T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2023/391 Esas 2025/1200 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/391
KARAR NO : 2025/1200
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ : 29/11/2022
NUMARASI : 2020/191 Esas 2022/839 Karar
DAVA : Alacak
DAVA TARİHİ : 24/01/2022
KARAR TARİHİ : 31/10/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 31/10/2025
Taraflar arasındaki alacak istemine ilişkin asıl ve birleşen davanın yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı gerekçeyle asıl ve birleşen davanın kabulüne yönelik verilen hükme karşı, davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
ASIL VE BİRLEŞEN DAVA
Davacı Asıl davada; ... Sosyal Hizmetler...Ltd. Şti. ile dava dışı ... Tem. Ltd. Şti. arasında adi ortaklık kurularak ... Belediyesi'nin 2012/193298 nolu hizmet alım ihalesi için sözleşme imzalandığını, bu iş için davalı bankanın ... Şubesinde hesap açıldığını, adi ortaklık sözleşmesine göre ortaklığı temsil ve ilzama davacı şirket yetkilisi olan ...'in yetkili olduğunu ancak davalı bankanın, 05/03/2013 tarihinde yetkisiz kişi olan ...'a adi ortaklık yetkilisinin onayı olmadan, ortaklık hesabından usulsüz şekilde 18.500-TL ödediğini, adi ortaklıktaki payının %51 olduğunu, dolayısıyla 9.435-TL zararının oluştuğunu, adi ortaklık adına ... AHM 2014/287 Esas sayılı dosyada dava açılarak mahkemesince davanın kabulüne karar verildiğini, ancak Bölge Adliye Mahkemesince adi ortaklık adına dava açılamayacağı gerekçesiyle kararın kaldırıldığını, iş ortaklığının sonrasında tasfiye edildiğini iddia ederek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 9.435-TL zararın 05/03/2013 ödeme tarihinden işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı Birleşen davada; Asıl dava dilekçesindeki beyan ve iddialarını tekrar ederek asıl davanın görüldüğü mahkemece, adi ortaklığı oluşturan tüm tarafların davada yer almasının zorunluluğu nedeniyle tarafına, dava açmak üzere süre verilmesi üzerine adi ortaklığı oluşturan dava dışı ... Temizlik Şirketi ile bankaca usulsüz ödemenin yapıldığı yetkili temsilcisi ...'a karşı işbu davanın açıldığını belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 9.435-TL zararın, 05/03/2013 ödeme tarihinden işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı Banka asıl davada; Dava konusu olayın 05.03.2013 saat 15:59 itibariyle gerçekleştiğini, davacının aynı saat 17:55 itibariyle virmanı öğrendiğini, dolayısıyla davanın zamanaşımında dolduğunu, adi ortaklığın geçerlilik süresinin 01.08.2013 tarihine kadar olduğunu, dolayısıyla adi ortaklık yetkilisi olan ...'in imza yetkisinin de sona ermiş olacağından dava açma ehliyetinin olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Birleşen dava davalılarının, usulüne uygun dava dilekçesi tebliğine karşın birleşen davaya karşı cevap dilekçesi sunmadıkları görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; asıl ve birleşen davada uyuşmazlık, davalı bankanın davacının %51 hissesine sahip olduğu adi ortaklık adına açılan hesaptan birleşen dosya davalısı ...'a yaptığı ödemenin yerinde olup olmadığı, davalı bankanın yetkisiz kişiye ödeme yapıp yapmadığı, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranıp davranmadığı, davacının hissesine düşen bedeli birleşen dosya davalılarından sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre, davalı bankadan haksız fiil sorumlusu olarak talep etme isteminin yerinde olup olmadığı hususlarına ilişkin olduğu, davacı ile ... ... Ltd. Şti. arasında ... Belediye Başkanlığı Hizmet Alım İşine ilişkin olarak adi ortaklık sözleşmesi akdedildiği, ortaklık adına bankada işlem yapma yetkisinin dava dışı ...'e verildiği, asıl dava davalısı banka tarafından birleşen dava davalısı ...'a 05/03/2013 tarihinde ortaklık hesabından 18.500-TL ödeme yapıldığı, davacının, %51 hissesine sahip olduğu adi ortaklık adına açılan hesaptan davalı bankanın yetkisiz kişiye ödeme yaptığı, Bankanın özen yükümlülüğüne aykırı davranarak davacının zararına sebebiyet verdiği, adi ortaklığın tasfiye edilip edilmediğinin tespit edilemediği, birleşen dosya davalılarının davacının hissesine düşen 9.435-TL değerinde sebepsiz zenginleştiği gerekçesiyle; " asıl ve birleşen davaların kabulüne, 9.435-TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan tahsiline" dair karar verilmiş, karara karşı asıl davada davalı banka tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Asıl davada davalı banka istinaf dilekçesinde özetle; derdestlik bulunup talebin zamanaşımına uğradığını, dava dışı sona eren adi ortaklık tarafından, davacı şirket yetkilisi ...'e yetki verilmişse de diğer ortakların yetkilerinin kısıtlayan bir durum bulunmadığını, takas mahsup hakkına kullanarak 18.500-TL tutarı ... Temizlik şirketi yetkilisine ödeyerek alacaklı bulunduğu bu şirketin borcuna mahsup ettiğini, aynı nitelikli başka işlemler mevcut olup bu durumun zımni kabul sayılması gerektiğini, adi ortaklık hesabında 82.515,84-TL bulunup bunun 18.500-TL'sini ... Şirketi yetkilisine ödemesi dikkate alındığında, adi ortaklıkta davacı şirketin mevcut payını aşmadığını, hukuka aykırılık bulunmadığını, bankanın kusuru olup olmadığının belirlenmediğini, birleşen davanın açılması için davacı tarafa yol gösterilmesinin hatalı olduğunu, birleşen davada taraf olmadığı halde aleyhine yargılama harç ve gideri, vekalet ücreti takdirinin hatalı olduğunu, birleşen dava davalılarının zenginleştiğini, kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, usul hataları yapılarak diğer davalılara rapor tebliği yapılmadığını ileri sürmüştür.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Asıl ve Birleşen Dava; davacı şirketin pilot ortağı bulunduğu dava dışı adi iş ortaklığına ait hesaptan, yetkisiz olduğu halde ...'a, banka tarafından yapılan ödemenin haksız fiil hükümlerine dayalı olarak iadesi istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Asıl davada davacı yan; dava dışı adi ortaklığın davalı bankada bulunan hesabından işlem yetkisi bulunmayan adi şirketin diğer ortağı olan dava dışı şirket yetkilisine ödeme yapıldığını iddia ederek yapılan ödemeden payı oranında hesaplanan 9.435-TL'nin ödeme tarihinden işleyecek ticari faiziyle birlikte usulsüz ödeme yapıldığı savıyla davalı bankadan tahsilini talep ve dava etmiş, davalı yan ise; hesaptan para çeken diğer davalının adi ortaklığı oluşturan şirketlerden birinin yetkilisi olduğunu, bir usulsüzlük bulunmadığını savunmuş, Mahkemece; dava dışı adi ortaklığı oluşturan diğer şirketin zorunlu dava arkadaşı olması gözetilerek davada yer almasını sağlamak böylece taraf teşkilini tamamlamak üzere davacı tarafa süre verilmesi ile, davacı tarafından, birleşen dava kapsamıyla bu şirket ile birlikte yetkilisine karşı dava açılması sonrası birleştirme kararı verilerek yapılan yargılama sonunda, adi ortaklık hesabından para çekme yetkisinin ortaklık temsilcisine ait olduğu, davalı bankanın, adi ortaklık hesabından diğer birleşen davalılar tarafından yetkisiz şekilde para çekilmesine asıl davada davalı bankaca sebebiyet verildiği gerekçesiyle; asıl ve birleşen davanın kabulüne, davacı şirket hissesine düşen tutarın davacı şirkete ödenmesine yönelik karar verilmiş, asıl davada verilen karara karşı asıl davada davalı banka tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş, birleşen davada davalı şirket ve yetkilisinin, verilen kabul kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurmadıkları görülmüştür.
Taraflar arasında asıl ve birleşen davada yer alan şirketlerin oluşturduğu adi ortaklığın davalı bankada hak edişlerinin yatırıldığı bir hesabı bulunduğu, bu hesaptan birleşen davada davalı ... tarafından, 05/03/2013 tarihinde 18.500-TL para çekildiği, bu paranın, aynı gün birleşen davada davalı şirket hesabına yatırılması ile asıl davada davalı banka tarafından, birleşen davada davalı şirketin, bankaya olan kredi borçlarına mahsuben takas/ mahsup hakkına dayalı alındığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık; birleşen davada davalı şirket yetkilisi ...'ın adi ortaklık hesabından para çekme yetkisi bulunup bulunmadığı, yetkisiz kişiye adi ortaklığa ait hesaptan bankaca usulsüz ödeme yapılıp yapılmadığı, davalı bankanın, anılan işlemler nedeniyle kusurlu olup olmadığı, davacının, resmi olarak tasfiye edilip edilmediği belli olmayan adi ortaklık hesabından alınan tutarın, kendisine ödenmesini isteyip isteyemeyeceği hususlarına ilişkindir.
Davacı ... Sosyal Hizmetler ... Ltd. Şirketi ile birleşen davada davalı ... Temizlik... Ltd. Şirketi arasında imzalanan Adi Ortaklık Sözleşmesinin; 4.maddesine göre, adi ortaklık ... Belediyesi'nin 2012/193298 nolu hizmet alım ihalesi için kurulmuştur. 5.maddesine göre “ortaklığın süresi idare ile sözleşmenin imzalandığı tarihte başlayıp 01/08/2013 tarihinde sona erecektir”. 6. Maddesine göre ise, Adi ortaklığın % 51 ortağı pilot ortak davacı ... Sosyal Hizmetler ... Ltd. Şti. olup Ankara 56. Noterliği'nin 09/01/2013 tarihli İmza Sirkülerine göre Adi ortaklığı temsil ve ilzama yetkili kişi, pilot ortak olan davacı şirket yetkilisi ...'tir. Diğer ortak birleşen davada davalı ... Temizlik... Ltd. Şirketinin yetkili temsilcisinin ise, birleşen davada davalı ... olduğu anlaşılmaktadır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 620 ve devamı maddelerinde düzenlenen adi ortaklığın taraf ehliyeti yoktur. Bu nedenle, adi ortaklığa ilişkin davalarda, adi ortaklığı oluşturan kişilerin taraf olarak hep birlikte hareket etmeleri gerekir. Adi ortaklık tarafından açılacak davaların iştirak halinde mülkiyet hükümleri gereği bütün ortaklar tarafından birlikte açılması gerekir. Adi ortaklığa karşı açılacak davalar yönünden ise; ikili bir ayrım yapmak gerekecektir. Davanın konusu paradan başka bir şey ise davanın bütün ortaklara karşı birlikte açılması (mecburi dava arkadaşlığı), davanın konusu para ise; ortaklar bu borçtan müteselsil sorumlu bulunduklarından ortaklardan biri, bazıları ya da tümüne karşı (ihtiyari dava arkadaşlığı) dava açılabilecektir (Emsaller; Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 19/02/2019 tarih 2017/2797 Esas 2019/974 Karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 28/03/2019 tarih 2017/3587 Esas 2019/2414 Karar, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 19/11/2017 tarih 2016/3389 Esas 2017/4494 Karar, sayılı ilamları). Taraf ehliyeti, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-d maddesi gereğince dava şartlarından olup, taraflarca ileri sürülmese dahi, mahkemece re'sen dikkate alınması gerekir. Hal böyle olunca mahkemece, asıl davada, davacı şirkete, tasfiyesine ilişkin bir delil sunulamayan adi ortaklığı oluşturan dava dışı diğer şirketin de davada yer almasını sağlamak üzere süre verilerek davacı tarafça Ankara 5. ATM'nin 2022/53 Esas sırasında açılarak birleştirilen ve asıl davayla birlikte görülen birleşen dava yönünden, herhangi bir usul hatası yapılmamış olmakla ve yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücreti takdirinde bu husus gözetilmiş olmakla; davacı tarafa yol gösterildiği, birleşen davada taraf olmadığı halde aleyhine yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücreti takdir edildiği şeklindeki davalı banka itirazları yerinde olmayıp reddi gerekmiştir.
Davalı bankanın derdestlik itirazının incelenmesinde; ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ( ATM sıfatıyla) 06/06/2018 tarihli, 2014/287 E., 2018/182 K. Sayılı ilamıyla; adi ortaklık yetkili temsilcisi ... tarafından, Davalılar ... ... Şubesi ile ... aleyhine, yetkisiz temsilciye yapılan 18.500-TL tutarındaki ödemenin tahsili istemiyle açılan davada, mahkemece, davacının hesabından adi ortaklık adına para çekme yetkisinin ortaklık temsilcisi olan ...'te olduğu, buna rağmen ortaklığı oluşturan diğer şirket temsilcisinin ortaklık hesabından 18.500-TL'yi virman yaparak uhdesine aldığı, davalı bankada davacı şirketin şikayeti üzerine yapılan teftişte de bankanın, davacının hesabından yetkisiz şekilde 18.500-TL çekilmesine sebebiyet verildiğinin tespit edildiği, diğer davalının da yetkisiz şekilde davacı hesabında para çekme işlemi yaptığı gerekçesiyle; davanın kabulüne karar verilmesi üzerine, verilen kararın, davalı banka tarafından istinafı üzerine, Dairemizin 2018/1776 E., 2019/1463 K. Sayılı ilamı ile "... Bu açıklamalar karşısında somut olaya gelindiğinde; davacı ... Sos. Hiz Tem.Bil. İşl. Em. Taş. İnş. İth. İhr. San Tic. Ltd. Şti.- ... Tem. Nak. Taah. İlet. Sağ. Hiz. Mad. ve Atık Mad. San. Tic. Ltd. Şti. Adi Ortaklığının taraf ehliyeti yoktur. Bu nedenle, adi ortaklığı oluşturan şirketlerin taraf olarak hep birlikte hareket etmeleri gerekir. Adi ortaklık tarafından açılacak davaların iştirak halinde mülkiyet hükümleri gereği bütün ortaklar tarafından birlikte açılması gerekir. Halbuki dava adi ortaklık adına adi ortaklık yetkilisi tarafından açılmıştır. Hal böyle olunca mahkemece davacının taraf ehliyeti bulunmadığı gözetilerek istinaf kanun yoluna başvuran davalı banka hakkında açılan davanın dava şartının oluşmadığından usulden reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir..." gerekçesine dayalı olarak kararın davalı banka yönünden kaldırılması ile HMK'nın 353/(1)-b.2 maddesi uyarınca yeniden kurulan hükümde; "Davalı banka hakkında açılan davanın, davacı adi ortaklığın taraf ehliyeti bulunmadığından, dava şartı yokluğundan HMK'nun 114/1.d, 115. maddeleri uyarınca usulden reddine," yönelik kesin olmak üzere karar verilmiş olup kesin olmak üzere ve usul yönünden verilen işbu kararın elde ki davada davalı banka yönünden kesin hüküm oluşturmadığı gibi derdest bir davanın varlığından da söz edilmeyeceği anlaşılmakta olup davalı bankanın, bu hususlara ilişkin istinaf isteminin reddi gerekmiştir.
Mahkemece, asıl ve birleşen davada adi şirketi oluşturan şirketlerin yer alması sağlanıp kamu düzeninden olan taraf teşkili böylece sağlanmakla; toplanan deliller, ... ASHM'nin yukarıda incelenen delil nitelikli dosyası kapsamı, banka kayıtları, teftiş raporu ile CBS soruşturma dosyası kapsamı hep birlikte gözetilerek bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen rapor ve ek rapor kapsamında özetle; " Dava konusu 05/03/2013 tarihli, 1000002019211237 işlem nolu, 18.500-TL tutarındaki havalenin adi ortaklığın TR... nolu hesabından saat 15:59:21 de yetkisiz kişi ... tarafından gerçekleştirildiği, ...'ın bu tutarı 3 dakika sonra (16:02:42) adi ortaklığın diğer ortağı (ve kendi şirketi) ... Tem. Nakl. Ltd. Şti.'nin TR... nolu hesabına aktardığı, bu işlemlerden davacı zararının oluştuğu kabul edilecekse, davacı şirket zararının adi ortaklıkta %51 pay sahibi olması nedeniyle ( 18.500,00 TL x %51 = ) 9.435-TL olduğu, Davacı talebinin de 9.435-TL olduğu," hususlarının bildirildiği görülmüş, mahkemece, bilirkişi raporu ve ek raporu denetime ve hükme elverişli bulunarak hükme esas alınmıştır.
Bilirkişi raporunda yer alan tespitlerden; ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/287 E. sayılı dosyasına Hukukçu Bankacı bilirkişi ... tarafından düzenlenen 26/10/2015 tarihli rapor kapsamında ; "savcılık dosyası içinde ... Bankası müfettişi ... tarafından düzenlenmiş 09.09.2014 tarihli 30/1 nolu inceleme raporu olduğu, raporda "adi ortaklığa ait TR... nolu hesaptan ...'ın imzasını içeren 05.03.2013 valör ve 1000002019232954 işlem nolu "muhasebeden hesaba para yatırma" dekontu ile 18.500,00 TL'nin ... Tem. Nakl. Ltd. Şti.'ne ait 7299194791 nolu hesaba virman yoluyla aktarıldığı, oradan da anılan şirketin şubeye olan bir kısım kredi borçlarına mahsup edildiğinin belirtildiği" tespitlerine yer verildiği, hal böyle olunca davalı bankanın, adi ortaklık hesabına hizmet akdi çerçevesinde dava dışı Belediye tarafından yatırılan hak ediş tutarından 18.500-TL'yi, yetkisi olmadığı halde davalı ... şirketi yetkilisine ödeyerek sonrasında virman yoluyla bu şirket hesabına aktarıp anılan şirketin kredi borçlarına mahsuben gerçekleştirdiği işlemlerde tam kusurlu olduğunun ve haksız fiil hükümleri uyarınca adi ortaklığa karşı sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Mahkemece, talep edilen tutarla bağlı kalınarak ve ödeme tarihine nazaran 10 yıllık zamanaşımı süresi de sonu ermemiş olmakla davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davalı bankanın, yapılan işlemlerin hukuka, sözleşme gereği takas mahsup hakkına, şirket payını aşmadığına, zımni kabul bulunduğuna, talebin niteliğine göre diğer davalı tarafın zenginleştiğine, talebin zamanaşımına uğradığına yönelik tüm istinaf istemleri yerinde olmayıp reddi gerekmiştir.
Bilirkişiler tarafından yerinde yapılan incelemeler kapsamında Adi ortaklığın tasfiye edilip edilmediği araştırılmış olup adresine gidildiği belirtilen mali müşavir tarafından 2013 yılı defterlerinin firma sahiplerine teslim edildiğinin beyan edildiği hususuna rapor kapsamında yer verildiği, davacı vekili adi ortaklığın tasfiye olduğunu iddia etmiş ise de tasfiyeye ilişkin dosyaya bir delil sunulmadığı, Adi ortaklık defter ve kayıtlarının da incelemeye sunulmadığı, Adi ortaklığın tasfiye edilip edilmediği hususunda bir değerlendirme yapılamadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca asıl davada davacı taraf talebine konu tutar hali hazırda tasfiyesi ispatlanamayan Adi şirkete ait olmakla davalı bankadan tahsiline karar verilen tutarın( 9.435-TL'nin) Adi şirkete verilmek üzere davalıya ödenmesine karar verilmesi gerekirken mahkemece, hüküm altına alınan bu tutarın davacı şirkete ödenmesine karar verilmesi isabetsiz olmuştur. Hükümde yapılan bu hatanın kamu düzenine aykırılık teşkil ettiği değerlendirilmiştir.
Ne var ki bu durum yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden açıklanan tüm bu nedenlerle kamu düzeni gözetilerek davalı tarafın istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile sair istemlerinin reddine ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
A)1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun asıl dava yönünden kamu düzeni gözetilerek KISMEN KABULÜNE, sair REDDİNE,
2-Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/11/2022 tarih ve 2020/191 Esas 2022/839 Karar sayılı Asıl davada verilen kararının HMK'nın 353/(1).b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
B)1-Asıl Davanın KABULÜ ile, 9.435-TL'nin, 05/03/2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile, bu tutarın, "... - ... Temizlik Nakliyat İnşaat Taahhüt İletişim Sağlık Hizmetleri Mandencilik Atık Maddeler Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi adi ortaklığına" ait olmak üzere, davacıya verilmesine,
2-Asıl dava yönünden Harçlar Kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 644,50-TL harçtan, daha önce alınan 161,13-TL harcın mahsubu ile kalan 483,37-TL harcın, davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, (istinaf kanun yoluna başvurmayarak kesinleşen İlk derece mahkemesi kararının 3 nolu bendinden ayrıca)
3-Asıl dava yönünden, davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden AAÜT'ye göre hesaplanan 9.200-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, (istinaf kanun yoluna başvurmayarak kesinleşen İlk derece mahkemesi kararının 5 nolu bendi ile hükmedilen tutarla tahsilde tekerrür olmamak üzere ve birleşen davadaki davalılar ile müteselsilen)
4-Asıl dava yönünden, davacı tarafından yapılan; 54,40-TL Başvuru harcı, 161,13-TL Peşin/nisbi harç, 1.600-TL Bilirkişi ücreti, 256,50-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 2.072,03-TL'nin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, (istinaf kanun yoluna başvurmayarak kesinleşen İlk derece mahkemesi kararının 6 nolu bendi ile hükmedilen tutarla tahsilde tekerrür olmamak üzere ve birleşen davadaki davalılar ile müteselsilen)
5-Asıl dava yönünden HUAK 18A/13 maddesi ile HUAK yönetmeliği 26/2 maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan 1.320-TL zorunlu arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
6-Fazla yatan gider avansı ile delil avansı var ise 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Adalet Bakanlığı Hukuk Muhakemeleri Gider Avansı Tarifesinin 5.maddesine göre karar kesinleştikten sonra istek halinde taraflara iadesine,
C)1-Davalı taraftan istinaf karar harcı olarak alınan 179,90-TL harcın talep halinde davalıya iadesine,
2-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının, verilen kararın niteliğine göre takdiren davalı üzerinde bırakılmasına,
3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi.31/10/2025
Başkan - ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi -...
... ... ... ...