T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2023/326 Esas 2025/1096 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/326
KARAR NO : 2025/1096
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/12/2022
NUMARASI : 2021/720 Esas 2022/868 Karar
DAVA : Tazminat (Kasko Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 09/12/2021
KARAR TARİHİ : 16/10/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 10/11/2025
Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin aracının davalı tarafından kasko sigorta poliçesi ile teminat altına alındığını, müvekkilinin aracının maden sahasında seyir halinde iken zeminin ıslak ve gevşek olması nedeniyle yoldan çıkarak şarampole düşerek hasara uğradığını, davalının müvekkilinin zararını gidermediğini belirterek şimdilik 50,00 TL'nin avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama aşamasında talebini toplam 599.910,24 TL'ye artırarak anılan miktarın kaza tarihi olan 31/07/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; sigortalı araç sürücünün 0,14 promil alkollü olduğunun tespit edildiğini, bunun kaza anı itibariyle uyarlandığında sigortalı aracı kullanan sürücünün 0,34 promil alkollü bulunduğunu, sigortalı aracın kamyon olup söz konusu araç sürücüsünün 0,20 promil üstünde alkollü araç kullanmasının yasak olduğunu, hasarın teminat dışında kaldığını, araçta meydana geldiği iddia edilen hasar tutarının fahiş bulunduğunu, meydana gelen hasarın net olarak tespit edilmesi gerektiğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; alınan bilirkişi kurulu raporu ile İstanbul ATK. 5.İhtisas Kurulu raporunun denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli görüldüğü, nöroloji uzmanı bulunan bilirkişi kurulundan alınan rapor ile İstanbul ATK. 5.İhtisas Kurulunun nöroloji uzmanı bulunan raporunda davacı adına kayıtlı ve davalıya kasko sigortalı araç sürücüsünün sabaha karşı ıslak zeminli stabilize yolda dikkatsizliği ve tedbirsizliği sonucu kazanın meydana gelmesine neden olduğu kazada, olayın münhasıran alkolün tesiri ile meydana gelmediğinin tespit edildiği, bilirkişi kurulu raporunda araçta meydana gelen hasar miktarının olay tarihi olan 31/07/2021 tarihi itibarıyla 599.910,24 TL olduğunun tespit edildiği, meydana gelen trafik kazası olayının münhasıran alkolün tesiri ile meydana gelmemesiyle nedeniyle araç ve damper hasarının teminat kapsamında olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 599.910,24 TL'nin temerrüt tarihi olan 04/11/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacya ödenmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; eksik inceleme ile karar verildiğini, kaza sonrasında kolluk kuvvetleri tarafından aynı tarihli tutulan kaza yeri görgü ve tespit tutanağında sigortalı araç sürücüsünün 0,14 promil alkollü olduğu bilgisinin yer aldığını, Soma Devlet Hastanesinde 31.07.2021 tarihinde saat 06:52 de yapılan ölçümde sürücünün 0.14 promil alkollü olduğunun tespit edildiğini, söz konusu alkol ölçümünün kazadan tam 1 saat 22 dakika sonra yapıldığını, T.C. Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu verileri uyarınca kişinin kanındaki alkol oranı her saatte 0,15 promil oranında azalış gösterdiğini, bu durumda kaza anı itibari ile sigortalı aracı kullanan sürücünün 0,34 promil alkollü olduğunu, huzurdaki davada da sigortalı araç damper kasalı kamyon niteliğindeki bir araç olup, söz konusu aracın 0.20 promil üstünde alkollü olan araç sürücüleri tarafından kullanılmasının yasak bulunduğunu, adli tıp kurumundan gelen raporda sürücünün kanındaki alkol miktarı uyarınca emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyeceğinin tıbben beklenmediği şeklinde bir tespit yapıldığı hususlarının vurgulandığını, buna rağmen sürücünün kanındaki alkol miktarı uyarınca emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyeceğinin tıbben beklenmediği şeklinde bir tespit yapıldığını, alkol almış bir sürücünün güvenli sürüş yeteneğini kaybedip kaybetmediğinin tespitinde, kandaki alkol miktarının azlığı yada çokluğunun tek gösterge olamayacağı ve her olayda bu hususun kendi koşulları içerisinde tekrar değerlendirilmesi gerektiğini, huzurdaki davada mahkeme tarafından sadece sürücünün kanındaki alkol oranının 0,14 pormil olmasından bahisle güvenli sürüş yeteneğini kaybetmediği şeklinde bir değerlendirme yapılmış olmasının açıkça hatalı bulunduğunu, taraflarınca adli tıp kurumu genişletilmiş uzmanlar kurulundan ek rapor alınmasını talep edilmiş olmakla birlikte iş bu taleplerinin de dikkate alınmadığını, nedenden ötürü mahkemenin kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğin, hasara ilişkin olarak tanzim edilen raporda müvekkili şirket eksperleri tarafından tanzim edilen raporda, yedek parça bedellerine uygulanan iskonto oranlarının çok yüksek olduğunun belirtildiğini, hiç iskonto uygulanmadan doğrudan yedek parçaların orijinal bedelleri üzerinden hesaplama yapılmak ve sadece %1 oranında hurda tenzili uygulanmak sureti ile hasar onarım bedeli tespit edildiğini, bilirkişilerin uyguladığı %1'lik oran oldukça düşük olup, daha yüksek bir oranda hurda tenzili uygulanması gerektiğini, mahkemenin bu husustaki itirazları da dikkate almadan davanın kabulüne karar verdiğini, kararın hatalı bulunduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Kasko sigorta poliçesi, yargılama aşamasında nörolog makine mühendisi ve sigorta uzmanı bilirkişi heyetinden alınan 21/06/2022 tarihli rapor, kasko ekspertiz raporu, sigortalı araç ruhsatı, olay yeri hasarlı araç fotoğrafları, alkolmetre raporu, kaza yeri görgü ve tespit tutanağı, İzmir 6. Sulh hukuk Mahkemesinin 2021/155 D. İş Sayılı tespit dosyası ve anılan dosyada otomotiv prg. em. öğretim üyesinden alınan 28/10/2021 tarihli tespit raporu, İstanbul ATK 5. Adli Tıp İhtisas Kurulundan alınan 21/09/2022 tarihli rapor dosya içerisinde yer almaktadır.
Alkolmetre ölçümüne ilişkin 31/07/2021 tarih 06:52 saatli alkol tespit tutanağında, sigortalı araç sürücüsünün 0,14 promil alkollü olduğu yer almaktadır.
Kolluk tarafından düzenlenen 31/07/2021 tarihli kaza yeri görgü ve tespit tutanağında, saat 07:00'de kazanın ihbar edildiği, zeminin ıslak olması nedeniyle aracın kontrolünün kaybedilmesi sonucu yoldan 7-8 metre yükseklikten aşağıya yola düştüğü, sürücünün alkol muayenesinden 0,14 promil alkollü olduğu belirtilmiştir.
Davacının başvurusu üzerine davalı 26/10/2021 tarihli cevabında, kazanın 05:30'da meydana geldiği, alkol raporunun 06:30'da alındığı, kaza saatinde sürücünün yaklaşık 0,29 promil alkollü olduğu, hasarın teminat dışında kaldığı bildirilmiştir.
Sigortalı araç sürücüsü ... davalı sigorta şirketine verdiği 25/08/2021 tarihli beyanında, kazanın saat 05:30'da meydana geldiğini belirtmiştir.
İzmir 6. Sulh hukuk Mahkemesinin 2021/155 D. İş Sayılı tespit dosyasında alınan tespit raporunda, sigortalı araçta kdv dahil 593.308,77 TL hasar meydana geldiği, araçtaki hasar dışında damper şapkasında hasar olduğu, bu hasarında bedelinin kdv dahil 12.177,60 TL bulunduğu, toplam hasarın 605.486,37 TL olduğu, sigortalı araç rayiç değerinin 1.300.000,00 TL, sovtaj bedelinin 750.000,00 TL bulunduğu, makul onarım süresi bakımından ikame araç maliyetinin 36.000,00 TL olacağı tespit edilmiştir.
Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda, kazanın 05:30'da meydana geldiği, alkolmetre sonucu %14 promil widmark metoduna göre kaza saatinde sürücünün 0,29 promil alkollü olduğu, sürücünün kazada kusurunun bulunmadığı, kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana gelmediği, araçta 599.910,24 TL hasar oluştuğu, araç rayiç değerinin 1.300.000,00 TL, sovtaj bedelinin 500.000,00 TL bulunduğu, aracın onarımının ekonomik olduğu, araç kazanç kaybının 36.000,00 TL olup, poliçede ikame araç klozu bulunmadığı, hasarın teminat kapsamında kaldığı yönünde kanaat bildirilmiştir.
İstanbul ATK 5. Adli Tıp İhtisas Kurulundan alınan 21/09/2022 tarihli raporda, 0,14 promil alkolün bireylerin hemen tümüne yakınında önemli bir etkilenmeye yol açmayacağı, sürücünün emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyeceğinin tıbben beklenmediği, kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana gelip gelmediğinin sadece kişinin alkol düzeyinin değerlendirilmesiyle tespit edilemeyeceği, kaza oluşumuna sebep olabilecek yol, araç, iklim durumu gibi diğer koşulların kazadaki rolünün bulunup bulunmadığının tıbbi bir konu olmadığı, kusur sorulması halinde trafik ihtisas dairesinden görüş alınabileceği belirtilmiştir.
Davacı yan kasko sigortalı aracın karıştığı tek taraflı trafik kazası sonucu hasara uğradığını, davalının hasar bedelini ödemediğini, araçta oluşan zarardan kasko sigorta poliçesi kapsamında davalının sorumlu olduğunu iddia etmiş, davalı yan ise sigortalı araç sürücüsünün kaza sırasında ticari araçlara ilişkin yasal sınırın üzerinde alkollü olduğunu, hasarın kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında davacının aracının davalı tarafından kasko sigorta poliçesi ile teminat altına alındığı, sigortalı aracın karıştığı tek taraflı trafik kazası sonucu hasar oluştuğu, hasara ilişkin davalı tarafından davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, kasko sigortalı aracın karıştığı trafik kazası sonucu uğradığı hasarın kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında bulunup bulunmadığı, kaza sırasında araç sürücüsünün alkol oranı, sigortalı araçta oluşan hasar teminat kapsamında ise hasar miktarı, davacının sigortalı araçta oluşan hasarın giderilmesini davalıdan talep edip edemeyeceği hususlarından kaynaklanmaktadır.
Davalı vekilinin istinaf itirazı incelendiğinde; 6102 sayılı TTK'nun 1421. maddesi uyarınca, sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu, anılan yasanın 1409. maddesinde, sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığının ispat yükünün sigortacıya ait olduğu düzenlenmiştir.
Davalı yan cevap dilekçesinde ve aşamalarda sigortalı araç sürücüsünün kaza sırasında ticari araçlara ilişkin %20 yasal sınırın üzerinde alkollü olduğunu, alkol nedeniyle hasarın kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında bulunmadığını ileri sürmüştür.
Dava konusu trafik kazasına ilişkin Soma Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen alkolmetre tutanağında, sigortalı araç sürücüsünün 31/07/2021 kaza tarihinde saat 06:52'de 0,14 promil alkollü olduğu yer almaktadır.
Kolluk tarafından düzenlenen kaza yeri görgü ve tespit tutanağında kazanın kolluğa saat 07:00'de ihbar edildiği belirtilmiş, sigortalı araç sürücüsü davalı sigorta şirketine verdiği beyanında kazanın saat 05:30'da meydana geldiğini beyan etmiştir.
Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda, sürücünün hastanede yapılan alkolmetre sonucu tespit edilen alkol oranının 0,14 promil olduğu, anılan bu tespitin saat 06:52'de yapıldığı, anılan oran widmark usulünce kaza saati olan 05:30'a uyarlanarak kaza saatinde sürücünün 0,29 promil alkollü olduğu tespit edilmiştir. Anılan oran ticari araç sürücülerine ilişkin yasal sınır olan 0,20 promil alkolün üzerinde bir alkol oranıdır. Salt alkol oranının yasal sınırın üzerinde olması hasarın kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında bulunmadığı sonucunu doğurmayacak olup, burada araştırılması gereken husus yasal sınırın üzerindeki alkol oranının kazanın meydana gelmesinde münhasıran bir etkisi bulunup bulunmadığıdır.
Alınan bilirkişi raporunu düzenleyen bilirkişi heyeti arasında nörolog bilirkişi de bulunmakta olup, raporda kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana gelmediği tespit edilmiştir.
Alınan adli tıp raporunda, kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana gelip gelmediğinin sadece kişinin alkol düzeyiyle değerlendirilemeyeceği, kaza oluşumuna sebep olabilecek koşulların da kazadaki rolünün bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekeceği belirtilmiştir.
Alınan bilirkişi raporu ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişlidir.
Hal böyle olunca, mahkemece sigortalı araç sürücüsünün hastanede alkolmetreyle yapılan alkol ölçümü esas alınarak, bu oran kaza saatine uyarlandığında sürücünün ticari araç sürücüleri için geçerli olan 0,20 promil yasal sınırın üzernide, 0,29 promil alkollü olduğu, sürücünün kaza sırasında yasal sınırın üzerinde alkollü olmakla birlikte kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana gelmediği, alınan bilirkişi raporunun ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, bilirkişi raporu ile kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana gelmediği tespit edildiğinden sigortalı araçta kaza nedeniyle oluşan hasarın kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında bulunduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Öte yandan, yargılama aşamasında alınan bilirkişi heyeti raporunda sigortalı araçta oluşan hasar bedeli (kdv dahil), sigortalı aracın kaza tarihindeki ikinci el rayiç değeri, sovtaj değeri belirlenerek sigortalı aracın onarımının ekonomik olduğu tespit edilmiş, araçta oluşan hasar bedeli belirlenmiştir. Alınan rapor ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli nitelikte olduğu gibi, dosya içerisinde yer alan hasar fotoğrafları, tespit raporu ile de uyumlu niteliktedir.
Bu durumda mahkemece, dava konusu kaza nedeniyle sigortalı araçta oluşan hasar bedelinin tespitine ilişkin alınan bilirkişi raporunun ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli nitelikte olduğu gibi dosya içerisinde yer alan hasar fotoğrafları ve tespit raporuyla da uyumlu bulunduğu gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetlidir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gerekli olan 40.979,87 TL nispi istinaf karar harcından peşin alınan 10.245,00 TL nispi harcın mahsubu ile bakiye 30.734,87 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 16/10/2025
Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.