T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2023/153 Esas - 2025/940 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/153
KARAR NO : 2025/940
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 19/09/2022
NUMARASI : 2021/787 Esas 2022/601 Karar
DAVA : Tazminat
DAVA TARİHİ : 18/11/2020
KARAR TARİHİ : 18/09/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 18/09/2025
Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı ... vekili ile davalı ... vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılardan ...'in müteahhit diğer davalı ...'un taşeron firma olarak Hekimhan İlçesi Karaköçek Köyünde afet konutlarının yapım işinin üstlendiğini, 22/07/2006 tarihinde meydana gelen kazada sigortalı ...'un elektrik akımına kapılarak vefat ettiğini, müteveffanın mirasçıları tarafından Hekimhan Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2007/30 sayılı dosyası ile davalılar ... ve ... ile davacı şirket aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açıldığını, kararın Yargıtay tarafından onanması üzerine ilamın Malatya İcra Müdürlüğü'nün 2019/5209 sayılı dosyası ile takibe konulduğunu , icra dosyası kapak hesabının 217.114,89 TL olduğunu , icra dosyasına davacı şirket lehine hüküm altına alınan 4.200,00 TL vekalet ücreti ve 1.417,00 TL işlenmiş faiz de olmak üzere toplam 5.617,00 TL mahsup edilerek 18/03/2020 tarihinde 211.497,89 TL yatırıldığını, davada davacı şirketin %20, davalı ...'in %20, davalı ...'un %40 ve sigortalı ...'un ise %20 oranında kusurlu bulunduklarını , İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin 7.4. maddesi hükmüne göre, '... tarafından yürütülmüş bulunan bu faaliyet nedeni ile III. kişiler tarafından ileri sürülecek her türlü talebin muhatabının ... olduğunu bildirerek fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak üzere, şimdilik Hekimhan Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2007/30 Esas sayılı dosyası ile verilen kararın Malatya İcra Müdürlüğü'nün 2019/5299 sayılı dosyası ile takibe konulması üzerine icra dosyasına yapılan 217.114,89 TL'nin ödeme tarihi olan 18/03/2020 tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: 4628 sayılı Kanunla, enerji sektöründeki özelleştirmelerin 4046 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından gerçekleştirileceği hükmü getirildiğini, davacı Şirketin de dahil olduğu 20 şirketin, Türkiye'deki dağıtım bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01/03/2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamının müvekkili kuruma ait olmakla birlikte müvekkili kurumdan ayrı birer tüzelkişiliğe sahip olarak faaliyet göstermeye başladığını, davacı ... Elektrik Dağıtım A.Ş.'nin de elektrik dağıtım lisansına sahip olan ... Genel Müdürlüğünden ayrı bir tüzelkişiliğe sahip bir anonim şirket olduğunu, ... ve dağıtım şirketleri arasında 24/07/2006 tarihinde İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi imzalanmadan önceki ve sonraki süreçte, özelleştirmeyi düzenleyen yasal çerçeve içinde Özelleştirme idaresi Başkanlığının talimatları doğrultusunda gerçekleştirildiğini, özelleştirmeye ilişkin iş ve işlemleri yerine getirmekle yükümlü olan ...'ın 24/07/2006 tarihinde Şirketlerle imzalamış olduğu İşletme Hakkı Sözleşmesi'nin İhale Şartnamesi ve Hisse Devir Sözleşmesi ile bütünlük arz ettiğinden, her üç doküman hükümlerinin birlikte yorumlanması gerektiğini, davacı vekilinin dava konusu talebini 24/07/2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin 7.1, 7.4 ve 7.6 maddelerine dayandırmakta ise de; İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin 18.6. maddesinde yer alan "Şirket; (...) bu sözleşmeye dayanarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti de dahil olmak üzere başkaca bir kamu kurum veya kuruluşundan talepte bulunulmayacağını, (...) ...'tan masraf, zarar veya herhangi bir isim altında hiçbir talepte bulunmayacağını gayrikabili rücu ve kayıtsız şartsız olarak beyan, kabul ve taahhüt eder." hükmü gereğince davacı Şirketin dava konusu ettiği alacaklara ilişkin olarak hiçbir talepte bulunmayacağının açıkça ortada olduğunu, diğer yandan hiçbir şekilde davayı ve davacının iddialarını kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için sorumluluğun müvekkili kuruma ait olduğunun düşünülmesi halinde dahi, davacı yanın dayanak dosya olan Hekimhan Asliye Hukuk Mahkemesi kararı kapsamında ödediği tutarın tamamından müvekkili kurumun sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, zira dava konusu dayanak dosyanın gerekçeli kararı incelendiğinde de görüleceği üzere hükmolunan tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verildiğini, bu çerçevede bahsi geçen dayanak dosyada ... ile birlikte başka davalılar da bulunmakta olup, anılan karara istinaden ... tarafından yapıldığı iddia olunan fazlaca ödemelerin dayanak dosyadaki diğer davalılara rücu edilerek tahsil edilmesi gerektiğini, aksinin kabulü dürüstlük kurallarına ve ticaret hukukunun temeli olan basiretli bir tacir gibi davranma ilkesine de aykırı olduğunu, davacı tarafın alacağın ticari faizi ile birlikte tahsili talebinin de kabulünün mümkün olmadığını bildirerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Diğer davalılara usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen davaya cevap vermedikleri görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; Rücuen tazminat talebinin başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelen tazminat niteliğinde olup, davacının mal varlığındaki eksilmenin, ödeme tarihinde gerçekleşmiş olduğu anlaşılmakla, davacı tarafından ödenen bedelin ödeme tarihi olan 20.07.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar vermek gerektiği bildirilerek , davanın kabulüne, 217.114,89 TL'nin ödeme tarihi olan 18.03.2020 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; zamanaşımı itirazlarının yerel mahkemece reddedildiğini, Hekimhan Asliye Hukuk Mahkemesi kararı kapsamında ödediği tutarın tamamından davalı kurumun tutulmasının mümkün olmadığını, dava konusu dayanak dosyanın gerekçeli kararının incelendiğinde de görüleceği üzere hükmolunan tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verildiğini, Hekimhan Asliye Hukuk Mahkemesi kararında davacı şirketin %20 kusurlu olduğu belirtildiğinden icra takibine konu tüm bedel davacı şirket tarafından ödenmiş olsa dahi, sadece kararda belirlenen kusur oranında davalı kurumun sorumluluğunun doğabileceğini, işletme hakkı devir sözleşmesi, hisse satış sözleşmesi ihale şartnamesinin bir bütün olduğunu ve ancak birlikte yorumlanacağını, dava konusu alacak talebinin dayanağı olan davada, alacağın yasal faiz ile birlikte ödenmesine hükmedildiğini ve davacı tarafından ödemelerin yasal faiz üzerinden yapıldığını, yasal faiz ile birlikte (kabul anlamına gelmemek üzere) alacak talep edilebileceğini, aksi yöndeki talebin davacının sebepsiz zenginleşmesine sebebiyet vereceğini, yerel mahkeme tarafından dava konusu edilen bedeli ödeme tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesinin de kabulünün mümkün olmadığını bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; İşletme Devir Hakkı Sözleşmesinin 7.4. maddesi hükmüne göre '... tarafından yürütülmüş bulunan bu faaliyet nedeni ile III.kişiler tarafından ileri sürülecek her türlü talebin muhatabının ... olduğunu, sözleşmenin 7.6 maddesinde ise, 'Sözleşmenin imza tarihinden önce dağıtım tesisleri ile dağıtım tesislerinin işletilmesinden kaynaklanan her türlü mali yükümlülük ... tarafından ödenir' hükmüne yer verildiğinin anlaşıldığını, davayı kabul anlamına gelmemekle beraber davacının kusuru olan %20 kısmının, diğer davalılardan ...'in %20 kusurunun ve yine diğer davalılardan ...'ın %20 kusurunun karşılığı gelen miktarın düşülerek müvekkile yöneltilmesi gerekirken toptan ve tümüyle davalının sorumlu tutulmasının yine hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkemenin avans faizi kararının hatalı olduğunu, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre borçludan faiz talep edilebilmesi için zenginleşenin iyiniyetli ya da kötüniyetli olduğuna bakılmadan borçlunun temerrüde düşürülmesi gerektiğini, gecikme faizinin işlemesi için borçluya ihtarname gönderilmek suretiyle borçlu temerrüde düşürülmesi gerektiğini, davacının usulüne uygun bir ihtarname ile davalı müvekkili temerrüde düşürdüğü ispatlanamadığına göre, bu durumda, mahkemece; dava tarihinden itibaren yasal faiz kararı verilmesi gerekirken, ihtarname ile davalı temerrüde düşürmeyen davacının kendi kusurundan yararlanacak şekilde hüküm kurmasının doğru olmadığını, ... tarafından yapıldığı iddia olunan fazlaca ödemelerin dayanak dosyadaki diğer davalı ...'a rücu edilerek tahsil edilmesi gerekirken, aksinin gerek dürüstlük gerek ticaret hukukunun temeli olan basiretli tacir gibi davranma ilkesi gerekte yukarıda belirttiğimiz İşletme Devir Hakkı Sözleşmesine aykırılık teşkil ettiğini, bu kapsamda davayı kabul anlamına gelmemekle beraber davacının kusuru olan %20 kısmının , diğer davalılardan ...'in %20 kusurunun ve yine diğer davalılardan ...'ın %20 kusurunun karşılığı gelen miktarın düşülerek müvekkile yöneltilmesi gerekirken toptan ve tümüyle müvekkilin sorumlu tutulması yine hukuka aykırı olduğunu, avans faiz kararının ve faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; Hekimhan ilçesi, Karaköçek Köyü Afet Konutlarının yapımında görev alan ...'un 22/07/2006 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi tazminat talepleri için Hekimhan Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2007/30 Esas 2016/178 Karar sayılı ve 26/05/2016 tarihli kararı ile hüküm altına alınan tazminatın Malatya 1. İcra Müdürlüğü'nün 2019/5299 sayılı dosyası ile takibe konulması üzerine, davacı ... Elektrik Dağıtım A.Ş. Tarafından ödenen tazminatın tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili istemine ilişkindir.
6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Davaya dayanak Hekimhan Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 26/05/2016 tarih, 2007/30 E., 2016/178K sayılı ilamı incelendiğinde; davacılar ... ... ve ... tarafından ..., ..., ... A.Ş. aleyhine açılan, ... Genel Müdürlüğü'nün ihbar edilen olarak yer aldığı maddi tazminat davasının tam kabulü ile, davacı ... ... için 21.038,22 TL, davacı ... için 21.889,61 TL maddi tazminatın ve manevi tazminat yönünden davanın kısmen kabulü ile davacılar ... için 10.000,00 TL, ... için 10.000,00 TL, ... için 5.000,00 TL, ... için 5.000,00 TL, ... için 5.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine karar verildiği, ilgili kararın davalı ... ve ihbar olunan ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 05/12/2019 tarih, 2019/4224 E., 2019/9775 K sayılı ilamı ile düzeltilerek onanmasına karar verilerek kesinleştiği görülmüştür.
Dosya kapsamında yer alan Malatya İcra Dairesi'nin 2019/5299 Esas sayılı icra takip dosyası incelendiğinde; alacaklılar ... ..., ... ..., ..., ... ... ve ... ... tarafından Hekimhan Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 26/05/2016 tarih, 2007/30 E., 2016/178K sayılı ilamının icraya konulması neticesinde toplam 180.090,22 TL alacağın borçlular ..., ... ve ...'tan tahsilinin talep edildiği, borçlu ve dosyamız davacısı ... vekili tarafından icra dosyası kapak hesabı olan 217.114,89 TL'den, davacı şirket lehine hüküm altına alınan 4.200,00 TL vekalet ücreti ve 1.417,00 TL işlenmiş faiz de olmak üzere toplam 5.617,00 TL mahsup edilerek 18/03/2020 tarihinde icra dosyasına 211.497,89 TL yatırıldığı tespit edilmiştir.
Yargılama aşamasında avukat bilirkişiden alınan 03/08/2022 tarihli raporunda özetle; davalılar arasında müşterek ve müteselsil sorumluluğun bulunduğunun kabul edilmesi halinde davacı şirketin 217.114,89 TL'nin tahsilini ödeme tarihinden itibaren faizi ile davalılardan rücuen talep edebileceği, davalılar arasında müşterek sorumluluğunun bulunmadığının kabulü halinde ise Hekimhan Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2007/30 Esas 2016/178 Karar sayılı ve 26/05/2016 tarihli kararında esas alınan kusur oranları dikkate alınarak, davacı şirket tarafından ödenen 217.114,89 TL'nin; 54.278,72 TL'sini davalı ...'den, 54.278,72 TL'sini davalı ... Genel Müdürlüğü'nden, 108.557,44 TL'sini davalı ...'dan faizi ile birlikte talep edebileceği şeklinde görüş bildirildiği anlaşılmıştır.
Sözleşme hükümleri ile birlikte somut olay ve taraf vekillerinin istinaf itirazları birlikte incelendiğinde;
Somut olayda , dava dışı ...'un 22/07/2006 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası sonucu ölümü nedeniyle ... mirasçıları tarafından maddi ve manevi zararlarının tazmini için dosyamız davacısı ... ve davalılar ... ile ... aleyhine açılan tazminat davasının yargılaması sonucunda maddi tazminat davasının tam kabulüne, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilerek , hüküm altına alınan tazminatın dosyamız davacısı ... ile davalılar ... ile ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verildiği, dava dışı alacaklı ... mirasçılarının mahkeme ilamını ... ve diğer borçlular ... ile ... aleyhine icra takibine koyması sonucu dosyamız davacısı ...'ın 18/03/2020 tarihinde 211.497,89 TL icra dosyasına ödeme yaparak tüm borcu ödediği dosya içeriğiyle sabittir.
Rücuen alacağa dayanak olan Hekimhan Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2007/30 esas sayılı dosyası kapsamında , iş kazası sonucu murisleri vefat eden üçüncü kişiler tarafından açılan iş bu tazminat davasında, kazanın meydana gelmesinde muris ...'un dikkatsiz ve tedbirsizliği nedeniyle %20 oranında kusurlu olduğu, iş yeri mahallinde gerekli önlemleri almamak, koruyucu malzemeyi vermemek gibi sebeplerden dolayı inşaat mütehhati ...'in %20 ve taşeron ...'un %40 kusurlu olduğu, beldeye verilen elektrik geriliminin kontrolünü yapmamak ve gerekli tedbirleri almaması nedeniyle ... Elektrik Dağıtım A.ş'nin ise %20 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği ve bahsi geçen kararın yukarıda belirtildiği şekilde Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Dosyamız kapsamındaki uyuşmazlığın , 22/07/2006 tarihinde meydana gelen iş kazası nedeniyle mahkemece hüküm altına alınan tüm tazminatı alacaklılara ödeyen davacının davalılara rücu edip edemeyeceği, rücu edecek ise hangi kural ve usuller dairesinde ne miktarda rücu edeceğinin belirlenmesi noktasında toplandığı görülmüştür.
Öncelikle somut ihtilafın çözümü için davanın tüm tarafları arasındaki hukuki ilişkinin irdelenmesi gerekmektedir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 61 . maddesinin “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” şeklinde düzenlemeye yer vermiştir.
Müteselsil sorumlulukta, kural olarak borçlulardan her biri, 6098 sayılı TBK'nun 162 ve 163 üncü maddelerine göre, borcun tamamından sorumludur. Nitekim 6098 sayılı TBK'nın 167 nci maddesi uyarınca, sorumluların iç ilişkide kusur oranına göre birbirlerine rücu hakları da mevcuttur.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun " Müteselsil Sorumlulukta İç İlişki- Paylaşım" başlıklı 167. maddesinde; aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumlu olup, kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı olduğu, bu durumda borçlunun her bir borçluya ancak payı oranında rücu edebileceği hükmü getirilmiştir.
Yani TBK'nun 61. maddesinde “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” demekle birden çok kişi aynı zarardan aynı sebeple yada çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır. Bu durum iki veya daha çok kişinin şahsında sorumluluğun ya da herhangi bir tazminat yükümlülüğün şartlarının gerçekleşmesi halinde söz konusu olur. İşte bu tür durumlarda sorumlular hakkında müteselsil sorumluluk hükümleri uygulanacaktır.
TBK'nun 61. maddesine göre müteselsil sorumluluk ya aynı sebebe ya da değişik sebeplere dayanabilir.
1- Birden çok kişinin aynı zarara birlikte sebep olmalarından doğan müteselsil sorumluluk: Birden çok kişinin aynı zarara birlikte sebep olmalarından doğan zarar aynı sebebe dayanan zarardır. Müteselsil sorumluluğu doğuran “aynı sebep” veya “birlikte sebep” kusur olabileceği gibi sözleşme veya kanundan olabilir.
a)Birden çok kişinin kusur sorumluluğuna dayanan tazminat yükümlülüğü, birden çok kişinin kusur sorumluluğu ortak kusur yada bağımsız kusurdan kaynaklanabilir. Birden çok kişi aralarında önceden veya en geç olay sırasında anlaşarak bilerek isteyerek ya da en azından birbirlerini davranışından haberdar olarak haksız bir fiille zarara sebep oldukları takdirde, ortak kusur sorumluluğu söz konusu olur. Ortak kusur şartının varlığı, birden çok zarar verenlerde birlikte davranma iradesini bulunmasına bağlıdır. Bu kasta veya ihmale dayanabilir. Birden çok kişinin ortak kusur sorumluluğunun doğması için üç şartın bir arada bulunması gerekir. Bunlar; zarara birlikte sebep olma, ortak kusur ve tek zarar şartlarıdır. Birden çok kişinin bağımsız kusur sorumluluğuna dayanan tazminat yükümlülüğüne gelince, burada zarar verenlerin her biri kusurlu davranışıyla sebep olmakla birlikte aralarında bilinçli bir işbirliği ve birbirlerinin davranışlarından haberleri yoktur. Örneğin iki bisiklet sürücüsünün bisikletlerini dikkatsiz bir şekilde sürerken çarpışmaları ve bu arada bir yaya zarar vermeleri halinde, her iki bisiklet sürücüsü de kusurlu olmakla birlikte birbirinden haberdar olmadıkları için kusurları birbirinden bağımsızdır.
b) Birden çok kişinin kusursuz sorumluluğa dayanan tazminat yükümlülüğü; Birden çok zarar veren, aynı veya değişik türden kusursuz sorumluluk haline göre tazminat yükümlüsü olabilir. Aracı işletenin sorumluğu, adam çalıştıranın sorumluluğu, bina malikinin sorumluluğu gibi.
c) Birden çok kişinin sözleşme sorumluluğuna dayanan tazminat yükümlülüğü; Sözleşmenin ihlalinden veya sigorta sözleşmesinden tazminat yükümlülüğü doğabilir. Örneğin bir şehirler arası otobüsün karıştığı kaza sonucu yolcuların yaralanmasından doğan zarardan trafik sigorta poliçesi, zorunlu mali sorumluk sigorta poliçesi ve zorunlu koltuk ferdi sigorta poliçesine dayalı olarak üç sigorta şirketi sözleşmeye (poliçe) dayalı aynı sebepten doğan müteselsil tazminat sorumluluğu bulunmaktadır.
2-Birden çok kişinin aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olması; Birden çok kişinin aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumluluğu söz konusu olabilir. Aynı zararı doğuran çeşitli sebepler kusur sorumluluğu (haksız fiil), sözleşme veya kusursuz sorumluluk (kanun) olabilir. Bu suretle birden çok zarar verenden biri aynı zararı haksız fiil diğeri sözleşme bir başkası da özen veya tehlike sorumluluğuna göre tazmin zorundadır.
Zarar Görenle Zarar Verenler ve Zarar Verenlerin Kendi Aralarındaki İlişki; Birden çok kişinin zararı tazmin yükümlülüğü doğması durumunda, zarar verenlerle zarar gören arasında ki ilişki önem kazanmaktadır. Zarar verenlerle zarar gören arasındaki ilişkiye dış ilişki denir. Dış ilişki zarar görenin uğramış olduğu zararın tazminini zarar verenlerden hangi esaslara göre talep edeceği sorunu ile ilgilidir. Zarar verenler arasındaki ilişkiye ise iç ilişki adı verilir. İç ilişkide zararın tazminin den sonra zarar verenlerin birbirleriyle olan ilişkileri özellikle rücu ilişkisi, yani hangi zarar verenin zararın hangi kısmını kesin olarak üstleneceği, zararın zarar verenler arasında nasıl paylaşılacağı söz konusu olur.
1-Dış İlişki (Zarar verenlerin zarar görene sorumluluğu); Türk Borçlar kanunun müteselsil borçluluk ve dış ilişki de borçluların sorumluluğu başlıklı 163/1. maddesi “Alacaklı, borcun tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebilir.” demekle zarar görenin, zarar verenlere karşı durumunu düzenlemiştir. Buna göre zarar gören tazminatın tamamını dilediği takdirde zarar verenlerin tamamından talep edebileceği gibi bir kısmından veya sadece birinden de talep edebilir. Burada yasa koyucu zarar görene, tazminatın tamamının zarar verenlerden yalnız birine karşı ileri sürebilmesi imkanı sağlamıştır. Böylece zarar gören tazminat davasını en sağlam ispat araçlarına sahip olduğu zarar verene karşı açabileceği gibi böyle bir davayı tazminatı ödeme gücü en fazla olan zarar verene karşı da açabilir. Bu sayede zarar gören zarar verenlerden her birini ayrı ayrı dava edip sayısız zahmetlere katlanacağı yerde tamamı aleyhine açacağı bir tek dava ile de kolayca sonuca ulaşabilir. Zarar verenlerden biri tazminatın tamamını ödediği takdirde borç ortadan kalkar dolayısıyla zarar gören öyle bir halde artık diğer zarar verenlerden tazminat talep edemez.
Zarar verenlerin zarar gören karşısındaki durumlarına gelince; tazminat yükümlülerinden her biri zarar görene tazminatı ödemek zorundadır. TBK madde 163/2 ye göre “Borçluların sorumluluğu, borcun tamamı ödeninceye kadar devam eder.” Düzenlemesi karşısında zarar verenlerin sorumluluğu tazminat borcunun tamamı ödenince kadar devam edeceğini kolaylıkla söyleyebiliriz. Dava edilen zarar veren tazminatın diğer zarar verenlerden istenmesini gerektiğini ileri süremez. Böyle bir savunma müteselsil sorumluluğun niteliği ile bağdaşmaz. Zira dava edilen zarar veren de dahil zarar verenlerin tümü tazminatın tamamından sorumludur. Buna karşılık zarar verenlerden birinin borcunu ifa ve takas yoluyla sona erdirdiği oranda diğer zarar verenler bundan yararlanır ve bu oranda borçtan kurtulur. Davalı tazminatın tamamını ödediği taktirde diğer zarar verenlerin de tazminat ödeme borcu sona erer. (TBK 163/2, 166/1)
2-İç ilişki (zarar verenlerin birbirine karşı rücu ilişkisi); Rücu ilişkisini düzenleyen iç ilişki, zarar ve tazminatın müteselsil sorumlular arasında kesin ve nihai olarak paylaştırması ile ilgilidir. Rücu ilişkisi TBK 62. maddesinde “Tazminatın aynı zarardan sorumlu müteselsil borçlular arasında paylaştırılmasında, bütün durum ve koşullar, özellikle onlardan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğu göz önünde tutulur. Tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişi, bu fazla ödemesi için, diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahip ve zarar görenin haklarına halef olur.” demekle bu maddede müteselsil sorumlulardan her biri tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödediği taktirde diğer müteselsil sorumluya ve sorumlulara hangi esaslar içinde rücu edeceğini düzenlemektedir. Hemen belirtelim ki rücuda teselsül değil pay esası geçerlidir. TBK 62. maddesinde sorumluluk hukuku yönünden rücu ilişkisini, TBK 167 sözleşmeye dayalı rücu ilişkisini düzenlemiştir. (Prof. Dr. Fikret Eren 6098 Sayılı TBK Göre Hazırlanmış Borçlar Hukuku Genel Hükümleri , Prof. Dr. Şahin Akıncı Borçlar Hukuku Bilgisi 6098 Sayılı TBK Göre Hazırlanmış, Birden Fazla Kimselerin Ayni Zarardan Sorumluluğu Prof. Dr. Kemal Tahir GÜRSOY )
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; dosyamız davacısı ... ile davalılar ... ile ... arasındaki ilişki birden çok kişinin aynı zarara birlikte sebep olmalarından doğan müteselsil sorumluluk esasına dayanmakta olup, davalılar ... ve ... ile davacı arasında İHDS hükümlerinin uygulanma imkanı bulunmamaktadır.
Davacı ile davalı ... arasında akdedildiği hususunda her hangi bir ihtilaf bulunmayan 24/07/2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin 7.1 maddesinde; sözleşmenin imza tarihinden önce başlamış idari ve hukuki ihtilafların takip edilmesi, çözüme kavuşturulması ve bundan kaynaklanan her türlü sorumluluğun ...'a ait olduğu, 7.4 ve 7.6 maddesinde de; dağıtım faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetler nedeniyle üçüncü kişiler tarafından ileri sürülecek her türlü talebin muhatabının ... olduğu hükme bağlanmıştır.
Somut uyuşmazlıkta davacı tarafından icra dosyasına yapılan ödeme İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin imzalandığı tarihten önceki döneme isabet eden 22/07/2006 tarihinde meydana gelen olaya dayanmaktadır.
Dosyamız davacısı ... ile dosyamız davalısı ... arasında İHDS sözleşmesi imzalanmış olup, dosyamız davacısı ... ile davalı ... arasındaki ilişki İHDS sözleşmesinden kaynaklanmakta ise de, yukarıda izah edildiği üzere diğer davalılar ile davacı arasındaki ilişki İHDS sözleşmesinden değil birden çok kişinin aynı zarara birlikte sebep olmalarından doğan müteselsil sorumluluk ilişkisinden kaynaklanmakta olup, TBK 61 maddesi gereği kazaya kusurları ile sebebiyet veren ... , ... ve ... oluşan zararın tamamından dış ilişkide alacaklı mirasçılara karşı müteselsilen sorumludur.
TBK'nun 163. maddesi gereği müteveffa işcinin mirasçı alacaklıları zararının tamamını zarar verenlerden sadece birinden yada bir kaçından talep edebileceği gibi somut olayda da olduğu gibi tüm müteselsil sorumlulardan talep edebilecektir. Tazminat yükümlüleri olan ... , ... ve ... her biri zarar gören mirasçıların uğradığı maddi/manevi zararı tazmin etmek zorundadır. TBK madde 163/2 ye göre davalıların sorumluluğu tazminat borcunun tamamı ödeninceye kadar devam edecektir
Somut olayda da , muris işci ... mirasçılarının tazminat alacaklarını müteselsil tüm sorumlular aleyhine başlatıkları icra takibi ile müteselsil sorumlular ... , ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmekle birlikte , mirasçıların tüm alacağı borçlulardan ... tarafından ödenerek sona erdirilmiştir.
Hal böyle olunca , dosyamız davacısı ...'IN borcun tamamını ödemesi neticesinde borcundan kurtularak kendi kusur oranından fazla ödediği kısmı diğer zarar verenler ... ve ...'dan kusurları oranında rücu etme hakkı olduğu dikkate alınarak bu davalılar yönünden TBK'nun 167. maddelerine göre somut olayın değerlendirilip tartışılması gerekirken, yine davacının icra dosyasına kendi kusuru oranında ödediği tazminatı da İHDS'nin 7.4 ve 7.6 maddeleri gereğince davalı ...'tan rücuen talep hakkı bulunduğu ve davacı tarafça icra dosyasına 18/03/2020 tarihinde 211.497,89 TL ödeme yapıldığı dikkate alınarak , ödenene miktar esas alınmak suretiyle davalıların kusurları oranında her bir davalının sorumlu olduğu miktar yönünden hüküm tesis etmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmelerle mahkemece davacının ödediği tutarı aşar şekilde 217.114,89 TL'nin tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Ayrıca ilk derece mahkemesince kararın gerekçe kısmında ''... davacı tarafından ödenen bedelin ödeme tarihi olan 20.07.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13/04/2016 tarih ve 2016/2239-2016/4044 E.-K. Sayılı emsal kararı) davalıdan tahsiline karar verilerek aşağıdaki şekilde hükmün tesisi yoluna gidilmiştir...'' denilmesine rağmen , hüküm kısmında '' 217.114,89 TL'nin ödeme tarihi olan 18.03.2020 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine'' şeklinde, ödeme tarihine ilişkin
Gerekçe hüküm çelişkisinin oluşmasına sebebiyet verecek şekilde hüküm tesisi kamu düzenine aykırılık teşkil ettiğinden bu husus re'sen gözetilmiştir.
Davalı ... vekilinin açılan davada avans faizi uygulanamayacağına yönelik itirazına gelindiğinde, rücuen tazminat talebi, başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelik tazminat niteliğinde olup, davacının mal varlığındaki eksilme ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme gününden itibaren her iki tarafta tacir olduğundan avans faizi talep edebilir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13/04/2016 tarih ve 2016/2239-2016/4044 E.-K. Sayılı emsal kararı). Buna göre ilk derece mahkemesinin kararında davalı ... yönünden ödeme tarihi olan 18/03/2020 tarihinden itibaren avans faizi işletilmesi doğru olmakla birlikte , tacir olmayan davalılar ... ve ... yönünden yasal faize hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi usul ve yasaya uygun bulunmamıştır.
Tüm bu nedenlerle , ilk derece mahkemesince davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı da olmadığı dikkate alınarak , her bir davalı yönünden kusurlarına isabet eden tazminat miktarı kadar sorumlu olduklarına karar verilmesi gerekirken yukarıda yazılı olduğu şekilde hüküm tesisinde isabet görülmediğinden, davalı ... ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, diğer davalı ... tarafından istinafa gelinmediği ve hal böyle olunca hükmün iş bu davalı yönünden kesinleştiğinden bu davalı yönünden karar verilmesine yer olmadığına ve diğer davalılar ... ile ... yönünden ise, davalı ... hakkında kesinleşen karar ile tahsilde tekerrür olmak üzere, davalı ...'tan kusuru oranında ( tüm davalıların %80 kusuruna isabet eden ve davacı ... tarafından ödenen miktarın 211.497,89 TL olduğu ve bu miktarın davalı ...'ın %20 oranında kusura isabet eden kısmının 52.874,47 TL olacağı dikkate alınarak ) hesaplanan 52.874,47 TL'nin ödeme tarihi olan 18/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile, davalı ...'dan kusuru oranında ( tüm davalıların %80 kusuruna isabet eden ve davacı ... tarafından ödenen miktarın 211.497,89 TL olduğu ve bu miktarın davalı ...'un %40 oranında kusura isabet eden kısmının 105.748,94 TL olacağı dikkate alınarak ) hesaplanan 105.748,94 TL'nin ödeme tarihi olan 18/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
A)1-Davalı ... ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı KABULÜNE,
2-Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/09/2022 tarih 2021/787 Esas 2022/601 Karar sayılı kararının davalılar ... ve ... haklarındaki hüküm yönünden HMK'nun 353/(1)-b.2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Davalı ... hakkında ilk derece mahkemesince verilen hüküm kesinleştiğinden davalı ... hakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığına,
4- Davacının davasının davalılar ... ve davalı ... yönünden KISMEN KABULÜ ile, 52.874,47 TL'nin ödeme tarihi olan 18/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ...'tan, 105.748,94 TL'nin ödeme tarihi olan 18/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan (davalı ... hakkında kesinleşen karar ile tahsilde tekerrür olmak üzere) tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Alınması gereken 14.447,42 TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 3.707,77 TL harç ve bakiye karar harcı olarak yatırılan 11.123,35 TL harç mahsup edildiğinden bu aşamada başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
6-Davacı tarafından yatırılan 54,40 TL başvuru harcı, 3.707,77 TL peşin harç olmak üzere toplam 3.762,17 TL harcın (davalı ... hakkında kesinleşen karar ile tahsilde tekerrür olmak üzere) 1.880,58 TL'lik kısmının davalı ...'dan, 940,29 TL'lik kısmının davalı ...'tan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafça yapılan 131,00 TL posta, davetiye ve 1.000,00 TL bilirkişi gideri olmak üzere toplam 1.528,00 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red (dava değeri olan 217.114,89 TL'den 211.497,89 TL'nin kabul edildiği dikkate alınarak) oranına göre hesaplanan 1.488,47
TL'lik kısmının davalı taraftan tahsili, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılması gerektiği gözetilerek (davalı ... hakkında kesinleşen karar ile tahsilde tekerrür olmak üzere), 1.488,47 TL yargılama giderinin 744,23 TL'lik kısmının davalı ...'dan, 372,11 TL'lik kısmının davalı ...'tan tahsili ile davacıya verilmesine,
7-Davacı davada kendisini vekille temsil ettirdiğinden istinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13 maddesine göre ( davanın kabul edilen 211.497,89 TL'lik kısmı yönünden hesaplanan) hesaplanan 32.609,70 TL nispi vekalet ücretinin (davalı ... hakkında kesinleşen karar ile tahsilde tekerrür olmak üzere), 16.304,85 TL'lik kısmının davalı ...'dan, 8.152,42 TL'lik kısmının davalı ...'tan tahsili ile davacıya verilmesine,
8- Davalılar ... ve ... davada kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden istinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/2 maddesine göre (davanın red edilen 5.617,00 TL'lik kısmı yönünden hesaplanan) hesaplanan 5.617,00 TL vekalet ücretinin (davalı ... hakkında kesinleşen karar ile tahsilde tekerrür olmak üzere), davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine,
9-Davacı tarafça yatırılan gider avansından dosyada kalan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
C)1-Davalılar vekilince yatırılan 3.707,77 TL istinaf karar harcının talep halinde davalı tarafa iadesine,
2-İstinafa başvuran davalılar vekili tarafından yapılan 220,70 TL istinaf başvuru gideri ve 78,00 TL dosya gönderme ücreti olmak üzere toplam 298,70 TL istinaf yargılama giderinin tarafların haklılık durumu gözetilerek 7,73 TL'lik kısmının davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine, bakiye kısmın davalılar üzerinde bırakılmasına,
3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda davacı ve davalı ... yönünden HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık, davalı ... yönünden 6100 sayılı HMK'nın 352. maddesi gereğince TTK 440/2 maddesi gözetildiğinde kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.18/09/2025
Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -