T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2022/664 Esas 2025/951 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/664
KARAR NO : 2025/951
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 11/11/2021
NUMARASI : 2015/219 Esas 2021/746 Karar
DAVA : İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 09/03/2015
KARAR TARİHİ : 18/09/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 08/10/2025
Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile dava dışı ... Gıda Üretim ... A.Ş. arasında imzalanan genel kredi sözleşmelerinde davalıların müteselsil kefil olduklarını, asıl borçlu firmaya kredi kullandırıldığını, davalı borçlular ile müvekkilinin de içinde bulunduğu alacaklı bankalar konsorsiyumu arasında finansal yeniden yapılandırma sözleşmesi ve ek finansal yeniden yapılandırma sözleşmeleri imzalandığını, tüm borçlular tarafından sözleşmede belirlenen esaslar çerçevesinde mutabakat sağlanan miktarlardan dolayı davalıların kayıtsız şartsız borçlu olduklarını kabul ettiklerini, anılan sözleşmelerde ödemelerin ne şekilde yapılacağının belirlendiğini, temerrüt ve muacceliyetine ilişkin düzenlemeler yapıldığını, finansal yeniden yapılandırma sözleşmeleri doğrultusunda ödeme yapılmaması nedeniyle davalılar hakkında icra takibi başlatıldığını, icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... İnşaat ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı bankanın takibe konulmaya elverişli bir alacağının bulunmadığını, FYYS'nin imzalandığı tarihten önce kullanılmış teminat mektuplarına ait tüm riskler ve faizlerinin nasıl düzenleneceği ve ne şekilde ödeneceğinin hüküm altına alındığını, davacının ise yürürlükte bulunan sözleşme hilafına teminat mektubu bedellerinden ve işlemiş faizinden bahisle alacak talebinde bulunmasının hukuken mümkün olmadığını, FYYS'nin akdedilmesinden sonra ve icra takibinden önce ödemelerde bulunulduğunu, bir kısım taşınmazların devredildiğini, davacının alacağına mahsuben yapılmış bu ödemelerin takip alacağından düşülüp düşülmediği konusunda müvekkiline hiçbir bilgi ve belge verilmediğini, TMSF tarafından, ... Gıda Üretim Pazarlama San.ve Tic. A.Ş'nin varlık satışından dolayı satış bedeli 77.050.000,00 Usd'nin nakden tahsil edilmiş olmasına rağmen, halen bizzat TMSF tarafından yapılan tahsilat paylaşım sıra cetvelinin kesinleşmemiş olması nedeniyle bloke hesapta tutulduğunu, ayrıca alacaklı bankalar konsorsiyumu (ABK) tarafından verilen karara dayalı olarak TMSF tarafından son dönemde de müvekkilinin taşınmazlarının satışının gerçekleştirildiğini, TMSF tarafından taşınmaz satışlarından elde edilmiş gelirin bu rakamlara dahil edilmediğini, hesap özetlerinde, nakde tahvil edilmiş teminat mektubuna ilişkin kredi alacakları için FYYS ile belirlenmiş Usd karşılığına yine FYYS'de öngörülmüş Libor+2,5 faiz (temerrüt halinde de Libor+5 faiz) yürütülebileceğini, ancak takipte alacaklı tarafından kredi alacağının FYYS hükümlerinin aksine TL'ye çevrildiğini ve asıl alacağa USD için öngörülmüş Libor+2,5 (temerrüt halinde Libor+5) faiz yürütülmesi gerekirken, TL alacağa sözleşme dışı %97 oranı üzerinden fahiş faiz yürütüldüğünü, gayri nakdi alacaklar başlığı altında talep edilen 26.426,88,00 Usd tutarındaki teminat mektubunun ise halen meri olarak kullanıldığını, riskinin FYYS ile teminat altına alınmış olduğundan bedelinin depo edilmesi talebinin FYSS hükümlerine aykırılık içerdiğini, halen ödenmesi gereken bir borçtan söz edilmesinin mümkün bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; kefalet sebebiyle zamanaşımı süresinin dolduğunu, itirazın iptali davası için öngörülen 1 yıllık hak düşürücü sürenin sona erdiğini, İstanbul ticaret mahkemelerinin yetkili olduğunu, müvekkillerinin icra takibine konu herhangi bir borçlarının olmadığını, hangi krediden ne kadar borçlu olunduğunun kalem kalem bildirilmesi gerektiğini, kredi sözleşmelerindeki tüm risklerin gerçekleşmediğini, dava dilekçesinde faiz bedellerinin hangi krediden dolayı ve ne şekilde hesap edildiğinin belli olmadığını, kredi sözleşmelerine ve mer'i uygulamalara aykırı fahiş miktarda faiz alacağı iddiasının taraflarınca kabul edilemeyeceğini, kefil olan müvekkillerinin sorumluluğunun kefalet limiti ile sınırlı olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, 25.10.2002 tarihli sözleşmenin 26. maddesi uyarınca 2004, 2005, 2006, 2007 yıllarına ait tüm taksitler ile 2008 yılına ait ilk üç taksitin ... İnş. Tur. Tic. ve San. AŞ ile ... Gıda Üretim Paz. San. ve Tic. AŞ'nin davacının garame oranına isabet eden kısımlarının ödendiği, 31.12.2018 tarihinden itibaren davalıların temerrüte düştükleri, temerrüt ve muacceliyeti düzenlenen sözleşmenin XI.5. maddesinin 4. fıkrasında "Ancak, iş bu sözleşmenin ödeme tablosunda gösterilmiş olan 2004 ve 2005 yılı taksit ödemelerinin sözleşmeye uygun olarak yapılmış olması halinde, muaccel olacak bakiye borç, temerrüt tarihindeki sözleşmede belirlenmiş olan bakiye miktar olarak kabul edilecek, bu borca sözleşmede tespit edilmiş olan faizin %50 fazlası temerrüt faizi olarak uygulanacak ve yapılan ödemeler anaparadan mahsup edilecektir" hükmü uyarınca, davacı Bankanın kredi genel sözleşmelerine göre değil iş bu madde çerçevesinde alacak talep edebileceği, bu doğrultuda yapılan hesaplamalara göre, davacı bankanın takip tarihi itibariyle nakdi alacağının bulunmadığı, 25.10.2002 ve 27.03.2003 tarihli sözleşmelerde açık bir hüküm bulunmadığından teminat mektupları bedelleri için depo talep edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı ... Gıda Üretim AŞ arasında kredi sözleşmesi akdedildiğini, adı geçen firmaya kredi kullandırıldığını, diğer davalıların ise kredi sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, borçlular ile aralarında müvekkilinin de bulunduğu alacaklı bankalar konsorsiyumu arasında 4743 Sayılı Kanun kapsamında 25.10.2002 tarihli finansal yeniden yapılandırma sözleşmeleri imzalandığını, 25.10.2002 tarihli finansal yenden yapılandırma sözleşmesi ile alacaklılar, borçlular ve müşterek borçlular ve müteselsil kefiller ayrı ayrı belirtilmiş olup, tüm borçlular ve müşterek borçlular tarafından sözleşmede belirtilen esas ve usuller çerçevesinde mutabakat sağlanan miktarlardan dolayı kayıtsız ve şartsız borçlu oldukları hususunun kabul edildiğini, ayrıca ödemelerin ne şekilde yapılacağının belirtildiğini, sözleşmeler doğrultusunda ödeme yapılmaması sebebi ile davalılar hakkında temerrüt kararı alındığını, ilamsız icra takibi başlatıldığını, mahkeme tarafından gerekli ve yeterli inceleme yapılmadan karar verildiğini, gerekçeli kararın hatalı olduğunu,dosyada mevcut dava dilekçesinde dava konusu alacağın Kızılay Şubesi ile ... Gıda Üretim AŞ arasında yapılan imzalanan kredi genel sözleşmesinden kaynaklandığının açıkça yazılı bulunduğunu, mahkeme tarafından dava konusu sözleşmenin ... İnş. Turz. AŞ ile imzalandığının belirtildiği hususunun hatalı olduğunu, icra dosya numaralarının hatalı olup, buna bağlı olarak değerlendirmelerin de hatalı yapıldığını, dava konusu icra dosyasının Ankara 2. İcra Müdürlüğü’nün 2013/10083 sayılı dosyası olup, mahkeme tarafından kararın 4.sayfasında “mahkememizce tarafların delilleri toplanmış, Ankara 2. İcra Müdürlüğü'nün 2013/10082 sayılı dosyası dosyamız arasına alınmış, bilirkişi incelemeleri yaptırılmıştır.” denilerek yanlış dosya üzerinde inceleme yapıldığının açıkça belirtildiğini, kararın bu yönü ile hatalı bulunduğunu, doğru icra dosyası üzerinde inceleme yapılarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, bilirkişi raporlarına yapılan itirazların dikkate alınmadığını, dava dosyasında birden fazla bilirkişi raporunun mevcut olduğunu, hiçbir raporun diğeri ile benzerlik göstermediğini, dosyadan alınan bilirkişi raporları ve raporlara yapılan itirazlarına karşın hiçbir şekilde birbirini desteklemeyen ve aralarında mübayenet bulunan raporlara rağmen hüküm tesis edildiğini, 25.10.2002 tarihli FYYS’nin xı-5. temerrüt ve muacceliyet başlıklı maddenin 4. fıkrasında yer alan “işbu sözleşme hükümlerine göre borçluların temerrüde düşmesi halinde; bakiye alacağın tamamı herhangi bir ihtar ve ihbara gerek kalmaksızın kendiliğinden muaccel olacaktır. Alacaklılar bakiye alacağını: dilediği borçlular için, 01.01.2002 tarihinden itibaren işbu sözleşmede belirtilen faiz oranlarının %50 fazlasıyla faiz yürütmek suretiyle, dilediği borçlular için, kredi sözleşmelerine veya alacağın dayandığı belgelere göre belirlemeye ve/veya mevcut takiplerine devam etmeye yetkili olacaktır.” hükmü dikkate alındığında müvekkilinin bakiye alacağını dilediği borçlular için kredi sözleşmelerine veya alacağın dayandığı belgelere göre belirlemeye ve/veya mevcut takiplerine devam etmeye yetkili bulunduğunu, imzalanan kredi genel sözleşmelerinin 10/6 maddesinde; “banka vadesinde ödenmeyen anapara (nakde dönüşen gayri nakdi krediler dahil) ile hesaba tahakkuk ettirilmiş olan fakat zamanında ödenmeyen faiz, komisyon, ücret, masraf, fon kesintisi, vergi ve diğer eklentileri ister tahakkuk ettikleri hesapta, isterse ayrı bir hesapta takip edilsin, bunlardan oluşan meblağa, bankaca kredilere uygulanan en yüksek faiz oranına bu oranın %50’sinin (yüzde ellisinin) ilavesi suretiyle bulunacak oran üzerinden faiz uygulama yetkisine sahiptir. banka bu şekilde tespit edeceği faiz oranının, yürürlük tarihini de serbestçe belirler.” hükmü borçlu ve kefillerin müvekkilinden kullandıkları kredilere uygulanmakta olan faiz oranlarının müşteriye daha önceden ihbarda bulunma zorunluluğu olmaksızın tek taraflı olarak artırılabileceği konusundaki yetkili olması, borçlu ve kefillerin kullandıkları kredilere ilişkin olarak vadelerinde ödenmeyen anapara ile hesaba tahakkuk ettirilmiş olan fakat zamanında ödenmeyen faiz, komisyon, ücret, masraf, fon kesintisi, vergi ve diğer eklentileri, bunlardan oluşan meblağlara bankaca kredilere uygulanan en yüksek faiz oranına bu oranın %50’sinin ilavesi suretiyle bulunacak oran üzerinden faiz uygulama yetkisine sahip olduğu hususunun kabul ve taahhüt ettiği dikkate alındığında ... Gıda Üretim Paz. San.ve Tic. A.Ş firmasından olan ve banka kayıtlarında yer alan 30.03.2001 tarihinde sabit olan alacağa o dönem geçerli olan %225 temerrüt faizi ile hesaplama yapılması gerektiğini, borçluların temerrüt tarihinin değerlendirilmesinin 60.abk toplantı tutanağında yer alan ifadeler ile çeliştiğini, ... İnşaat Turizm Ve Sanayi A.Ş. ile ... Gıda Üretim Paz. San.ve Tic. A.Ş. firmalarının kredilerinden kaynaklanan risklerinin farklı olduğunu ve her iki firma için ayrı takibe esas talepte bulunulduğu göz önüne alındığında her iki firma için ayrı ayrı hesaplama yapılması gerektiğini, XI.1- müşterek borçlu ve müşterek müteselsil kefalet ile ilgili hükümler başlıklı maddenin 1.fıkrasında yer alan temerrüt faizini ve verilecek teminat mektuplarından doğacak borçları da kapsadığını ve bunları borçlu ile mevcut ve olabilecek diğer kefiller ile birlikte müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile kefil ve zamin oldukları hükmü gereği müvekkilinin teminat mektupları hakkında depo talebinde bulunmasında herhangi bir engel bulunmadığını, anılan firma ile kredi ilişki fyys sürecinde de devam etmiş olup, ... Gıda Üretim Pazarlama A.Ş. firmasına müvekkili tarafından ve 2 dilim halinde credit suisse kaynağından toplam 871.250.chf 133-110 orta uzun vadeli teminatlı ihracat kredilesi kullandırılmış olup, vadesinde ödemeleri yapılmayan ve firmadan tahsil edilemeyen taksit bedelleri kredi kullandıran bankalar tarafından karşılanarak credit suisse banka transfer edildiğini, işbu krediye ait kullandırım ve taksit meblağları ile kredinin ödenmeyen taksitlerine ait borç girişlerinin dosyaya ibraz edildiğini, fyys kapsamında ... Gıda Üretim A.Ş. firmasına kullandırılan gayrinakdi kredilere ilişkin bilgiler de mahkeme dosyasında daha önce sunulmuş olup, yine müvekkilinin payına düşen gayrinakdi kredilerden kaynaklan borç girişlerinin de dosyada yer aldığını, müvekkili bankanın söz konusu hükümler çerçevesinde seçimlik hakkını kullanarak bakiye alacağını dava konusu borçlu ve kefiller için, kredi sözleşmelerine veya alacağın dayandığı belgelere göre belirlemeye ve/veya mevcut takiplerine devam etmeye yetkili olduğunu, ... İnşaat Turizm ve Sanayi A.Ş. ile ... Gıda Üretim Paz. San. Ve Tic. A.Ş. firmalarının kredilerinden kaynaklanan risklerin farklı olduğunu, her iki firma için ayrı ayrı hesaplama yapılması gerektiğini, müvekkili tarafından icraya esas rakamın tespitinde kredi genel sözleşmeleri esas alınarak firma bazında kredi risklerinin tasfiye hesaplarına intikalinde oluşan borç meblağın takibe esas anapara olarak tespit edildiğini, Borçlar Kanunun 84. maddesini tatbik etmek suretiyle kısmi ödemelerin öncelikle faiz alacağına mahsup edildiğini, kredi genel sözleşmelerine dönülerek firma bazında yapılacak hesaplama ile Borçlar Kanunun 84. maddesini tatbik etmek suretiyle kısmi ödemelerin öncelikle faiz alacağına mahsup edilmesine yönelik itirazlarının hiç bir şekilde itibara alınmadığını, . bu hali ile kararın kaldırılmasına ve davanın kabulü gerektiğini, dosyaya delil olarak ibraz edilen belgelerin incelenmediğini, bilirkişiler tarafından banka şubesinde hesaplar üzerinde yerinde inceleme yapılmadığını, kredi sözleşmesinin asıllarının dosyaya ibraz edilmiş olup, hesap ekstreleri ve belgelerin bilirkişilerce incelenmesi istenmişse de, dosyada mevcut bilirkişi raporlarından da anlaşılacağı üzere gerek belgeler üzerinde gerekse banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapılmadığını, vekalet ücreti rakamının hatalı olduğunu, davada toplam 5 ayrı davalı bulunmasına rağmen vekalet ücretinin ne şekilde pay edileceğinin belirtilmediğini, dosyada 5 taraf, 2 vekil bulunduğundan bu hususun tereddüte yer bırakmayacak şekilde açıklanması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Ankara 2. İcra Müdürlüğünün 2013/10083 sayılı icra takip dosyası, davalı ... ... A.Ş. vekilinin 11/01/2017 tarihli yazılı beyanı, davacı bankanın 28/12/2016 ve 15/06/2016 tarihli müzekkere cevapları, TMSF'nin 01/07/2016 tarihli müzekkere cevabı, ... Grubu ile davacının da arasında bulunduğu alacaklı bankalar arasında akdedilen 25/10/2002 tarihli finansal yeniden yapılandırma sözleşmesi (FYYS), anılan taraflar arasında akdedilen 27/03/2003 ve 12/01/2005 tarihli FYY ek sözleşmeler, alacaklı bankalar konsorsiyumunun 60. ABK toplantısına ilişkin 17/12/2012 tarihli tutanak, genel kredi sözleşmeleri, yargılama aşamasında bankacı bilirkişiden alınan 01/02/2017 tarihli kök, 22/01/2018 tarihli birinci ek, 12/10/2018 tarihli ikinci ek rapor, bankacı, muhasebeci/finansman bilirkişi ile bankacı bilirkişi heyetinden alınan 26/06/2019 tarihli kök, 09/01/2020 tarihli birinci ek, 19/06/2020 tarihli ikinci ek rapor, bankacı ve finansman uzmanı, bankacı, bankacı ve finansman uzmanı bilirkişi heyetinden alınan 01/01/2021 tarihli birinci ön, 30/03/2021 tarihli ikinci ön, 14/10/2021 tarihli rapor dosya içerisinde yer almaktadır.
Dava konusu Ankara 2. İcra Müdürlüğünün 2013/10083 sayılı icra takip dosyası ile, davacı alacaklı tarafından davalı ve dava dışı borçlular aleyhine toplam 216.881.755,71 TL nakit alacağın tahsili, 26.426,88 Usd gayri nakit alacağın depo edilmesi istemi ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçlu ...'a tebliğ edildiği, diğer davalılara bila tebliğ olduğu, davalıların 7 günlük hak düşürücü süre içerisinde 11/03/2014 tarihinde borca itiraz ettikleri, işbu itirazın iptali davasının itiraz dilekçesinin alacaklı yana tebliğ tarihinden itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde 09/03/2015 tarihinde açıldığı dosya içeriği ile sabittir.
Davacı banka ile dava dışı ... Gıda Üretim A.Ş.arasında 11/04/1996 tarihli 19.500.000,00 Usd, 11/04/1997 tarihli 13.000.000,00 Usd, 08/07/1998 tarihli 13.000.000,00 Usd, 26/04/1999 tarihli 6.500.000,00 Usd, 13/04/1999 tarihli 65.975,00 Usd, 04/05/1999 tarihli 6.500.000,00 Usd, 08/06/1999 tarihli 65.675,00 Usd, 07/09/1999 tarihli 500.000,00 Dem, 17/06/1998 tarihli 650.000,00 Dem, 20/01/2000 tarihli 500.000,00 Dem limitli genel kredi sözleşmeleri imzalandığı görülmüştür.
Dava dışı asıl borçlu ... Gıda Üretim A.Ş.'nin de içinde bulunduğu ... Grubu ile davacının da arasında bulunduğu alacaklı bankalar arasında 25/10/2002 tarihli finansal yeniden yapılandırma sözleşmesi (FYYS) akdedilmiştir. Anılan sözleşmede müteselsil kefil olan davalıların da imzaları yer almaktadır. Sözleşmede 31/12/2001 tarihi itibarıyla tablo 1'deki alacak miktarlarının kayıtsız şartsız kabul edildiği, nakit borçların sözleşme tarihinden başlamak üzere 30/09/2024 tarihine kadar 2 yıllık ödemesiz dönem tanındığı, 30/09/2004 tarihinden 30/09/2010 tarihine kadar düzenlenen ödeme planı çerçevesinde borcun ödeneceği hükme bağlandığı gibi, kefalete ilişkin düzenlemeye de yer verilmiştir. Sözleşmenin XI. 5 maddesi temerrütü düzenlemekte olup hükümde taksit ödemelerinin ödeme tarihlerinden itibaren 30 gün içinde yıllık libor+5 gecikme faiziyle birlikte yapıldığı taktirde alacaklılar tarafından bu ödemenin kabul edileceği, temerrütün oluşmayacağı, temerrüt tarihinde alacaklının dilediği borçluya işbu sözleşmede belirtilen faiz oranlarının %50 fazlasıyla faiz yürütülmesi, dilediği borçluya kredi sözleşmelerine veya alacağın dayandığı belgelere göre bakiye alacağını belirleyeceği, 403.961.472,00 Usd nakit, 198.964.809,00 Usd gayri nakit alacak bulunduğu hükme bağlanmıştır.
Anılan taraflar arasında akdedilen 27/03/2003 tarihli FYY ek sözleşmesinde, alacaklıların hacizleri nedeniyle elde edilecek bedellerin paylaşımı esaslarının düzenlendiği, alacaklılar arasındaki ödeme taahhüdü ve garama anlaşması hükmünde olduğu düzenlenmiştir.
Anılan taraflar arasında akdedilen 12/01/2005 tarihli FYY ek sözleşmede de, bazı ödemelerin ödeme tarihleri ertelenmiştir.
Alacaklı bankalar konsorsiyumunun 60. ABK toplantısına ilişkin 17/12/2012 tarihli tutanaktan, 30/03/2005 vadeli taksitten bu yana hiçbir taksit ödemesi yapılmadığı, borçlu grubun borçlarını ödeyebilecek bir faaliyetinin olmadığı, FYYS'nin feshi ve FYYS temerrüt hükümlerinin uygulanmasının kararlaştırıldığı anlaşılmıştır.
Davalı ... ... A.Ş. vekilinin 11/01/2017 tarihli yazılı beyanında, davacı tarafından 30/11/2012 tarihinde (TMSF tarafından ... Gıda Üretim A.Ş.'nin varlık satışından dolayı) satış bedelinden gönderilen 10.616.044,07 Usd'lik tutarın bu tarih itibarıyla TL'ye çevrilmesi sonucunda davacının nakdi risklerinin tahsil edildiği, bakiye 10.428.604,71 TL'nin ise 28/04/2015 tarihi itibarıyla gayri nakdi risklerine mahsup edildiği, davacının takibe konu olabilecek bir borcu bulunmadığı bildirilmiştir.
Davacı bankanın 15/06/2016 tarihli müzekkere cevabı ekinde, 25/10/2002-27/03/2003-12/01/2005 tarihli FYYS tahsilat bilgileri gönderilmiş olup, davalı ... İnşaat ... A.Ş.'den yapılan tahsilat listesi gönderilmiştir.
Davacı bankanın 28/12/2016 tarihli müzekkere cevabında, Kızılay şubesi borçlusu ... Grubu firmalarıyla ilgili olarak TMSF tarafından ... ticari ve iktisadi bütünlüğü satış bedelinden 30/11/2012 tarihinde bankaya gönderilen 10.616.044,07 Usd'lik tutarın 30/11/2012 tarihinde 1,7850 TL kurdan TL'ye çevrildiği, 18.949.638,66 TL oluşan söz konusu tahsilat tutarından ... İnşaat Tur. Ve A.Ş. Firmasının nakdi risklerini 8.517.460,45 TL'lik anapara ile 3.573,50 TL'lik dava mahkeme masrafının tahsil edildiği, bakiye 10.428.604,71 TL'lik tahsilat tutarı hakkında hukuki süreç devam eden firma lehine verilmiş banka gayrinakdi risklerine söz konusu hukuki sürecin 2015 yılı içerisinde banka aleyhine sonuçlanması ve gayri nakdi kredinin nakde dönmüş olması sebebiyle 28/04/2015 tarihinde mahsup edildiği bildirilmiştir.
TMSF'ye yazılan müzekkereye verilen cevapta, ... TİB ihale bedelinin sıra cetvelinin kesinleşmesi beklenmeden ipotek alacaklılarına dağıtılmasıyla ilgili ABK toplantısında alınan karar gereğince 30/11/2012 tarihinde davacı bankaya 10.616.044,09 Usd gönderildiği belirtilmiştir.
Yargılama aşamasında bankacı bilirkişiden alınan 01/02/2017 tarihli kök raporda, banka kayıtlarında inceleme yetkisi uyarınca banka şubesine gidildiği, belgelerin istendiği, belgelerin İstanbul'da banka genel müdürlüğünde olduğunun söylendiği belirtilerek eksik belgelerin ibrazı halinde rapor düzenleneceği belirtilmiştir.
Anılan kök raporda belirtilen eksikliklerin giderilmesi üzerine alınan birinci ek rapor ile bu rapordaki görüşü tekrar eden ikinci ek raporda, 25.10.2002 tarihli Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesi'nin 26. maddesi ile kabul edilen itfa (ödeme) tablosunda öngörülen 2004, 2005, 2006, 2007 yıllarında ödenecek tüm taksitleri ile 2008 yılına ait ilk üç taksit ... İnşaat Turizm Ticaret ve Sanayi A.Ş. ile ... Gıda Üretim Paz. San. ve Tic. A.Ş.'nin davacı bankanın garame oranına isabet eden kısımlarının ödendiği, 31.12.2008 tarihindeki taksidin kısmen ödenmemesiyle 31.12.2008 tarihinden itibaren davalıların temerrüde düştüğü, temerrüt ve muacceliyeti düzenleyen 25.10.2002 tarihli finansal yeniden yapılandırma sözleşmesinin XI.5. maddesinin 4. fıkrasında "Ancak, işbu sözleşmenin Ödeme Tablosunda gösterilmiş olan 2004 ve 2005 yılı taksit ödemelerinin sözleşmeye uygun olarak yapılmış olması halinde, muaccel olacak bakiye borç, temerrüt tarihindeki sözleşmede belirlenmiş olan bakiye miktar olarak kabul edilecek; bu borca sözleşmede tespit edilmiş olan faizin %50 fazlası temerrüt faizi olarak uygulanacak ve yapılan ödemeler anaparadan mahsup edilmiş kabul edilecektir.” hükmü uyarınca davacı bankanın kredi genel sözleşmelerine göre değil, işbu madde çerçevesinde alacak talep edebileceği, işbu hükme göre yapılan ödemelerin ... İnşaat Turizm Ticaret ve Sanayi A.Ş. ile ... Gıda Üretim Paz. San. ve Tic, A.Ş. ödemeleri şeklinde ayrıştırılmadan 30.09.2002 tarihi itibariyle taraflar arasında mutabık kalan bakiye miktar 16.928.984,00 Usd borç ve ilave kredilerden doğan borçlara bu sözleşmede tespit edilmiş olan faizin %50 fazlası temerrüt faizi olarak uygulanıp, yapılan ödemeler anaparadan mahsup edilmesi suretiyle, davacının bankanın alacağının belirlenmesi gerektiği, bu doğrultuda yapılan hesaplamada davacı bankanın ... Gıda Üretim Paz. San. ve Tic. A.Ş. (ile ... İnşaat Turizm Ticaret ve Sanayi A.Ş.)'den takip tarihi 01.07.2003 tarihi itibariyle nakdi bir alacağının bulunmadığı, takip tarihinde ... Gıda Üretim Paz. San. ve Tiç. A.Ş.'nin mer'i olan 22.09.2004 tarih 12.250 Usd'lık ve 25.11.2004 tarih 35.000,00 Usd'lik olmak üzere toplam 47.250,00 Usd'lik teminat mektuplarına davacı bankanın katılım oranı %45,88 olduğu, buna göre davacı bankanın verdiği garanti tutarı olan 21.678,30 Usd'nin faiz getirmeyen bir hesapta depo edilmesi hususunda bu mektupların verilmesine dayanak 25.10.2002 tarihli finansal yeniden yapılandırma sözleşmesinde ve 27.03.2003 tarihli finansal yeniden yapılandırma ek sözleşmesinde hüküm bulunmadığından depo edilmesini talep hakkına sahip olmadığı yönünde kanaat bildirilmiştir.
Bankacı, muhasebeci/finansman bilirkişi ile bankacı bilirkişi heyetinden alınan kök raporda, davacı tarafından davalılara gönderilen hesap kat ihtarnamesi bulunmadığı, temerrütün takiple oluştuğu, borç miktarının tespitinde FYYS'nin gözetilmesi gerektiği, davacının takip tarihine göre davalılardan talep edebileceği anapara bulunmadığı, talep edebileceği faiz miktarının 3.789.403,78 Usd (=7.301.802,14 TL) olduğu, FYYS'de açık hüküm bulunmadığından gayri nakdi alacağın deposunun davalılardan talep edelemeyeceği tespit edilmiştir.
Anılan heyetten alınan birinci ek raporda, kök rapordaki hesaplamanın FYYS hükümleri doğrultusunda ... Grubunun davacı bankaya olan birleştirilmiş borçları esas alınmak ve yapılan tahsilatlar da bu birleştirilmiş borçtan düşülmek suretiyle gerçekleştirildiği, tespit edilen faiz borcunun yalnız ... A.Ş. Veya yalnız ... A.Ş'ye ait olmadığı, her iki firmanın FYYS'de birleştirilen borçları için hesaplanmış ortak bir faiz borcu olduğu, davacının 2015/218 Esas sayılı dosyada talep ettiği faiz alacağının 21.960.282,12 TL, bu dosyada ise 197.670.357,66 TL olduğu, her bir firma için talep edilen faizin toplam faize orantılanması sonucu %10'luk kısmın ... A.Ş'den, %90'lık kısmın ... A.Ş'den talep edildiği, her iki firma için tespit edilen toplam faiz alacağının 7.304.284,33 TL olduğu, işbu dosyada davacının davalılardan talep edebileceği toplam faiz miktarının 6.573.855,90 TL olacağı yönünde kanaat bildirilmiştir.
Alınan ikinci ek raporda, görüşlerinin borç alacak durumunun protokol hükümlerine göre tespiti gerektiğine yönelik olduğu, birinci ek rapordaki görüşün tekrar edildiği, mahkemece bu görüşe itibar edilmezse davacının takip hesap ekstresinde kayıtlı borç ve alacak rakamları üzerinden %225 oranından hesaplanacak faiziyle birlikte davalıların sorumlu olduğu kanaatine varılırsa takip tarihi itibarıyla davacının davalılardan 8.991,91 TL asıl alacak, 197.670.375,66 TL işlemiş faiz alacağı bulunduğu tespit edilmiştir.
Bankacı ve finansman uzmanı, bankacı, bankacı ve finansman uzmanı bilirkişi heyetinden alınan birinci ve ikinci ön raporlarda, eksik belgeler belirtilmiş, belirtilen belgeler ikmal edildikten sonra hazırlanan raporda, davacı bankanın alacağını gks değil, taraflar arasında imzalanan 25/10/2002 tarihli FYYS çerçevesinde talep edebileceği, takip tarihi itibarıyla davacının davalılardan 5.483.989,20 TL asıl alacak, 79.965.388,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 85.449.377,20 TL alacaklı olduğu, uygulanacak temerrüt faiz oranının %60 bulunduğu, gks ve FYYS'de gayri nakdi alacağın depo edilmesine ilişkin hüküm bulunmadığı, davalı kefillerin gayri nakit alacağın depo edilmesinden sorumlu tutulamayacakları yönünde kanaat bildirilmiştir.
Davacı yan dava dışı ... Gıda Üretim A.Ş. Arasında akdedilen genel kredi sözleşmelerinde davalıların müteselsil kefil olduğunu, asıl borçlu ve davalılar ile davacı bankanın da aralarında bulunduğu alacaklı bankalar konsorsiyumu arasında FYYS ve ek sözleşmeler imzalandığını, davalıların FYYS ve ek sözleşme hükümlerine uygun ödemeleri gerçekleştirmediğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiklerini iddia etmiş, davalı yan ise borcun bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davacının genel kredi sözleşmelerine göre değil, taraflar arasında akdedilen FYYS hükümleri uyarınca alacağı var ise talep edebileceği, yapılan ödemelerin anaparadan mahsup edileceği, FYYS'nde gayri nakdi alacağın depo edilmesine ilişkin hüküm bulunmadığı, bu kabul çerçevesinde yapılan hesaplamalara göre davacının takip tarihi itibarıyla nakdi bir alacağının bulunmadığı FYYS'nin gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, takip tarihi itibarıyla davacının davalılardan alacağı bulunup bulunmadığı, var ise miktarı, davalıların icra takibine itirazlarının haksız olup olmadığı, davacının takip tarihi itibarıyla alacağının hesaplanmasında genel kredi sözleşmesi hükümlerinin mi yoksa taraflar arasında akdedilen FYYS hükümlerinin mi uygulanacağı hususlarından kaynaklanmaktadır.
Davacı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, işbu davada ispat yükü davacı üzerinde olup, davacı davalılardan takip tarihi itibarıyla alacaklı olduğunu usulüne uygun delillerle ispatlamakla yükümlüdür.
Yukarıda açıklandığı üzere davacı banka ile dava dışı ... Gıda Üretim A.Ş. arasında değişik tarihlerde genel kredi sözleşmeleri imzalanmış olup, davalılarda anılan sözleşmelerde müteselsil kefil olarak yer almaktadır. Genel kredi sözleşmelerinin imzalanmasından sonra ise, davacı bankanın da aralarında bulunduğu ABK ile dava dışı asıl borçlunun da içinde bulunduğu ... Grubu ve davalılar arasında 25/10/2002 tarihli FYYS, 27/03/2003 tarihli FYY ek sözleşme, 12/01/2005 tarihli FYY ek sözleşmesi imzalanmış, anılan sözleşmelerde nakit ve gayri nakit alacağın miktarının ne kadar olduğu, ödeme planının ne şekilde olacağı, bazı ödemelerin ödeme tarihlerinin ertelenmesi, temerrüt hali, temerrüt halinde uygulanacak faiz oranı, alacaklılar arasındaki ödeme taahhüdü ve garame anlaşmasına ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir.
Davacı yan davalının FYYS hükümlerine uymadığını, anılan hükümler kapsamında borcun ödenmediğini, davalı yanın temerrüte düştüğünü, artık FYYS hükümlerinin değil, taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesi hükümlerinin uygulanacağını, takip tarihi itibarıyla alacağın gks hükümleri kapsamında tespit edilmesi gerektiğini ileri sürerken davalı yan ise FYYS hükümleri uyarınca artık taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesi hükümlerinin uygulanamayacağını, FYYS hükümleri kapsamında hesaplama yapılıp, yapılan ödemeler anaparadan mahsup edildiğinde takip tarihi itibarıyla davacının davalılardan talep edebileceği bir alacak bulunmadığını ileri sürmüştür.
Burada öncelikle tartışılması gereken husus, taraflar arasındaki uyuşmazlıkta dava konusu icra takip tarihi itibarıyla davacının davalılardan alacaklı olup olmadığı, var ise miktarının gks hükümleri gözetilerek mi yoksa akdedilen FYYS hükümleri gözetilerek mi hesaplanması gerektiğine ilişkindir.
Davacının da aralarında yer aldığı alacaklı bankalar konsorsiyumu 60. ABK'nin 17/12/2012 tarihli toplantı tutanağında, 30/03/2005 vadeli taksitten bu yana hiçbir taksit ödemesi yapılmadığı, borçlu grubun borçlarını ödeyebilecek bir faaliyetinin olmadığı, FYYS'nin feshi ve FYYS'nin temerrüt hükümlerinin uygulanması gerektiği belirtilmiştir.
Öte yandan, taraflar arasında akdedilen 25/10/2002 tarihli FYYS'nin XI.5. maddesinin 4. fıkrası "Ancak, işbu sözleşmenin Ödeme Tablosunda gösterilmiş olan 2004 ve 2005 yılı taksit ödemelerinin sözleşmeye uygun olarak yapılmış olması halinde, muaccel olacak bakiye borç, temerrüt tarihindeki sözleşmede belirlenmiş olan bakiye miktar olarak kabul edilecek; bu borca sözleşmede tespit edilmiş olan faizin %50 fazlası temerrüt faizi olarak uygulanacak ve yapılan ödemeler anaparadan mahsup edilmiş kabul edilecektir.” hükmünü içermektedir.
Anılan hüküm uyarınca, davacı bankanın gks hükümlerine göre değil, işbu madde çerçevesinde alacak talep edebileceği, işbu hükme göre yapılan ödemelerin ... İnşaat Turizm Ticaret ve Sanayi A.Ş. ile dava dışı asıl borçlu ... Gıda Üretim Paz. San. ve Tic. A.Ş. ödemeleri şeklinde ayrıştırılmadan 30.09.2002 tarihi itibariyle taraflar arasında mutabık kalan bakiye miktar 16.928.984,00 Usd borç ve ilave kredilerden doğan borçlara bu sözleşmede tespit edilmiş olan faizin %50 fazlası temerrüt faizi olarak uygulanıp, yapılan ödemeler anaparadan mahsup edilmesi suretiyle, davacı bankanın takip tarihi itibarıyla var ise alacağının belirlenmesi gerekecektir.
Yargılama aşamasında alınan birinci bilirkişinin ek raporlarında, FYYS'deki hesaplama yöntemine göre takip tarihi itibarıyla davacının davalılardan nakit alacağı bulunmadığı tespit edilmiş, ikinci bilirkişi heyeti kök ve birinci ek raporunda FYYS hükümleri uyarınca davacının davalıdan takip tarihi itibarıyla alacaklı olduğu miktar belirlenmiş, üçüncü bilirkişi heyetinden alınan raporda da FYYS hükümleri çerçevesinde davacının var ise alacağını talep edebileceği belirtilerek takip tarihi itibarıyla davacının davalılardan alacaklı olduğu miktar tespit edilmiştir.
Alınan raporlardan birinci bilirkişi ek raporlarında, temerrüt ve temerrüt faiz oranı FYYS hükümleri kapsamında değerlendirilerek yapılan tahsilatlar FYYS hükümleri uyarınca anaparadan mahsup edildiğinde, takip tarihi itibarıyla davacının davalılardan alacaklı olduğu nakit bir alacağın bulunmadığı tespit edilmiştir.
Rapor ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli niteliktedir. Bu nedenle FYYS hükümleri ile bankanın tahsilatı anaparadan mahsup edilmesine dair kayıtları esas alınarak yapılan hesaplama taraflar arasındaki FYYS ve fiili uygulamaya uygun bulunmakla bu esaslara göre hesap yapılan raporun esas alınması da hukuka uygundur. Anılan esaslara aykırı bilirkişi raporuna itibar edilmemesi de aynı gerekçelerle hukuka uygundur.
Anılan raporda gayri nakit alacağın bulunduğu tespit edilmiş ise de, FYYS ve ek FYY sözleşmelerinde gayri nakit alacağın depo edilmesinin talep edileceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığından gayri nakit alacağın depo edilmesi de davalı kefillerden talep edilemeyecektir.
Hal böyle olunca, mahkemece takip tarihi itibarıyla davacının davalılardan talep edebileceği bir alacak bulunup bulunmadığının hesaplanmasında taraflar arasında akdedilen FYYS'nin XI.5/4 madde hükmü uyarınca gks hükümleri değil, FYYS hükümleri uygulanması gerektiği, birinci bilirkişi ek raporlarında anılan sözleşme hükümleri kapsamında temerrüt ve temerrüt faiz oranı tespit edilip, yapılan ödemeler anaparadan mahsup edilmek suretiyle takip tarihi itibarıyla davacının davalılardan nakit bir alacağının bulunmadığının tespit edildiği, anılan ek raporların ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, davacının takip tarihi itibarıyla gayri nakit alacağının varlığı tespit edilmiş ise de uyuşmazlıkta hükümleri uygulanması gereken FYYS'lerde gayri nakit alacağın depo edilmesinin davalılardan talep edilebileceğine ilişkin bir sözleşme hükmü bulunmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf itirazı incelendiğinde, itirazın iptali talebiyle açılan işbu davada, dava konusu icra takibi ile davalılardan tahsili talep edilen alacak miktarı 216.881.755,71 TL nakit alacak ile depo edilmesi talep edilen 26.426,88 Usd gayri nakit alacaktır. Nitekim davacı vekili de dava dilekçesinde anılan miktarları dava değeri olarak göstermiştir. Davacı yan harçtan muaf olduğundan nakit alacak yönünden peşin nispi harç ile gayri nakit alacak yönünden peşin maktu harcı ise yatırmamıştır.
Anılan dava değeri gözetildiğinde karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca davalı yararına nakit alacak yönünden nispi, gayri nakit alacak yönünden ise maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir. Buna göre hesaplama yapıldığında yargılama aşamasında kendisini vekille temsil ettiren davalılar yararına reddedilen nakit alacak yönünden 2.776.817,56 TL nispi vekalet ücreti, reddedilen gayri nakit alacak yönünden 4.080,00 TL maktu vekalet ücreti hüküm altına alınmalıdır. Mahkemece ise, nakit-gayri nakit alacak ayrımı yapılmaksızın davalılar yararına 2.257.442,75 TL vekalet ücretine hükmedilmiştir. Davalılar vekilinin karara ve hüküm altına alınan vekalet ücretine yönelik bir istinaf başvurusu ise bulunmamaktadır. Bu durumda davalılar yararına hüküm altına alınan vekalet ücreti miktarı istinaf kanun yoluna başvuran davacı lehine olduğundan eleştirilmekle yetinilmiş, davacı vekilinin davalılar yararına hüküm altına alınan vekalet ücretinin hatalı olduğuna yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.
Öte yandan, mahkemece hüküm altına alınan vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine karar verilmiştir. Davada 5 davalı olup, davalı ... İnşaat...A.Ş'nin vekili ile diğer davalılar vekili ayrı vekiller ise de, mahkemece davalılar yararına tek bir vekalet ücretine hükmedilmesinde infazda tereddüt yaratacak bir durum bulunmamaktadır.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddine yönelik kararında bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı harçtan muaf olup, peşin yatırılan 80,70 TL maktu istinaf karar harcı ile 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalılar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 18/09/2025
Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -