T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2024/1026 Esas 2024/1630 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2024/1026
KARAR NO: 2024/1630
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 03/11/2021
NUMARASI : 2021/187 Esas 2021/651 Karar
DAVACI:
VEKİLİ
DAVALI :
DAVA: Alacak
DAVA TARİHİ: 17/03/2021
KARAR TARİHİ : 30/12/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 29/01/2025
Taraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizce verilen kararın temyizi üzerine Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda dosya Dairemize gönderilmiş ve duruşma açılmak suretiyle gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı hakkında açılan davada konkordato projesinin tasdikine karar verildiğini, konkordato davasında komiser heyetine davalı şirketten toplam 2.329.149,00 TL gayri nakit kredi alacağının bulunduğunun bildirildiğini, bildirilen alacağın 29.149,00 TL'lik kısmının kabul edildiğini, reddedilen alacağın teminat mektubu ve çek karnesi garanti tutarlarından kaynaklandığını, müvekkilinin her zaman gayri nakdi kredinin tazmin edilme riski ile karşı karşıya bulunduğunu, gayri nakdi alacağın konkordato projesinde gösterilerek nisaba dahil edilmesi gerektiğini belirterek çekişmeli hale gelen alacağı olan 2.331.360,00 TL alacağın tespitine ve dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; garanti sözleşmesi kapsamında kalan riskin gerçekleştiğini, muhatap tarafından ispat edilmesi gerektiğini, somut olayda riskin gerçekleşmediğini, muacceliyetin söz konusu olmadığını, teminat mektuplarının konkondato projesine dahil edilemeyeceğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, kullandırılan gayri nakdi krediler nedeniyle davacı banka tarafından gayri nakdi kredilerin tespiti ve tahsili talep edildiği, davacı banka tarafından hesabın kat edilmediği, bu şekilde gayri nakdi alacağın muaccel olmadığı, dava tarihi itibariyle deposu talep edilebilecek muaccel gayri nakdi alacağın bulunmaması nedeniyle davacının davasında haksız olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gayri nakdi alacakların mutlaka konkordato projesinde gösterilmesi ve nisaba dahil edilmesi gerektiğini, anılan konkordato davasında müvekkili tarafından bildirilen alacağın büyük bir kısmının kabul edilmeyerek çekişmeli hale geldiğini, konkordato komiserliği tarafından yazı taraflarına iletilmiş olup, ilgili yazıda müvekkili tarafından bildirilen alacağın 2.300.000,00 TL’lik kısmın reddedildiğini, 29.149.00 TL’nin kabul edildiğini, her ne kadar alacak nisabının belirlenmesi için Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesine itiraz başvurusu yapıldığını, mahkeme tarafından herhangi bir karar verilmediği gibi taraflarına tebliğ edilmediğini, müvekkilinin her zaman için söz konusu çek garanti bedellerinin ve teminat mektubunun tazmini riski ile karşı karşıya olduğunu, bu durumda müvekkilinin zarara uğrayacağının alenen ortada olduğunu, gayrinakit alacakların konkordato da kabul edilmemesi, nisaba eklenmemesi söz konusu olmadığını, müvekkilinin her zaman gayrinakit kredilerin nakde dönme/tazmin olma riski ile karşı karşıya olup alacağının reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin toplam 2.360.509 TL gayrinakit kredi alacağı bulunduğunu, dava konusu iddialarının haklılığının müvekkilinin defter ve kayıtları üzerinde yapılacak olan keşif ve bilirkişi incelemesi ile ortaya çıkacağını, mahkeme tarafından kesif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmadan karar verilmediğini, bu nedenle eksik inceleme sonucu verilen kararın kaldırılması gerektiğini, davalı borçlu ile müvekkili arasında imzalanan genel kredi ve teminat sözleşmeleri uyarınca müvekkilinin ticari defter ve kayıtlarının kesin delil niteliğinde olacağının düzenlendiğini müvekkilinin alacağının gayrinakit olup, dava ve vekalet ücretinin maktu harca tabi olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen karar hukuka uygun olmakla birlikte, dosyada taraflarına lehine hükmedilen vekalet ücretine ilişkin istinaf nedenlerinin sunulduğunu, davacının alacağının çekişmeli hale geldiğini belirterek alacağının tespitini ve tahsilini talep ettiğini, bu nedenle davanın alacak davası olarak nitelendirilmesi gerektiğini, nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, sonuç ve istem kısmında açıkça miktarın belirtildiğini, bu nedenle de sunulan cevap dilekçesinde bu hususun açıklığa kavuşturulması ve gereği halinde eksik harcın ikmaline karar verilmesi gerektiğinin izah edildiğini, nitekim dava konusu uyuşmazlıkta davacı açıkça cevaba cevap dilekçesinin sonuç ve istem başlıklı talep kısmının 2. maddesinde 2.331.360,00 TL tutarının dava tarihinden itibaren yasal faizi ile ödenmesinin talep edildiğini, ancak dilekçe içeriğinde de bir Yargıtay kararından yola çıkarak davanın maktu harca tabi olduğunu ileri sürdüğünü, ancak emsal gösterdiği Yargıtay kararında açıkça görüldüğü üzere temyiz incelemesinden geçen davanın konusunun itirazın iptali davasına ilişkin olup, gayri nakdi riskin ödenmesi değil depo edilmesine ilişkin olduğunu, çekişmeye konu olan işbu 2.331.360,00 TL çek ve teminat mektuplarından kaynaklı kredi alacağının tespitine ve dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ettiklerini, davacının belirli bir miktar alacağın kendisine ödenmesini istediğini, aksine bir yorum yapılması mümkün olmadığı gibi dilekçe içeriğinde ne anlatıldığının da hukuk muhakemeleri bakımından bağlayıcı olmadığını, davacının davasını maktu olarak harçlandırması ile ilgili de itirazda bulunulduğunu, alacağın tahsil talebi olmasından ötürü eksik harcın ikmal edilmesine karar verilmesinin de talep edildiğini, ancak ilk derece mahkemesi tarafından bu talebimiz de davanın niteliği bakımından hataya düşülerek reddedildiğini, davacının alacak talebini net ve belirli olarak açmış ancak harcını maktu olarak eksik yatırdığını, bu nedenle de işbu davanın niteliği bakımından tayin edilen vekalet ücretinin takdirinde ve davanın harçlandırılması konusunda hataya düşüldüğünü, anılan vekalet ücretinin maktu olarak değil, nisbi olarak tayin edilmesi gerektiğini, davacı tarafından eksik yatırılan maktu harcın tamamlattırılması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının vekalet ücreti yönünden kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; alacağın hiç/eksik kaydedilmesi ile tasdik edilen konkordato nedeniyle hiç/eksik kaydedilen alacağın tahsili istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Taraf vekillerinin ilk derece mahkemesince verilen davanın reddi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurması üzerine Dairemizin 07/02/2024 tarih 2022/240 Esas 2024/191 Karar sayılı kararıyla taraf vekillerinin istinaf başvurusunun gerekçe ve kamu düzenine aykırılık yönünden kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının gerekçe ve kamu düzenine aykırılık gözetilerek kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemiz kararına karşı davacı vekilince temyiz kanun yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13/06/2024 tarih 2024/1800 Esas 2024/2180 Karar sayılı kararıyla;
"... 1- Eldeki uyuşmazlık, İcra ve İflas Kanunu'nun 308/b. maddesinde düzenlenen ve anılan maddede “alacakları itiraza uğramış”kavramı ile ifade edilen konkordato talep eden borçlunun alacağa itiraz etmesi sonucu “çekişmeli alacak” haline gelen alacağın depo edilmesi ve tahsili istemine ilişkindir.
2- İcra ve İflas Kanunu'nun 301. maddesine göre, konkordato projesinin hazırlanıp alacakların bildirilmesi ve tahkikinden sonra, komiser tarafından yapılacak ilanda yer alan alacaklının bir başka deyişle, konkordato projesine alacağı kaydedilen alacaklının alacağına borçlunun itiraz etmesi halinde bu alacak “çekişmeli alacak” vasfını kazanır.
3- İcra ve İflas Kanunu'nun 302/IV. bendi gereği mahkeme, çekişmeli alacağın hesaba katılıp katılmamasına ve ne oranda katılacağına yaklaşık ispat ölçüsünde ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırarak karar verecektir. Bu şekilde inceleme yapan mahkemenin vereceği karar, maddi hukuk bakımından sonuç doğurmaz.
4- Çekişmeli alacağın oylamaya katılmasına ve katılacağı orana karar veren mahkeme, İİK’nın 308/b-II. bendi gereği tasdik kararında konkordato projesi uyarınca çekişmeli alacaklara isabet eden payın kararın kesinleşmesine kadar borçlu tarafından mahkemece belirlenen bir bankaya yatırılmasına karar verebileceği gibi çekişmeli alacağın oylamaya hiç katılmamasına da karar verebilir. Ancak ne yönde karar verilirse verilsin bu karar bağlayıcı olmayıp tasdik kararının ilanından itibaren İİK’nın 308/b-I. bendi gereği alacağı itiraza uğrayan alacaklı tasdik kararından itibaren bir ay içinde dava açabilir.
5- İKK'nın 308/5 maddesi ile çekişmeli alacaklılar hakkında dava ile özel bir düzenleme gelmemiştir. Alacağı itiraza uğrayan alacaklı tasdik kararının ilanından itibaren bir ay içinde dava açabilir. Süresi içerisinde dava açılmaması durumunda alacaklıların tasdik kararı veren mahkemenin çekişmeli alacağa karşılık olarak ayrılan ve bankaya yatırılan payı talep etmeleri de mümkün değildir. Bu amaçla ayrılan pay talebi borçluya iade edilecektir.
Buna karşın alacakları itiraza uğrayan alacaklıların genel hükümlere göre her zaman dava açmaları mümkündür. Bu durumda alacakların itiraza uğrayan alacaklıların bir ay içinde dava açmaları halinde çekişmeli alacak olarak İİK'nın 308/b maddesinden yararlanacağını, bir aylık süre içinde dava açmaması halinde ise, davanın genel hükümlere tabi olacağını ve çekişmeli alacak olarak bu hükümden yararlanamayacağını söyleyebiliriz.
6- Külli bir tasfiye prosedürü olan konkordato, hem bu özelliği hem de tasdik halinde İİK’nın 308/c maddesi gereğinde konkordatoya katılsın katılmasın kural olarak konkordato talebinden önce veya komiserin izni olmaksızın mühlet içinde doğan tüm alacaklar için mecburi olduğundan 3. kişilerin de haklarını etkileyecek nitelikte kamusal bir karaktere sahiptir. Bu nedenle, hakimin tasdik koşulları bakımından re'sen inceleme ve araştırma yapması gerektiği gibi sürecin başarıya ulaşması bakımından yasada kısa ve kesin süreler öngörülmüştür.
7- Çekişmeli alacaklar hakkındaki açılacak dava, görevli ve yetkili mahkeme ile yargılama usulleri ve ispat hukuku kuralları bakımından genel hükümlere tabi olacaktır. Örneğin çekişmeli alacak kira sözleşmesinden kaynaklanmakta ise uyuşmazlık Sulh Hukuk Mahkemesi’nde, işçilik alacaklarına ilişkin uyuşmazlık ise İş Mahkemesinde, ticari olmayan bir alacağa dayalı uyuşmazlık ise Asliye Hukuk Mahkemesinde, ticari nitelikte bir alacak ise Asliye Ticaret Mahkemesinde görülecektir. Kanun koyucu burada her uyuşmazlığın uzman mahkemelerde görülmesine ilişkin genel ilkeye bağlı kalmıştır. Genel hükümlere tabi olma sadece bu konularda söz konusudur. Buna karşılık, alacağın tahsili genel hükümlere tabi değildir.
8- Somut olayda davacı banka Çek Kanunu'ndan kaynaklanan çek yapraklarının karşılıksız kalanları için kanuni ödeme yükümlülüğü ve teminat mektubundan kaynaklı garanti borcundan dolayı "erteleyici koşula bağlı" alacaklarının depo edilmesi ve tahsilini talep etmiştir.
Bu durumda konkordato talep eden borçlu dava konusu erteleyici koşula bağlı alacaklara bir itirazı yoksa çekişmeli alacaktan söz etmek mümkün değildir.
Dolayısıyla, konkordato istemine bakan mahkemenin bu alacakların "konkordato çoğunluğu" hesabında dikkate alınıp alınmayacağı ya da hangi oranda dikkate alınacağı hususunda bir karar vermesi gerekecektir.
Konkordato talep eden borçlunun dava konusu alacaklara itirazı varsa, bu alacaklar çekişmeli alacak sayıldığından İİK'nın 308/b maddesi çerçevesinde değerlendirme yapılarak bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve farklı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir ..." gerekçeleriyle bozulmuştur.
Anılan bozma kararı üzerine Dairemizce Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilerek duruşmalı yapılan inceleme sonucu;
Genel kredi sözleşmesi sureti, çek statüleri listeleme raporları, teminat mektup suretleri, Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/719 Esas sayılı dosyasının Uyap'tan gelen sureti dosya içerisinde yer almaktadır.
Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/719 Esas sayılı dosyasında, davacı tarafından komiserler kuruluna 24/07/2019 tarihli başvuru ile davalı şirketten çekten kaynaklanan 102.670,00 TL, teminat mektubundan kaynaklanan 2.226.429,00 TL olmak üzere toplam 2.329.149,00 TL gayri nakit alacağı bulunduğunu bildirmiş, komiserler kurulunca bildirilen alacaklardan 29.149,00 TL alacağın kabulüne, 2.300.000,00 TL alacağın ise reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında 13/04/2009 tarihli 10.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi akdedilmiştir.
Davacı yan taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesi kapsamında davalıdan çek ve teminat mektuplarından kaynaklanan gayri nakit alacağı bulunduğunu, davalıdan olan gayri nakit alacağın eksik olarak konkordato komiserler kurulunca kabul edildiğini iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davacının toplam 2.329.149,00 TL gayri nakit alacak için komiserler kuruluna başvurduğu, davacının 29.149,00 TL alacağının komiserler kurulunca kabul edildiği, fazlaya ilişkin gayri nakit alacağın ise nisaba dahil edilme talebinin reddine karar verildiği hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, davacının genel kredi sözleşmeleri kapsamında davalıdan komiserler kurulunca kabul edilmeyen gayri nakit bir alacağı bulunup bulunmadığı, çekişmeli alacak var ise miktarı, davacının gayri nakit alacağın tahsilini talep edip edemeyeceği hususlarından kaynaklanmaktadır.
Taraf vekillerinin istinaf itirazları incelendiğinde, açılan dava, çekişmeli alacaklar hakkında dava başlıklı İİK'nun 308/b maddesi kapsamında alacağı itiraza uğramış olan davacı alacaklı tarafından açılan dava niteliğindedir. Davacı yan, dava dilekçesinde komiserler kurulu tarafından kabul edilen alacak dışında davalıdan çek ve teminat mektuplarından kaynaklanan gayri nakit alacağı bulunduğunu ileri sürerek gayri nakit alacağın depo edilmesini ve tahsilini talep etmiştir.
İstinaf aşamasında davacı bankaya yazılan müzekkereye verilen 16/12/2024 tarihli cevapta, davalı şirketin diğer gayri nakdi risklerini dava tarihinden sonra risk çıkışı gerçekleşmiş olup, güncel gayri nakdi riskin 6752237204133664 numaralı çekten kaynaklanan 1.600,00 TL olduğunu, çekin sipariş tarihinin 05/03/2018 olup, karşılıksız statülü çek olduğundan ibraz tarihinden itibaren 10 yıl çek garanti tutarı ödeme riskinin devam ettiğini, bölge müdürlüğüne hitaben verilen 94810005410 numaralı 17/02/2016 tarihli 2.100.000,00 TL bedelli teminat mektubunun banka şubesine teslim edildiğini, 27/07/2024 tarihinde risk çıkışının yapıldığını, bölge müdürlüğüne hitaben verilen 94810005590 numaralı 17/02/2016 tarihli 100.000,00 TL bedelli teminat mektubunun banka şubesine teslim edildiğini, 27/07/2024 tarihinde risk çıkışının yapıldığını, Ankara 27. İcra Müdürlüğüne hitaben verilen 94810005781 numaralı 16/08/2016 tarihli 26.479,00 TL bedelli teminat mektubunun banka şubesine teslim edildiğini, 14/11/2023 tarihinde risk çıkışının yapıldığını bildirmiştir.
Anılan yazı ekinde Dairemize gönderilen ve dava dilekçesi ekinde de yer alan teminat mektubu suretlerinden bankaya iade edildiği anlaşılan ve iş bu dava konusu olan 94810005410 numaralı 17/02/2016 tarihli 2.100.000,00 TL bedelli teminat mektubunun numarasının 98410005410 olduğu, 94810005590 numaralı 17/02/2016 tarihli 100.000,00 TL bedelli teminat mektubunun numarasının 98410005590 olduğu, 94810005781 numaralı 16/08/2016 tarihli 26.479,00 TL bedelli teminat mektubunun numarasının 98410005781 olduğu anlaşılmış olup dava dilekçesinde yer alan teminat mektup numaralarında yapılan hatanın maddi hata niteliğinde bulunduğu kabul edilerek doğru teminat mektubu numaraları gözetilerek Dairemizce hüküm kurulması yoluna gidilmiştir.
Toplanan tüm delillerden iş bu davaya konu 3 adet teminat mektubunun karar tarihinden sonra, istinaf aşamasında davacı bankaya iade edildiği, anılan teminat mektuplarından kaynaklanan davanın gelinen aşamada konusuz kaldığı anlaşılmıştır.
Öte yandan, davacı yan işbu davada toplam 51 adet çekten kaynaklanan gayri nakdi alacağının çekişmeli hale geldiğini iddia ederek işbu alacak davasını açmıştır.
İstinaf aşamasında davacı bankaya yazılan müzekkere cevabından, sorumluluk bedellerinin depo edilmesi talep edilen çeklerin sipariş tarihinin 05/03/2018 olduğu anlaşılmaktadır.
5941 Sayılı Çek Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 6273 Sayılı Kanunun 2.maddesi ile 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 3. maddesine eklenen son fıkrasında “Çekin, üzerinde yazılı baskı tarihinden itibaren beş yıl içinde ibraz edilmemesi hâlinde, muhatap bankanın üçüncü fıkraya göre ödemekle yükümlü olduğu tutara ilişkin sorumluluğu sona erer” hükmü düzenlenmiştir.
Yine aynı Yasanın Geçici 3. maddesinin 4. fıkrasında da “Bankaların müşterilerine verdikleri eski çek defterleriyle ilgili olarak, muhatap bankanın 3 üncü maddenin üçüncü fıkrasına göre ödemekle yükümlü olduğu tutara ilişkin sorumluluğu 30/06/2018 tarihinde sona erer.” düzenlemesi bulunmaktadır.
Somut olayda, sorumluluk bedellerinin depo edilmesi talep edilen ve karşılıksız statüsü bulunmayan 50 adet çek yapraklarının sipariş tarihinin 05/03/2018 olduğu tespit edilmiş olup, anılan tarihten itibaren dahi 5 yıl içinde ibraz edilmemesi halinde en geç 05/03/2023 tarihinde bankanın sorumluluğu sona erecektir (Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 11/09/2018 tarih 2016/14467 Esas 2018/5170 Karar, 13/02/2015 tarih 2014/14408 Esas 2015/1870 Karar sayılı ilamları).
İlk derece mahkemesi karar tarihinden sonra, istinaf aşamasında Dairemiz karar tarihi itibariyle, 05/03/2023 tarihinde bankanın sorumluluğu sona ereceğinden, dava konusu 50 adet çek sorumluluk bedelinden kaynaklanan ve depo edilmesi talep edilen gayri nakit alacak yönünden de davanın konusuz kaldığı anlaşılmıştır.
Öte yandan, istinaf aşamasında davacı bankaya yazılan yazı cevabıyla, 6752237204133664 numaralı çekin karşılıksız statülü çek olduğu bildirildiğinden, davacı bankanın ibraz tarihinden itibaren 10 yıl çek garanti tutarı ödeme riski devam edecektir. Davacı bankanın anılan çekten kaynaklanan ve davalıdan depo edilmesini talep edileceği gayri nakdi alacak miktarının 1.600,00 TL olduğu dosya içeriğiyle sabittir.
Yargılama aşamasında bilirkişi raporu alınmamış ise de, dosyaya sunulan teminat mektupları, çek suretleri, banka yazı cevabından gayri nakit alacağın tespitinin yapılması mümkün olduğundan bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek görülmediği gibi, taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinin 13. maddesinde teminat mektubu ve çekten kaynaklanan gayri nakit alacağın depo edilmesinden davalı müşterinin sorumlu bulunduğu düzenlendiğinden davacı davalıdan gayri nakit alacağın depo edilmesini talep edebilecektir.
Hal böyle olunca, istinaf aşamasında gelinen durum karşısında 3 adet teminat mektubunun davacı bankaya iade edilmesi, 50 adet çek yönünden davacı bankanın Çek Kanununda yer alan basım tarihinden itibaren 5 yıllık süre sona erdiğinden sorumluluğunun sona erdiği, 3 adet teminat mektubu ve 50 adet çek yönünden davanın konusuz kaldığı, kamu düzenine aykırılık teşkil eden bu hususun re'sen gözetilmesi gerektiği, 6752237204133664 numaralı çekin karşılıksız statülü çek olduğu, davacının çek garanti tutarını ödeme riskinin 10 yıl devam ettiği, bu sürenin henüz dolmadığı, davacının davalıdan anılan çekten kaynaklanan 1.600,00 TL gayri nakdi alacağı bulunduğu gözetilerek 1.600,00 TL'nin davalıdan tahsili ile davacı bankada açılacak faizsiz hesapta depo edilmesi hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
Davacı dava tarihi itibarıyla konusuz kalan kısım yönünden haklı olduğundan davanın gayri nakdi alacağa ilişkin olduğu gözetilerek davacı yararına maktu vekalet ücretine hükmedildiği gibi, harç, arabuluculuk ücreti ve yargılama giderleri davalı üzerinde bırakılmıştır.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında gerekçe ve kamu düzenine aykırılık yönünden isabet görülmediğinden taraf vekillerinin istinaf başvurusunun gerekçe ve kamu düzenine aykırılık yönünden kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının gerekçe ve kamu düzenine aykırılık yönünden kaldırılmasına, sair istinaf itirazlarının reddine, dava konusu 98410005410 numaralı 2.100,000,00 TL, 98410005590 numaralı 100.000,00 TL, 98410005781 numaralı 26.479,00 TL tutarlı teminat mektupları ile toplam 50 adet çek yönünden konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 6752237204133664 numaralı çek hakkındaki davanın kabulüne, 1.600,00 TL'nin davalıdan tahsili ile davacı bankada açılacak faizsiz hesapta depo edilmesine karar vermek gerekmiş ve istinaf incelemesi sırasında açılan duruşma bozma ilamı gereği olduğundan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 04/03/2021 tarih ve 2021/2-96 Esas 2021/205 Karar sayılı emsal içtihadı gözetilerek davacı yararına vekalet ücretine hükmedilmemiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
A)1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun gerekçe ve kamu düzenine aykırılık yönünden KABULÜNE,
2-Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/11/2021 tarih ve 2021/187 Esas 2021/651 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, taraf vekillerinin sair istinaf itirazlarının reddine,
3- Dava konusu 98410005410 numaralı 2.100,000,00 TL, 98410005590 numaralı 100.000, 00 TL, 98410005781 numaralı 26.479,00 TL tutarlı teminat mektupları ile toplam 50 adet çek yönünden konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
4-6752237204133664 numaralı çek hakkındaki davanın kabulü ile, 1.600,00 TL'nin davalıdan tahsili ile davacı bankada açılacak faizsiz hesapta depo edilmesine,
5-Alınması gereken 427,60 TL karar ilam harcından peşin yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL'nin davalıdan tahsil edilerek hazineye irat kaydına,
6-Davacı tarafından yatırılan 59,30 TL peşin harç, 59,30 TL başvurma harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından posta gideri olarak yapılan toplam 38,50 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
10-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi uyarınca alınması gereken 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
11-Yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,
B)1-Davalı tarafından yatırılan 59,30 TL maktu istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine,
2-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin davadaki haklılık durumu gözetilerek davalı üzerinde bırakılmasına,
3-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL maktu istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
4-Davacı tarafından istinaf aşamasında posta ve tebligat gideri olarak yapılan 71,50 TL yargılama giderinin davadaki haklılık durumu gözetilerek davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-İstinaf incelemesi sırasında açılan duruşma bozma ilamı gereği olduğundan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 04/03/2021 tarih ve 2021/2-96 Esas 2021/205 Karar sayılı emsal içtihadı da gözetilerek davacı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 30/12/2024
Başkan - Üye - Üye Zabıt Katibi -
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.