T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2022/1842 Esas 2025/952 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1842
KARAR NO : 2025/952
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/10/2021
NUMARASI : 2017/357 Esas 2021/726 Karar
DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 26/05/2017
KARAR TARİHİ : 18/09/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 17/10/2025
Taraflar arasındaki asıl davada alacak birleşen davada itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı asıl davada davalılar vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket ve kefillerinin imzaladığı kefalet taahhütnamesi uyarınca davalıların ... Bankası A.Ş.'den kullandıkları kredinin 750.000,00 TL'sine müvekkili ile anılan banka arasında imzalanan çerçeve sözleşmesi uyarınca müvekkilinin kefil olduğunu, davalıların müvekkilinin kefaleti ile kullanmış oldukları krediye ilişkin ... Bankası A.Ş. ile akdettikleri sözleşmeden doğan taahhüttelini yerine getirmemeleri üzerine bankanın müvekkilinden kredi kefalet tutarını n tazminini talep ettiğini, bunun üzerine müvekkilinin 09/07/2010 tarihinde 554.809,39 TL'yi bankaya ödediğini, müvekkilinin bankaya ödediği miktarın tahsili amacıyla davalıların kefaletine karşılık davalı ...'in taşınmazı üzerinde ipotek tesis edildiğini, alacağının tahsili için ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı icra takibi başlatıldığını, davalılar tarafından takip miktarına ve faize itiraz edildiğini, icra hukuk mahkemesince şikayet kabul edilerek takibin iptaline karar verildiğini, müvekkilinin aynı alacağa ilişkin olarak bu kez ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız icra takibi başlattığını, davalıların takibin iptaline ilişkin şikayetleri üzerine icra hukuk mahkemesince takibin iptaline karar verildiğini, ipoteğin kefalet veren müvekkili lehine tesis edilmiş üst sınır ipoteği olduğunu, ipotek ile teminat altına alınmış olan müvekkilinin alacağının varlığı ve miktarının tespiti ile davalılardan tahsili için işbu davanın açıldığını, davalıların ihtarnameye rağmen müvekkilinin tazmin ettiği borcu ödemediklerini belirterek 554.809,39 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek %75 temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; asıl davadaki iddialarını tekrar ederek kefalet taahhütnamesinde imzası olan davalıdan dava dışı bankaya ödenen tazmin bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini belirterek davalının icra takibine itirazının iptaline, icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Asıl davada davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ...'in adi kefil olduğunu, bu nedenle anılan davalıya doğrudan dava açılamayacağını, öncelikle davalı şirket hakkında takip yapılması gerektiğini, geçerli bir kefalet sözleşmesi olmadığını, davacının sözleşmeyi imzalamadığını, kefillerin kendi el yazıları ile kefil oldukları ve kefalet miktarını belirlemediklerini, kefalet taahhütnamesinin hangi kredi sözleşmesine istinaden yapıldığının belli olmadığını, geçerli bir kefalet taahhütnamesi olmadığını, bizzat davacı kefil olarak ödeme yaptığından davalı şirketten talepte bulunabileceğini, diğer davalıya ise borç miktarının hissesi oranında rücu edilebileceğini, kredi alanın müvekkili ... olmadığını, davacının gayri menkul üzerindeki ipoteği paraya çevirdiğini, ödemeyi aldığını, bu miktar yansıtılmadan yargıdan saklandığını, müvekkillerinin temerrüte düşmediğini, davacının talep ettiği faiz oranının sunduğu kefalet sözleşmesine aykırı bulunduğunu, rücu şartlarının gerçekleşmediğini, kredi borcunun iddia edilen miktarda olmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zaman aşımına uğradığını, davacının müvekkilinden talep etmesi mümkün olmayan bir alacağı asıl borçlu hakkında icra işlemi başlatmadan müvekkilinden talep ettiğini, takibin hukuka aykırı olduğunu, istenen faiz miktarının haksız bulunduğunu, kefalet sözleşmesinin hukuken geçerli olmadığını, davacının alacağının sözleşmenin asıl borçlusu olan ... İnşaat şirketinden olduğunu, müvekkili ve asıl davanın diğer davalısının sözleşmede yalnızca kefil sıfatıyla imzaları bulunduğu bildirerek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, asıl davada davacının ödeme yaptığı tarihte dava dışı bankanın kefil olunan krediden alacağının 747.440,94 TL olduğu, bu tutarın %75’lik kısmının ise 560.580.446 TL olacağı, taleple bağlılık ilkesi gereği dava dışı bankanın talep ettiği 554.809,39 TL’lik tutarın dikkate alınması gerektiği, yapılan ödemenin ... tarafından kefil olunan tutarın üzerinde olmadığı, davacının davalılar tarafından imzalanan kefalet taahhütnamesine istinaden yaptığı ödemeyi davalı asıl borçlu ve kefilden talep edilebileceği, taahhütnamenin 5. Maddesi uyarınca temerrüt faizi isteyebileceği, bu faiz oranının Yargıtay içtihatlarına göre yıllık %30,96 olacağı, bu orandan dava tarihine kadar yapılan hesaplamada, davacının 554.809,39 TL asıl alacağının bulunduğu, davalılar hakkında aynı zamanda ilamsız takip yapılmış ve bu takip kesinleşmiş, sonrasında eldeki alacak davası açılmış ise de, ilamın, ilamsız takibe göre alacağın tahsili yönünde daha kuvvetli olduğu, böylece davacının hukuki yararının bulunduğu, birleşen davada davacının ödeme yaptığı tarihte dava dışı bankanın kefil olunan krediden alacağının 747.440,94 TL olduğu, bu tutarın %75’lik kısmının ise 560.580.446 TL olacağı, taleple bağlılık ilkesi gereği dava dışı bankanın talep ettiği 554.809,39 TL’lik tutarın dikkate alınması gerektiği, yapılan ödemenin ... tarafından kefil olunan tutarın üzerinde olmadığı, davacının davalılar tarafından imzalanan kefalet taahhütnamesine istinaden yaptığı ödemeyi davalı kefilden talep edilebileceği, taahhütnamenin 5. maddesinde temerrüt faizi isteyebileceği, bu faiz oranının Yargıtay içtihatlarına göre yıllık %30,96 olacağı, bu orandan takip tarihine kadar yapılan hesaplamada, davacının 554.809,39 TL asıl alacak, 8.588,45 TL işlemiş %30,96 temerrüt faizi olmak üzere toplam 563.397,84 TL alacağının bulunduğu, böylece davalının itirazının kısmen haksız olduğunun anlaşıldığı, davalının likit olan borca haksız olarak itirazda bulunduğu, reddedilen kısım faize yönelik olup, davacının kötüniyeti ispat edilemediğinden, şartları oluşmayan davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, 554.809,39 TL'nin 22/06/2010 tarihinden itibaren işleyecek %30,96 temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, (Ankara 30. İcra Müdürlüğü'nün 2016/588 Esas sayılı dosyası ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla), birleşen Ankara 5.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/378 Esas sayılı dosyasında davanın kısmen kabulüne, davalı ...'in icra takip dosyasında 554.809,39 TL asıl alacak, 8.588,45 TL işlemiş %30,96 temerrüt faizi olmak üzere toplam 563.397,84 TL'ye yönelik itirazının iptali ile, asıl alacağa icra takip tarihinden itibaren işleyecek %30,96 temerrüt faizi ile birlikte takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, alacağın %20'si oranında 112.679,56 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, şartları oluşmayan davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Asıl davada davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin temerrüte düşmediğini, davacı ... ödeme yapmadan ihtarname çektiğinden ...'nin rücu şartları oluşmadan ihtar çekildiğini, çekilen ihtarın hukuka uygun olmadığından bu ihtarname ile müvekkillerinin temerrütte düşürülemeyeceğini, mahkemenin bu ihtarname ile davalıların temerrütte düştüğünü kabul etmesinin hukuka aykırı bulunduğunu, Ankara 40. Noterliğinden gönderilen ihtarname gerçeğini içermediğini, ... çekilen ihtarname depo edilmesi istenen miktar 750.000,00 TL iken yapılan ödemenin ise 554.809,39 TL olup, gerçeği içermeyen davalıların aleyhine ve davacının sebepsiz zenginleşmesine neden olacak miktarı davalıların depo etmemesi nedeniyle davalıların temerrütte düştüğünün hukuken kabul edilemeyeceğini, bu açıdan da müvekkillerinin temerrütte düşmediğini, ayrıca ihtarnamenin hukuka uygun tebliğ edilmediği yönündeki gerekli araştırmanın yapılmadığını, kefalet taahhütnamesi iki taraflı sözleşme olup taraflara edimler yüklediğini, kefalet taahhütnamesi davacının edimi ... İnşaatın dava dışı ... ile yapmış bulunduğu kredi sözleşmesindeki asıl borçlu ... İnşaat Şirketine kefil olmayı bu sözleşmeye kefil olan ... karşıda ... kefile kefil olmayı taahhüt ettiğini, mahkeme kararında kefalet taahhütnamesi yapılmazsa ...'nin kefile kefil olmuş olacağı kabul edilmektedir ki bu belirlemenin hukuka aykırı olduğunu, çünkü kefalet taahhütnamesi yapılmaza ...'nin dava dışı ... Bankası ile yapılan kredi sözleşmesine kefil olmayacağını, bedel ödemeyeceğini, ...'nin ... Bankasına ödeme yapmasının nedeninin kredi sözleşmesine kefil olması olduğunu, müvekkili ...'in haklı olarak kefalet taahhütnamesi ile ...'nin kendisine karşı kredi sözleşmesinde kefile kefil olmayı taahhüt edildiğini, davacının kefile kefilin hukuki mevzuatı çerçevesinde kendisine karşı rücu edilebileceği bu rücu şartları gerçekleşmediğinden kendisinden bedel talep edemeyeceğini, ...'in kendisine rücu şartları gerçekleşmeden ...'nin kendisinden bedel istenmesinin kefalet taahütnamesine aykırı olduğunu, taraflar arasındaki imzalan kefalet taahhütnamesin imzalandığı tarih itibariyle kontrganti sözleşme diye bir sözleşme şekli bulunmadığını, mahkeme kararında kontrganti sözleşmesinin hukuki niteliğinin açıklanmadığını, ... İnşaat Şirketinin ... karşı borçlanması ...'nin kredi sözleşmesine kefil olup kefil sıfatı ile ödeme yapması ile doğacağını, ...'inde ...'nin kefile kefil sıfatı ile ...'e rücu şartları gerçekleştiğinde ...'nin ...'e karşı talep hakkı doğacağını, kefalet taahhütnamesinin alacağın temliki sözleşmesi olmadığını, davacı ... sözleşmesine kefile kefil olduğundan kefil ...'e adi kefalet hükümlerine göre rücu edebileceğini, ...'in de öncelikle asıl borçlu ... İnşaat Şirketinden temin edilmiş alacaktan alacağını talep etmesi gerektiğini, mahkemenin gerekli araştırma yapmadığını, bilirkişinin de bu hususta gerekli raporu tanzim etmediğini, düzenlenen raporun denetime elverişli bulunmadığını, bilirkişinin fazla ödeme yapılan miktarın hesaplamasını yapmayarak raporun denetime elverişsiz olduğunu, bilirkişi raporunda kredi borcunun rehinle teminat alındığını, 734.207,29 TL davalının bankaya kredi borcu bulunduğunu, bu nedenle bankanın 734.207,29 tl - 465.000,00 = 269.207,29 TL ödeme yapması gerekirken, ...'den 554.809,39 TL ödeme yaparak 285.602,10 TL fazla ödeme yaptığı belirlemesini yapmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının asıl dava yönünden kaldırılmasına, asıl davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Asıl dava; genel kredi sözleşmesi kapsamında kefil olan ... tarafından ödenen borcun kredi kefalet taahhütnamesi uyarınca asıl borçlu ve kefilden rücuen tahsili, birleşen dava, genel kredi sözleşmesi kapsamında kefil olan ... tarafından ödenen borcun kredi kefalet taahhütnamesi uyarınca kefilden rücuen tahsili talebi ile başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Genel kredi sözleşmesi, birleşen dava konusu Ankara 30. İcra Müdürlüğünün 2016/588 (eski 2010/16552) sayılı takip dosyası, kefalet taahhütnamesi, ihtarname sureti, ödemeye ilişkin banka dekontu, yargılama aşamasında bankacı ve mali müşavir bilirkişi heyetinden alınan 09/01/2019 tarihli kök, 12/06/2020 tarihli birinci ek, 29/12/2020 tarihli ikinci ek, 19/04/2021 tarihli üçüncü ek bilirkişi raporu, hesap kat ihtarnamesi, davalı şirket banka hesap ekstreleri, ödeme planları, davacı tarafından ... Bankası A.Ş.'ye gönderilen 09/07/2010 tarihli yazı sureti, ipotek resmi senedi, Ankara 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2014/406 Esas 2014/405 Karar sayılı dosyası, Ankara 22. İcra Müdürlüğünün 2010/2244 sayılı takip dosyası, Ankara 4. İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/64 Esas 2016/665 Karar sayılı dosyası, Ankara 10. İcra Müdürlüğünün 2016/76 sayılı takip dosyası, Ankara 22. İcra Müdürlüğünün 2010/2950 sayılı takip dosyası, Ankara Gayrimenkul Satış 22. İcra Müdürlüğünün 2010/2995 sayılı takip dosyası dosya içerisinde yer almaktadır.
İstinaf başvurusu asıl davada davalılar vekilince asıl davaya yönelik yapıldığından Dairemizce yapılan istinaf incelemesi asıl dava yönünden yapılmış olup, birleşen davaya ilişkin bir inceleme yapılmamıştır.
Dava dışı ... Bankası A.Ş ile asıl borçlu davalı ... İnş. .... Ltd. Şti. arasında 18/03/2009 tarihli 1.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, diğer davalı ...'in sözleşmede müteselsil kefil sıfatıyla imzasının yer aldığı, kefaletin sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan mülga BK'nun 484 vd. maddelerinde yer alan şekil koşullarına uygun olduğu görülmüştür.
Kredi borcunun ödenmediği gerekçesiyle dava dışı banka tarafından davalı asıl borçlu ve kefile 18/06/2010 tarihli hesap kat ihtarnamesi gönderilerek 293.301,41 TL kredi, 551,25 TL devre komisyonu ve eklentileri, çeklerden kaynaklanan 29.400,00 TL'nin ödenmesi, 70.000,00 TL gayri nakdi alacağın depo edilmesi ihtar edilmiştir. İhtarnamede verilen atıfet süresi 24 saat olup, davalılara anılan ihtarname 21/06/2010 tarihinde tebliğ edilmiştir.
Davacı tarafından ... Bankası A.Ş.'ye gönderilen 09/07/2010 tarihli yazı ile, davalı ... İnş. .... Ltd. Şti.'nin taahhütlerini yerine getirmemesinden dolayı muaccel olan ve sorumlulukları altında bulunan 554.809,39 TL'nin bankadaki hesaplarından alınması talep edilmiştir.
Davalı şirketin dava dışı bankada bulunan hesabına davacı tarafından 09/07/2010 tarihinde 554.809,39 TL ödendiği ödemeye ilişkin banka dekontu ile sabittir.
Davalılar ile davacı arasında davalı gerçek kişinin müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu 16/03/2009 tarihli 750.000,00 TL limitli kefalet taahhütnamesi imzalanmıştır.
Davacı tarafından davalılara gönderilen 01/07/2010 tarihli ihtarname ile, davalı şirketin bankayla akdettiği sözleşmeden doğan taahhütlerini yerine getirmediğinin öğrenildiği belirtilerek 3 gün içinde 750.000,00 TL'nin depo edilmesi ihtar edilmiştir.
Davalı ...'in taşınmazı üzerinde ... lehine 17/03/2009 tarihinde 938.000,00 TL limit ile davalı şirketin bankalardan kullanacağı kredilere ... tarafından verilen kefaletin teminatını teşkil etmek üzere ipotek tesis edildiği ipotek resmi senedinden anlaşılmıştır.
Ankara 22. İcra Müdürlüğünün 2010/2244 sayılı takip dosyası ile, alacaklı ... tarafından davalı borçlular aleyhine toplam 575.571,94 TL alacağın tahsili talebiyle anılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı icra takibi başlatıldığı, davalı borçluların icra takibine itirazlarına ilişkin şikayeti üzerine açılan Ankara 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2014/406 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonunda ipoteğin limit ipoteği veya karz ipoteği olmadığı, alacağın ilamlı icrayla takibinin mümkün bulunmadığı gerekçesiyle 2014/405 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne, icra takibinin iptaline karar verilmiştir.
Ankara 10. İcra Müdürlüğünün 2016/76 sayılı takip dosyası ile, alacaklı ... tarafından davalı borçlular aleyhine toplam 2.875.756,46 TL alacağın tahsili talebiyle anılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçluların icra takibine itirazlarına ilişkin şikayeti üzerine açılan Ankara 4. İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/64 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonunda usulüne uygun ipotek akdi bulunmadığı gerekçesiyle 2016/665 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne, takibin iptaline karar verildiği görülmüştür.
Ankara 22. İcra Müdürlüğünün 2010/2950 sayılı takip dosyasında, alacaklı ... Bankası tarafından borçlu davalı şirket ve dava dışı ... aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatılmış olup, yapılan takip sonucu 02/08/2011 tarihinde ipotekli taşınmazın 285.000,00 TL bedelle alacaklı bankaya ihale edildiği anlaşılmıştır.
Ankara Gayrimenkul Satış 22. İcra Müdürlüğünün 2010/2995 sayılı takip dosyasında, alacaklı ... Bankası tarafından borçlu ... (Birleşen davada davalı) aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatılmış olup, yapılan takip sonucu ipotekli taşınmazın satıldığı, 231.266,54 TL tahsil edildiği, alacaklı banka vekiline 222.862,34 TL ödendiği görülmüştür.
Yargılama aşamasında alınan ve dosya üzerinde yapılan inceleme ile hazırlanan bilirkişi kök raporunda, kefalet taahhütnamesinin 5. maddesi uyarınca dava konusu krediye uygulanan yıllık %20,64 faizin %50 fazlası olan %30,96 oranında temerrüt faizi işletileceği, ...'nin 09/07/2010 ödeme tarihinden 11/05/2017 dava tarihine kadar 1.191.885,92 TL işlemiş temerrüt faiz alacağı bulunduğu, davacı tarafından ödenen 554.809,39 TL asıl alacak ile birlikte davacının davalılardan toplam 1.746.695,31 TL alacaklı olduğu yönünde kanaat bildirilmiştir. Alınan birinci ek rapor ile birinci ek rapordaki görüşü tekrar eden ikinci ve üçüncü ek raporlarda, fiilen uygulanan faiz oranına göre temerrüt faiz oranının %30,96 olduğu, 554.809,39 TL asıl alacak ile temerrüt faizi toplamının 1.746.695,31 TL olacağı, TCMB'ye bildirilen faiz oranına göre ise 554.809,39 TL asıl alacak, %75 oranında işletilen 2.887.320,53 TL temerrüt faizi olmak üzere toplam 3.442.129,92 TL alacak bulunduğu tespit edilmiştir.
İstinaf incelemesine konu asıl davada davacı yan genel kredi sözleşmesinde yer alan ... kefaleti nedeniyle asıl borçlunun kredi borcunu ödememesi üzerine bankanın tazmin talebi ile bankaya ödeme yaptığını, yapılan ödemeden kefalet taahhütnamesi uyarınca davalı kefil ile davalı asıl borçlu şirketin sorumlu olduğunu iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile asıl davanın kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında dava dışı ... Bankası A.Ş. ile davalı şirket arasında 18/03/2009 tarihli 1.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davalı ...'in sözleşmede müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu, davacı ile davalılar arasında 16/03/2009 tarihli 750.000,00 TL limitli kefalet taahhütnamesi imzalandığı, ...'nin kefaleti ile davalı şirketin dava dışı bankadan kredi kullandığı, bankanın kredi borcunun ödenmemesi üzerine kredi hesabını kat ettiği ve sorumluluk bedelinin bankaya yatırılmasının davacıya bildirildiği, davacı tarafından ... Bankası A.Ş.'ye davalı asıl borçlu şirketin borçları nedeniyle 09/07/2010 tarihinde 554.809,39 TL ödendiği hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, taraflar arasında akdedilen kefalet taahhütnamesinde yer alan davalı kefaletinin davacının dava dışı bankanın tazmin talebi üzerine ödediği bedelin teminatı olup olmadığı, davacının bankaya tazmin ettiği bedelin rücuen tahsilini davalılardan talep edip edemeyeceği, talep edebilecek ise miktarı hususlarından kaynaklanmaktadır.
Davalılar vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, yukarıda açıklandığı üzere davacı ile davalılar arasında 750.000,00 TL limitli 16/03/2009 tarihli kefalet taahhütnamesi imzalanmıştır. Davalı ...'in anılan taahhütnamede yer alan kefaleti kefalet tarihinde yürürlükte bulunan yasanın aradığı şekil koşullarına uygun niteliktedir.
Dava dışı banka ile davalı şirket arasında 18/03/2009 tarihli 1.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalanmış olup, diğer davalı anılan sözleşmede müteselsil kefil olarak yer almaktadır.
Davacı yan işbu davada ... teminatı ile davalı asıl borçluya dava dışı ... Bankası A.Ş. tarafından genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan kredinin borçlu olan davalılarca ödenmemesi üzerine bankanın tazmin talebi nedeniyle bankaya ödediği tazmin bedelinin rücuen tahsili için işbu alacak davasını açmıştır.
Davacının rücuen alacak talebine konu ödeme, davalıların genel kredi sözleşmesi kapsamında dava dışı bankaya olan borçlarının ... teminatı kapsamında kalan kısmıdır. Bir başka anlatımla, davacı ...'nin dava dışı bankanın tazmin talebi üzerine bankaya ödeme yapmış olması ödediği miktar kadar rücu hakkının doğmasına sebep olmayacak, ödeme tarihinde dava dışı bankanın genel kredi sözleşmesi kapsamında davalı asıl borçlu ve kefilden alacaklı olduğu bir miktar yok ise davacı tarafından rücuen alacak talebiyle davalılara başvurulamayacaktır. Nitekim taraflar arasında akdedilen kefalet taahhütnamesinde de taahhütnamenin ... Bankası A.Ş.'den kullanılan ve kullanılacak olan nakdi ve gayri nakdi her türlü kredilere karşılık ...'nin verdiği 750.000,00 TL limitli kredi geri ödeme taahhüdünün kontr garantisi olduğu açıkça hükme bağlanmıştır.
Davacı tarafından dava dışı bankaya ödediği bedelin kefalet taahhütnamesi kapsamında davalı kefil ve davalı asıl borçlu şirketten rücuen tahsili talebiyle açılan işbu davada bankacı bilirkişiden banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapılmak suretiyle ... tarafından dava dışı bankaya ödeme yapılan 09/07/2010 tarihinde dava dışı bankanın davalılardan genel kredi sözleşmesi kapsamında alacaklı olup olmadığı, var ise alacak miktarının tespitine yönelik rapor alınması, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delil niteliğindedir.
Yargılama aşamasında alınan bilirkişi kök ve ek raporlarında ise, davacının dava dışı bankaya ödediği miktar esas alınmak suretiyle temerrüt faiz oranı belirlenip, bu oran üzerinden ödeme tarihinden dava tarihine kadar temerrüt faizi işletilmek suretiyle davacının davalılardan alacaklı olduğu miktarın tespiti yoluna gidilmiştir. Anılan raporda dava dışı bankanın ... ödeme tarihinde davalılardan alacaklı olup olmadığına ilişkin hiçbir hesaplama yapılmadığı gibi, hesap kat ihtarında yer alan alacak miktarı esas alınarak işlemiş faiz ve BSMV miktarlarının tespiti yoluna gidildiği gibi rapor bankacılık işlemlerine dair bir inceleme de içermemektedir. Anılan bilirkişi incelemesi banka kayıtları üzerinde değil, dosyada yer alan belgeler üzerinde yapılmıştır.
22/07/2020 tarih ve 7251 Sayılı Hukuk Muhakameleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 35.maddesi ile yapılan değişik HMK'nun 353/1.a-6 maddesi ise "Mahkemece uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması" hükmünü içermektedir.
Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş dosyanın yargılama aşamasında rapor hazırlayan bankacı bilirkişiye tevdi edilip, bilirkişiye banka kayıtları üzerinde inceleme yapma ve belgelerden suret alma yetkisi verilerek banka kayıtları üzerinde yapılacak inceleme ile davacının dava dışı bankaya ödeme yaptığı 09/07/2010 tarihinde dava dışı bankanın genel kredi sözleşmesi kapsamında davalılardan alacaklı olup olmadığı, alacak var ise miktarı, davacının yaptığı ödemenin tespit edilen alacak miktarına göre ... teminatı kapsamında kalan bir alacak olup olmadığı hususlarında rapor alınarak sonucuna uygun bir karar verilmesinden ibarettir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin asıl davanın kabulü yönündeki kararında isabet görülmediğinden, asıl davada davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, ilk derece mahkemesinin asıl davaya ilişkin kararının kaldırılmasına, asıl davada davalılar vekilinin sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, asıl davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Asıl davada davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6 maddesi gereğince KISMEN KABULÜNE,
2-Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/10/2021 tarih 2017/357 Esas 2021/726 Karar sayılı kararının asıl dava yönünden KALDIRILMASINA, asıl davada davalılar vekilinin sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
3-Asıl davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
4-Asıl davada davalılar tarafından yatırılan 9.473,00 TL istinaf karar harcının talep halinde asıl davada davalılara iadesine,
5-Asıl davada davalılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
6-Yargılama aşamasında duruşma açılmadığından asıl davada davalılar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/(1)-a.6 ve 362/(1)-g.maddeleri uyarıca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 18/09/2025
Başkan - ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi - ...
... ... ... ...