T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2022/1757 Esas 2025/1099 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1757
KARAR NO : 2025/1099
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 06/07/2022
NUMARASI : 2016/439 Esas 2022/600 Karar
DAVA : Şirketin Haklı Nedenle Feshi
DAVA TARİHİ : 01/11/2022
KARAR TARİHİ : 16/10/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 10/11/2025
Taraflar arasındaki şirketin haklı nedenle fesih ve tasfiyesi istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, şirketin kurulduğu tarihten itibaren kar payı dağıtılmadığını, müvekkili dışındaki şirket ortaklarının çoğunluk gücünü kötüye kullanarak müvekkilinin ortaklıktaki payını küçültmek amacıyla sürekli sermaye artırım kararı aldıklarını, müvekkilinin haksız olarak ortaklıktan çıkarılması yönünde karar aldıklarını, sonrasında çıkarma davası açtıklarını, diğer ortakların sahip oldukları ... ... Ltd. Şti vasıtasıyla haksız rekabet ettiklerini, bu şirket vasıtasıyla davalı şirketi zarara uğrattıklarını, davalı şirketin kaynak ve gelirlerinin örtülü olarak bu şirkete aktarıldığını, müvekkilinin kar payı ve diğer mali haklarının ihlal edildiğini, pay sahiplerinin ortaklığa katılma, bilgi alma ve inceleme, yönetime katılma, katılma haklarını ihlal eden karar ve işlemler yapıldığını, şirket müdürünün eşit işlem ilkesine aykırı davrandığını belirterek haklı sebeple davalı şirketin feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının genel kurulllara katılmadığını, şirketin gelişmesi ve büyümesi için aldığı her karara gerekçe ve alternatif sunmadan vekili aracılığıyla sadece muhalefet ettiğini, şirkete hiçbir katkı sunmadığını, şirkete karşı sürekli davalar açarak şirketi gereksiz yere meşgul ettiğini, şirketi küçük düşürüp itibarsızlaştırarak şirketi zarara uğrattığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davacının %25 oranında payına sahip olduğu davalı şirketin diğer ortakları ile aralarında şirketin kurulmasında, sonraki dönemde yıllara sarih çekişmelerin ve davaların bulunduğu, ortaklık ilişkisinin devamının mümkün kılmayacak şekilde güven ortamının sarsıldığı, bu nedenle şirketin haklı nedenle fesih şartının gerçekleştiği, ancak şirketin faaliyetinin devam ettiği, büyüdüğü ve geliştiği, kar, diğer ortakların da menfaatleri nazar alınarak şirketin feshi yerine, TTK'nun 636. maddesinde tanınan takdir hakkı davacının çıkma payının ödenerek şirketten çıkmasına izin verilmesine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının davalı şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesine, 2.792.713,78 TL çıkma payının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyadaki asıl taleplerinin davalı şirketin haklı nedenle feshi olduğunu, dava dosyasına kazandırılan deliller ve bilirkişi raporları uyarınca davalı şirketin haklı nedenle feshine karar verilmesi gerekirken çıkma payına hükmedilmesinin yerinde olmadığını, şirketin feshine hükmedilmesi gerektiğini, aksi yönde düşünülmesi halinde dahi mahkeme tarafından müvekkilinin çıkma payı olarak hükmedilen meblağın olması gerekenden düşük olduğunu, davalı şirketin kurulduğu 1998 yılından bu tarihe kadar müvekkiline hiç kar payı ödemesi yapmadığını, pay sahibinin kar payı hakkının vazgeçilmez ve bertaraf edilemez bir hak olup, hiç kar dağıtılmamasına ilişkin genel kurul kararının müktesep hakkın ihlali niteliğinde olduğunu, müvekkili dışındaki şirket ortaklarının, çoğunluk gücünü kötüye kullanmak sureti ile müvekkilinin ortaklıktaki payını küçültmek amacı ile sürekli olarak sermaye artırımı kararı aldığını, müvekkili dışındaki şirket ortaklarının, çoğunluk gücünü kötüye kullanmak sureti ile müvekkilinin haksız olarak ortaklıktan çıkarılması yönünde ortaklıktan çıkarma kararı aldığını, sonrasında çıkarma davası açtıklarını, davalı şirketin, müvekkili dışındaki ortaklarının sahip oldukları ... Alışveriş Merkezleri ... Ltd. Şti. vasıtası ile haksız rekabet yaptığını, yine bu şirket vasıtası ile davalı şirketi zarara uğrattıklarını, müvekkili dışındaki davalı şirketin tüm ortaklarının birlikte kurmuş oldukları anılan şirket vasıtası ile haksız rekabet yaptıklarını, rekabet yasağı ilkelerine aykırı olarak hareket ettiklerini, bu yolla davalı şirketi zarara uğrattıklarını, davalı şirket ile dava dışı ... ... Ltd. Şti.'nin, şirket adresi ve şirket müdürü (ortaklardan ... olup ) dahi aynı olup, davalı şirket kaynak ve gelirlerinin örtülü şekilde bu şirkete aktarıldığını, müvekkili hariç davalı şirketin diğer ortakları tarafından kurulan ... şirketinin 59 adet gayrimenkulü 23 adet aracı bulunduğunu, davalı şirket ile ... şirketi arasındaki ticari faaliyete bakıldığında davalı şirketin kiralamış olduğu mülklerin hemen hemen hepsinin anılan şirkete ait olup, yine kiralamış olduğu araç filosunun tamamının da anılan şirkete ait bulunduğunu, bu hususun tek başına iddialarını ve davanın haklılığını ispat için yeterli olmasına karşın bilirkişi heyetinin bu hususa yeteri ve gereği kadar değinmediğini, bu hususları aydınlatmadığını, müvekkili dışındaki davalı şirket ortaklarının haklı bir neden olmaksızın müvekkili hakkında ortaklıktan çıkarma kararı almaları ve akabinde ortaklıktan çıkarma davası açmaları, yani devamlılık arz edecek şekilde çoğunluk gücünü kötüye kullanmaları, müvekkilinin davalı şirketteki pay oranını düşürme amaçlı olarak ve sürekli olarak sermaye artırım kararları almaları, süreklilik arz edecek şekilde kar payı dağıtılmaması yani pay sahiplerinin kar payı alma ve diğer mali haklarını ihlal etmeleri, pay sahiplerinin ortaklığa katılma, bilgi alma ve inceleme, yönetime katılma haklarını ihlal eden karar, işlem ve davranışlarda bulunmaları, şirket müdürlerinin, eşit işlem ilkesine aykırı davranması, sahip oldukları bir başka şirket ( iştigal sahaları davalı şirketle ile aynı olan) vasıtası ile haksız rekabet ve rekabet yasağı ilkelerine aykırı olarak hareket etmek sureti ile şirketi zarara uğratmaları birlikte değerlendirildiğinde haklı sebeplerle feshin şartlarının oluştuğunu, şirketin haklı sebeplerle feshine karar verilmesi gerektiğini, dosyaya kazandırılan bilirkişi raporlarının davalı şirketin çoğunluk hissesine sahip ortaklar tarafından kasten zarara uğratılmaya çalışıldığına delil niteliğinde olduğunu, dosyaya kazandırılan ve mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarında müvekkilinin çıkma payının eksik hesaplandığını, bilirkişi heyetince rapora yapılan bir kısım itirazların dikkate alınmadığını, bilirkişilerce eksik inceleme yapılarak müvekkilinsı çıkma payının eksik hesaplandığını, bilirkişi kurulu tarafından davalı şirketin tek borçlu olduğu şirketin müvekkili dışındaki diğer ortakların sahibi olduğu ... şirketi olarak gösterildiğini, bilirkişiler tarafından yapılan incelemede bu şirketler arasıki ilişki ve borcun gerçeği yansıtıp yansıtmadığının değerlendirilmediğini, davalı şirket ile dava dışı ... şirketi arasındaki ticari faaliyete bakıldığında davalı şirketin kiralamış olduğu mülklerin hemen hemen hepsinin bu şirkete ait olup yine kiralamış olduğu araç filosunun tamamının da bu şirkete ait olduğunu, bu hususun tek başına iddialarını ve davanın haklılığını ispat için yeterli olmasına karşın bilirkişi heyetinin bu hususa yeteri ve gereği kadar değinmediğini, müvekkilinin çıkma payının eksik hesaplandığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalı şirketin haklı nedenle feshine, aksi kanaat halinde eksik hesaplanan müvekkilinin çıkma payının yeniden hesaplanmasına karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; haklı nedenle limited şirketin fesih ve tasfiyesi istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Davalı şirketin ticaret sicil kayıtları, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü müzekkere cevabı, yargılama aşamasında mali müşavir ve hukukçu bilirkişi heyetinden alınan 19/11/2019 tarihli birinci rapor, hesap uzmanı, mali müşavir, makine mühendisi, orman endüstri mühendisi, bilgisayar mühendisi, gayri menkul değerleme uzmanı bilirkişi heyetinden alınan 05/02/2021 tarama tarihli kök, 27/05/2021 tarihli birinci ek, anılan heyete marka/patent vekili bilirkişi ilavesi ile alınan 18/01/2022 tarihli ikinci ek, 12/04/2022 tarihli üçüncü ek rapor, davalı tarafından davacıya gönderilen 27/06/2014, 28/06/2010, 25/01/2016, 11/12/2015 tarihli ihtarname suretleri, Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/728 Esas 2012/57 Karar sayılı karar sureti, Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/89 Esas 2011/87 Karar sayılı karar sureti, Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/16 Esas 2015/134 Karar sayılı karar sureti, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/34444 sr. Sayılı dosyasının Uyap'tan gelen sureti, Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/49 Esas 2017/83 Karar sayılı karar sureti, Ankara Vergi Dairesi Muhammet Karagüzel Vergi Dairesi müzekkere cevabı, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi suretleri, dava dışı ... ... Ltd. Şti. Kayıtları, davacı tarafından davalıya gönderilen 11/09/2008, 08/07/2010, 30/05/2014 tarihli ihtarname suretleri, Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1265 Esas 2017/28 Karar sayılı karar sureti, davalı şirket marka yenileme belgesi dosya içerisinde yer almaktadır.
Davalı şirketin ticaret sicil dosyasından, şirketin 400 adet payından 100 adet payın davacıya ait bulunduğu, dava dışı ... ve ...'ın 10 yıl süreyle davalı şirketi münferiden ve müştereken temsil yetkileri bulunduğu anlaşılmıştır.
Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/728 Esas 2012/57 Karar sayılı kararından, davacı ... tarafından davalı şirket aleyhine kar payı alacağının tahsili için açılan davanın reddine karar verildiği görülmüştür.
Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/89 Esas 2011/87 Karar sayılı kararından, davacı ... Nakliye ... Ltd. Şti. Tarafından davalı ... aleyhine şirket ortaklığından çıkarma talebiyle açılan asıl dava ile ... tarafından davalı şirket aleyhine ortağın çıkarılmasına ilişkin genel kurul kararının iptali talebiyle açılan birleşen davada yapılan yargılama sonunda asıl ve birleşen davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/16 Esas 2015/134 Karar sayılı kararından, davacı ... tarafından davalı şirket aleyhine genel kurul kararının iptali talebi ile açılan davanın kabulüne, sermaye artırım kararının iptaline karar verildiği görülmüştür.
Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/49 Esas 2017/83 Karar sayılı kararından, davacı ... tarafından davalı şirket aleyhine sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararının iptali talebiyle açılan davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1265 Esas 2017/28 Karar sayılı kararından, davacı ... tarafından davalı şirket aleyhine kar payı dağıtılmamasına ilişkin genel kurul kararının iptali talebiyle açılan davanın reddine karar verildiği görülmüştür.
Dava dışı ... ... Ltd. Şti.'nin ticari kayıtlarından, davacı dışındaki davalı şirket ortaklarının bu şirketin de ortağı oldukları, 26/09/2003 tarihli karar ile şirketi 25 yıl süre ile ... ve ...'ın müştereken veya münferiden temsil ve ilzama yetkili olduğu anlaşılmıştır.
Davacı tarafından davalıya gönderilen 11/09/2008 tarihli ihtarname ile, yaklaşık 10 yılı aşkın süredir ortağı olduğu şirkete yaklaştırılmadığı, kar payı vs. Tüm hukuki haklarını talep ettiği, geçmişe dönük tüm şirket kayıtlarının inceleme için taraflarına açılması ihtar edilmiş, 08/07/2010 tarihli ihtarname ile 10 yılı aşkın süredir ortaklıktan doğan haklarının kullandırılmasının sürekli engellendiği, şirket kayıtlarının tarafına gösterilmediği belirtilerek şirket kayıtlarının tarafına ulaştırılması ihtar edilmiş, 30/05/2014 tarihli ihtarname ile de, şirket kurulduğundan bu yana kar dağıtılmadığı, kar dağıtımı hususunda genel kurulun toplanması gerektiği, bu konuda karar alınması, şirketin tüm defterlerinin ortağın incelemesi için hazır bulundurulması ihtar edilmiştir.
Davalı tarafından davacıya ve dava dışı diğer ortaklara gönderilen 21/06/2010 ve 28/06/2010 tarihli ihtarnamelerle, şirketin devamlılığı ve şirketteki derin uyuşmazlıkların ortadan kalkmasının esas olduğu, başarı için kural olarak ortaklar arasındaki işbirliğinin zarar görmemesi gereken bir güven ilişkisinin kurulması ve muhafaza edilmesi gerektiği, şirket ortağı ...'ın işbirliğine katılmadığı, diğer ortaklar arasındaki işbirliğini engellediği, şirket ilişkisinin başarılı şekilde sürdürülmesinin tehlikeye girmesi nedeniyle şirket ve işletmesinin mal varlığının korunması, şirketin devamının sağlanması açısından şirket ortağı ...'ın şirket ortaklığıyla ilgili karar verilmesi gerektiği, bu hususların bir araya gelinerek karara bağlanması için şirketteki hisselerin kızlarına veya ...'ın belirleyip diğer ortaklar tarafından kabul edilecek başka bir kişiye devrinin sağlanmasının kendisine teklif edilmesinin görüşülmesi, bunun ... tarafından kabul edilmemesi halinde davacının ortaklarının durumu hakkında müşterek karar alınması, gerektiğinde payının diğer ortaklar tarafından eşit şekilde satın alınması konularını görüşmek ve gerekli kararları almak üzere ortaklar kurulu toplantısı yapılacağı ihtaren bildirilmiştir.
Davalı şirket 06/06/2017 ve 28/06/2017 tarihli yazılı beyan dilekçelerinde, tüm ortaklara kar payı, maaş vs ad altında hiçbir ödeme yapılmadığı, ortaklar şirkette maaşlı çalışmadığından herhangi bir maaş ödenmediği, şirketin kar yaptığı yıllarda da sermaye yapısının güçlendirilmesi, pisaya ve rekabet koşullarına uyum sağlanması ve de genel kurul kararları gereği kar payı ve/veya temettü adı altında herhangi bir ödeme yapılmadığı bildirilmiştir.
Yargılama aşamasında alınan birinci bilirkişi raporunda, davalı şirketin yıllar itibariyle şube sayısı ve ciro yönünden gelişme göstermekte olduğu, gerek personel sayısı, şube sayısı ve iş polansiyeli açısından, kaydi değerler üzerinde bir değere ulaşmış olduğu, şirket ana sözleşmesinde belirlenen konular içerisinde sayılan gıda ve gıda ürünleri ticaretine yönelik amacını gerçekleştirmede, ana sözleşmede zikredilen diğer konulara nazaran yüksek bir değer üretmiş olduğu, davacı dışındaki ortakların kurmuş oldukları ... ..Ltd.Şti. ile davalı şirketin filli faaliyet alanlarının, yukarıda detaylandırıldığı üzere, tamamen birbirinden farklı olduğundan, söz konusu iki şirketin rekabet halinde olduklarından bahsedilemeyeceği, davalı şirketin kurulduğu tarihten itibaren ortaklarının hiç birisine, ücret, huzur hakkı, kâr payı vs. adlar altında hiçbir ödeme yapmadığı, şirket ana sözleşmesinin 14'ncü maddesinin son cümlesinde “Kârın bir kısmının hissedarlara dağıtılması sermayesinin en az %51'ini temsil eden hissedarların kararına bağlıdır.” hükmü bulunduğu, doğmuş bulunan kârın dağıtılmamasının, şirke sermayesinin %75'ini temsil eden hissedarların bu yönde verdikleri oy çokluğu ile kararı sonucu olduğu, taraflar arasında kar dağıtımı yapılmaması, sermaye artırım kararlarına karşı ve haklı sebeplerden kaynaklanan fesih davasıyla savcılığa şikayet zoruyla soruşturma başlatılması, bu hukuki süreçlerin çok fazla olması ve ısrarlı bir şekilde devam etmiş olmasının taraflar arasında ciddi anlaşmazlık ve güven bunalımına yol açtığı yönünde kanaat bildirilmiştir.
Alınan ikinci bilirkişi heyeti kök raporda, davacı ile davalı şirket arasında çok sayıda dava açılmış olduğu, davacının davalı şirketle sağlıklı bir ilişkisi olmadığının dosya kapsamındaki belgelerden anlaşıldığı, sermaye artırımına yönelik alınan kararlara davacının muhalefeti ve açtığı dava sonucu 2.500.000,00 TL'ye sermayenin artırımına yönelik davanın davacı lehinde sonuçlanmış ise de Ankara 14. Ticaret mahkemesinin 2016/49 sayılı dosyası ile şirket sermayesinin 1.500.000,00 TL'ye çıkarılmasına ilişkin kararın iptali istemi mahkemece reddedildiği, Yargıtay tarafından da kararın onandığı, davalı şirket hissesinin 1.500.000,00 TL ya çıkarılması kararının kesinleştiği, davacının şirket ortaklığından çıkarılmasına yönelik açılan davanın da reddine karar verildiği, davalı şirketin davacı dışındaki ortaklarının ... Ltd. Şti'ni kurdukları ve haksız rekabete yol açtıkları iddiasında bulunulduğu, mahkemece heyete verilen görevde davacının diğer şirket ortaklarının kurdurduğunu bildirdiği ... Ltd. Şti ile yapılan sözleşmeler ve mali tabloların incelenmesi gereğinin belirtildiği, davalı şirketin gıda/market faaliyet ile iştigal etmekte iken dava dışı ...'nin inşaat işi ile iştigal ettiği, dava dışı ... Ltd.Şti'nin, davalıdan 30.09.2020 tarihi itibariyle 2.647.014,92 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, yapılan incelemelerde geçmiş yıl karlarının 1.296.318,09 TL ve dönem net karının 115.350,50 TL olmak üzere (30.09.2020 tarihi itibariyle) toplam 1.411.668,59 TL dağıtılabilir karın olduğu, 2.454.740,47 TL geçmiş yıl zararı mahsup edildiğinde, ( 1.411.668,59 - 2.454.740,47 = -1.043.071,88 TL) davalı şirketin dağıtılabilecek bir karının kalmadığı, davacı şirket ortağının %25 hissesine düşen kar payının -260.767,97 TL (zarar) olduğu, davalı şirketin 30.09.2020 tarihli rayiç değer bilançosuna göre özvarlığının 7.782.350,89 TL olarak hesaplandığı, bu tutardan %25 hisse sahibi olan davacı şirket ortağının davalı şirket hisselerine isabet eden öz varlık alacağının 1.684.819,75 TL hesaplandığı tespit edilmiştir.
Anılan heyetten alınan birinci ek raporda, 31/03/2021 tarihli mizana ilişkin hazırlanan bilanço ve gelir tablosu nazara alınarak yapılan incelemelerde geçmiş yıl karları 1.296.318,09 TL olup dönem net karı bulunmadığı, 31/03/2021 tarihinde davalı şirketin dağıtılabilecek bir karının kalmadığı, davacının hissesine düşen %25 kar payının -627.001,42 TL zarar olduğu, 31/03/2021 tarihli rayiç değer bilançosuna göre davacının şirket hisselerine isabet eden öz carlık alacağının 3.434.055,48 TL hesaplandığı yönünde kanaat bildirilmiştir.
Alınan ikinci ek rapor ile ikinci ek rapordaki görüşü tekrar eden üçüncü ek raporda, davacının ortaklıktan çıkma payının 2.792.713,78 TL olduğu tespit edilmiştir.
Davacı vekilince anılan değer üzerinden 05/07/2022 tarihinde nispi harç tamamlanmıştır.
Davacı yan davalı şirket müdürünün ortaklar arasında eşit davranma yükümlülüğüne aykırı davrandığını, şirketin diğer ortaklarının davalı şirket ile aynı alanda iştigal eden başka bir şirket kurduklarını, şirketin gelirlerinin bu şirkete örtülü olarak aktarıldığını, diğer ortakların davalı şirket ile haksız rekabet teşkil edecek davranışlar içinde bulunduklarını, şirketin kuruluşundan bu yana kar payı dağıtılmadığını, şirketten uzaklaştırılmaya çalışıldığını, sermaye artırım kararları alınarak şirketteki ortaklık hissesinin düşürülmek istendiğini, ortaklar arasında güven ilişkisinin zedelendiğini, şirketin haklı nedenle feshi koşullarının oluştuğunu iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile haklı sebep koşulunun gerçekleştiği, şirketin faal olduğu, kar elde ettiği, diğer ortakların da menfaatlerin dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle şirketin feshi yerine alternatif çözüm olan davacının davalı şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesine, çıkma payının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, davacının ortak olduğu davalı şirketin haklı nedenle fesih koşullarının oluşup oluşmadığı, haklı nedenle fesih koşulu oluşmuş ise davalı şirketin feshi yerine alternatif çözüm yöntemi uyarınca davacının davalı şirket ortaklığından çıkmasına karar verilip verilemeyeceği, verilebilecek ise davacının çıkma payı alacak miktarı hususlarından kaynaklanmaktadır.
Davacı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde,
6102 sayılı TTK'nun 636/3. maddesi "Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir." hükmünü içermektedir.
Anılan hüküm çerçevesinde mahkemece yapılan yargılama sonunda, davacı ile davalı şirketin diğer ortakları arasında yıllar asarih çekişmeler ve davaların bulunduğu, ortaklık ilişkisini devamını mümkün kılmayacak şekilde güven ortamının sarsıldığı, şirketin haklı nedenle fesih şartının gerçekleştiği kabul edilmiştir. Davalı yanın şirketin feshi için haklı sebebin oluştuğuna ilişkin mahkeme gerekçesine yönelik bir istinaf başvurusu bulunmadığından somut olayda şirketin haklı nedenle fesih koşulunun gerçekleştiği sabit hale gelmiştir.
Mahkemece TTK'nun 636/3. maddesi uyarınca, şirketin haklı nedenle fesih koşulunun gerçekleştiği kabul edildikten sonra alternatif çözüm yöntemi olarak davacı ortağa çıkma payının ödenmesi ile şirket ortaklığından çıkmasına karar verilmiştir.
Davacı vekilinin istinaf itirazı alternatif çözüm yönteminin uygulanmamasına yöneliktir.
Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporları ile, davalı şirketin faaliyetinin devam ettiği, kar elde ederek büyüdüğü ve geliştiği tespit edilmiştir.
Bu durumda mahkemece, TTK'nun 636/3. maddesi uyarınca şirketin kar elde ettiği ve büyüdüğünün alınan bilirkişi raporları ile tespit edildiği, şirketin kar elde eden ve büyüyen şirket olduğu, şirketin devamlılığının diğer ortakların menfaatine bulunduğu gözetilerek davalı şirketin feshi yerine alternatif çözüm yöntemi uyarınca davacının davalı şirket ortaklığından çıkmasına karar verilmesi isabetlidir.
Öte yandan, yargılama aşamasında ikinci bilirkişi heyetinden alınan ikinci ve üçüncü ek raporlar ile, davacının ortaklıktan çıkma payı 2.792.713,78 TL olarak tespit edilmiştir. Anılan raporlar ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olup, mahkemece karar tarihine en yakın tarihte belirlenen çıkma payı alacağının hüküm altına alınması isabetli olup, davacı vekilinin çıkma payı alacak miktarına yönelik istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 535,10 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 16/10/2025
Başkan - ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi - ...
... ... ... ...