T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2025/234 Esas 2025/490 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2025/234
KARAR NO: 2025/490
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 27/11/2024
NUMARASI: 2024/177 Esas 2024/838 Karar
DAVA: Genel Kurul ve Yönetim Kurulu Kararının İptali
DAVA TARİHİ: 08/03/2024
KARAR TARİHİ: 08/05/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH: 06/06/2025
Taraflar arasındaki genel kurul ve yönetim kurulu kararlarının iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirket ortağı olduğunu, davalının 15/02/2024 tarihli genel kurul toplantısında bir sene önce sermaye artırımı yapılmasına rağmen yeniden sermaye artırım kararı alınarak tüm meblağın genel kurul kararından itibaren 15 gün içinde ödenmesine karar verildiğini, çoğunluk hissedarın müvekkilinin rüçhan hakkını kullanmasını engellemek amacıyla artırım bedelinin acil ödenmesi için gereklilik olmamasına rağmen dürüstlük kuralına aykırı şekilde sermaye artırımına katılımını ve rüçhan hakkını kullanımını kısıtladığını, sermaye artırımına ilişkin gerekli usullere göre hareket edilmediğini, ara bilançoların hazırlanmadığını, müvekkilinin şirketten alacağı bulunduğunu, şirketten herhangi bir kar payı almadığını, şirketin borca batık olduğuna ilişkin kararın hatalı olduğunu, iç kaynaklardan sermaye artırımı yapılması mümkünken dış kaynaklardan dış kaynaklardan sermaye artırımı yapılamayacağını, davalı şirketin 24/01/2024 tarihli yönetim kurulu kararıyla 15/02/2024 tarihinde şirketin genel kurul toplantısının yapılmasına karar verildiğini, yönetim kurulu kararında şirketin borca batık halde olduğunu, bu sebeple sermayenin 60.000,00 TL'ye çıkarılmasına karar verildiğinin belirtildiğini, yönetim kurulunun yetki aşımı yaparak sermaye artırımına nasıl karar verdiğinin anlaşılamadığını, yönetim kurulunun sermaye artırımına karar vermesinin yetki aşımı olduğunu, davalı şirketin müvekkiline gönderdiği e-mailde ve ilana ilişkin gazetede eski sözleşme maddesi ile tadil edilecek yeni sözleşme maddesine yer verilmediğini, sermaye artırımının nasıl yapılacağına ilişkin taslağın şirket ortaklarına bildirilmesi gerektiğini, genel kurula çağrının eksik ve hatalı yapıldığını, yönetim kurulunun ibrasının görüşülmesinde yönetim kurulu üyesinin kendi ibrasında oy kullandığını belirterek davalı şirketin 15/02/2024 tarihli genel kurul toplantısında 3, 4, 5 ve 6. Gündem maddeleriyle alınan kararların iptaline, 24/01/2024 ve 02/03/2024 tarihli (05/03/2024 tarihinde ilan edilen) yönetim kurulu kararlarının iptaline/butlanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava konusu gündem maddelerine ilişkin alınan kararlarda toplantı tutanağına geçirilmiş bir muhalefet şerhi bulunmadığını, genel kurul ve yönetim kurulunda alınan kararların usul ve yasaya aykırı bulunduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, dava konusu 24/01/2024 tarihli ve 1 numaralı yönetim kurulu kararında toplantı ve karar nisabında mevzuata aykırılık tespit edilmediği, TTK'nun 391. maddesindeki hallerin varlığının da belirlenmediği, TTK'nun 453. maddesine uygun olarak sözleşme değişikliği niteliğindeki sermaye artırımı kararıyla ilgili olarak ana sözleşmenin eski ve oluşacak yeni metinlerinin de bu kararda gösterilip TTSG'de ilan ettirilmediğini, salt sermaye artırımına ilişkin açıklamaya yer verildiği, bu eksikliğin yönetim kurulu kararının batıl olması ve/veya iptalini gerektirir bir durum olmadığı, çağrıya ilişkin bir eksiklik niteliğinde olduğu, butlanı ve/veya iptali gerektirir bir yönü olmadığı, koşulları olduğu takdirde, toplantıya katılmayan ortağa iptal davası açma hakkı verebileceği, davacının genel kurula katıldığı, o halde bu yönetim kurulu kararının iptali ve/veya butlanı isteminin yerinde olmadığı, genel kurulda alınan kararların iptali isteminde davacının ortaklık sıfatını koruduğu ve hak düşürücü süre içerisinde işbu davasını açtığı, genel kurulun toplantı nisabında mevzuata aykırılık tespit edilmediği, tüm ortakların toplantıya katıldığı, dava dışı hakim ortağın, yönetim kurulu üyesi olduğu, ibra maddesi ile finansal tabloların görüşülmesi, ayrı madde olarak belirlendiğinden finansal tabloların oylamasında hakim ortağın oy kullanmasında kanuna ve sözleşmeye aykırı bir yön tespit edilmediği, davacı da salt karşı oy kullanmış olup, muhalefetini ayrıca ve açıkça yazdırmadığı, genel kuruldaki alınan 3 nolu kararın iptali isteminin reddi gerektiği, 4 nolu kararda faaliyet raporu ile ibra görüşülmüş olup, anılan bu karardaki faaliyet raporunun kabulünde yine hakim ortak yöneticinin oy kullanmasında usulsüzlük tespit edilmediği, davacı karşı oy kullanmasına rağmen muhalefetini belirtmediği, bilirkişi kurulu raporunun aksine, iki ortak olduğu, davacının ibrada karşı oy kullandığı, dava dışı yönetici kendi ibrasında oy kullanamayacağından ibra kararının karar sayısı itibariyle geçersiz olduğu, başka bir anlatımla yönetimin ibrasına ilişkin 4 nolu kararın karar nisabı itibariyle batıl olduğu sonucuna varıldığı, 5 nolu kararda da toplantı ve karar nisabının yerinde olduğu, alınan kararda bir usulsüzlük bulunmadığı gibi davacının salt karşı oy kullandığı ve muhalefetini açıkça yazdırmadığı, bu kararın iptali isteminin de reddi yönünde hüküm kurulduğu, 6 nolu sermayenin artırılmasına ilişkin kararda da toplantı ve karar nisabında bir usulsüzlük görülmediği, her ne kadar davacı karşı oy kullanmakla birlikte muhalefetini oy kullanmadan önce, başka bir ifadeyle peşin bildirdiğinden, oylama sonunda tekrar muhalefetini ayrıca ve açıkça yazdırmadığından, bu karara karşı da dava açma hakkı olmadığı, kaldı ki alınan kararda da sermaye ihtiyacı bulunduğu ve davacıyı zararlandırma amacı taşımadığı, 02/03/2024 tarihli yönetim kurulu kararının alınması, tanınan süre ve yapılan işlemlerde de gerek kanuna gerekse sözleşmeye aykırılık tespit edilmediği, bu kararın iptali veya butlanını gerektirir bir durum görülmediği, davacının bu yönetim kurulu kararının iptali ve/veya butlanı isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının 15/02/2024 tarihli genel kurulunda yönetimin ibrasına ilişkin 4 numaralı kararın batıl olduğunun tespitine, diğer istemlerin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın konusu, sermaye arttırımının iptali için açılan genel kurul kararının iptali davası olduğu, tedbir kaldırıldığında sermaye arttırımı yapılacağını, dava konusuz kalacağını, müvekkilinin zararının karşılanamayacağını, müvekkilinin zararları oluşmaması için teminat yatırdığını, tedbirin devamına karar verilmesi gerektiğini, istinaf incelemesi devam ederken davanın konusuz kalmaması için tedbirin devamına karar verilmesi gerektiğini, mahkemenin kendilerinin kontrolünde olmayan toplantı tutanağındaki sözde usuli eksiklikler nedeni ile davanın mızın en önemli unsurlarından olan sermaye arttırımına ilişkin kararı incelemediğini, mahkemece yönetim kurulu üyelerinin kendilerini ibra ettiğinin saptandığını, TTK'nun 436/2. maddesinin yönetim kurulu üyeleri ile yönetimde görevli imza yetkisine haiz kişilerin kendilerinin ibrasına ilişkin oy kullanamayacağını belirttiğini, bu maddeye rağmen bakanlık komiserinin de bulunduğu toplantıda yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullandığını, bu hususun mahkemece saptanıp iptaline karar verildiğini, sermaye arttırımına ilişkin kararda taraflarınca muhalefet şerhi kullanılmasına rağmen muhalefet şerhi kullanılmadığı, muhalefet şerhinin oylamadan sonra kullanıldığı gerekçesi ile sermaye arttırımına ilişkin karar iptal edilmediğini, tutanakta da belirtildiği üzere “ 1 sene içerisinde sermayenin 45 milyon TL daha arttırılmak istenmesi ihtiyacın üzerindedir, Bu nedenle sermaye arttırımına muhalefet şerhimizi koyuyoruz” şeklinde karara muhalefet edildiğini, mahkemece tutanakta muhalefet şerhinin oylamadan sonra yapıldığını, bu sebeple geçerli bir muhalefet olmadığına karar verilmişse de genel kurul sırasında oylama yapıldıktan sonra muhalefet konulduğunu, ancak tutanaktan da görüleceği üzere tutanağa imza atanların toplantı başkanı, yazman ve bakanlık temsilcisi olduğunu, genel kurul sırasında muhalefet şerhi oylama yapıldıktan sonra konulduğunu, ancak tutanağa önce yazıldığını, tutanağı yazan müvekkili olmadığından, tutanağa imza atmadığından ve tutanak kendisine gösterilmediğinden bu usuli hatadan kaynaklı müvekkilinin haklarının kısıtlanmasının kanuna, hakkaniyete ve dürüstlük kuralına aykırılık yarattığını, mahkeme kararında toplantı başkanı ... ve yazman ...‘ın yaptığı hatalardan kaynaklı müvekkilinin zarara uğradığını, bu usuli hatayı müvekkili yapmış gibi karar verildiğini, müvekkilinin her şeyi tam olarak yaptığını, oylamadan sonra muhalefet şerhi düşüldüğünü, buna rağmen tutanağın yanlış tutulmasından müvekkilinin sorumlu tutulmaması gerektiğini, sermaye değişikliğine ilişkin ana sözleşmenin tadil edilen maddesinin eski ve yeni şeklinin ilanda gösterilmesi gerektiğini, bu hususun da davalılar tarafından eksik yapıldığını, eski ve yeni şekil gösterilmediğini, müvekkili genel kurula katıldığı için bu eksiklik giderilmiş gibi davranılmasının hukuka aykırı olduğunu, bu işlemin iptali gerektiğini, başka bir deyişle genel kurul batıl bir çağrı ile yapıldığını, bu sebeple genel kurulun da batıl olması gerektiğini, tutanağı yazan kişi bu muhalefeti farklı sıralamada yaptığında müvekkilinin hak kaybına neden olduğunu, bu durumda her şeyi doğru sıralamada yapan, oylamadan sonra muhalefet eden, ancak zabıtta farklı sıra yazıldığından müvekkilinin muhalefetinin geçersiz sayıldığını,bu durumda müvekkilinin hakkını nasıl arayacağını, toplantı tutanağında müvekkili ve/veya vekillerinin imzası bulunmadığını, bu durumda dediklerinin bir bir ve doğru sırada yazıldığından müvekkilinin nasıl emin olacağını, davalının ve yazmanın yaptığı usuli hatadan neden müvekkilinin sorumlu olduğunu, davalıların yaptığı usuli hatalardan müvekkilinin sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olacağını, gerek çağrıdaki eksiklik gerekse tutanaktaki usuli hatalara ek olarak zorunlu unsurlardan olan ara bilançonun da yapılmadığını, müvekkilin sunulmadığını, davalının sermaye arttırımı için gerekli usullere uymadığını, yönetim kurulunun aktiflerin işletmenin devamlılığı esasına göre ve muhtemel satış fiyatları üzerinden bir ara bilanço hazırlamadığını, genel kurul öncesi ve sırasında hissedarlar ile paylaşmadığını, mahkemece finansal tabloların şirketin gerçek durumuna uygun olduğu, karar nisabında yasa ve esas sözleşmeye aykırı bir yön tespit edilmediği belirtilmişse de, davalının çoğunluk hissedarı olan ...’ın taraflı olarak hareket ettiğini, ...ve davalı yönetim kurulu üyelerinin, kendi şirketleri ve davalı ile iş yapmakta olup, davalıyı borçlandırdıkları, davalıyı borca batık hale getirdiklerini, bu yüzden finansal tabloların şirketin gerçek durumuna uygun olmadığını, şirketin sermaye arttırımı yapabilmek için borca batık hale getirildiğini, borca batıklık söz konusuyken şirketin yönetim kurulunun genel kurulu toplantıya çağırarak ve genel kurulun sermayenin üçte biri ile yetinme veya sermayenin tamamlanması kararlarından birini alması gerektiğini, davaya konu sermaye arttırımında 2 seçeneğin de uygulanmadığını, davalıdan yönetim kurulu üyelerinin kendi şirketlerine yüksek meblağlar ödendiğini, davalının borca batık hale getirildiğini, bu şekilde yönetim kurulu üyelerinin TTK'nun 395. maddesi uyarınca kendi şirketi ile işlem yapma yasağını ihlal ettikleri açıkken, bu yasaklı durumun bilirkişi raporunda dikkate alınmamasının, davalı şirket ile yönetim kurulu üyelerinin şahsi şirketleri arasındaki iş ilişkisinin detaylı incelenmemesinin hatalı incelemeye sebebiyet verdiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, sermaye artırımına ilişkin karara yönelik tedbirin devamına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafından 15.02.2024 tarihli genel kurul toplantısında alınan 3, 4, 5 ve 6. maddelerin iptali talep edildiğini, ancak toplantı tutanağına muhalefet şerhi düşülmediğini, mahkeme tarafından 4. madde ile alınan karara ilişkin olarak dava şartı bakımından herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, davacının 15.02.2024 tarihli genel kurul toplantısının 4. maddesine alınan kararın iptali talebinin esasa ilişkin değerlendirmede bulunmaksızın, dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, 4. madde ile alınan kararın batıl olduğunun tespitine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda da 3, 4, 5 ve 6. maddesinde alınan kararlara karşı oylamadan sonra muhalefet şerhinin bulunmadığının açıkça tespit edildiğini, 15.02.2024 tarihli genel kurul toplantısının 4. maddesi ile alınan kararda, davacıya ait muhalefet şerhinin bulunmaması nedeniyle, davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, 15.02.2024 tarihli genel kurul toplantısının 4. maddesinde alınan ibra kararının 01.01.2022 - 31.12.2022 dönemine ilişkin ibra kararı olduğunu, belirtilen dönemde ise davacının da yönetim kurulu üyesi olduğunu, müvekkilinin kuruluş ilanının yer aldığı 17.06.2020 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde, müvekkilinin esas sözleşmesi ilan edilmiş olup, esas sözleşmenin “Yönetim Kurulu ve Süresi” başlıklı 7. maddesinde, davacı ve ... A.Ş.’nin 3 yıl süre ile yönetim kurulu üyesi olarak seçildiğinin belirtildiğini, davacının, müvekkilinin ortaklarından ... A.Ş.’nin yönetim kurulu üyesi olması sebebiyle, ibra oylamasına katılamayacağını belirttiğini, 15.02.2024 tarihli genel kurul toplantısının 4. maddesi ile ibra kararı alınan dönemde, davacının da yönetim kurulu üyesi olduğunu, ibra kararının alındığı dönemde her iki ortak da yönetim kurulu üyesi olduğundan, hiç kimsenin ibra oylamasına katılamayacağı sonucu çıkacağı için, yönetim kurulu üyesi olan şirket ortaklarının mecburen ibra oylamasına katılma zorunluluğu doğduğunu, hiçbir şekilde ibra kararı alınması mümkün olamayacağını, kaldı ki 15.02.2024 tarihli genel kurul toplantısına katılan bakanlık temsilcisinin de toplantı esnasında alınan ibra kararında herhangi bir usule aykırılık bulunmadığını açıkça belirttiğini, 4. maddedeki karara ilişkin iptal talebinin haklı ve yerinde olmadığını, toplantının 4. maddesi ile alınan kararda da hukuka aykırı herhangi bir husus bulunmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; anonim şirket genel kurul ve yönetim kurulu kararlarının iptali istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Davalı şirketin 2022 yılı yıllık faaliyet raporu, yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporuna ilişkin bağımsız denetçi raporu, davacı tarafından davalıya gönderilen ihtarname sureti, 15/02/2024 tarihli genel kurul toplantı tutanağı, 02/03/2024 tarihli yönetim kurulu karar sureti, davalı şirket ana sözleşmesi, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü müzekkere cevabı, Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/153 Esas 2023/256 Karar sayılı karar sureti, yargılama aşamasında mali müşavir, enerji uzmanı ve hukukçu bilirkişi heyetinden alınan 07/10/2024 tarihli bilirkişi raporu, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi suretleri dosya içerisinde yer almaktadır.
Davalı şirketin 11/06/2020 noter tasdikli şirket ana sözleşmesinde şirketin davacı ve dava dışı ... A.Ş. Olmak üzere iki ortaklı olarak kurulduğu, ilk 3 yıl için9 her iki ortağın şirketi müştereken temsil yetkisi bulunduğu, şirket olan ortak adına ...'ün hareket edeceği, ilk bir yıl için davacının yönetim kurulu başkan vekili, diğer ortağın yönetim kurulu başkanı olduğu belirtilmiştir.
Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü müzekkere cevabında,28/11/2022 tarihli genel kurul kararına göre 3 yıl süreyle ... A.Ş. (adına hareket edecek kişi ..., ...yönetim kurulu üyeliklerine seçildiği, ortak olan şirketin davalı şirketi münferiden temsile yetkili bulunduğu bildirilmiştir.
Dava konusu 24/01/2024 tarihli yönetim kurulu kararıyla davalı şirket ortaklarının yapılacak 15/02/2024 tarihli genel kurula çağrılmasına karar verildiği, kararın 29/01/2024 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği anlaşılmıştır.
Dava konusu 15/02/2024 tarihli davalı şirket genel kurul toplantı tutanağından gündemin 3. maddesi ile finansal tabloların görüşülmesinin oy çokluğuyla kabul edildiği, gündemin 4. maddesi ile yönetim kurulunca hazırlanan faaliyet raporunun oy çokluğuyla kabul edildiği, ibranın oy çokluğuyla kabul edildiği, gündemin 5. maddesi ile bağımsız denetim firması atanmasının oy çokluğuyla kabul edildiği, gündemin 6. maddesi ile şirket ana sözleşmesinin 6. maddesinin tadil edilmesinin görüşüldüğü, davacı vekilinin sermaye artırımına muhalefet şerhi koyduklarını beyan ettiği, ihtiyaca ilişkin gerekli inceleme yapılması gerektiğini söylediği, yönetim kurulu başkanının kredi sözleşmesinde şart olarak konulan öz sermayenin karşılanması için sermaye artırımının şart olduğunu, çok büyük bir yatırım yapılırken şirketin borca batık duruma düşmesi nedeniyle sermayenin artırılmasının zorunlu bulunduğunun beyan edildiği, yapılan görüşme sonucu sermaye artırımının oy çokluğuyla kabul edildiği görülmüştür.
Dava konusu davalı şirketin 02/03/2024 tarihli yönetim kurulu kararıyla davalı şirket ortaklarının 15/02/2024 tarihli genel kurulda alınan sermaye artırım kararının (15.768.000,00 TL olan sermaye 44.232.000,00 TL artırılarak 60.000.000,00 TL'ye çıkarıldığı) rüçhan hakkını kullanmaya davet edildiği anlaşılmıştır. Anılan karar 05/03/2024 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilmiş, davacıya rüçhan hakkını kullanması hususunda tebligat gönderilmiştir.
Davacı tarafından davalıya gönderilen 01/03/2024 tarihli ihtarname ile, 15/02/2024 tarihli genel kurul toplantısında sermaye artırımına ilişkin karara karşı itiraz hakları saklı kalmak kaydıyla rüçhan hakkını kullanacakları ve sermaye artırımına katılacağı bildirilmiştir.
Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/153 Esas 2023/256 Karar sayılı kararından, davacı ...tarafından davalı ... A.Ş. Aleyhine 28/11/2022 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların iptali için dava açıldığı, yapılan yargılama sonunda 13/04/2023 tarihli karar ile gündemin 6 no'lu kararıyla sermayenin artırılmasına ilişkin genel kurul kararı ilan edilmediğinden anılan maddeye ilişkin karar verilmesine yer olmadığına, diğer maddelere yönelik davanın reddine karar verildiği, kararın istinaf kanun yoluna başvurulmadan kesinleştiği anlaşılmıştır.
Davacı vekili dava dilekçesinde dava konusu genel kurul toplantısında gündemin 3, 4, 5 ve 6. maddeleriyle alınan kararların yürütülmesinin geri bırakılması yönünde ihtiyati tedbir talep etmiştir. Mahkemece 18/03/2024 tarihli celse ara kararıyla davacının ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne, 2.000.000,00 TL teminat karşılığında 15/02/2024 tarihli genel kurulda sermayenin artırılmasına dair 6. maddenin ihtiyati tedbir yoluyla yürütülmesinin geri bırakılmasına, diğer tedbir taleplerinin reddine karar verilmiş, anılan karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerin Dairemizin 2024/599 Esas 2024/582 Karar sayılı kararıyla davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Sermaye artırım kararına ilişkin anılan ihtiyati tedbir kararı mahkemece 27/11/2024 tarihli karar celsesinde karar ile birlikte kaldırılmıştır.
Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda, davacının iptalini istediği genel kurul kararlarına karşı oylamadan sonra muhalefet şerhi yazdırıldığına dair bir kayda rastlanmadığı, davacı tarafça sermaye artırımına ilişkin ana sözleşme maddesinin eski ve yeni ilanda gösterilmediğinin, dolayısıyla çağrının usulsüz olduğunun ileri sürüldüğü, mahkemece davacının dava açma hakkı bulunduğunun kabul edilmesi halinde iptale konu 15.02.2024 tarihli olağan genel kurulda gündemin 3. maddesinde kabul edilen finansal tabloların şirketin gerçek durumuna uygun olduğu, karar nisabında yasa ve ana sözleşmeye aykırı bir yön tespit edilmediği, gündemin 4. Maddesinde yönetim kurulunun ibrasına ilişkin kararda karar nisabına aykırı bir yön tespit edilmediği, gündemin 5. maddesinde alınan bağımsız denetçi kararında karar nisabına aykırı bir yön tespit edilmediği, gündemin 6. maddesinde alınan sermaye artırım kararında davalı şirketin borca batık hale gelmiş olduğu, davalı şirket genel kurulunun iradesini
sermaye artırımı yönünde kullandığı, bu noktada genel kurul iradesine üstünlük tanınıp tanınmayacağı veya alınan kararın dürüstlük kuralına aykırı olup olmadığı, davacıyı zarara uğratma kastıyla alınıp alınmadığı hususunun mahkemenin takdirinde olduğu, davalı şirketin yönetim kurulunun genel kurul öncesinde sermaye artırımı ve genel kurul toplantısı gündemine ilişkin 24/01/2024 tarihli kararında yasaya aykırı bir yön tespit edilmediği, davalı şirket yönetim kurulunun rüçhan hakkının kullanılmasına ilişkin 05/03/2024 tarihinde ilan edilen kararının ise iptale konu sermaye artırımına ilişkin genel kurul gündeminin 6. maddesinde alınan kararın iptal
edilip edilmemesine bağlı bulunduğu yönünde kanaat bildirilmiştir.
Davacı yan davalı şirketin 15/02/2024 tarihli genel kurul toplantısında gündemin 3, 4, 5 ve 6. maddesiyle alınan kararlarla yönetim kurulunun 02/03/2024 ve 24/01/2024 tarihli kararlarının usul ve yasaya aykırı olduğunu iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne, genel kurulun gündemin 4. maddesi ile alınan ibra kararının batıl olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı şirketin 15/02/2024 tarihli genel kurul toplantısında gündemin 3, 4, 5 ve 6. maddesiyle alınan kararlarla yönetim kurulunun 02/03/2024 ve 24/01/2024 tarihli kararlarının usul ve yasaya aykırı olup olmadığı hususundan kaynaklanmaktadır.
Dosya içerisinde yer alan ticaret sicil kayıtlarına göre davacı, davalı şirketin %30 oranında hissesine sahip ortağı olduğundan dava açma hak ve yetkisine sahiptir. Dava konusu olağanüstü genel kurul toplantı tarihi 15/02/2024 olup, işbu dava TTK'nun 445. maddesi uyarınca 3 aylık hak düşürücü süre içesinde 08/03/2024 tarihinde açılmıştır. Davalı şirketin merkezi ve ticaret sicili gözetildiğinde ilk derece mahkemesi işbu davaya bakmak yönünden görevli ve yetkilidir.
Davacı vekilinin istinaf itirazı incelendiğinde, TTK'nun 445. maddesi " (1)446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler." Anılan yasanın 446. maddesi "(1) a) Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, b)Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, c)Yönetim kurulu, d)Kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri, iptal davası açabilir.", 447. maddesi ise "(1) Genel kurulun, özellikle; a)Pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, b)Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, c)Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan,kararları batıldır.", 418. maddesi "(1)Genel kurullar, bu Kanunda veya esas sözleşmede, aksine daha ağır nisap öngörülmüş bulunan hâller hariç, sermayenin en az dörtte birini karşılayan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin varlığıyla toplanır. Bu nisabın toplantı süresince korunması şarttır. İlk toplantıda anılan nisaba ulaşılamadığı takdirde, ikinci toplantının yapılabilmesi için nisap aranmaz. (2)Kararlar toplantıda hazır bulunan oyların çoğunluğu ile verilir." hükümlerini içermektedir.
Düzenleme ile birlikte somut olaya gelince, ilk derece mahkemesinin gerekçesinde de belirtildiği üzere davacı, davalı şirketin ortağı olup, davaya konu sermaye arttırım kararının alındığı 15/02/2024 tarihli genel kurul toplantısına katılarak sermaye artırımına yönelik gündem maddesine olumsuz oy kullanmıştır.
Sermayenin artırılması üst başlıklı TTK'nun 456/3. maddesinde, sermaye artırımının genel kurul karar tarihinden itibaren 3 ay içinde tescil edilmesi gerektiği, aksi halde genel kurul kararının geçersiz hale geleceği hükme bağlanmıştır.
Dava konusu genel kurulda gündemin 6. maddesi ile alınan sermaye artırım kararına ilişkin açılan davada incelenmesi gereken ilk husus sermaye artırım kararının karar tarihinden itibaren 3 ay içinde tescil edilip edilmediğidir.
Sermaye artırım kararı 15/02/2024 tarihli genel kurul toplantısında alındığı tarihten itibaren 3 aylık tescil süresi dolmadan 08/03/2024 tarihinde anılan kararın iptali talebiyle davacı yanca işbu dava açılmış, dava dilekçesinde yer alan ihtiyati tedbir talebi üzerine de mahkemece 3 aylık tescil süresi dolmadan 18/03/2024 tarihli ara karar ile sermayenin artırılmasına ilişkin 6. maddesiyle alınan genel kurul kararının yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verilmiş, karar celsesinde ise 27/11/2024 tarihli karar ile 18/03/2024 tarihli ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına hükmedilmiştir. Bu durumda ihtiyati tedbir kararının kaldırıldığı tarihten itibaren 3 aylık tescil süresi içerisinde sermaye artırım kararının tescil edilmediği incelenecektir.
İstinaf incelemesi sırasında dosyaya kazandırılan Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi suretlerinden davalı şirketin 15/02/2024 tarihli genel kurul toplantısında sermaye artırımına ilişkin gündemin 6. maddesiyle alınan kararın tescil edilmediği anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca istinaf aşamasında, davacı vekilinin istinaf dilekçesinde yer alan sermaye artırımına ilişkin kararın yürütülmesinin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir talebi, dava dilekçesinde yer alan anılan maddenin iptaline yönelik talebi ile dava dilekçesinde yer alan davalı şirketin 02/03/2024 tarihli dava konusu genel kurulda alınan sermaye artırım kararının rüçhan hakkını kullanmaya davete ilişkin 02/03/2024 tarihli yönetim kurulu kararının iptaline ilişkin davanın konusuz kaldığı anlaşılmıştır.
Davacı yan dava dilekçesinde ayrıca gündemin 3. maddesiyle finansal tabloların görüşülmesine ilişkin oy çokluğuyla alınan kabul kararıyla, 5. maddesiyle bağımsız denetim firması atanmasına ilişkin oy çokluğuyla alınan kabul kararının iptalini talep etmiştir.
Dava konusu toplantı tutanağının içeriğine göre gündemin 3 ve 5. maddesiyle alınan kararlar yönünden yapılan incelemeye gelindiğinde, davalı şirketin tüm hissedarlarının toplantıda temsil edildiği, TTK'nun 418. maddesine göre genel kurulların, bu kanunda veya esas sözleşmede aksine daha ağır nisap öngörülmüş bulunan haller hariç, sermayenin en az dörtte birini karşılayan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin varlığıyla toplanmasının gerekmesi karşısında toplantı nisabı sağlandığı gibi, anılan kararlar yönünden olması gereken karar nisabı toplantıda hazır bulunan oyların çoğunluğu yani yarıdan fazlasıyla verilmesi gerektiğinden anılan kararlar yönünden karar nisabında da ana sözleşmeye ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.
Bu durumda, dava konusu genel kurul toplantısında gündemin 3. ve 5. maddesi ile alınan kararlarda kanuna, ana sözleşmeye ve objektif iyi niyet kurallarına aykırılık bulunmadığı gibi, yokluk ve butlan müeyyidesine tabi olması da söz konusu olmadığından iptalinin istenebilmesi için muhalefet şerhinin usulüne uygun olarak tutanağa geçirilmesi zorunludur.
Dava konusu 15/02/2024 tarihli genel kurul toplantısında gündemin 3. ve 5. maddesinin görüşülmesine geçilmeden önce, davacı vekilinin karara ret oyu vermesinin gerekçelerini tutanağa geçirttiği, daha sonra gündemin 3. ve 5. maddesi görüşülüp maddelere ilişkin yapılan oylamada olumsuz oy kullandığı anlaşılmıştır. 6102 Sayılı TTK'nun 446. maddesi gereğince toplantıya katılan ortağın karara red oyu kullanarak söz konusu karara muhalif kalması ve bu hususun ayrıca zapta geçirilmesi gerektiğinden, oylama öncesi yapılan görüşmeler esnasında muhalefet şerhini tutanağa geçirmesi, daha sonra alınan karara karşı red oyu kullanmasının alınan karara muhalefet ettiği anlamını taşımayacaktır. Açıklanan şekilde muhalefet peşin muhalefet niteliğindedir.
İptal davası açan ortağın oylama sonrası red oyu ve ayrıca toplantı tutanağına muhalefet şerhini de yazdırması gerekmektedir. Dava konusu genel kurul toplantısında gündemin 3. ve 5. maddesinde yer alan davacı muhalefeti ise dava konusu maddeler yönünden peşin muhalefet niteliğinde olup, maddeler görüşüldükten sonra muhalefet şerhi tutanağa geçirilmediğinden iptal davasında muhalefete ilişkin yasal koşul gerçekleşmemiştir (Yargıtay 11 HD'nin 08/12/2015 tarih 2014/18887 E. 2015/13122 K., yine aynı Dairenin 02/06/2014 tarih 2014/3504 E. 2014/10251 K., Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17/11/2022 tarih 2020/11-662 Esas 2022/1551 Karar sayılı kararları emsal niteliktedir).
Hal böyle olunca, ilk derece mahkemesince 15/02/2024 tarihli genel kurul toplantısında gündemin 3. ve 5. maddeleri ile alınan kararda butlan koşullarının gerçekleşmediği, muhalefet şerhine ilişkin iptal davası yasal koşulun oluşmadığı gözetilerek anılan maddeler yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
İstinaf aşamasında konusuz kalan gündemin 6. maddesiyle alınan sermaye artırım kararına ve davalı şirketin 02/03/2024 tarihli anılan sermaye artırım kararının rüçhan hakkını kullanmaya davete dair yönetim kurulu kararına ilişkin açılan davada dava tarihi itibarıyla haklılık durumu incelendiğinde, anılan kararda da kanuna ve ana sözleşmeye aykırı olmadığından kararda butlan koşulları oluşmamış, iptale ilişkin yapılan incelemede de anılan kararda da davacı tarafından ret oyu kullanılmadan muhalefet şerhinin tutanağa geçirildiği, peşin muhalefet bulunduğu, olumsuz oy kullanıldıktan sonra davacının karara muhalefetinin bulunmadığı, muhalefet şerhine ilişkin anılan maddeye ilişkin iptal davasının yasal koşulları oluşmadığı gibi, anılan yönetim kurulu kararı yönünden de tanınan süre, yapılan işlemlerde kanuna ve sözleşmeye aykırılık bulunmadığından iptalinin/butlanının talep edilemeyeceği gözetildiğinde anılan maddeye ve anılan yönetim kurulu kararına ilişkin olarak davacı dava tarihi itibarıyla haklı değildir.
Öte yandan, dava konusu 24/01/2024 tarihli yönetim kurulu kararı dava konusu 15/02/2024 tarihli genel kurul toplantısının yapılmasına ilişkin çağrıya dair alınan karar olup mahkemece anılan yönetim kurulu kararında kanuna ve ana sözleşmeye aykırılık bulunmadığından davacının anılan yönetim kurulu kararının iptali ve/veya butlanına ilişkin talebinin reddine karar verilmesi de isabetlidir.
Davalı vekilinin istinaf itirazı incelendiğinde, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilerek dava konusu genel kurulda gündemin 4 numaralı maddesiyle yönetim kurulunun ibrasına ilişkin alınan kararın batıl olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Dava konusu genel kurul toplantısının 4. maddesi ile toplantıya katılan pay sahibi davacının 47.304 adet payına ilişkin ret oyuna karşılık 110.376 adet pay sahibi ... A.Ş. temsilcisinin olumlu oyuyla yönetim kurulu üyeleri oy çokluğuyla ibra edilmiştir. Alınan karar, karar nisabına uygun ise de oydan yoksunluk durumunun incelenmesi gerekecektir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun oydan yoksunluk başlıklı 436. maddesinin ikinci fıkrası "Şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamazlar." hükmünü içermektedir.
Somut olayda. dava konusu genel kurul toplantısının 4. maddesi ile ibrasına karar verilen yönetim kurulu üyelerinden biri de ibra yönünde oy kullanan ve toplantıda temsilcisi ile temsil edilen 110.376 pay sahibi ... A.Ş.'dir. Bu durumda yönetim kurulu üyesi olan ... A.Ş. Kendi ibrasında oy kullandığından TTK'nun 436/2 maddesindeki oy yasağına aykırı davranmıştır.
Hal böyle olunca mahkemece oy yasağına aykırı davranılmak suretiyle dava konusu genel kurul toplantısının 4. maddesi ile alınan ibra kararın batıl olduğunun tespitine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Dava konusu genel kurulda alınan ibra kararı batıl olduğundan batıl olan kararlara ilişkin karara muhalefet edilmiş olması dava şartı olmadığından davacının genel kurulda alınan ibra kararında peşin muhalefetinin bulunmasının sonuca bir etkisi olmayacaktır.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulüyle gündemin 4. maddesiyle alınan ibra kararının batıl olduğunun tespiti yönündeki kararında bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, mahkemece fazlaya ilişkin talebin reddine ilişkin kararında sermaye artırım kararının istinaf aşamasında konusuz kalması nedeniyle anılan kısım ve davalı şirketin 02/03/2024 tarihli anılan sermaye artırım kararının rüçhan hakkını kullanmaya davete dair yönetim kurulu kararının iptali talebinin reddine ilişkin kısım yönünden kamu düzenine aykırılık gözetilerek isabet görülmediğinden sermaye artırımına ilişkin karar yönünden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının sermaye artırımına ilişkin 6. madde yönünden ve davalı şirketin 02/03/2024 tarihli anılan sermaye artırım kararının rüçhan hakkını kullanmaya davete dair yönetim kurulu hakkındaki kararın kaldırılmasına, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine, 6. madde yönünden ve davalı şirketin 02/03/2024 tarihli yönetim kurulu kararının iptaline ilişkin konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacı vekilinin istinaf dilekçesinde yer alan ihtiyati tedbir talebi konusuz kaldığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
A)1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davalıdan alınması gerekli olan 615,40 TL istinaf karar harcı peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
B)1-Davacı vekilinin istinaf dilekçesinde yer alan ihtiyati tedbir talebi konusuz kaldığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
2-İhtiyati tedbir talebi yönünden ayrı harç yatırılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
C)1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık gözetilerek KISMEN KABULÜNE,
Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 27/11/2024 tarih ve 2024/177 Esas 2024/838 Karar sayılı kararının kamu düzenine aykırılık gözetilerek 6. madde hakkında açılan davada verilen karar ile davalı şirketin 02/03/2024 tarihli yönetim kurulu kararı hakkında açılan davada verilen karar yönünden kaldırılmasına, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine,
2-Davanın KISMEN KABULÜNE, davalı şirketin 15/02/2024 tarihli genel kurulunda;
a)Gündemin 6. maddesi ile alınan sermaye artırım kararına ilişkin dava ile davalı şirketin 02/03/2024 tarihli yönetim kurulu kararına ilişkin dava konusuz kaldığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
b)Gündemin 4. maddesiyle yönetimin ibrasına ilişkin alınan kararın batıl olduğunun tespitine,
c)Fazlaya ilişkin talep ile davalı şirketin 24/01/2024 tarihli yönetim kurulu kararının iptali/butlanına ilişkin talebin reddine,
3-Alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davalıdan tahsil edilerek hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan 427,60 TL peşin harç ile 427,60 TL başvurma harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 24.000,00 TL bilirkişi ücreti, 1.490,00 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 25.490,00 TL yargılama giderinin davanın kabul ve reddi oranı gözetilerek takdiren 1/2 oranında hesaplanan 12.745,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafından posta gideri olarak yapılan 400,00 TL yargılama masrafının davanın kabul ve reddi oranı gözetilerek takdiren 1/2 oranında hesaplanan 200,00 TL’nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,
7-Yargılama aşamasında kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Yargılama aşamasında kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
9-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
D)1-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya iadesine,
2-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan 1.683,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 50,00 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 1.733,00 TL yargılama giderinin davadaki haklılık durumu gözetilerek takdiren 1/2'si oranında hesaplanan 866,50 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
3-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucundaHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 08/05/2025
Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.