T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2025/947 Esas - 2025/849 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2025/947
KARAR NO: 2025/849
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: ANKARA 8 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 05/06/2025
NUMARASI: 2023/384 Esas (Ara Karar)
TALEP : İhtiyati Tedbir
KARAR TARİHİ: 16/07/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH: 16/07/2025
İhtiyati tedbir talebinin nerrihe dair verilen ara karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... Bankası tarafından Ankara 2. İcra Müdürlüğü'nün 2023/54823 E. Saylı dosyası ile 2023 yılında müvekkilinin kızı ... aleyhinde takip başlatıldığını, borçlu ...'nın takip devam ederken 03.02.2023 tarihinde vefat ettiğini, müvekkili ..., kızının vefatından sonra yasada öngörülen süre içinde 02.05.2023 tarihinde mirasın reddi talebinde bulunduğunu, Ankara Batı 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2023/846 Esas ve 2023/1543 Karar sayılı 12.10.2023 tarihli kararı ile mirasın kayıtsız ve şartsız müvekkili tarafından reddedildiğinin tespit ve tesciline karar verildiğini, alacaklı yan, mirasın müvekkili tarafından reddedilip edilmediği yönünde bir araştırma yapmadan, mirasçılık belgesi almak suretiyle icra takibini mirasçı sıfatıyla müvekkiline yönelttiğini, müvekkilinin önceden oturduğu adrese ödeme emrinin gönderildiğini, TK 21.madde hükümlerine göre müvekkilinin gıyabında tebligat yapıldığını, tebligattan haberi olmadığından müvekkilinin takibe itirazda bulunamadığını, dosyada müvekkilinin taşınmazlarına hacizler uygulandığını, müvekkilinin ise takipten yeni haberdar olduğunu, takip hukuku yönünden icra takibi şeklen kesinleşmiş olmakla birlikte, borçlu ...'nın mirasını reddetmiş olan müvekkilinin dosya borcuna ilişkin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, takibin şeklen kesinleşmiş bulunduğundan genel mahkemede menfi tespit davası açmak gerektiğini, icra takibinde müvekkilinin taşınmazlarına hacizler uygulandığını, taşınmazların satışı hususunda İcra Müdürlüğünden yetki alındığını, Alaca Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2025/33 E. Sayılı ortaklığın giderilmesine dair davasının devam ettiğini, müvekkilinin mağduriyetine fırsat verilmemesi açısından bir an evvel müvekkili yönünden tedbiren icra takibinin durdurulmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; İİK'nun 72/3 maddesi uyarınca, icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilmesi mümkün olmadığından davacının yasaya uygun olmayan ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ihtiyati tedbir talebinin ret gerekçesinde İİK 72/3.maddesine dayanıldığını, huzurdaki davanın menfi tespit davası olarak nitelendirildiğini, icra takibinin kesinleşmesinden sonra açılan menfi tespit davalarında takibin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğine yönelik gerekçenin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili hakkında başlatılan icra takibine konu borcun müvekkilinin muris kızı ...'ya ait olup, muris aleyhindeki icra takibinin murisin vefatından önce başlatılarak kesinleştiğini, takibin kesinleşmesinden sonra murisin vefat ettiğini, müvekkilinin mirası TMK md. 606 -609 uyarınca Sulh Hukuk Mahkemesince başvuru aparak usulüne uygun ve süresi içerisinde reddettiğini, icra takibinin dayanağı borcun ilişkisinin varlığına yönelmiş bir itiraz ve talep içermediğini, müvekkilinin mirasın reddi nedeniyle borçlu sıfatının bulunmadığının ileri sürüldüğünü, mirasın gerçek reddi nedeniyle müvekkilinin dava konusu borca ilişkin taraf sıfatı bulunmadığını, tespiti yapılacak hususun müvekkilinin mirası reddetmesi nedeniyle mirasçılık sıfatının kalmadığına ve takibe konu borçtan sorumlu olmadığına ilişkin olduğunu, bu tespite bağlı olarak icra takibinin iptaline karar verileceğini, anılan tespitin ise klasik anlamda menfi tespit mahiyetinde bulunmadığını, huzurdaki davanın borç ilişkisinin esasına ilişkin bir menfi tespit davası değil, borçlu sıfatı bulunmayan kişiye yöneltilmiş hatalı bir takibin iptaline yönelik özel nitelikte bir dava olduğunu, İİK'nun 72.maddesi hükümlerinin huzurdaki davada uygulanmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili hakkında kesinleşen takip nedeniyle taşınmazlarına haciz uygulandığını, ortaklığın giderilmesi davasında belli bir aşamaya gelindiğini, müvekkilinin paydaş olduğu mahcuz taşınmazların satışı halinde telafisi imkansız zararların ortaya çıkacağını, bildirerek ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Talep; ihtiyati tedbirin reddine ilişkin ara kararın kaldırılması istemine ilişkindir.
İİK'nun 72/3 maddesi, "İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir." hükmünü içermektedir.
Somut olayda, karşı taraf davalı banka tarafından genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla Ankara 2. İcra Müdürlüğünün 2023/54823 esas sayılı icra takibi başlatıldıktan sonra ihtiyati tedbir talep eden davacı tarafından işbu menfi tespit davası açılmıştır. Davacı tarafından talep edilen ihtiyati tedbir icra takibinin durdurulmasına ilişkindir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 10/03/2020 tarih ve 2017/12-748 Esas 2020/282 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere mirasın reddine dayalı itiraz borca itiraz niteliğinde olup İİK'nun 72.madde kapsamında değerlendirme yapılmalıdır.
Bu durumda İİK'nun 72/3. maddesinin 1. cümlesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemeyeceği, talep halinde ancak icra veznesine yatan paranın alacaklıya verilmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, davacı yanın ise bu yönde herhangi bir ihtiyati tedbir talebinin bulunmadığı anlaşıldığından mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesi ara kararında usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmadığından ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gereken 615,40 TL harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Yapılan istinaf yargılama giderlerinin istinafa başvuran taraf üzerinde bırakılmasına, varsa kullanılmayan gider avansının istek halinde kendisine iadesine,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-f. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 16/07/2025
Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -