T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2023/664 Esas 2025/1187 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/664
KARAR NO : 2025/1187
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 09/11/2022
NUMARASI : 2022/227 Esas 2022/885 Karar
DAVA : Genel Kurul Kararının İptali, Pay Devir İşleminin Hükümsüzlüğünün Tespiti ve İptali, Şirketteki Pay Oranının Tespiti ve Pay Defterine İşlenmesi
DAVA TARİHİ : 15/07/2016
KARAR TARİHİ : 30/10/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 24/11/2025
Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali, pay devir işleminin hükümsüzlüğünün tespiti ve iptali, şirketteki pay oranının tespiti ve pay defterine işlenmesi istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle pay devrinin usulsüzlüğü ve pay durumunun tespitine yönelik davanın reddine, davalılar ... ve ... hakkında açılan genel kurul kararının iptali davasının pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı şirket hakkında genel kurul kararının iptali davasının reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Çorum'da faaliyet gösteren ancak şirket merkezi Ankara'ya taşınan aile şirketi niteliğindeki ... Blok Tuğla Un İrmik ve Gıda San. Ve Tic. AŞ'de son yapılan genel kurul haziran cetveline göre % 6,375 oranında pay sahibi görüldüğünü, şirket kurucusu ...'in 27.07.2010 tarihinde vefat ettiğini, veraset ilamına göre şirket hisselerinin mirasçılarına kaldığını, davacı hisselerinin şirketin kurucusu muris ...'in 27.07.2010 tarihinde vefat etmeden önce 114000 hissesinin sahte imzalarla 70400'ünün ...'e 24000'nin ...'e 13.04.2009 tarihli ve 115 no'lu kararla devredilmiş gibi gösterildiğini, oysa o tarihte muris yönetim kurulu üyesi olmadığı gibi 85 yaşında olup çok hasta olduğundan şirketin merkezi olan Ankara'ya seyahat edebilecek durumda olmadığını, 05.06.2010 tarihli genel kurulun yapılması amacıyla alınan 129 nolu yönetim kurulu kararında da ...'in imzasının sahte olarak atıldığını, keza gündem kararında da muris imzalarının taklit edildiğini, taraflar arasında pay defterine ilişkin bir sözleşme bulunmadığını, yönetim kurulu üyesi olmayan ...'in üye olarak yazılmak suretiyle alınan 115 sayılı kararın gerçeğe uygun olmadığını, 17.05.2016 tarihinde yapılan genel kurulda şirketin fiilen ikiye bölündüğünü, "... ve un" olarak ayrılan bölümlerden toprağa ait olan taşınmazların davalı ... tarafından kurulan ... ... San. A.Ş.'ye göstermelik satış işlemleriyle devrinin sağlandığını, davacı paylarının zayi edildiğini, aynı genel kurul toplantısında yönetim kurulu faaliyet raporu ve mali tabloların kanuna aykırı ve gerçeği yansıtmayacak şekilde düzenlendiğini, yönetim kurulu üyeleri ibrada oy vermezken kendi ibralarında oy kullandıklarını, şirket gelirlerinin ve satış miktarlarının az gösterildiğini, davacı kar dağıtım talep etmişken talebin reddedildiğini belirterek davalı şirketin 17.05.2016 tarihli genel kurulda alınan seçim haricindeki tüm kararların iptaline, davalılar ... ve ... lehine yapılan pay devir işleminin hükümsüzlüğünün tespiti ile iptaline, davacının şirketteki payının tespitine ve pay defterine tespit edildiği şekilde işlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, davanın derdest olduğunu, pay defterine ilişkin talep ile genel kurul kararının iptali talebinin birlikte görülmesinde hukuki menfaat olmadığını, davaların ayrılması gerektiğini, iddiaların tamamının gerçeğe aykırı olduğunu, tüm işlemlerin kanuna uygun olarak yerine getirildiğini, şirketin denetime açık ve elverişli muhasebe kayıtlarıyla iddialarının gerçeği yansıtmadığının tespit edileceğini, davacının hissesinin her zaman korunduğunu, muris ...'in bu şirket dışında pek çok taşınmazı ile ilgili davalarının da bulunduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davacı vekilince davalı şirketin kurucusu ...'in vefat ettiği, veraset ilamına göre şirket hisselerinin mirasçılarına kaldığı, murisin 114.000 hissesinin sahte imzalarla 70.400'ünün davalı ...'e, 24.000'nin davalı ...'e devredilmiş gibi göründüğü, ancak devre ilişkin tüm imzaların sahte olduğu, 05.06.2010 tarihli genel kurulun yapılması amacıyla alınan 129 nolu yönetim kurulu kararında da muris ...'in imzasının sahte olarak atıldığı, gündem kararında da muris imzalarının taklit edildiği, taraflar arasında pay defterine ilişkin bir sözleşme bulunmadığını ileri sürerek murisin şirketteki payının davalılar ... ve ...'ya devrine ilişkin işlemlerin geçersiz olduğunun tespiti ve iptali istenmiş ise de, söz konusu işlemlere ilişkin bir kısım belge asılları celp edildiğinde, davacı vekilince imza incelemesinden vazgeçmiş olunmakla, imzaların adı geçenin eli ürünü olduğunun kabul edildiği nazara alındığında, murisin davalı ...'e devrettiği 70.400 adet, davalı ... ...'e devrettiği 24.000 adet hissenin devrinin, yazılı bir devir sözleşmesi bulunmasa dahi 13.04.2009 tarihinde ortaklar pay defterine kaydedildiği, bu devir işleminden sonra gerçekleşen 05.06.2010 tarihli ilk olağan genel kurul toplantısına murisin katıldığı ve tutanaklarda muris ...'in 13.04.2009 tarihinde devrettiği hisselerden sonra kalan 20.000 adet şirket ortaklık payının olağan genel kurul hazirun cetvelinde yer aldığı, murisin buna ses çıkarmadan tutanağı imzaladığı, bu haliyle devir işleminden haberdar ve hissesinin 20.000 adet olduğunu kabul ettiği, toplantıda bu konuda bir muaraza çıkarmadığı, davacının hisse devrine ilişkin davasının yerinde olmadığı, dava konusu genel kurul toplantısının şirketin 4.000.000,00 TL sermayesine karşılık 3.457.000,00 TL sermayeye tekabül eden 345.700 payın asaleten, 493.000,00 TL sermayeye tekabül eden 49.300 payın da vekaleten temsil edildiği, toplamının 3.950.000,00 TL sermaye payına tekabül eden toplam 395.000 pay ile açıldığı, bunun da yeterli nisap olduğu, bu toplantıda alınan kararların tamamının, toplantıya katılmak suretiyle temsil edilen 395.000 adet toplam oyun, 369.500 adedinin müspet oyu, 25.500 adedinin ret oyu vermesi sebebiyle, oy çokluğu ile alındığı, müspet oy kullanan 369.500 pay adedinin, toplantıda alınan kararlar için yeterli bir nisap olduğu, TTK'nun 445. maddesi uyarınca, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararlarının iptalini isteyebilecekleri, ancak dava konusu olayda kanun veya sözleşme hükümlerine ve dürüstlük kuralına aykırılığın varlığı hususunda dosyada delil bulunmadığı, iddiaların yersiz olduğu ve talebin reddi gerektiği, davacının kararların butlanına ilişkin talebinin de butlan şartları oluşmadığından reddi gerektiği, davacının genel kurul kararının iptali isteminde, davalı olarak şirketi göstermesi gerekirken davalılar ... ve ...'yi de göstermesi nedeniyle, bu davalılar yönünde bu dava açısında pasif husumet bulunmadığı gerekçesiyle davacının pay devrinini usulsüzlüğü ve pay durumunun tespitine yönelik davasının reddine, davalılar ... ve ... aleyhine açılan genel kurul kararının iptaline ilişkin davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ... Blok Tuğla Un İrmik Gıda San. Ve Tic. A.Ş. aleyhindeki 17/05/2016 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların iptaline ilişkin davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; şirket ortağının kendisine intikal eden payların tespiti ile bu payların veraset ilamlarına göre pay defterine işlenmesini isteme hakkı bulunduğunu, müvekkilinin erkek evladın görünür egemenliği nedeniyle şirketten, hakkı olan şirket gelirlerinden dışlandığını, öğrenci harçlığından dahi mahrum bırakıldığını, kendisine intikal etmesi gereken şirket paylarının da davalıların hileli eylemleri sonucu payına ilave edilmediğini, davalılarca en son genel kurula sunulan hazirun cetveline göre şirkette %6.375 oranında pay sahibi olduğunun kabul edildiğini, murisin sahip olduğu payların veraset ilamındaki nispetlere göre intikalinin yapılması ve müvekkilinin payının da ona göre tespit edilerek pay defterine yazılması gerektiğini, şirkette müvekkiline intikali lazım gelen payların veraset ilamlarına göre intikal ettiğinin ve bu şekilde pay defterine yazılması gerektiğinin talep edilmesinin yasal bir hak olduğunu, şirket yönetimini ve şirketin para vs. tüm varlıklarını ellerinde bulunduran davalı ... ile ...'in muris ...’in, 2009 yılında 85 yaşını ikmal etmiş bir vaziyette ve şirket işlerine hiç karışmazken, şirkette sahibi bulunduğu 114.000 hisseden 70.400'ünü şirket ortağı oğlu ..., 24.000'ini de torunu diğer davalı ...’e devretmiş gibi gösteren geçersiz/hükümsüz bir işlem yapmaya kalkıştıklarını, davalıların bu hisselere el koyarak o tarihten beri şirketin tüm gelirlerini kendi menfaatlerine kullandıklarını, kimseye hesap vermediklerini, yapılan işlemin şirket karar defterine 13.04.2009 tarih ve 115 nolu karar olarak yansıtıldığını, murisin o tarihte yönetim kurulu üyesi olmadığını, kararda, yönetim kurulunun şirket merkezinde toplandığının yazılı olduğunu, o tarihte muris hasta olup, seyahat edip Ankara'ya toplantı için gitmesinin söz konusu olmadığını, kararda hisse devir sözleşmesi ve temlik beyanından bahsedilmediğini, hisse satışı olmadığını, 15.06.2022 günlü dilekçede belirtilen hususların mahkemece değerlendirilmediğini, ibraz edilen 115 sayılı belgede murisin pay devrine ait bir sözleşmeden söz edilmediğini, satış veya bağış gibi mülkiyeti nakleden bir devir olmadığından bu devrin yönetim kurulunca kabulü yoluna gidilmediğini, bu belgeye göre pay devreden ve devralanın aynı işleme imza attığını, bir temlik muamelesi bulunmadığından pay defterine düşülen devir kaydının hukuki bir geçerliliğinin olmadığını, pay defterinde murisin bir onayı görülmediğini, nama veya hamiline hisse senedi ihraç edilmediği durumlarda, imzaları noter tarafından tasdik edilmiş devir sözleşmesi ile, devre muvafakat edildiğini gösteren yönetim kurulu kararının noter tasdikli örneğinin ticaret sicil memurluklarına verilmesi ile pay devrinin gerçekleşeceği kuralı bulunduğunu, şirketin geçmişinde pay devirlerinin bu usule riayetle yapıldığını, buna kimsenin itirazının olmadığını, ticari teamülün hisse devrinin resmi şekilde yapılıp tescili yönünde oluştuğunu, devrin muteber olması için aranan temlik şartının sıhhat şartı olup, şekil şartları noksan olduğu takdirde, TTK'nun 416 ve 417. maddeleri hükmü gereği pay defterine kayıt edilse bile, devir işleminin şirket, mirasçılar ve 3. şahıslar yönünden geçersiz olacağını, muris ile davalılar oğul ve torun arasında geçerli bir temlik ve usulüne uygun bir devir hukuki muamelesi bulunmadığından sadece pay defterine bir ortak tarafından yapılan kaydın hüküm ifade etmeyeceğini, 115 sayılı belgenin karar defterindeki durumunun, pay defteri, nama yazılı senetler tetkik edildiğinde devrin hükümsüzlüğü ve geçersizliğinin belirgin şekilde göründüğünü, devir Borçlar Hukuku işlemi olarak değerlendirilmesi gerektiğine göre, satış veya bağış belgesine isnat edilmesi gerektiğini, böyle bir belge bulunmadığına göre yönetim kurulunca düzenlendiği bildirilen işlemin teamüle ve hukuki düzenlemelere de aykırı olarak hukuki bir devir sonucu doğurmayacağını, karar defterinin davanın açıldığında mahkemece ibrazı istenilmiş olduğu halde davalının buna yanaşmadığını, istinaf sonrası dilekçe ekinde bir belge sunulduğunu, pay devri işlemi geçersiz olmakla, murisin şirketteki 114.400 adet payının veraset ilamındaki oranlara göre intikali gerektiğinden, hükümsüzlüğün tespiti ve devrin iptalini talep ettiklerini, müvekkilinin hak ettiği gerçek pay miktarının tespitini sağlama ve davada bu geçersiz işlemden yararlanan kimselere husumet tevcihi gerektiğini, 115 sayılı belgenin murisin tek taraflı hüküm ifade etmeyen bir işlemi olarak değerlendirilmesi gerektiğini, devir işlemi satış veya hibe şeklinde bir borçlar hukuku muamelesi olarak yapılması gerekirken, huzurda olmayan bir ortağa pay devredilmesine şeklindeki kararın devir sonucunu doğurmayacağını, şirketin geçmişinde 30.10.2007 tarihinde yapılan bir pay devrinin noterce onaylandığı ve devrin ticaret siciline de tescil edildiği bilindiği halde 115 sayılı kararın bir devir belgesi olduğunu iddia etmenin hukuken ve şirket teamülü gereği doğru kabul edilemeyeceğini, 13.04.2009 tarih ve 115 sayılı yönetim kurulu kararında sözü edilen pay devir işlemi geçersiz ve hükümsüz olmakla, murisin şirketteki 114.400 adet payının veraset ilamındaki oranlara göre intikali lazım geldiğinden, hükümsüzlüğün tespitini ve devrin iptalini talep ve dava etmenin, müvekkilinin hak ettiği gerçek pay miktarının tespitini sağlamak için davada bu geçersiz işlemden yararlanan kişilere de husumet tevcihi gerektiğini, TTK'nun 447. Maddesinin anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararların batıl olduğunu vurguladığını, TTK'nun 391/1.b maddesinde ise, batıl kararların başlığı altında, eşit işlem ilkesine aykırı olan, anonim şirketin temel yapısına ve sermayenin korunması ilkesine uymayan, pay sahiplerinin özellikle vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden kararların batıl olduğunun belirtildiğini, TTK'nun 395 . Maddesinin ortakların şirketle işlem yapma yasağı getirdiğini, genel kurul kararlarının iptaline yönelik taleplerinin ise, gerekçesiz ve incelenmeksizin, delilleri dahi toplanmadan reddedildiğini, genel kurul kararlarının, kanuna, ana sözleşme hükümlerine, iyiniyet kurallarına açıkça aykırı bulunduğunu, şirket mallarının satışına dair yönetim kurulu kararının onaylanması, ibra vs gibi genel kurul kararlarının batıl olduğunu, şirket yönetim kurulu 15.04.2016 tarihinde yapılacak genel kurul için hazırladığı gündemde 5. madde ile bölünmeye karar alınması şeklinde bir gündem maddesi belirlediğini, şirketin ... ve un diye iki kısma ayrılması konusunda önceden başlatılan görüşmelerin, müvekkilinin haklarına sahip çıkması ve müvekkili tarafından bölünmenin TTK'nun 159 vd. maddeleri hükümlerine göre bölünme sözleşmesi ve bölünme planı hazırlanarak bölünme kurallarına uygun biçimde yapılmasını savunduğundan akim kaldığını, bundan sonra yönetim kurulunca yeniden hazırlanan 17.05.2016 tarihli genel kurul gündemine eklediği 5. madde ile şirkete ait ... üretim tesislerinin bulunduğu parsellerin satışı konusunda karar alarak bu kararın onaylanmasını genel kurul gündemine getirdiğini, davalı ...'in tek ortaklı ... ... Sanayi A.Ş.'yi kurarak mevcut şirketin ... üretim tesislerinin kendi şirketine devri için yönetim kurulu kararı, sonra da bu kararın genel kurulda kabulü için oy kullandığını, kendi ibrası için de oy kullandığını, genel kuruldan sonra 31.05.2016 tarihinde yönetim yetkisi suistimal edilerek ... üretim tesislerinin bulunduğu taşınmazların göstermelik bir satış işlemiyle kendi kurduğu şirkete devrini sağladığını, müvekkilinin ... üretim tesislerindeki payının zayi olduğunu, müvekkilinin şirket ortağı sıfatı ile bu taşınmazlar üzerindeki hak ve hisselerinin de davalı ...’in kurduğu şirkete geçtiğini, bu şirketin tek başına davalı ...’e ait olduğunu, müvekkiline bu şirkette pay verilmediğini, şirket bölünmesi işleminin kanunda gösterilen şekil ve usullere uygun yapılmayarak kanunsuz bir işlemle haklarının ihlal edildiğini, bu konudaki genel kurul kararının, kanun, ana sözleşme hükümlerine ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu, kanunsuz bölünme husususun keşfen tespiti talep edilmişse de, mahkemece delilleri toplanmadan eksik inceleme ile karar verildiğini, bilirkişi raporuna itirazlarının nazara alınmadığını, şirket ana sözleşmesinde ... ve un gıda diye iki faaliyet alanına sahip olarak kurulmuşken, ana sözleşmeye aykırı olarak şirketin ikiye bölünmesinin müvekkilinin haklarının korunmaması ve kabul edilmemesinin, ana sözleşme hükümlerine de aykırı olduğunu, genel kurula sunulan bilanço ve yönetim kurulu faaliyet raporları ve mali tabloların kanuna aykırı olması ve gerçeği yansıtmaması nedeniyle kabul edilmediğini, yönetim kurulu üyelerinin kendilerini ibra edemeyeceklerini, ibraya dahi oy kullanmalarının kararın geçersizliğini gösterdiğini, şirket mallarının yönetim kurulu üyelerine, onların kurdukları şirkete satışı (parasız devri) işlemlerine onay veren karara da imza attıklarını, bu tutumun da kararların geçersizliği için yasal bir sebep olduğunu, var olan karın dağıtımı talep edilmişken, bu talebin de reddinin yasanın ihlali niteliğinde bulunduğunu, şirket mallarını birbirlerine devir etmelerine yol açan, kanuna, ana sözleşmeye, iyiniyet esaslarına açıkça aykırı kararların iptali gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava, davalı şirketin 17/05/2016 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların iptali, murise ait davalı şirketteki hisselerin davalılara usulsüz olarak devredildiğinin ve hükümsüzlüğünün tespiti ile davacının davalı şirketteki hisselerinin tespiti ve pay defterine işlenmesi istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Davalı şirketin 05/06/2010 tarihli genel kurul toplantısına ilişkin hazirun cetveli, 17/05/2016 tarihli genel kurul toplantı tutanağı ve hazirun cetveli, Çorum 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/17 tereke sayılı dosyası sureti, veraset ilamları, davalı şirketin 13/04/2009 tarih 115 no'lu, 04/09/2010 tarih 4 no'lu, 15/05/2010 tarih 129 no'lu yönetim kurulu kararı, Çorum 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/892 Esas 2018/34 Karar sayılı karar sureti, davalı şirket ortaklar pay defteri sureti, Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/837 Esas sayılı dosya sureti, yargılama aşamasında mali müşavir ve hukukçu bilirkişi heyetinden alınan 25/07/2019 tarihli bilirkişi raporu dosya içerisinde yer almaktadır.
Şirketin 13/04/2009 tarih 115 no'lu yönetim kurulu kararında, muris ..., davalı ... ile dava dışı ...'in imzalarının bulunduğu, şirket ortağı ...'in şirketteki 114.400 adet hissesinin 70.400 adedini 704.000,00 TL bedel ile davalı ...'e devretmesine, şirket ortağı ...'in şirketteki 114.400 adet hissesinin 24.000 adedini 240.000,00 TL bedel ile davalı ...'e devretmesine, devirlerin kabulüne ve keyfiyetin ortaklar pay defterine işlenmesine, bu devirler neticesi şirkette 20.000 payın muris ...'e, 203.200 payın davalı ...'e, 107.000 payın davalı ...'e, 23.800 payın ...'e, 23.000 payın ...'e, 23.000 payın davacı ...'a ait olduğuna ilişkin karar alındığı görülmüştür.
Yönetim kurulunun 15/05/2010 tarih 129 no'lu yönetim kurulu kararıyla, davalı şirketin 05/06/2010 tarihinde yapılacak genel kurul toplantı gündeminin belirlendiği, muris ..., davalı ... ve ...'in karar altında imzası bulunduğu anlaşılmıştır.
Davalı şirketin 05/06/2010 tarihli genel kurul toplantısına ilişkin hazirun cetvelinde, murisin 20.000 pay, davalı ...'in 203.200 pay, ...'in 107.000 pay, davacının ise 23.000 pay sahibi olarak gösterildiği, murisin hazirun cetveli altında imzasının yer aldığı görülmüştür.
Davalı şirketin 04/09/2010 tarih 4 no'lu yönetim kurulu kararıyla, muris ...'in vefatı sonrası davalı şirket hisselerinin veraset ilamı doğrultusunda intikaline karar verildiği, bu intikal sonucu şirketteki 210.700 payın davalı ...'e, 109.500 payın davalı ...'e, 5000 payın ...'e, 23.800 payın ...'e, 25.500 payın ...'e, 25.500 payın davacı ...'a ait olduğuna ilişkin karar alındığı görülmüştür.
Çorum 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/892 Esas 2018/34 Karar sayılı kararı ile, davacı ... tarafından davalı ... Blok ... A.Ş. aleyhine 17/05/2016 tarihli genel kurul toplantısına çağrıda yönetim kurulu kararının 5 no'lu maddesi ile şirket mallarının satışına dair gündem maddesine ilişkin yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespitine ilişkin açılan davada yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Çorum 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/17 tereke sayılı dosyasında, davacının ..., davalıların ..., ..., ..., ..., ... olduğu, muris ...'in terekesinin tespiti ve paylaşımı talebi ile dava açıldığı anlaşılmıştır.
Dava konusu 17/05/2016 tarihli genel kurul toplantı tutanağından ve hazirun cetvelinden, şirketin 400.000 payından 345.700 payın asaleten, 49.300 payın vekaleten olmak üzere 395.000 payın temsil edildiği, gündemin 1. maddesi ile açılış ve yoklama, 2. maddesi ile toplantı başkanlığına ...'un oy birliğiyle seçilmesine, 3. maddesi ile, yönetim kurulu raporunun okunduğu, 25.500 paya sahip davacı vekilinin söz alarak okunan yönetim kurulu raporlarını ibra etmediğini söylediği, yapılan oylama sonucu 25.500 ret oyuna karşın 369.500 kabul oy çokluğuyla yönetim kurulunun ibra edildiği, 4. maddesi ile 2013, 2014, 2015 bilanço ve gelir tablolarının okunduğu, davacı vekilinin okunan bilançoların şeffaf, incelenebilir ve pay sahiplerinin eşitliği hakkına aykırı bulunduğunu, bu nedenle okunan bilanço ve gelir tablolarını kabul etmediğini ve ibra etmediğini söylediği, yapılan oylama sonucu 25.500 ret oyuna karşın 369.500 kabul oy çokluğuyla bilanço ve gelir tablolarının kabul edilerek ibra edildiği, 5. maddesi ile söz alan davacı vekilinin ada, pafta ve parsel numaraları belirtilen taşınmazların üzerindeki hak ve mükellefiyetleriyle birlikte satılması konusunda muhalefet şerhinin düşülmesi istediğini bildirerek tutanağa geçirilmesini istediği, yapılan oylama sonucu taşınmazların üzerindeki hak ve mükellefiyetle birlikte satılması 25.500 ret oyuna karşın 369.500 kabul oy çokluğuyla kabul edildiği, 6. maddesi ile yönetim kurulunun 3 yıllık süreyle seçimine geçilerek ... ve ...'ın, yapılan oylama sonucu 25.500 ret oyuna karşın 369.500 kabul oy çokluğuyla yönetim kurulu üyeliğine seçildiği, 7. maddenin dilek ve temennilere ilişkin olup, davacı vekilinin davacıya kar payı ödenmesini ve kar payına mahsuben kendisine acil ödeme yapılmasını talep ettiği, olumsuz oy verdikleri gündem maddeleri hakkında alınan kararlara açıkça muhalefet ettiğinin genel kurul toplantı tutanağında yer almasını istediğinin tutanağa geçirildiği anlaşılmıştır.
Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda, hisse devirlerinin mülga TTK'nun 416 ve 417. maddesindeki yazılı şartlara uygun olduğu, ortaklar pay defterine hisse devirlerinin kaydedildiği, yasal şartlara uygun bulunduğu, 13/04/2009 tarihli yönetim kurulu kararında (hisse devrinin şirket tarafından kabulüne ilişkin) yönetim kurulu üyesi olmayan ...'in yönetim kurulu üyesi olarak adının bulunmasının kararı sakatlayacak unsur olup olmadığının mahkemenin takdirinde bulunduğu, 17/05/2016 tarihli genel kurul toplantısında seçime ilişkin 6. madde dışındaki tüm kararların iptalinin talep edildiği, bölünmeye ilişkin gündem maddesinin kararda bulunmadığı, kar dağıtımına ilişkin genel kurul kararı bulunmadığından kar payı alacağının da olmadığı, toplantı nisap ve karar nisaplarının yasaya uygun olduğu, kanuna, ana sözleşme hükümlerine ve dürüstlük kuralına aykırılığın varlığı hususunda takdirin mahkemede olduğu, butlan şartlarının ve iptal şartlarının oluşmadığı yönünde kanaat bildirilmiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda 25/09/2019 tarih 2016/628 Esas 2019/948 Karar sayılı karar ile, davanın reddine hükmedildiği, hükme karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 02/02/2022 tarih 2019/1891 Esas 2022/60 Karar sayılı kararıyla, "Davacı vekili dava dilekçesinde 17.05.2016 tarihli olağan genel kurulda alınan seçim dışında kalan 3.,4., 5. Ve 7 no'lu kararların iptalinin yanı sıra öncelikle müvekkili ortağın murisi ...'in 27.07.2010 tarihinde vefat etmeden önce gerek 114000 hissesinin 70400'ünün ...'e 24000'nin ...'e devrine ilişkin 13.04.2009 tarihli ve 115 no'lu yönetim kurulu kararı altındaki imzanın gerekse 05.06.2010 tarihli genel kurulun yapılması amacıyla alınan 129 no'lu yönetim kurulu kararı altındaki imzanın, ayrıca 05.06.2010 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısına ait hazirun cetvelinin "Yönetim Kurulu" ifadesi altında atılı bulunan imzaların muris ...'e ait olmayıp sahte olduğunu iddia etmiştir. Ne var ki ilk derece mahkemesince davacı vekilinin bu iddiası, söz konusu kararlar altındaki imzanın davacının murisinin eli ürünü olup olmadığı hususunda HMK'nın 211. maddesi uyarınca usulüne uygun imza incelemesi yaptırılmak suretiyle alınan bir grafoloji raporu ile değerlendirilmemiştir. Bu durumda ilk derece mahkemesince yapılacak iş; sahteliği ileri sürülen 13.04.2009 tarihli ve 115 no'lu ile 05.06.2010 tarihli ve 129 no'lu yönetim kurulu kararlarının ve 05.06.2010 tarihli olağan genel kurul toplantısına ait hazirun cetvelinin asılları ile davacının murisi ...'e işbu sahteliği iddia olunan yönetim kurulu kararları tarihlerinden öncesine ait imza asıllarının bulunduğu mukayese belgeler getirtilip HMK'nın 211. maddesi gereği usulüne uygun olarak grafoloji konusunda uzman bir bilirkişiye imza incelemesi yaptırılıp sonucuna göre bir karar vermektir." gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Dairemiz kararından sonra davacı vekili 17/05/2022 tarihli yazılı beyan dilekçesi ile, istinaf mahkemesi kararında imza incelemesinin söz konusu edildiğini, imza incelemesi taleplerinin olmadığını, 13/04/2009 tarih ve 115 sayılı yönetim kurulu kararının fiziki olarak bulunduğu karar defterinin incelenmek üzere dosyaya ibrazını talep ettiklerini, pay devrinin yapıldığı iddia edilen belgenin bu belge olduğunu, aslı ibraz edildiğinde beyan ve itirazlarını sunacaklarını belirtmiştir.
Mahkemece 18/05/2022 tarihli celsede, davalı şirketin 115 sayılı yönetim kurulu kararını içeren defter aslını sunmak için davalı şirket vekiline ihtaratlı davetiye çıkarılmasına, belge aslı sunulduğunda istinaf kararındaki belgelerdeki imza incelemesi için dosyanın grafolog bilirkişiye tevdine karar verilmiştir.
Davacı vekili 15/06/2022 tarihli yazılı beyan dilekçesi ile, yönetim kurulu karar defterinin istinaf aşamasından sonra sunulduğunu, kararda pay devrine ait bir sözleşmeden söz edilmediğini, sadece pay defterine kaydın hüküm ifade etmeyeceğini, murisin tek taraflı bir işlemi olduğunu, devir işlemi için ise iki taraflı bir işlem gerektiğini, devre ilişkin geçerlilik şartının gerçekleşmediğini, imza incelemesi yapılmasına lüzum kalmadığını belirtmiştir.
Davacı yan muris ...'in oğlu olan davalı ... ile torunu olan davalı ...'e hisselerinin devrinin hükümsüz olduğunu, hisselerin devrine ilişkin yazılı bir sözleşme bulunmadığını, murisin hisselerinin davalılara devrinin hükümsüz olduğunu, davalı şirketin 17/05/2016 tarihli genel kurul toplantısında seçim dışında alınan kararların kanuna aykırı bulunduğunu iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile pay devrinin usulsüzlüğü ve pay durumunun tespitine yönelik davanın reddine, davalılar ... ve ... hakkında açılan genel kurul kararının iptali davasının pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı şirket hakkında genel kurul kararının iptali davasının reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında davacının davalı şirket ortağı olduğu, muris ...'in davalı şirketteki 70.400 payını davalı ...'e, 24.000 payını davalı ...'e devrinin kabulüyle devrin ortaklar pay defterine işlenmesine ilişkin davalı şirketin 13/04/2009 tarih 115 no'lu yönetim kurulu kararı alındığı hususlarında bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, murisin hisselerinin davalı ... ve ...'e devrinin hükümsüz olup olmadığı, devrin devir tarihinde yürürlükte bulunan mülga TTK hükümlerine uygun yapılıp yapılmadığı, davalı şirketin 17/05/2016 tarihli genel kurul toplantısında seçim dışında alınan kararların kanuna, ana sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı olup olmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır.
Davacı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, yukarıda açıklandığı üzere ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda verilen davanın reddine ilişkin 25/09/2019 tarihli karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 02/02/2022 tarihli kararıyla hisse devrinin kabulüne ilişkin davalı şirketin 13/04/2009 tarihli 115 no'lu yönetim kurulu kararı, 05/06/2010 tarihli genel kurul yapılmasına ilişkin alınan 129 no'lu yönetim kurulu kararı ile 05/06/2010 tarihli genel kurul toplantısı hazirun cetvelindeki imzaların murise ait olmadığı ileri sürüldüğünden sahteliği ileri sürülen anılan belgelerdeki imzaların murise ait olup olmadığı hususunda grafoloji uzmanından rapor alınması gerektiği gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Dairemizin anılan kararı üzerine davacı vekilince yargılama aşamasında sunulan 17/05/2022 ve 15/06/2022 tarihli yazılı beyan dilekçelerinde istinaf kararı imza incelemesine ilişkin ise de, imza incelemesi talebi bulunmadığını bildirmiştir. Davacı vekilinin yazılı talepleri gözetilerek mahkemece anılan belgelerdeki imzanın murise ait olup olmadığına ilişkin bir inceleme yapılması yoluna gidilmemiştir.
Muris ...'in davalı şirketteki hisselerinin davalı ...'e ve davalı ...'e devri 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'dan önce, 6762 sayılı TTK'nun yürürlükte bulunduğu tarihte yapılmıştır.
Murisin hisselerinin davalılara devrinin kabulüne ve pay defterine işlenmesine ilişkin davalı şirketin 13/04/2009 tarih 115 no'lu yönetim kurulu kararı bulunmakta olup, murisin şirkette 20.000 payı, davalı ...'in 203.200 payı, davalı ...'in 107.000 payı, davacının ise 23.000 payı olduğu kararda açıkça belirtilmiştir.
Anılan yönetim kurulu kararından sonra davalı şirket yönetim kurulu 15/05/2010 tarihli 129 no'lu karar ile, 05/06/2010 tarihinde yapılacak genel kurul gündemini belirlemiş olup, kararın altında murisin de imzası bulunmaktadır. Bu karar doğrultusunda gerçekleştirilen davalı şirketin 05/06/2010 tarihli genel kurul toplantısına ilişkin hazirun cetvelinde de, yönetim kurulu kararına uygun olacak şekilde murisin 20.000 payı, davalı ...'in 203.200 payı, davalı ...'in 107.000 payı, davacının ise 23.000 payı bulunduğu yazılı olup, hazirun cetveli altında muris ...'in imzası yer almaktadır. Davacı vekili Dairemiz kararından sonra anılan belgelere ilişkin imza incelemesi taleplerinin bulunmadığını bildirdiğinden imzaların murisin eli ürünü olduğunun kabulü gerekecektir. Nitekim muris işbu dava konusu hisse devrine uygun olarak hazırlanan 05/06/2010 tarihli genel kurul toplantısı hazirun cetveli altını imzalayarak hazirun cetvelinde belirtilen 20.000 payının bulunduğuna, hissesinin davalılara devri ile davalıların sahip olduğu paylara açıkça itiraz etmemiştir.
Bu durumda mahkemece dava konusu hisse devrinin 6762 sayılı TTK döneminde gerçekleştiği, murisin davalı şirketteki hisselerinin 70.400 adedini davalı ...'e, 24.000 adedini davalı ...'e devrinin davalı şirket yönetim kurulunca 13/04/2009 tarih 115 no'lu yönetim kurulu kararıyla kabul edilerek pay defterine işlendiği, yönetim kurulu kararında belirtilen hisse adetlerine uygun olarak hazırlanan 05/06/2010 tarihli genel kurul toplantısı hazirun cetveli altında murisin imzasının bulunduğu, murisin hazirun cetvelinde yer alan hisselere açıkça itiraz etmediği, davacının Dairemiz kararından sonra yönetim kurulu kararları ile hazirun cetvelindeki muris imzalarına ilişkin itirazından vazgeçtiği, imza incelemesi talebinde bulunmadığı, murisin davalılara hisse devrinin yasaya uygun bulunduğu gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Öte yandan, davacı işbu davada diğer taleplerinin yanı sıra davalı şirketin 17/05/2016 tarihli genel kurul toplantısında seçim dışında alınan kararların iptalini talep etmiştir. Anılan genel kurul toplantısında gündemin 3. maddesi ile yönetim kurulu ibra edilmiştir. Yönetim kurulu üyesi olan davalılar ... ve ...'in kendi ibralarında oy kullanmaları yasaya aykırı ise de, anılan davalıların davalı şirketteki toplam 310.200 adet oyları çıkarıldığında 59.300 adet kabul oyuna karşılık davacının 25.500 adet ret oyu ile ibra kararı alınacağından davalı yönetim kurulu üyelerinin ibrada oy kullanmalarının sonuca bir etkisi görülmemiştir.
Genel kurul toplantısında gündemin 4. maddesi ile, bilanço ve gelir tabloları kabul edilmiş, 5. madde ile ada parsel numarası belirtilen taşınmazın üzerindeki mükellefiyetlerle birlikte satılmasına karar verilmiş, 7. madde ile de, dilek ve temenniler ile davacının kar dağıtımı talebinin görüşülmesi talebinin tutanağa geçirilmiştir. Anılan kararlar yasaya, ana sözleşmeye, dürüstlük kuralına aykırı olmadığı gibi, taşınmaz satış şartlarına ilişkin koşullar sorumluluk davasına konu olup işbu davanın konusu değildir.
Hal böyle olunca, mahkemece davalı şirketin 17/05/2016 tarihli genel kurul toplantısında seçim dışında alınan kararların iptali koşullarının oluşmadığı gözetilerek davalı şirket hakkında yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmediği gibi, genel kurul kararının iptali davasının şirkete yöneltilmesi gerektiği, davalı şirket ortaklarına genel kurul kararının iptali davasında husumet yöneltilemeyeceği gözetilerek davalılar ... ve ... hakkında yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin pay devrinin usulsüzlüğü ve pay durumunun tespitine yönelik davanın reddi, davalılar ... ve ... hakkında açılan genel kurul kararının iptali davasının pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi, davalı şirket hakkında genel kurul kararının iptali davasının reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davacıdan alınması gerekli olan 615,40-TL harçtan peşin alınan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalılar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 30/10/2025
Başkan - ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi - ...
... ... ... ...