T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2022/1799 Esas - 2025/995 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1799
KARAR NO : 2025/995
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 29/06/2022
NUMARASI : 2017/849 Esas 2022/496 Karar
DAVA : Şirket Müdürünün Azli
DAVA TARİHİ : 07/12/2019
KARAR TARİHİ : 29/06/2022
KARAR TARİHİ : 25/09/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 25/09/2025
Taraflar arasındaki şirket müdürünün azli/ tazminat istemine ilişkin asıl davanın ve şirket müdürünün azline ilişkin birleşen davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle asıl ve birleşen davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
ASIL DAVADA DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalının limited şirketinin %50'şer oranında hissedarı olduklarını, davalının şirket müdürü olduğunu, işlerin kötü gittiği bahanesiyle şirket adına pek çok kredi çekilmesini sağladığını, çekilen kredilerin bir kısmının davacı tarafından ödendiğini, SGK primlerinin şirket tarafından ödenmesi gerekirken davalının primleri ödemediğini, davacı tarafından bu primlerin ödendiğini, şirkette çalışan işçileri haksız olarak işten çıkardığını, bu nedenle bir çok davaya muhatap olunduğunu, SGK tarafından idari para cezaları kesildiğini, faturasız malzeme aldığını, nakit ödemelerde fiş kesmediğini, şirket adına çekilen kredi taksitlerinin hukuksuz ve keyfi olarak ödenmediğini, davalının davacıyı iş yerine sokmadığını, şirkete ait bir çok geliri davalının kendi nam ve hesabına harcadığını belirterek davalının müdürlükten nez'ine, şirket adına davacı tarafından bankaya ödenen kredilerin iadesi ile yapılan zararlandırıcı işlemler sebebiyle uğranılan zarardan şimdilik 40.000,00 TL'nin avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
ASIL DAVADA CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; husumetin davalıya yöneltilemeyeceğini, müdürlükten azil yada kayyım atanması konulu davalarda husumetin öncelikle şirkete yöneltilmesi gerektiğini, her ne kadar davalı şirket müdürü olsa da 7 yıl boyunca davacı ile birlikte şirketin günlük işlerinin birlikte yürütüldüğünü, personelle ilgili kararların birlikte alındığını, 7 yıl boyunca olağan genel kurul toplantılarında şirket müdürünün ibrasına karar verildiğini, davacının ihtiyacı için şirketlerin kredi miktarlarının daha yüksek olması sebebiyle şirketi borçlu göstererek ve kendine ait evi ipotek ettirerek krediler çektiğini, bu paraların davacı tarafından teslim alınıp kullanıldığını, davalının SGK primlerini kendisinin ödediğini, ... isimli bayana 100.000,00 TL gönderildiği iddiasının hayal ürünü olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
BİREŞEN DAVADA DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ... ile davalı ... -... Gıda San. ve Tic. Ltd Şti.’nin %50’şer pay oranında iki ortağı olduğunu, tüm yetkilerin (alım, satım, imza, kasa, hesap kontrolü vs.) münferiden davalı şirket müdürü aynı zamanda ortağı olan ... tarafından yürütüldüğünü, davacı şirket ortağı ...'ın son üç yılda şirkete ait bilanço ve gelir-gider tablolarını incelemeye fırsat verilmemesi, genel kurul toplantısı yapılmaması, kanuna veya şirket sözleşmesine göre yıl sonu bilançosu çıkarılmamış olmasından bilançoda kar payı saptanmamış olduğunu, şirketten faaliyet dönemi sonunda gerçekleşen kardan düşen payların verilmemiş ve şirket banka kredi borçlarının ödenmemiş olması gibi bir çok nedenden dolayı şirket müdürüne 27/08/2019 tarihinde tebliğ edilen Ankara 16. Noterliğinin 23.08.2019 tarih ve 13744 sayılı ihtarnameyi göndermek durumunda kaldığını, esasen müteveffa ... ile davalı ...’ın kurulduğu tarihten beri birlikte kullanageldiği şirket yönetimi, müvekkilin babasının cenaze ve taziye işleri ile uğraştığı bir sırada bir oldu bittiye getirilerek olağan hayatın akışına ve yasaya aykırı bir şekilde (23/12/2010 tarihinde) 50 yıllığına davalı tarafından ele geçirildiğinin de ticaret sicil kayıtlarından anlaşılacağını, her ne kadar davalı aleyhine Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/849 E. sayılı dosyası üzerinden de dava açılmış ise de, bu davadan sonra yukarıda yaşanılanlar yanında, Ziraat Bankasınca ödenmeyen kredilerden dolayı şirket ile şirkete kefil yapılan davacı aleyhinde Ankara 23. İcra Müdürlüğünün 2018/1979 ve E 2019/1980 sayılı dosyaları üzerinden takip başlatıldığını, söz konusu borcun ödenmemesi nedeniyle ipotekli evi satılma tehlikesi ile karşı karşıya olduğunu belirterek 6102 Sayılı TTK'nın 630/1 maddesi uyarınca ... Gıda San. ve Tic. Ltd Şti. müdürü olan davalının azline, şirketin malvarlığının koruma altına alınmasını temin amacıyla acilen ve tedbiren 6102 Sayılı TTK'nın 235. maddesi uyarınca temsil yetkisinin ihtiyati tedbir olarak kaldırılıp bu yetkinin diğer ortak davacı ...'a verilmesine, bunun mümkün olmaması halinde, temsil yetkisinin tarafsız konusunda uzman bir kayyıma verilmesine, şirket idaresinin davadan sonra da davacı ortak veya kayyım vasıtası ile yürütülmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
BİREŞEN DAVADA CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davada husumet davalıya yöneltilemeyeceğini, müdürlükten azil ya da kayyım atanması konulu davalarda husumetin şirkete yöneltilmesi gerektiği yerleşik Yargıtay kararları ile sabit olduğunu, bu nedenle davanın öncelikle husumetten reddi gerektiğini, yine davacının da belirttiği üzere aynı konuda Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/849 E. Sayılı dosyası üzerinde derdest olan davanın söz konusu olduğunu, derdestlik nedeniyle de davanın reddi gerektiğini, davaya konu şirket Limited Şirket olup TTK ve ilgili mevzuata göre kurulduğunu, ticari defterlerde ilgili mevzuata göre tutulmuş ve davacının da yakından tanıdığı şirketin mali müşaviri tarafından düzenlenerek ortak imzalarla kararlar alındığını, bir Limited şirkette müdürlük görevinin diğer ortağın bilgisi dışında ele geçirilebileceği hususunun izaha muhtaç olduğunu, alınan bütün kararlarda davacının da imzası ile açık bir şekilde iradesinin bulunduğunu belirterek öncelikle husumet ve derdestlik itirazlarımızın kabulüne, esasa girildiği takdirde haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; asıl davanın şirket yöneticisine karşı açılan sorumluluk davası olduğu, TTK 555/1 maddesi gereğince şirketin zararı için ortağın dava açma hakkı bulunduğu, ancak bu durumda hükmedilecek tazminatın şirkete ödenmesinin talep edilmesi gerektiği, aksi takdir de şirket zararının ortağa ödenmesinin talep edilmesi halinde aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı, somut olayda davacı tarafından ön inceleme duruşmasında, talep edilen 40.000,00 TL'nin davacıya ödenmesinin talep edildiği, bu nedenle davacının şirket zararının ödenmesi yönünden aktif husumetinin bulunmadığı anlaşılmakla, asıl davanın reddine karar verilmiştir.
Birleşen dava yönünden yapılan değerlendirme sonucunda, toplanan deliller, alınan bilirkişi kurulu raporları dikkate alındığında, davalının özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal ettiği iddiasının ispat edilemediği, yöneticinin azli için gereken sebeplerin bulunmadığı kanaatine varılmakla, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; iki davanın mevcut olduğu işbu dava dosyasında yukarıda numarası yazılı kararı ile, asıl davada husumet yönünden, birleşen davada ise esas yönünden verilen red kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu,
Asıl dava yönünden; ilk derece mahkemesince konunun sadece TTK 555/1 madde kapsamında dolaylı zarar kapsamında ele alınıp, başkaca bir değerlendirmeye yer verilmediğini, bu haliyle kararın eksik incelemeye dayandığını, tüm dosya kapsamında talep edilen zararın "doğrudan zarar" olmasına karşın bu hususa da bakmadan eksik inceleme ve değerlendirme ile "dolaylı zarar" ön kabulüyle asıl davanın husumet yönünden reddi kararının doğru ve isabetli olmadığını, mahkemece eksik inceleme ve değerlendirme yapıldığını, şirket gelir ve giderlerinin kayıtdışı dışı nedenlerle kağıt üzerinde düşük gösterildiği ve gerçeği yansıtmadığı itirazlarına rağmen bilirkişinin sanki bunlar dosyada yokmuş gibi sadece mali kayıtlar üzerinden hayatın olağan akışına da aykırı düşmek suretiyle yapılan yanlı ve hatalı değerlendirmelerinin hükme esas alınmayacağını,
Tarafların % 50’şer pay ortağı olduğu şirketteki 7 yıllık süreçte davalı ortağın emekli maaşından başka bir geliri yokken bu kadar mal varlığına sahip olmasına karşın aynı şirketin ortağı olan müvekkilin şirket borçlarından başka hiçbir mal varlığının olmaması, davalının 100.000TL dolandırıldığı iddiası ile şikayet ettiği ancak işbu davada inkar ettiği Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 19/09/2014 tarihli ve 2015/133162 soruşturma, 2014/79081 sayılı kararı dosyasındaki ... isimli bayana şirket adına ödeme yaptığına ilişkin davalı şirket müdürünün ikrarları, davalı müdürün, % 50 hisseye sahip şirket ortağı müvekkilden izinsiz kurup batırdığı "... Tarım Ziraat Gıda İnşaat San. Tic. Ltd. Şti.’ne ait bilgi ve belgeler, Şirket adına çekilen kredilerin bir süre sonra ödenmemesi nedeniyle kefil olan müvekkilin takibe düşmemesi için bankaya ödemek zorunda kaldığı bir kısım kredi taksit ödeme dekontları, yine ROP günlük tutuluyor” denilerek bu kayıtların incelenmemesi, ancak daha sonra Bilgisayar Mühendisi bilirkişi raporu ile rop isimli veri tabanının oluşturma tarihinin 18 Aralık 2017 olduğunun tespit edildiği , işbu limited şirket müdürünün azli, kayyım atanması ve müdürün sorumluluğuna dayalı tazminat/alacak istemine ilişkin asıl davanın 08/12/2017 tarihinde açıldığı, dava konusunun 2015, 2016, 2017 yıllarına ait şirket ciro, gelir ve giderlerinin gizlenmesinin olduğu düşünüldüğünde, incelemeye sunulan rop verilerinin işbu dava açıldıktan 10 gün sonra (18 Aralık 2017 tarihinde) bu dava için özel olarak hazırlattırıldığının ortaya konulması gibi incelenmeyen her bir hususun başlı başına şirketin yönetiminin kötü yönetildiğini göstermesine yetecek nitelikte olmasına rağmen tüm bunların mahkemece gözardı edildiğini,
Davalının şirketin müdürü olarak şirketi basiretsiz ve şirket menfaatlerine aykırı olarak yönettiği gibi, toplantı yapmadığı, pay ödemediği, müvekkil diğer ortağın şirket defterlerini inceleme, denetleme ve bilgi alma hakkını engellediği, ... Bankasınca verilen kredilerin ödenmemesi nedeniyle şirket ve müvekkil aleyhinde Ankara 23. İcra Müdürlüğü'nün 2018/1979 ve E 2019/1980 sayılı icra takip dosyalarının açılmasına neden olduğu gibi, bu borçları da ödemeyerek şirketi ve müvekkili zararlandırmaya devam ettiği bir durumda neresinden bakılırsa bakılsın tek çare, davalının tedbiren şirket müdürlüğünden alınması yoluyla uyuşmazlığın çözümü mümkün olduğunu,
Davalı taraf şirket adına ... Şubesinden 21.4.2016 tarihinde 41.000TL, 05.10.2016 tarihinde 142.000TL, 06.06.2017 tarihinde de 40.000TL çekilen krediler için Karapürçek’teki evini ipotek göstermek durumunda bırakıldığı, davalı müdür, aylık toplamı 6.500 TL civarında tutan şirkete ait kredi taksitlerin ilk bir kaçını şirket hesabından ödedikten sonra ödemeyi keserek dosyada mevcut banka dekontlarında görülen ... Bankası’ndaki kendi (10861350 nolu) hesabından 06.03.2017 tarihinde 5.503TL, 10.042017 tarihinde 5.503TL, 02.05.2017 tarihinde 5.503TL, 5.6.2017 tarihinde 5.503TL, 28.6.2017 tarihinde 2.503TL, 06.09.2017 tarihinde 7.503,50TL, 04.10.2017 tarihinde 5.503,50TL ödemeler konusunda da red kararında bir gerekçeye yer verilmediğini,
Birleşen dava yönünden ise; ilk derece mahkemesince davalının müdürlük görevini yerine getirirken gerekli özeni göstermemesi,2017 yılı ve devamında her yıl olağan genel kurul toplantısı yapılmaması, kredi taksitlerinin şirketçe ödenmemesi nedeniyle borçlar nedeniyle birden fazla icra dosyası ile takibe düşülmesi, ihtarnameye rağmen şirket ortağına bilgi verilmemesi, kar dağıtılmaması ve daha pek çok hususun incelenmediğini, esasen asıl davadaki şirketin gerçek mali durumunu ortaya koyacak, tutulan kayıt ve belgelerin göstermelik ve "kılıfına uydurulmaya çalışan veriler" olduğunu ortaya koyan ROP (Restaurant Otomasyon Programı) sistemi ile bu sistemi kullanmış ve kasaya bakmış eski şirket çalışanlarından ...'nın açık net somut beyanlarının yok sayıldığını, Mahkemece bu dosyaya ilişkin her bir taleplerinin ayrı ayrı değerlendirmeden ve gerekçesinde de yer vermeden eksik incelemeyle davayı karara bağladığını, yine her iki dava dosyasında da yer verilen davalı şirket müdürünün tutum ve davranışlarıyla sebebiyet verdiği şirketin asıl borçlu olduğu ve halen derdest durumda bulunan Ankara 23.İcra Müdürlüğü'nde 2018/1979, 2018/1980 Esas sayılı dosyaları da hiçbir şekilde verilen kararlarda değerlendirilmediğini,
Davalının şirketin müdürü olarak şirketi basiretsiz ve şirket menfaatlerine aykırı olarak yönettiği gibi, toplantı yapmadığı, pay ödemediği, müvekkil diğer ortağın şirket defterlerini inceleme, denetleme ve bilgi alma hakkını dahi engellendiğinden mevcut müdürün yönetim hakkının ve temsil yetkisinin TTK'nın 630. maddesi uyarınca kaldırmayı gerektirdiği,
Yine bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere Meşhur Köfteci Şahin Usta isimli restorantta kullanıldığı davalı tarafından da kabul edilen rop program verilerine dolayısıyla gerçek hesaplara ulaşılamamasının gelirlerin müvekkil diğer ortaktan gizlendiğini, Mahkeme ve bilirkişi incelemesinden de kaçırıldığını ortaya koyduğunu bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; Asıl dava,davalının müdürlükten azline ve şirket yöneticilerine karşı açılan sorumluluk davası, birleşen dava limited şirket müdürünün azli talebine ilişkindir.
Hükmün kapsamı başlıklı HMK'nun 297/2 maddesi; "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." hükmünü içermektedir.
Asıl dava yönünden davacının talebinin şirket müdürün azli ve tazminat talebi olmasına ve ön inceleme tutanağında uyuşmazlığın da bu şekilde belirlenmesine rağmen, Mahkemece asıl davadaki ihtilafın şirket yöneticilerine karşı açılan sorumluluk davası olarak nitelendirilmek suretiyle, davacının şirket yöneticisi davalıdan dolaylı zararını talep edemeyeceğinden bahisle davacının davasının aktif husumet nedeni ile reddine karar verildiği görülmüştür.
Oysa ki, dosya kapsamı incelendiğinde; asıl dava yönünden 30/05/2018 tarihli ön inceleme duruşma tutanağında uyuşmazlık davalının müdürlük görevinden azli ve 40.000,00 TL zararın davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesi istemine ilişkin olduğu değerlendirilmek ile birlikte,
07/12/2019 tarihinde açılan birleşen "şirket müdürünün azli" davasında davalı ... tarafından birleşen dosyaya sunulan 21/11/2019 tarihli cevap lahiyasında, '' davacı tarafça her ne kadar Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/849 E. sayılı dosyası üzerinden dava açılmışsa da bu davadan sonra icra takibine maruz kaldıklarını ve bu sebeple yeniden davalının müdürlükten azli talebi ile birleşen davayı konu ettiklerini beyanla birleşen davayı açmış ise de davacının belirttiği konuda derdest dava mevcut olduğunu '' bildirerek derdestlik itirazında bulunduğu,
Davacı vekilinin 17/12/2019 tarihli birleşen dosyadaki cevaba cevap dilekçesinde, davalının derdestlik itirazının doğru olmadığını, zira Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/849 esas sayılı dosyasındaki taleplerinin 2017 yılı öncesine ait olgu ve olaylara dayalı olup, birleşen davada ise 2017 yılı ve sonrası iş ve işlemlere karşı dava açıldığından , talep kısımlarının farklı olduğunun beyan edildiği görülmüştür.
Hal böyle olunca, asıl dava yönünden davacının taleplerinden birinin de şirket müdürünün azli olup, asıl dava kapsamında uyuşmazlığın sadece sorumluluk davası olarak nitelendirilmesinin doğru olmadığı, davalı şirket müdürünün azli talebi yönünden asıl dosya kapsamında olumlu olumsuz hiçbir hüküm kurulmadığı görülmüştür. Bu durum ise adil yargılanma hakkının ihlali olup aynı zamanda HMK'nun 297/2 maddesine de aykırılık teşkil etmektedir.
Tüm bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 355. maddesi gereğince kamu düzenine aykırılık gözetilerek asıl dava yönünden kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve taktiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık gözetilerek KABULÜNE,
2-Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/06/2022 tarih, 2017/849 Esas 2022/496 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, taraf vekillerinin sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
4-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının talebi halinde davalıya iadesine,
5-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılama sonunda dikkate alınmasına,
6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/(1)-a.6 maddesi uyarıca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.26/09/2025
Başkan- ... Üye - Üye - ... Zabıt Katibi -...