T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2024/1092 Esas - 2024/1651 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2024/1092
KARAR NO: 2024/1651
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
BAŞKAN: ... ...
ÜYE: ... ...
ÜYE: ... ...
KATİP: ... ...
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: KONYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 19/07/2018
NUMARASI: 2017/552 Esas 2018/558 Karar
DAVACI :
VEKİLİ:
DAVALI:
DAVA: Şirket Ortağı Olunmadığının Tespiti ve Alacak
DAVA TARİHİ: 28/07/2017
KARAR TARİHİ: 30/12/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH: 23/01/2025
Taraflar arasındaki şirket ortağı olunmadığının tespiti ve alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 13/01/2021 tarih ve 2018/1729 Esas 2021/38 Karar sayılı dosyasında verilen kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 11/10/2021 tarih ve 2021/2007 Esas 2021/5928 Karar onama ilamı üzerine davacının bireysel başvurusu sonucunda Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü 2021/17182 başvuru numaralı dosyada 03/04/2024 tarihli karar ile Anayasanın 35. maddesi ile güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasanın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine, kararın bir örneğinin mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere ekli listenin (C) sütununda belirtilen mahkemelere gönderilmesine karar verilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin yatırılan paraların istenildiği her an geri ödeneceği garantisi ile davalı tarafa 48.572,73 Euro yatırdığını, ancak talep etmesine rağmen yatırdığı parayı geri alamadığını ileri sürerek, 200.556,80 TL (48.572,73 Euro'nun) davalıdan tahsiline, müvekkilinin şirket ortağı olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın süresinde açılmadığını, davacıların iddialarının yerinde olmadığını savunarak davanın usul ve esastan reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, SPK'ya verilen Ek-1c listesinde davacının ... Holdigs SA'ya bir kalem halinde toplam 48.573 Euro ödediği, anılan şirketin bu parayı davacıdan aldığının kabulü gerektiği, davalının haksız fiil teşkil eden uygulamaları karşısında sonuca etkisi olmayacağından yemin delili hakkında işlem yapılmadığı, davalıya ihtarname gönderilmediğinden dava tarihi itibarıyla davalının temerrüte düştüğü, dava dilekçesinde kurun 1 Euro =4,1280 TL olarak esas alındığı, davalının sunduğu tediye ve kasa tediye makbuzu başlıklı belgeler ile davalının davacıya 49.994,00 Euro ödediğinin kabulü gerektiği, yapılan hesaplamaya göre davacı tarafın, davalı tarafa verdiği davalı tarafın en lehine olan rakam olarak yukarıda belirlenen toplam 48.572,73 euro alacağından 15/07/2005 tarihli tediye makbuzu veya kasa tediye makbuzu veyahut hisse devrine ilişkin dilekçeden dolayı 1.394,00 Euro, 27/07/2005 tarihli tediye makbuzu veya kasa tediye makbuzu veyahut hisse devrine ilişkin dilekçeden dolayı 8.600,00 Euro, 27/07/2005 tarihli tediye makbuzu veya kasa tediye makbuzu veyahut hisse devrine ilişkin dilekçeden dolayı 40.000,00 Euro olmak üzere toplam 49.994,00 euroluk ödemenin davacı tarafın alacağından düşülmesi ile davacı tarafın bakiye bir alacağı kalmadığı gibi davalı taraftan 1.421,27 Euro fazladan tahsilat yaptığı, davacının davalı tarafa verdiği paraların tamamını davalı taraftan fazlasıyla iade aldığı, davacının davalıdan bir hak ve alacağının kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin ret kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, açılan davanın tam kabulü gerekirken davanın reddi kararının hatalı olduğunu, kararın bu nedenle kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili katılma yoluyla istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesi kararının davacının hile ve/veya kesin hükümsüzlük iddiasını ispat etmesine yönelik kabulünün dosya içeriğine ve yasaya aykırı olduğunu, davalının para toplanırken davacıya anonim şirkete ortak olacağı konusunda hiçbir bilgi vermediği, aynı şekilde davacının da yatırım yaparken anonim şirkete ortak olacağı iradesiyle hareket etmediği yönündeki iddia ve kabulün yerinde olmadığını, davacının milli ve/veya dini duyguları istismar ederek yüksek oranda kar verileceği, verilen paranın istenildiği an geri alınabileceği vaatleri ile davalı müvekkili şirketçe kandırıldığı yönündeki iddiaların da kendi içinde çelişkili hemde gerekçe ile bağdaşmayan iddialar olduğunu, alacağın zaman aşımına uğradığını, davacı taraf ile davalı arasında geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunduğunu, davanın temelinde zarara katlanmak arzu ve iradesinin yer aldığını, davacının her türlü hak ve talebinin hak düşürücü süre içerisinde ileri sürülmediğini, bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
İlk derece mahkemesince davanın reddine dair verilen karara karşı taraf vekillerinin istinaf başvurusu üzerine Dairemizin 13/01/2021 tarihli ve 2018/1729 E., 2021/38 K. sayılı kararıyla taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 3332 sayılı Kanunun geçici 4. maddesi gereğince karar verilmesine yer olmadığına hükmedildiği, Dairemiz kararına karşı davacı vekilince temyiz kanun yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 11/10/2021 tarih 2021/2007 Esas 2021/5928 Karar sayılı ilamı ile davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onandığı, kararın kesinleştiği görülmüştür.
Kararın kesinleşmesi üzerine davacının bireysel başvurusu sonucunda Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm 2021/17182 başvuru numaralı dosyada 03/04/2024 tarihli karar ile Anayasanın 35. Maddesi ile güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasanın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine, kararın bir örneğinin mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Dairemize gönderilmesine karar verilmiş olmakla dosyanın yeniden incelenmesi sonucu yapılan değerlendirmede;
Davanın geldiği aşama ve uzun yargılama süreciyle tarafların tüm delillerinin dosyada bulunduğu, istinaf istemine ilişkin yargılamada sadece bozma gereğince zorunlu olarak duruşma açıldığı, istinaf incelemesinin duruşma gereksinimi duyulmadan gerçekleştirildiği gözetilerek duruşma açıldığı, 6216 Sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50/2. maddesi kapsamında dosya üzerinden karar verilmesi mümkün olduğundan duruşması açılmamıştır. Taraflara yargılamaya yeniden başlandığı tebliğ edilmiştir.
Davacı yan eldeki davada, davalı şirket temsilcilerinin yüksek faiz verileceği ve parasını istediği zaman geri alabileceği taahhüdünde bulunmaları üzerine belge karşılığında davalıya para verdiğini, kısa bir süre sonra parasını istediğini, ancak bu güne kadar kendisine ödeme yapılmadığını, hisse senetlerinin izinsiz olarak halka arz edildiğini, ... Grubu tarafından yapılan usulsüzlüklerin SPK ve diğer resmi kurum raporlarında açıklandığını, davalılar hakkında çeşitli suçlardan suç duyurusu yapıldığını, davacının şirket ortağı yapılmasının hukuken mümkün olmadığını, kanuna uygun bir ortaklık ilişkisinin kurulmadığını, davalı şirketin zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek 200.556,80 TL (48.572,73 Euro'nun) davalıdan tahsiline ve geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Almanya Dortmund Eyalet Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 12/08/2009 tarih ve 3 O 632/08 karar sayılı dosyasında davacı ... tarafından ... Holding A.Ş. ve ... aleyhine her an ve muhtemel talep üzerine geri alınabileceği, en ufak kayba uğranılmayacağı, herhangi bir riskin olmadığı taahhüdü ile davalı şirkete 95.000,00 DM ödediğini, ödenen bedel karşılığında kendisine hisse senetleri verildiğini iddia ederek ödenen bedelin tahsili talebi ile dava açtığı, yabancı mahkeme tarafından yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, 48.527,73 Euro'nun 24/08/2009 tarihinden itibaren baz faize ek %5 faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verildiği, anılan kararın tanınması ve tenfizi için Konya 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde ... tarafından ... Holding A.Ş. ve ... aleyhine dava açıldığı, yapılan yargılama sonunda 1965 tarihli hukuki ve ticari konularda adli ve gayri adli belgelerin yabancı memleketlilere tebliğine dair 10. Maddesine Türkiye Cumhuriyeti Devletinin çekince koyduğu, TC Devletine yapılacak tebligatlarda bu madde hükmünün uygulanmasının mümkün bulunmadığı, tüm tebligatların Adalet Bakanlığı vasıtasıyla tebliğ edilmesi gerektiği, davacının davaya dayanak mahkeme kararını ve dava dilekçesini davalıya açıklanan şekilde tebliğ ettiğine dair belgeleri ibraz etmediği, MÖHUK 53. Maddede belirtilen şekilde kesinleşmiş bir kararın söz konusu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, verilen kararın Yargıtay denetiminden geçerek 02/10/2015 tarihinde kesinleştiği dosya içeriğiyle sabittir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 29/09/2016 tarih ve 2015/15025 Esas 2016/7632 Karar sayılı emsal kararında özetle, "Davacı vekili müvekkilinin davalıya ... Bankası A.Ş.'ye ait 20/01/1998 tarihli dekont ile 115.000,00 DM ödeme yaptığı, bu meblağın 8.000,00 TL'sinin iadesi için 11/02/2011 tarihinde Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açtığı davada 115.000,00 DM'nin müvekkili tarafından davalı ...'e ödendiği, bu bedel karşılığında müvekkiline hisse verilmediği gibi paranın da iade edilmeyip davalı sebepsiz zenginleştiğinden iadesine karar verildiği, anılan kararın Yargıtay incelemesinden geçerek 06/11/2013 tarihinde kesinleştiğini ileri sürerek Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/117 Esas sayılı dosyasında tespit edilen bakiye alacak 108.000,00 DM'nin faiziyle birlikte tahsilini istediği, Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/117 Esas, 2012/45 Karar sayılı ilamının 21/05/2014 tarihinde kesinleştiği, kesinleşme tarihinden itibaren bir yıllık sebepsiz zenginleşme süresi dolmadığından davalının zamanaşımı itirazının reddi gerektiği gerekçesiyle davalı tarafın zamanaşımı definin reddine karar verilmiş ise de 818 sayılı BK'nın 66. maddesine göre iade alacaklısının geri alma hakkının varlığını öğrenmesinden itibaren 1 yıl ve her halde bu hakkın doğduğu tarihten itibaren 10 yıl sonra nedensiz zenginleşmeden doğan iade isteminin zamanaşımına uğrayacağı, somut uyuşmazlıkta ise davacı tarafın ilk davayı açtığı tarihte şimdi dava konusu ettiği alacağı ve sebepsiz zenginleşeni bildiği ve haberdar olduğu, yasada öngörülen 1 yıllık zamanaşımı süresinin dava tarihi itibariyle gerçekleştiği, keza hakkın doğduğu tarih itibariyle de 10 yıllık zamanaşımı sürenin dolduğu nazara alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davalı vekilinin zamanaşımı definin reddi ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediği", denilmiştir.
Somut olayda, davacı ...'ın, davalı şirket (eski unvanı ... İnşaat Tarım ve Sanayi İşletmeleri Ticaret A.Ş. iken şirketlerin birleştirilmesi üzerine ... Holding A.Ş. ve en son ünvan değişikliği ile ... oldu) aleyhine yabancı mahkemede alacak davası açtığı, yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verildiği, yabancı mahkeme ilamında belirtilen hisse senetleri numaraları ve sayılarının iş bu dava dosyasına davacı tarafından ibraz edilen hisse senedi numaraları ve sayıları ile aynı olduğu, yabancı mahkeme ilamının tenfizi için açılan davanın reddine karar verildiği görülmüştür.
Hal böyle olunca, davacı yan Almanya Dortmund Eyalet Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 12/08/2009 tarih ve 3 O 632/08 karar sayılı dosyasında ilk davayı açtığı tarihte zararı ve tazminat yükümlüsü olan davalıyı öğrenmiştir. 818 sayılı BK'nun 60.maddesine göre zarar gören tarafın (davacının) zararı ve faili (davalı şirketi) öğrendiği tarihten itibaren 1 yıllık (6098 sayılı TBK'nın 72. maddesi göre ise 2 yıllık) haksız fiil zaman aşımı süresinin dolduğu, olayda sebepsiz zenginleşme halinin mevcut olduğu düşünülse bile 818 sayılı BK'nın 66.maddesine göre iade alacaklısının (davacının) geri alma hakkının varlığını öğrenmesinden itibaren 1 yıllık (6098 sayılı TBK'nın 82.maddesine göre ise 2 yıllık) zamanaşımı süresinin dolduğu, (artık bu aşamada davalının, davacının yatırmış olduğu paranın istendiği an kendisine geri ödeneceğine inandırıp, davacı üzerinde güven telkin ettiği, davalı şirketin yöneticileri hakkında ceza mahkemelerinde dava açıldığı, açılan davaların uzun bir süreç alması da gözetildiği gerekçeleriyle davalı tarafın yapmış olduğu zaman aşımı itirazının TMK'nın 2. maddesindeki dürüstlük kurallarına aykırı olduğundan da söz edilemeyeceğinden) nazara alınarak açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddi yerine yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğundan davalı vekilinin zaman aşımına yönelik istinaf itirazı yerinde görülmüştür.
Tüm bu nedenlerle davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
A)1-Davanın zamanaşımı nedeniyle REDDİNE,
2-Alınması gereken 427,60 TL maktu karar ilam harcının peşin alınan 3.425,01 TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.997,41 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Dosyanın geçirdiği safahat, Anayasa Mahkemesi kararı, yeni kurulacak hükümde davacı aleyhine hüküm verme yasağı gözetilerek Dairemizin ilk istinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap edilen 4.080,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
B)1-Davalı tarafından peşin yatırılan 35,90 TL istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine,
2-İstinaf aşamasında davalı tarafından yatırılan 98,10 TL istinaf başvuru harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
3-Davacıdan alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 35,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 391,70 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
4-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama masraflarının üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucundaHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 30/12/2024
Başkan- ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi -...
... ... ... ...