T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2023/303 Esas 2025/1105 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/303
KARAR NO : 2025/1105
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 08/04/2021
NUMARASI : 2018/709 Esas 2021/339 Karar
DAVA : Alacak
DAVA TARİHİ : 20/02/2023
KARAR TARİHİ : 16/10/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 16/10/2025
Taraflar arasındaki alacak istemli davanın yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne yönelik verilen karara karşı, taraflarca süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı; Davalı şirketin özelleştirmesinin gündeme alınmasıyla 24/07/2006 tarihinde şirket ile davalı ... arasında İşletme Devir Hakkı Sözleşmesi imzalandığını, 24/07/2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin 7.4 ve 7.6 maddelerinde dağıtım faaliyetlerinin ... tarafından yürütüldüğü dönemlerde bu faaliyetin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirilen her türlü iş ve işlemlerin bütün sorumluluğunun ...’a ait olduğunun belirtildiğini, dağıtım faaliyetinin ... tarafından yapıldığı dönemde, 29/12/2004 tarihinde meydana gelen iş kazası nedeniyle dava dışı SGK'nın, Ilgın Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/185 esas sırasında rücu davası açması ile aleyhine davanın kabulüne karar verildiğini, kararın, Konya 1. İcra Müdürlüğü'nün 2016/432 sayılı dosyası ile icra takibine konu edilmesi ile 14/11/2017 tarihinde 22.134,35-TL ödeme yaparak borcu ödediğini, ayrıca kararın murafaalı olarak temyizi sonrası kararın onanması üzerine Konya 1. İcra Müdürlüğü'nün 2018/249 sayılı dosyasına da murafaa vekalet ücreti ödemek zorunda kaldığını, İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi gereğince sorumlu olmadığı bir bedeli davalı yerine ödemek zorunda kaldığnı ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; şimdilik 100-TL'si yargılama gideri olmak üzere toplam 17.100-TL alacağın, ödeme tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekilinin, 07/04/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile icraen ödemek zorunda kalınan tutar yönünden talebini 17.000-TL'den 24.075,01-TL'ye çıkardığı, 100-TL'lik yargılama gideri yönünden ise ıslah yapılmadığının belirtildiği görülmüştür.
CEVAP
Davalı; ... ile %100 hisselerine sahip olduğu davacı şirketinde aralarında bulunduğu 20 elektrik dağıtım şirketi arasında dağıtım varlıklarının işletilmesine ilişkin 24/07/2006 tarihinde İşletme Devir Hakkı Sözleşmesi imzalandığını, hisse devir tarihi öncesinde tamamlanmış dosyaların bu kapsamda değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, devre esas bilançoda da dava konusu bedelin davacı şirket lehine alacak olarak yer almadığını, rücu davasına konu Mahkeme kararında bahsi geçen alacağın davacı şirket tarafından talep edilmesinin mümkün olmadığını, bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeyen ve icra takibine sebep olan davacının, söz konusu davaya ilişkin faiz ve İcra dosyasına ilişkin giderleri talep hakkı bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; Davacının yaptığı ödemeleri rücuen talep hakkına sahip olduğu, ödeme tarihinden itibaren 2 yıllık süre içinde dava açıldığı, bu nedenle zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı, davacı her ne kadar bozmadan sonra temyiz ve yargılama masraflarını talep etmiş ise de yaptığı ödemelere dair herhangi bir makbuz ya da benzeri ödeme belgesi ibraz etmediğinden bu yöndeki taleplerinin reddi gerektiği, bilirkişi raporunun hükme elverişli açık ve ayrıntılı olduğu gerekçesiyle; " Davanın kısmen kabulü ile 24.075,01-TL rücu alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" ilişkin karar verilmiş, karara karşı taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı istinaf dilekçesinde özetle; faiz başlangıcı yönünden ödeme tarihinin esas alınması gerektiğini, Ilgın ASHM'nin dayanak dosyasının fiziken getirtilerek yapılan yargılama giderlerinin mahkemece hesaplattırılmadığını ileri sürmüştür.
Davalı istinaf dilekçesinde özetle; alacağın zamanaşımına uğradığını, dayanak davada başka davalılar da olduğu halde ödenen tutarın tamamından kendisinin sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, 3. kişinin zararı bulunmadığını, avans faizi yürütülmesinin hatalı olduğunu, ihbar yükümlülüğünün yerine getirilmediğini, bu nedenle takibe konulan tutarın ferilerinden sorumlu olmadığını ileri sürmüştür.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Dosya kapsamında toplanan delillerden; dava dışı SGK Ankara İl Müdürlüğü tarafından müteahhit ...'ın iş yeri sigortalılarından 29/12/2004 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası sonucu vefat eden ...'ün hak sahiplerine ödenen peşin sermaye değerinin rücuen tazmini için ... mirasçıları tarafından, ... ve ... aleyhine Ilgın Asliye Hukuk Mahkemesinin (İş Mahkemesi sıfatıyla) 2015/185 esas (bozmadan sonraki son esas) sırasında 14/12/2005 tarihinde rücuen tazminat istemli dava açıldığı, yapılan yargılamalar neticesinde, davacı SGK'nın toplam zararının, 75.557,33-TL olarak hesaplandığı, yaptırılan kusur incelemesinde davalı ...'ın üst işveren- ...'ın alt işveren- ...'ın ise denetim elemanı olarak toplam kusurlarının % 75 oranında, vefat eden işçinin kusurunun % 20 oranında, dava dışı elektrik mühendisinin kusurunun ise % 5 oranında olduğunun tespit edildiği, mahkemece, 17/12/2015 tarihinde davanın kabulü ile % 10 oranında belirlenen 7.555,73-TL'nin tahsis onay tarihi olan 29/08/2005 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verildiği, kararın davalı ... tarafından murafaalı temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2017 tarih, 2017/336 Esas ve 2017/6108 Karar sayılı ilamı ile onanmasına dair karar verilerek işbu kararın ve kusur oranlarının kesinleştiği anlaşılmaktadır. Ilgın Asliye Hukuk Mahkemesi'nin (İş Mahkemesi sıfatıyla) verdiği işbu kararın, davacı SGK tarafından, Konya 1. İcra Müdürlüğü'nün 2016/432 Esas sırasında ilamlı icra takibine konu edilerek borçlular ... mirasçıları, ... ve ... aleyhine 24/03/2016 tarihinde takip başlatıldığı, 7.555,73-TL asıl alacak, 1.500-TL vekalet ücreti, 1.227-TL yargılama gideri ve 7.329,87-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 17.612,60-TL'nin tahsilinin istenildiği, takibin kesinleşmesi üzerine 14/11/2017 tarihinde borçlu ... tarafından 22.134,32-TL ödeme yapıldığı, yine Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2017 tarih, 2017/336 Esas ve 2017/6108 Karar sayılı onama ilamının, davacı SGK tarafından, Konya 1. İcra Müdürlüğü'nün 2018/249 sayılı dosyası ile ilamlı icra takibine konu edilerek borçlu ... aleyhine 26/02/2016 tarihinde takip başlatıldığı, 1.480-TL vekalet ücreti ve 55,82-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.535,82 TL üzerinden talepte bulunulduğu, takibin kesinleştiği ve dosyaya 09/03/2018 tarihinde borçlu ... tarafından 1.940,69-TL ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır.
Taraflar arasında akdedildiği hususunda herhangi bir ihtilaf bulunmayan 24/07/2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin 7.1 maddesinde; sözleşmenin imza tarihinden önce başlamış idari ve hukuki ihtilafların takip edilmesi, çözüme kavuşturulması ve bundan kaynaklanan her türlü sorumluluğun ...'a ait olduğu, 7.4 ve 7.6 maddesinde de; dağıtım faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetler nedeniyle üçüncü kişiler tarafından ileri sürülecek her türlü talebin muhatabının ... olduğu hükme bağlanmıştır.
Somut olayda; 24/07/2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin imza tarihinden önce gerçekleşen 29/12/2004 tarihli iş kazasında vefat eden işçi ... yönünden, hak sahiplerine vefat nedeniyle SGK tarafından ödenen peşin sermaye değerinin, % 10'u oranında bir tutarın, SGK tarafından kusura dayalı olarak talep edilmesi üzerine az yukarıda incelenen Ilgın Asliye Hukuk ( İş) Mahkemesi dosyasında sözü edilen yargılamanın yapıldığı, yargılama sonunda mahkemece verilen davanın kabulüne dair kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmesi üzerine, söz konusu davada davalı sıfatına sahip dosyamız davacısı olan ... tarafından sözü edilen takip dosyalarına 14/11/2017 tarihinde 22.134,32-TL ve 09/03/2018 tarihinde 1940,69-TL tutarlı ödemeler yapıldığı açıkça anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca davacı ...'ın, işbu davada ödediği bu tarları, davalı ...'dan talep edebileceğinin kabulü gerekmekte olup davalının, sorumlu tutulamayacağına yönelik istinaf istemlerinin tümünün reddi gerekir.
Somut uyuşmazlıkta davacı tarafından yapılan ödeme, İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin imzalandığı tarihten önceki döneme isabet eden olaya dayanmaktadır. Rücuen alacağa dayanak olan Ilgın Asliye (İş) Hukuk Mahkemesindeki davanın davacısı SGK olup bu sözleşme çerçevesinde üçüncü kişi konumunda olmakla, İHDS'nin 7.4 ve 7.6 maddeleri gereğince davacının, ödediği bedelleri davalıdan rücuen talep ve dava hakkı bulunmaktadır. Rücuen alacağa dayanak davadaki uyuşmazlığın dağıtım tesislerinin mülkiyetine ilişkin olmaması karşısında sözleşmenin 7.2 maddesi uyarınca davacının ihbar yükümlülüğü de bulunmamaktadır. Bu nedenle davacı icra dosyalarına ödediği tüm bedelin rücuen tahsilini davalıdan talep edebileceğinden davalının bu yöndeki istinaf başvurusunun da reddi gerekmiştir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 23/03/2016 tarih 2015/13510 esas 2016/3219 karar sayılı emsal içtihadı).
Davalının zamanaşımına ilişkin istinaf itirazının incelenmesinde; mahkemece, ödeme tarihinden itibaren 2 yıllık süre içinde ve süresinde davanın açılmış olduğunun kabulü doğru değil ise de; alacak, taraflar arasında imzalanan İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'ne dayandığından bu davada uygulanması gerekli olan zamanaşımı süresi Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi uyarınca 10 yıl olup davanın da bu süre içerisinde açıldığı anlaşıldığından bu yöndeki itiraz yerinde görülmemiştir.
Öte yandan, Hisse Satış Sözleşmesi'nin 9.4. maddesinde "...İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla", 22. maddesinin f bendinde "Alıcı ihale konusu hisseleri devir aldığı tarihten önceki döneme ilişkin olarak İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla..." hükümleri yer almaktadır. Anılan hükümler gözetildiğinde Hisse Satış Sözleşmesi karşısında İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi öncelikle uygulanacaktır.
Hal böyle olunca, mahkemece, davacının icra dosyasına yaptığı ödemenin tamamını davalıdan talep edebileceği, davacı yanca dava dilekçesi kapsamında iddianın ileri sürülüş şekli ile talebi de gözetilerek ödenen miktarın tamamının davalıdan tahsiline hükmedilmesi isabetlidir. Davalının, bu hususlara ilişkin istinaf istemleri yerinde görülmemiştir. Yine mahkemece, davacı tarafından, 100-TL olarak dava dilekçesinde talep edilerek yargılama aşamasında ki giderlere ilişkin olduğu belirtilen talep yönünden, davacının ispat külfeti altında olup yaptığı masrafları ispat edemediğinden bahisle bu talebin reddine yönelik karar verilmesinde de yapılan masraflara ilişkin belgeleri sunma yükümlülüğünün davacıda olması nazara alındığında bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacının bu hususa ilişkin istinaf istemi yerinde değildir.
Davalının, avans faizi uygulanamayacağına yönelik itirazına gelince; rücuen tazminat talebi, başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelik tazminat niteliğinde olup davacının mal varlığındaki eksilme ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme gününden itibaren her iki tarafta tacir olduğundan avans faizi talep edebilir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13/04/2016 tarih ve 2016/2239-2016/4044 E.-K. Sayılı emsal kararı). Buna göre mahkemece, avans faizine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Davacının, açılan davada avans faizinin başlangıç tarihinin ödeme tarihi olması gerektiğine yönelik itirazının incelenmesinde; rücuen tazminat talebi, başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelik tazminat niteliğinde olmakla davacının mal varlığındaki eksilme ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme gününden itibaren faiz talep edilebilecektir. Hal böyle olunca mahkemece, davacı ... tarafından, yukarıda sözü edilen takip dosyalarına, 14/11/2017 tarihinde 22.134,32-TL ve 09/03/2018 tarihinde 1940,69-TL tutarlı ödemeler yapıldığı açıkça anlaşıldığı halde, bu tutarlara ödeme tarihlerinden geçerli olmak üzere avans faizi yürütülmesi gerekirken dava tarihinden geçerli olmak üzere toplam tutara avans faizi yürütülmesi isabetsiz olmuştur. Davacının, bu hususa ilişkin istinaf istemi yerinde olmakla faiz başlangıç tarihine ilişkin istinaf isteminin kabulü gerekmiştir.
Ne var ki bu durum yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden yukarıda açıklanan tüm bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun ise faiz başlangınç tarihi yönünden kısmen kabul kısmen reddiyle ilk derece mahkemesi kararının faiz başlangıç tarihi yönünden kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
A)1-Davalı tarafın istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davalıdan alınması gerekli olan 1.644,56-TL nispi istinaf karar harcından peşin alınan 411,14-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.243,42-TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
B)1-Davacı tarafın istinaf başvurusunun faiz başlangıç tarihi yönünden KISMEN KABULÜNE, sair istinaf istemlerinin REDDİNE,
2-Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/04/2021 tarih 2018/709 Esas 2021/339 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi faiz başlangıç tarihi yönünden KALDIRILMASINA,
3-Davanın KISMEN KABULÜNE, 24.075,01-TL alacağın; 22.134,32-TL'sine 14/11/2017 tarihinden, 1.940,69-TL'sine 09/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
4-Alınması gereken toplam 1.644,56-TL harçtan peşin yatırılan 412,86-TL harç ile davalı tarafından istinaf aşamasında bakiye karar harcı olarak yatırılan 1.231,70-TL'nin mahsubu ile yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
5-Davacı tarafından yatırılan 412,86-TL peşin harç ile 35,90-TL başvurma harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 600-TL bilirkişi ücreti ile posta ve tebligat gideri olarak yapılan 126,05-TL'nin toplamı olan 726,05-TL yargılama masrafının davanın kabul red oranı dikkate alınarak hesaplanan 723,05-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, verilen kararın niteliğine göre ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca hesaplanan 4.080-TL vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca vekalet ücreti red edilen miktarı geçemeyeceğinden 100-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
9-HUAK 18A/13 ile HUAK yönetmeliği 26/2 maddeleri gereğince yargılama giderlerinden sayılan 1.320-TL zorunlu arabuluculuk giderinden, kabul ve ret oranına göre 1.314,52-TL'sinin davalıdan, kalan 5,48-TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
10-Gider avansının kullanılmayan kısmının talep halinde yatırana iadesine,
C)1-Davacı tarafından yatırılan 411,14-TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,
2-Davacının istinaf aşamasında yaptığı 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Davacının istinaf aşamasında posta gideri olarak yapılan 125,00 TL yargılama giderinin davadaki haklılık durumu gözetilerek hesaplanan 124,48 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 16/10/2025
Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -