T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2023/246 Esas - 2025/1022 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/246
KARAR NO : 2025/1022
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 09/12/2022
NUMARASI : 2022/354 Esas 2022/974
DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 22/09/2021
KARAR TARİHİ : 01/10/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 09/10/2025
Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik verilen hükme karşı davacı/lı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının o dönem kendine ait olan ... adresindeki ... Gıda Tur. İnş. San ve Tic. Ltd. Şti hisselerinin satımını borçlulardan ...'na 20.04.2009 tarihinde gerçekleştirdiğini, söz konusu satış işlemine müteakip dilekçeleri ekindeki 20.04.2009 tarihli sözleşmede, bu tarih itibariyle şirketin işleyecek olan vergi, sigorta vs borçlarının alıcı ... tarafından ödeneceğinin taraflar arasında kararlaştırıldığını, diğer davalı olan ...'nun da kefil sıfatına haiz olmakla söz konusu anlaşma bakımından borçlu durumda olduğunu, 2017 yılında davacı aleyhine Ulucanlar Sosyal Güvenlik Müdürlüğü'nce 15.762,58 TL tutarlı prim ve işsizlik sigortalarının ödenmediğinde bahisle borç çıkartıldığını, davacının söz konusu borç detaylarının içeriğini araştırdığında, bahse konu alacak kalemlerinin işyerinin devir tarihinden sonrasına tekabül ettiği tekabül ettiğinden davalıların sorumlu olduğunu, söz konusu bedelin tahsili amacıyla başlatılan Ankara 12. İcra Dairesi'nin 2021/7851 Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin davalıların haksız itirazı üzerine durduğunu iddia ederek itirazın iptali ile takibin devamına, %20 icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; 20.04.2009 tarihli sözleşmede kefalet miktarı belirli olmadığından 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 484. maddesi gereğince davalının kefalet sorumluluğuna gidilmesinin mümkün olmadığını, davacının yapılan ödemeye ilişkin olarak dava dilekçesindeki iddialarının soyut iddiaları olduğunu ödemeye ilişkin evrakların borcun ait olduğu dönem bilgisini göstermediğini, devredilen hisse oranı ile ilişkisiz ödemelerin de hesaplamaya dahil edildiğini, davacının davalı ve diğer davalıya yönelmesini engelleyecek kusurlu bir ödemesinin bulunup bulunmadığının kontrol edilmesi gerektiğini, yasada öngörülen on yıllık kefalet süresinin eldeki dava ve takipte dolmuş olduğunu, davalının varsa kefalet sorumluluğunun kendiliğinden sona erdiğini, asıl borçluya karşı ödeme talebinde bulunmadan veya hakkındaki takip sonuçsuz kalmadan asıl borçlu ile birlikte kefil hakkında da takip dava açıldığını ve kefil hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kefalet sözleşmesinin fer'iliği ilkesi gereğince asıl borcun geçerli biçimde doğmadığı takdirde kefalet sözleşmesinin de geçersiz olacağını, dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
Davalı ...'na dava dilekçesinin tebliğine rağmen davaya cevap vermediği görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; alacak talebine konu borcun davacı tarafından 25/08/2017 tarihinde ödendiği gözetildiğinde, dava ve takip tarihi itibariyle gerek 818 sayılı BK -66 gerekse yeni TBK-82.madde uyarınca sebepsiz zenginleştikleri ileri sürülen davalılar bakımından zaman aşımı süresinin dolduğu, davalı kefil sıfatı ile borçlu ... bakımından yapılan değerlendirmede ise alacağın dayanağı olan ve imzalara itiraz olmayan hisse devri sözleşmesinin 20/04/2009 tarihinde yapıldığı gözetildiğinde, TBK-598/3.madde uyarınca davalı kefil bakımından 10 yıllık zaman aşımı süresinin 21/04/2019 tarihi itibariyle dolduğu, bunun yanında gerek hisse devir sözleşmesinin yapıldığı tarihte yürürlükte olan 818 sayılı BK-484.madde gerekse yeni TBK-583.maddesi gereğince de davalı kefilin sorumlu olduğu miktarın açıkça belirtilmemesi nedeni ile alınan kefaletin de zaten geçersiz olduğu gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu takip tarihinin 06/09/2017 olup, dava tarihi itibarıyla zaman aşımı süresinin dolmadığını, davalı ...'nin zaman aşımı def'ini ileri sürmediğini, davalı ... tarafından ileri sürülen zaman aşımı def'inin diğer davalıya sirayet etmeyeceğini, kefaletin geçerli olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Davalı ... vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; davanın ilk olarak Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılıp görevsizlik nedeniyle usulden red kararı üzerine Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesine geldiğini, görevli mahkemede vekalet ücretine dair hüküm kurulmamasının hukuka aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; taraflar arasında imzalanan limited şirket hisse devir sözleşmesi tarihinden önce tahakkuk eden şirket SGK borçlarının davacı tarafından ödendiği iddiasıyla ödenen miktarın davalıdan rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
20/04/2009 tarihli sözleşme, icra dosyası, ödeme dekontları, 20/04/2009 tarihli hisse devrine ilişkin ortaklar kurulu kararı, ticaret sicil kayıtları vs. deliller dosya arasında mevcuttur.
Ankara 12. İcra Müdürlüğünün 2021/7851 sayılı icra takip dosyasının incelenmesinde, davacı tarafından davalılara karşı toplam 15.813,11 TL alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibinin davalıların süresinde itirazları üzerinde durduğu, eldeki itirazın iptali davasının İİK'nun 67. Maddesinde öngörülen 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı görülmüştür.
Bilindiği üzere itirazın iptali davaları icra takibine sıkı sıkıya bağlı dava türlerinden olup, itirazın iptali davasının açma koşullarının birisi de usulüne uygun yapılmış bir icra takibidir. Takip talebine aykırı şekilde ödeme emrinin düzenlenmesi de mümkün değildir.
Somut olayda ise, dava konusu Ankara 12. İcra Müdürlüğü'nün 2021/7851 esas sayılı takip dosyasında toplam 15.813,11 TL nakit alacağın tahsili amacıyla başlatılan takipte gönderilen ödeme emrinde asıl alacağa takip tarihinden itibaren işletilmesi talep edilen faiz oranı belirtilmemiş iken, takip talebinde asıl alacağa takip tarihinden itibare yıllık %9,75 oranında faiz işletilmesinin talep edildiği, bu suretle ödeme emri ile takip talebinin farklı olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda davalılara usulüne uygun bir ödeme emrinin gönderildiğinden söz edilemeyeceğine göre, itirazın iptali davasının HMK'nın 114/2. maddesi anlamında özel dava şartı niteliğinde olan borçlular aleyhine usulüne uygun ilamsız icra takibi yapılmış olması koşulu da gerçekleşmemiştir. O halde, ilk derece mahkemesince davalı-borçlular aleyhine usulüne uygun olarak başlatılmış bir ilamsız icra takibi bulunmadığı gözetilerek HMK'nın 114/2. maddesi kapsamında özel dava şartı niteliğindeki gereği itirazın iptali davasında usulüne uygun ilamsız icra takibinde bulunma koşulu gerçekleşmediğinden aynı Yasa'nın 115/2. Maddesi gereğince davanın usulden reddi gerekirken işin esasına girilerek yazışı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 24/05/2018 tarih ve 2016/18382 Esas 2018/2979 Karar sayılı emsal içtihatı ve aynı Dairenin 20/03/2017 tarih ve 2016/7479 Esas 2017/2240 Karar sayılı emsal içtihatları).
Açıklanan bu nedenlerle, davacı vekili ile davalı ... vekilinin katılma yoluyla istinaf başvurusunun HMK'nın 355. maddesindeki kamu düzenine aykırılık husus yönünden kabulü ile duruşma açılmasına gerek görülmeksizin ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK'nın 353/1-b-2. Maddesi gereği kaldırılmasına, HMK'nın 114/2. Maddesine göre itirazın iptali davasında usulüne uygun olarak ilamsız icra takibi yapma koşulu gerçekleşmediğinden HMK'nın 115/2. Maddesi gereği davanın usulden reddine, davalı ... vekilinin İİK'nın 67. Maddesi gereği koşulları oluşmadığından kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine, kaldırma kararının sebep ve şekline göre davacı vekilinin öteki istinaf sebeplerinin incelenmesine yer olmadığına dair davanın esası hakkında yeniden aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
A)1-Davacı vekili ile davalı ... vekilinin katılma yolu ile istinaf başvurularının kamu düzenine aykırılık gözetilerek KABULÜNE,
2-Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/12/2022 tarih ve 2022/354 Esas 2022/974 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
B)1-HMK'nın 114/2. maddesi uyarınca itirazın iptali davasında usulüne uygun olarak ilamsız icra takibi yapma koşulu gerçekleşmediğinden HMK'nın 115/2. maddesi gereği davanın USULDEN REDDİNE,
2-Davalı ... vekilinin koşulları oluşmadığından kötü niyet tazminat isteminin REDDİNE,
3-Alınması gereken 615,40 TL harcından peşin alınan 269,19 TL harç ile icra takip dosyasında peşin yatırılan 79,07 TL harçtan mahsubu ile bakiye 267,14 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Davalılar tarafından yapılan tebligat ve müzekkere masrafı olmak üzere toplam 56,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
6-Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden istinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 15.813,11 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine,
7-Kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
C)1-Davacı tarafından istinaf aşamasında yatırılan 179,90 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
2-Davalı ... tarafından yatırılan harç bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin davanın kaldırma gerekçesi de gözetilerek davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı ve davalı ... yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 01/10/2025
Başkan- ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi -...
... ... ... ...