkete temsil kayyımı, atanmasına ilişkin bir hüküm bulunmamakla birlikte 6102 Sayılı TTK'nın 1. maddesinde "Türk Ticaret Kanununun, Türk Medeni Kanununun ayrılmaz bir parçası" olduğuna ilişkin hükmü karşısında konu ile ilgili 4721 Sayılı TMK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
Türk Medeni Kanunun 426. maddesinde düzenlenen temsil kayyımlığı müessesesi, gerçek kişiler esas alınarak getirilmiş bir kurum olmakla birlikte tüzel kişiler içinde temsil kayyımı atanabileceği gerek öğretide (Türk Medeni Hukukunda Kayyımlık-Mustafa Alper Gümüş-Sh. 103) ve gerekse yargı kararlarında (Yargıtay 11.H.D. 1988 tarih 65-3848 sayı vb.) kabul görmektedir.
Türk Medeni Kanunu'nun 403/2. maddesinde kayyımın, belirli işleri görmek veya malvarlığını yönetmek için atanacağı, 426. maddesinde vesayet makamının, aşağıda yazılı olan veya kanunda gösterilen diğer hallerde ilgilisinin isteği üzerine veya re'sen temsil kayyımı atayacağı, kayyım atamasının yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel olmayacağı, 427. maddesinde ise bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa kayyım atanacağına ilişkin düzenlemeler yer almaktadır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 630/(2) ve (3). maddelerinde de; her ortağın, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebileceği, yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunacağı belirtilmiştir.
Somut olayda ... İnş. Tic. ve San. Ltd. Şti'ni temsile yetkili organların bulunduğu, hali hazırda organ boşluğunun söz konusu olmadığı, mevcut delil durumu ve dosya kapsamı itibarıyla yaklaşık ispat koşulunun oluşmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesince yazılı şekilde ihtiyati tedbir taleplerinin reddine yönelik hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin 31/05/2024 ve 06/06/2024 tarihli ara kararlarında usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmadığından ihtiyati tedbir talep eden asıl davada ve birleşen Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/377 Esas sayılı davada davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İhtiyati tedbir talep eden asıl davada ve birleşen Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/377 Esas sayılı davada davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gereken 427,60 TL harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-İhtiyati tedbir talep eden asıl davada ve birleşen Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/377 Esas sayılı davada davacı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından asıl davada ve birleşen Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/377 Esas sayılı davada davalı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-f. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 10/10/2024
Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.