T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2023/267 Esas 2025/1041 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/267
KARAR NO : 2025/1041
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 27/12/2022
NUMARASI : 2022/528 Esas 2022/1047 Karar
DAVA : Alacak (İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 29/07/2022
KARAR TARİHİ : 03/10/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 31/10/2025
Taraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında işletme hakkı devir sözleşmesi imzalandığını, dağıtım faaliyetlerinin davalı tarafından yürütüldüğü dönemde işçinin iş kazası sonucu ölümü nedeniyle işçinin hak sahiplerine bağlanan peşin sermaye değerli gelir nedeniyle oluşan kurum zararının tahsili talebi ile açılan alacak davasının kısmen kabulüne ilişkin verilen kararın icra takibine konulması sonucu müvekkilinin icra dosyasına ödeme yaptığını, dava dosyalarında harç ve masraf ödediğini, icra dosyasına yapılan ödeme sonrası rücuya dayanak ilamda müteselsil sorumluluğuna hükmedilen diğer davalı ... İnşaat ... Ltd. Şti tarafından müvekkiline 21/10/2016 tarihinde 151.870,00 TL ödendiğini, ödenen bedelin mahsubu sonrası kalan kısımdan davalının sorumlu olduğunu belirterek şimdilik icra dosyasına ödeme nedeniyle 221.944,63 TL, harç ve masraflar nedeniyle 7.749,87 TL olmak üzere toplam 229.694,50 TL'nin her bir alacak ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan rücuen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, bölgede faaliyet gösteren ayrı tüzel kişiliğe sahip elektrik dağıtım müesseselerinin tüzel kişilikleri sonlandırılarak davacı şirkete bağlandığını, bu nedenle İHDS öncesindeki dağıtım faaliyetlerinden doğan sorumluluğun müvekkiline ait olmadığını, davacının işçisinin sözleşme kapsamında üçüncü kişi sayılamayacağını, ödeme tarihinden itibaren avans faizi talep edilemeyeceğini, dayanak davanın ve icra dosyasının hiçbir aşamada müvekkiline bildirilmediğini, davacının icra takibine ilişkin şikayet yoluna gitmeyerek fazladan yaptığı tutarı müvekkilinden talep edemeyeceğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; işçinin ölümü ile sonuçlanan iş kazasının 08.12.2004 tarihinde yani İHDS'den önce meydana geldiği, sorumluluğun davalı şirkette olduğu, davacının rücuya dayalı dava nedeniyle ödediği bedeli davalıdan rücuen talep edebileceği, bilirkişi raporu ile bu miktarın tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 204.878,07 TL'nin dava tarihi olan 29/07/2022 tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; rapordaki hesaplamalara ilişkin taraflarınca itirazda bulunulduğunu, itirazlarının gözetilmeden yasaya ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına tümüyle aykırı olarak davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, dava dilekçesinde davalıdan tahsilinin talep edildiği tutar kalemlerinden biri olan 195.674,00 TL belirlenirken, müvekkili şirketçe 29.01.2016 tarihinde icra dosyasına ödenen 322.840,17 TL'ye 21.10.2016 tarihine kadar avans faizi (tarafların tacir olması sebebiyle) işletilmek suretiyle söz konusu bedelin bu tarihe güncellendiğini, böylelikle 21.10.2016 tarihinde toplam borcun (322.840,17+24.703,91=347.544,08 TL) olarak hesaplandığını, hesaplanan bu miktardan üçüncü şahısça aynı tarihli (21.10.2016) yapılan 151.870,00 TL ödeme indirilerek davalının sorumluluğuna düşen miktar 195.674,00 TL olarak belirlendiğini, söz konusu tutar (195.674,00 TL) ile davacı müvekkili şirket tarafından sonradan 08.02.2016 tarihinde icra dosyasına ödenen 26.271,63 TL, 31.12.2014 tarihinde ödenen 2.542,35 TL tamamlama harcı, 123,60 TL temyiz yoluna başvurma harcı ve 21.06.2016 tarihinde ödenen 5.083,92 TL bakiye harç ödemesinin davanın konusunu oluşturduğunu, ancak bilirkişi raporunda hesaplama yapılırken davacı müvekkili şirket tarafından 29.01.2016 tarihinde ödenen 322.840,17 TL tutara üçüncü kişi tarafından ödeme yapılan 21.10.2016 tarihine kadar işleyecek faizin göz ardı edildiğini, bunun sonucunda yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, ayrıca raporda bir kısım harç ve masraflara ilişkin talepleri yönünden 21.06.2016 tarihinde ödenen 5.093,92 TL bakiye harca ilişkin kısımda geç ödemeden kaynaklı olarak yapılan faiz ödemesinin huzurdaki davaya konu edilmediğini, 31.12.2014 tarihinde yapılan 123,60 TL'lik temyiz yoluna başvurma harcının da rücuya konu 25.12.2014 tarihli bozmadan sonraki dayanak ilamda yargılama giderleri arasında sayılmadığını, dolayısıyla müvekkili şirket tarafından 31.12.2014 tarihinde yapılan 2.542,35 TL tamamlama harcı, 123,60 TL temyiz yoluna başvurma harcı ve 21.06.2016 tarihinde yapılan 5.083,92 TL bakiye harç ödemesi toplamı 7.749,87 TL'den davalının sorumlu olduğu konusunda şüphe bulunmadığını, dolayısıyla hükme esas alınan bilirkişi raporunda yapılan hesaplamaların hatalı olup, bu sebeple sözü edilen rapor benimsenerek oluşturulan hükmün de isabetsiz olduğunu, müvekkilinin mal varlığındaki eksilme ödeme tarihinde gerçekleştiğinden dava konusu alacağa ödeme tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin de hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece zaman aşımı itirazlarının değerlendirilmeden karar verildiğini, elektrik dağıtım şirketinin tüzel kişiliği hakları, borçları ve yükümlülüklerinin herhangi bir değişiklik olmaksızın sadece hisselerinin el değiştirmesinin söz konusu olduğunu, 17.02.2005 tarihinden önce dağıtım faaliyeti bölgesinde ... Genel Müdürlüğünden ayrı bir tüzelkişiliğe sahip Elektrik Dağıtım Müesseseleri tüzel kişiliklerinin faaliyet gösterdiğini, bu dağıtım müesseselerinin tüzel kişiliklerinin sonlandırılarak İl Müdürlüklerine dönüştürüldüğünü, tüm hak ve borçları ile ... EDAŞ'a bağlandığını, bu sebeple İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi öncesindeki dağıtım faaliyetlerinden doğan sorumluluğun müvekkili ... Genel Müdürlüğüne ait olacağı iddiası haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu gibi 17.02.2005 tarihinden önce dağıtım faaliyeti bölgesinde ... Genel Müdürlüğünün değil ayrı tüzel kişiliğe sahip Elektrik Dağıtım Müesseselerin yetkili ve sorumlu olduğunun da açık olduğunu, mahkeme kararında bu hususun irdelenmediğini, mahkemenin karar verirken asıl dikkat edilmesi gereken fakat göz ardı ettiği hususun, özelleştirme modeli gereği hisse devir aşamasında bilanço çalışmaları yapılarak davacı ... EDAŞ tarafından devre esas mizan düzenlenmiş olması ve bu mizan kayıtları esas alınarak "devre esas bilanço" belirlenmiş olması olduğunu, bu işlemler neticesinde geçmişe yönelik borç ve alacak işlemlerinin bu bilanço ile kesinleştirilerek devir bilançosunun düzenlendiğini, devir öncesinde sonuçlanmış ve ödemesi yapılmış dosyaların bu kapsamda değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, davacının ödediğini iddia ettiği tutarın dava tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte ödenmesine hükmedilmesinde İşletme Hakkı Devir Sözleşmesine aykırı bulunduğunu, davacı tarafından söz konusu dava hiçbir aşamada müvekkile bildirilmediği gibi icra dosyasına ilişkin olarak da bildirimde bulunmadığını, açıklanan nedenlerle bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeyen ve icra takibine sebep olan davacının söz konusu davaya ilişkin faizi ve icra dosyasına ilişkin giderleri talep hakkı bulunmadığını, bu yöndeki savunmalarının mahkemece değerlendirilmediğini, davacının haklı olduğu düşünülse dahi müvekkili kurum yalnızca mahkeme kararında belirtilen tutardan sorumlu olduğunu, müvekkilinin icra takibine ilişkin giderlerden, vekalet ücretinden, karara ilişkin olarak yapılan diğer masraflardan ve faizden sorumlu olmadığını, bu yönde verilen diğer mahkeme kararlarının bu sebeple bozulduğunu, mahkeme kararının da bu sebeple kaldırılması gerektiğini, dayanak mahkeme kararına göre tüm sorumluluğun ... İnşaat Elektrik Taahhüt Tic. Ltd. Şti.'de olmasına rağmen bu firmadan eksik tahsilat yapılarak aradaki farkın müvekkilinden kalep edilmesinin ve mahkemece de bu talebin kabulüne karar verilmesinin hukuka bulunduğunu, dayanak mahkeme kararındaki kusur oranlarına, göre tüm sorumluluk ... İnşaat Elektrik Taahhüt Tic. Ltd. Şti'nin sorumluluğunda olup bu tutarın müvekkilince ödenmesine karar verilmesinin kararın kaldırılmasını gerektirdiğini, dayanak mahkeme kararı ve icra emrinin incelenmesi neticesinde davacı tarafça icra dosyasına fazla ödeme yapıldığının tespit edildiğini, davacının icra emri ile istenen tutarları ve faizleri inceleyerek fazla hesaplanan tutarlar yönünden şikayet yoluna gitmesi gerekirken, şikayet yoluna gitmeyerek fazladan yaptığı tutara da davacının kendisinin katlanması gerektiğini, mahkeme kararının uygulanacak faiz yönünden de hukuka aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 25/12/2014 tarih 2013/339 Esas 2014/696 Karar sayılı ilamının incelenmesinde; davacısı ..., davalıları ... İnşaat ... Ltd. Şti. ve ... EDAŞ olup, 08/12/2004 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu işçinin vefatı nedeniyle işçinin hak sahiplerine bağlanan peşin sermaye değerli gelir nedeniyle oluşan kurum zararının tahsili talebiyle açılan davada davanın kısmen kabulüne karar verildiği, kararın Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nce onanarak kesinleştiği görülmüştür.
... İcra Müdürlüğü'nün 2014/1283 sayılı takip dosyası ile; alacaklı ... tarafından borçlular ... İnşaat ... Ltd. Şti. ve ... EDAŞ aleyhine ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin yukarıda anılan ilamına dayalı olarak icra takibi başlatıldığı, davacı tarafından icra dosyasına 08/02/2016 tarihinde 26.271,63 TL, 29/01/2016 tarihinde 322.840,17 TL ödendiği anlaşılmıştır.
Rücuya dayanak davada davalı olarak yer alan ... İnşaat ... Ltd. Şti. tarafından davacı hesabına rücuen tarihli yazı açıklamasıyla 21/10/2016 tarihinde davacı hesabına 151.880,50 TL ödenmiştir.
Yargılama aşamasında hesap uzmanı bilirkişiden alınan 14/12/2022 tarihli raporda, dayanak ilamdan doğan sorumluluğun toplam 372.522,05 TL olduğu, davacının ödeme tarihi itibarıyla ilamdan doğan sorumluluktan daha az ödeme yaptığı, bunun da davalı lehine olduğu, davacının icra dosyasına 322.840,17 TL ve 26.271,63 TL ödediği, dayanak davada davalı olan ... İnşaat ... Ltd. Şti.'nin ödediği 151.870,00 TL mahsup edildiğinde bakiye bedelin 170.970,17 TL olduğu, davacının 21/06/2016 tarihinde 5.093,92 TL bakiye harç, 31/12/2014 tarihinde 2.542,35 TL tamamlama harcı ödediği, temyiz yoluna başvurma harcı talep edilmiş ise de, bu miktarın bozmadan sonraki ilamda yargılama giderleri içinde bulunduğu, davacının icra dosyasına 08/02/2016 tarihinde ödediği 26.271,63 TL ile icra dosyasına ödediği miktardan bakiye kalan 170.970,17 TL, bakiye harç nedeniyle ödediği 5.093,92 TL, tamamlama harcı olarak ödediği 2.542,35 TL olmak üzere toplam 204.878,07 TL'yi davalıya rücu edebileceği, bakiye harcın geç ödenmesinden kaynaklanan sorunun davacıdan kaynaklandığı, işleyen faizin davalıya rücu edilemeyeceği tespit edilmiştir.
Davacının rücuya dayanak dava dosyasında 21/06/2016 tarihinde 5.093,92 TL bakiye harcı, 31/12/2014 tarihinde 2.542,35 TL tamamlama harcının yatırıldığı makbuzlardan anlaşılmıştır.
Davacı tarafından dava tarihinden önce davalıya yapılan bila tarihli başvuruda icra dosyasına 349.111,80 TL ödeme yapıldığı belirtilerek ... İnşaat ... Ltd. Şti tarafından ödemenin mahsubu sonrasında bakiye 197.241,80 TL'nin ödeme tarihi olan 29/01/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte yatırılması talep edilmiştir.
Davalı tarafından davacıya verilen bila tarihli cevapta, dayanak davanın sorumluluğunun davacıya ait olduğu belirtilerek talebe ilişkin bir işlem tesis edilmeyeceği bildirilmiştir.
Sözleşme hükümleri ile birlikte somut olay ve davalı vekilinin istinaf itirazları birlikte incelendiğinde; dava dışı işçinin iş kazası nedeniyle ölümü sonucu işçinin hak sahiplerine bağlanan peşin sermaye değerli gelir nedeniyle oluşan kurum zararının tazmini için davacı ve dava dışı ... İnşaat ... Ltd. Şti. aleyhine açılan alacak davasında yapılan yargılama sonunda, davalı ... şirketinin %30, davalı ... EDAŞ'ın %40, davalı ... ... İşletme Şefinin %10, davalı ... şirketi ortağı ve müdürünün %10, ölen işçinin ise olayda %10 kusurlu olduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verildiği, davacı ... tarafından mahkeme ilamını davacı ve diğer borçlu aleyhine icra takibine koyması sonucu davacının ... İcra Müdürlüğü'nün 2014/1283 sayılı takip dosyasında 08/02/2016 tarihinde 26.271,63 TL, 29/01/2016 tarihinde 322.840,17 TL ödediği, ayrıca davacının rücuya dayanak dava dosyasında 21/06/2016 tarihinde 5.093,92 TL bakiye harç, 31/12/2014 tarihinde 2.542,35 TL tamamlama harcı yatırdığı dosya içeriğiyle sabittir.
Taraflar arasında akdedildiği hususunda her hangi bir ihtilaf bulunmayan 24/07/2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin 7.1 maddesinde; sözleşmenin imza tarihinden önce başlamış idari ve hukuki ihtilafların takip edilmesi, çözüme kavuşturulması ve bundan kaynaklanan her türlü sorumluluğun ...'a ait olduğu, 7.4 ve 7.6 maddesinde de; dağıtım faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetler nedeniyle üçüncü kişiler tarafından ileri sürülecek her türlü talebin muhatabının ... olduğu hükme bağlanmıştır.
Somut uyuşmazlıkta davacı tarafından icra dosyasına yapılan ödeme İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin imzalandığı tarihten önceki döneme isabet eden olaya dayanmaktadır. Rücuen alacağa dayanak olan ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'ndeki davanın davacısı da bu sözleşme çerçevesinde üçüncü kişi konumunda olup İHDS'nin 7.4 ve 7.6 maddeleri gereğince davacının icra dosyasına ödediği bedeli davalıdan rücuen talep ve dava hakkı bulunduğu gibi, dayanak dava nedeniyle ödediği bakiye harç ve tamamlama harcını da davalıdan rücuen talep ve dava hakkı bulunmaktadır. Rücuen alacağa dayanak davadaki uyuşmazlığın dağıtım tesislerinin mülkiyetine ilişkin olmaması karşısında sözleşmenin 7.2 maddesi uyarınca davacının ihbar yükümlülüğü de bulunmamaktadır. Bu nedenle davalı vekilinin anılan hususlara ilişkin istinaf isteminin reddi gerekmiştir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 23/03/2016 tarih 2015/13510 esas 2016/3219 karar sayılı emsal içtihadı).
Davalı vekilinin zamanaşımına ilişkin istinaf itirazının incelenmesinde; alacak taraflar arasında imzalanan İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'ne dayandığından bu davada uygulanması gerekli olan zamanaşımı süresi Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi uyarınca 10 yıl olup davanın da bu süre içerisinde açıldığı anlaşıldığından bu yöndeki itiraz yerinde görülmemiştir.
Öte yandan, Hisse Satış Sözleşmesi'nin 9.4. maddesinde "...İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla", 22. maddesinin f bendinde "Alıcı ihale konusu hisseleri devir aldığı tarihten önceki döneme ilişkin olarak İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla..." hükümleri yer almaktadır. Anılan hükümler gözetildiğinde Hisse Satış Sözleşmesi karşısında İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin öncelikle uygulanacağı anlaşıldığından davalı vekilinin bu hususa yönelik itirazlarına Dairemizce itibar edilmemiştir.
Davalı vekilinin açılan davada avans faizi uygulanamayacağına yönelik itirazına gelindiğinde, rücuen alacak talebi, başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelik tazminat niteliğinde olup, davacının mal varlığındaki eksilme ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme gününden itibaren her iki tarafta tacir olduğundan avans faizi talep edebilir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13/04/2016 tarih ve 2016/2239-2016/4044 E.-K. Sayılı emsal kararı). Mahkemece hüküm altına alınan miktara avans faizi hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Yargılama aşamasında alınan ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu ile davacının icra dosyasına fazla ödeme yapmadığı da tespit edilmiş olup, davalı vekilinin davacının icra dosyasına fazla ödeme yaptığına ilişkin istinaf itirazı da yerinde görülmemiştir.
Davacı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine gelindiğinde, dava işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkindir. Taraflar arasında akdedilen İHDS'nin 7.4 maddesi uyarınca, dağıtım faaliyetinin davalı tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirilen her türlü iş ve işlemlerin bütün sorumluluğunun davalıya ait olduğu ve yine bu kapsamda üçüncü kişiler tarafından ileri sürülecek talep ve davalardan doğacak her türlü mali yükümlülüğün de davalı tarafından karşılanacağı düzenlenmiştir.
Davacı tarafından dayanak dava nedeniyle 5.093,92 TL bakiye harç ile 2.542,35 TL tamamlama harcı ödenmiş olup, ilk derece mahkemesince de anılan ödemelerin davalıdan rücuen tahsilinin talep edilebileceği kabul edilerek anılan miktarlar hüküm altına alınmıştır.
Davacı temyiz yoluna başvurma harcı ödediğini ileri sürerek bu miktarın da davalıdan rücuen tahsilini talep etmiş ise de, rücuen alacağa dayanak davada bozmadan sonraki ilamda anılan miktar yargılama giderleri içerisinde bulunmaktadır. İlama dayalı icra takibi ile de, mahkemece hüküm altına alınan yargılama giderleri de alacak kalemi olarak gösterilmek suretiyle tahsili talep edilmiştir. Davacı tarafından icra dosyasına yapılan ödeme anılan alacak kalemini de kapsadığından temyiz yoluna başvurma harcının ayrıca yapılan bir ödeme olarak hüküm altına alınması söz konusu olamayacaktır.
Öte yandan, davacı tarafından icra dosyasına 08/02/2016 tarihinde 26.271,63 TL, 29/01/2016 tarihinde 322.840,17 TL ödenmiştir. Rücuen alacağa dayanak davada müteselsil sorumlu olan davalı ... İnşaat ... Ltd. Şti tarafından davacıya 21/10/2016 tarihinde 151.880,50 TL ödenmiştir. Davacı da dava dilekçesinde icra dosyasına yapılan ödemeler ve dava dışı şirket tarafından kendisine yapılan ödemeden söz edildikten sonra dava dışı şirket tarafından yapılan ödeme mahsup edildiğinde 29/01/2016 tarihli ödemenin 195.673,00 TL kısmı ile 08/02/2016 tarihli ödeme olan 26.271,63 TL, harç ve masraf olan 7.749,87 TL olmak üzere toplam 229.694,50 TL'nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Dava dilekçesi ekinde yer alan ve davacı tarafından davalıya gönderilen TD-OUD-100-2022-2921 sayılı bila tarihli yazıda, dayanak ilamın kesinleşmesi üzerine icra dosyasına toplam 349.111,80 TL ödeme yapıldığını, ... İnşaat ... Ltd. Şti tarafından yapılan ödeme mahsup edildikten sonra bakiye 197.241,80 TL'nin ödeme tarihi olan 29/01/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsili talep edilmiştir.
İşbu davada davacı vekili aşamalarda ve bilirkişi raporuna itirazda ise, ... İnşaat ... Ltd. Şti'nin yaptığı ödemenin, ödeme tarihine kadar 29/01/2016 tarihinde icra dosyasına ödenen 322.840,17 TL'ye avans faizi işletilip, ... İnşaat ... Ltd. Şti tarafından yapılan ödeme faizli bakiyeden mahsup edilerek kalan bedel ile 08/02/2016 tarihinde icra dosyasına ödenen 26.271,63 TL ile 7.749,87 TL harç ve masraf toplamı kadar alacak bulunduğunu ileri sürmüştür.
Davacı tarafından davalıya gönderilen ve yukarıda anılan yazı ile, ... İnşaat ... Ltd. Şti tarafından yapılan ödeme faiz işletilmeden doğrudan anaparadan mahsup edilerek bakiye miktarın tahsili talep edilmiş, işlemiş faiz hakları da saklı tutulmamıştır. Bu durumda davacı tarafından artık ... İnşaat ... Ltd. Şti tarafından yapılan ödemenin icra dosyasına ödenen anaparadan değil, anılan şirketin ödeme tarihine kadar işlemiş faizli toplam bakiyeden mahsup edileceği ileri sürülemeyecektir.
Nitekim, mahkemece de hükme esas alınan bilirkişi raporunda ... İnşaat ... Ltd. Şti tarafından ödenen miktar doğrudan davacının icra dosyasına yaptığı ödeme miktarından mahsup edilmiştir. Alınan rapor ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunup, anılan rapor esas alınmak suretiyle hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Davacı vekilinin faiz başlangıç tarihine yönelik istinaf itirazı incelendiğinde, dava dilekçesinde faiz başlangıç tarihi ödeme tarihleri olarak bildirmiştir. Mahkemece hüküm altına alınan alacağa dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine hükmedilmiştir. Rücuen alacak talebi, başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelik tazminat niteliğinde olup, davacının mal varlığındaki eksilme ödeme tarihinde gerçekleştiğinden davacı yan ödeme gününden itibaren avans faizi talep edebilir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13/04/2016 tarih ve 2016/2239-2016/4044 E.-K. Sayılı emsal kararı).
Bu durumda mahkemece hüküm altına alınan alacağa ödeme tarihlerinden itibaren avans faizine hükmedilmesi gerekirken tüm alacağa dava tarihinden itibaren avans faizine hükmedilmesi isabetsizdir.
Tüm bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının faiz başlangıç tarihi yönünden kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
A)1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davalıdan alınması gerekli olan 13.995,22 TL nispi istinaf karar harcından peşin alınan 3.498,80 TL harcın mahsubu ile bakiye 10.496,42 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
B)1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE,
2-Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/12/2022 tarih 2022/528 Esas 2022/1047 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi gereğince faiz başlangıç tarihi yönünden KALDIRILMASINA,
3-Davanın KISMEN KABULÜNE, 204.878,07 TL'nin, 2.542,35 TL'sine ödeme tarihi olan 31/12/2014, 170.970,17 TL'sine ödeme tarihi olan 29/01/2016, 26.271,63 TL'sine ödeme tarihi olan 08/02/2016, 5.093,92 TL'sine ödeme tarihi olan 21/06/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
4-Alınması gereken 13.995,22 TL harçtan peşin alınan 3.922,61 TL harcın mahsubu ile bakiye 10.072,61 TL harcın davalıdan alınarak Hazine’ye gelir kaydına hükmedilmesi gerekmekte ise de anılan bakiye harç davalı tarafından istinaf aşamasında yatırıldığından bu hususta yeniden karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davacı tarafından yatırılan 3.922,61 TL peşin harç ile 80,70 TL başvurma harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 1.000,00 TL bilirkişi ücreti, 43,50 TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 1.043,50 TL yargılama giderinin davanın kabul ve reddi oranı gözetilerek hesaplanan 930,78 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca kabul edilen miktar üzerinden belirlenen 32.780,49 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
9-Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.560,00 TL arabuluculuk giderinin davadaki haklılık durumu gözetilerek 1.391,46 TL'sinden davalı sorumlu ise de, davalı tarafından anılan miktar istinaf aşamasında ödendiğinden bu hususta yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, bakiye 168,54 TL'sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
10-Gider avansının kullanılmayan kısmının talep halinde yatırana iadesine,
C)1-Davacı tarafından yatırılan 179,90 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,
2-Davacının istinaf aşamasında yaptığı 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurmanın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Davacının istinaf aşamasında posta gideri olarak yapılan 108,00 TL yargılama giderinin davadaki haklılık durumu gözetilerek hesaplanan 96,33 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 03/10/2025
Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -