T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2022/2073 Esas - 2025/923 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/2073
KARAR NO : 2025/923
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ : 26/10/2022
NUMARASI : 2019/464 Esas 2022/738 Karar
DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 11/09/2019
KARAR TARİHİ : 17/09/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 17/09/2025
Taraflar arasındaki itirazın iptali istemli davanın yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne yönelik verilen karara karşı, taraflarca süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı; davalının, bünyesinde çalıştığı dönemde aralarında 24/02/2016 tarihli otomobil satış taahhüt sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmeye göre davalıya ... plakalı aracın tahsis edilerek sözleşmeye göre araç tescil tarihinden 2 yıl sonra söz konusu aracın davalıya noterden resmi satışının yapılacağının kararlaştırılarak araç satış bedeli olarak 126.682,08-TL'nin belirlendiğini, araç, 13/03/2018 tarihinde protokol uyarınca davalıya devredildiği halde davalının satış nedeniyle ödeme yapmadığını, araç satış bedeli olarak düzenlenen 127.000-TL tutarlı fatura bedelinin şirkete ödenmemesi üzerine başlatılan takibe davalının haksız itirazı ile takibin durduğunu belirterek davalının takibe itirazının iptali ile %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı; taraflar arasındaki uyuşmazlığın iş hukukundan kaynaklanması nedeniyle iş mahkemelerinin görevli olduğunu, davacı şirkette son olarak satış ve pazarlama sorumlu başkan yardımcılığı görevini yaptığını, davacı şirket tarafından çalışanlarına satıştan prim verildiğini, kendisine de SGK kapsamında işçi olması nedeniyle 2014, 2015, 2016 ve 2017 yıllarında prim ödemeleri yapıldığını, 2018 yılına ait 130.447,39-TL tutarlı primin ise söz konusu satılan araç bedeline sayılarak ödenmediğini, davacı şirkete borcu olmadığını, dava konusu araç devri sonrası davacıdan 200.000-TL bedel ödeyerek başka bir araç daha satın aldığını, ilk satılan araç nedeniyle borçlu olsaydı bu ikinci aracın davacı tarafından kendisine satılmasının söz konusu olmayacağını, iş akdini feshetmesi nedeniyle kötüniyetli olarak iş bu davanın açıldığını savunarak dosyanın görevli ve yetkili Ankara İş Mahkemesine gönderilmesine, mahkeme aksi kanatte ise, haksız davanın esastan reddi ile davacının %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davalının, davacı şirkette eski yönetim kurulu üyesi olarak çalıştığı, taraflar arasındaki 24/02/2016 tarihli otomobil taahhüt satış sözleşmesine göre davalıya tahsis edilen aracın, tescil tarihinden 2 yıl sonra satılacağının öngörülerek 13/03/2018 tarihinde aracın davalıya devrinin yapıldığı, fatura bedeli 127.000-TL'nin davalı tarafından ödendiğine ilişkin herhangi bir delil ve belge sunulmadığı, incelenen davacı kayıtlarına göre de davalının araç bedelini ödediğinin kayıtlı olmadığı, davacının araç bedeli olan 127.000-TL'den sorumlu olması gerektiği, davacı her ne kadar işlemiş faiz talep etmiş ise de; davalının takip tarihinden önce temerrüde düşürülmediği, alacak likit olmadığından inkar tazminatı istenemeyeceği gerekçesiyle; " davanın kısmen kabulü ile davalının Ankara 26. İcra Müdürlüğünün 2019/6092 esas sayılı dosyasında 127.000 TL asıl alacağa yapmış olduğu itirazın iptaline, davacının fazlaya ilişkin talebi ile icra inkar tazminatı talebinin davalının ise kötüniyet tazminatı talebinin reddine" dair karar verilmiş, karara karşı taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı istinaf dilekçesinde özetle; alacağın likit olması nedeniyle icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, sözleşmede vade bulunmakla temerrüte düşürmeye gerek bulunmayıp faize de karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Davalı istinaf dilekçesinde özetle; iddiaya konu alacağın iş hukukundan kaynaklandığını, iş mahkemesinin görevli olduğunu, davacı şirketin yönetim kurulu üyeliğinden kaynaklanan bir talebinin zaten olmadığını, çalışanı olduğu davacı şirketin kendisine yıllar içinde ödediği sabit olan prim alacağını 2018 yılında söz konusu aracın satış bedeli karşılığına sayarak ödemediğini, SGK bünyesinde sigortalı çalışan olduğu halde şirket ana sözleşmesi ve TTK'dan kaynaklanan nedenlerle yönetim kurulu üyesi yapılarak bu görevi için zaten her hangi bir ücret almayıp buna yönelik bir talebi de olmadığını, işçi olması nedeniyle kendisine 2014-2015-2016-2017 yıllarında prim ödemeleri yapıldığını, bu durumun banka dekontlarıyla sabit olduğunu, 2018 prim ödemesi olan 130.447,39-TL'nin ise şirket yönetimi ile yapılan görüşmeler sonunda davacı şirketin kendisine sattığı ... plaklı araç bedeline sayılarak kendisine ödenmediğini, bu nedenle araç bedelini havale ile göndermesinin gerekmediğini, SGK dosyasının dikkate alınmadığını, personel sicil dosyası üzerinde inceleme yapılmadığını, hiçbir borcu bulunmadığını, taraflar arasında hizmet sözleşmesinden kaynaklanan prim alacağı söz konusu olup davacının kötüniyetli olduğunu, kararın hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava, araç satım bedelinin tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Görev kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden nazara alınması gerekir.
5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun 6. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi gereğince, genel görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Asliye ticaret mahkemeleri ise özel mahkeme niteliğindedir.
01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 4. ve 5'inci maddelerinde ticari dava düzenlenmiş olup TTK'nın 4. maddesine göre bir davanın ticarî dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin tarafların her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesince bakılacağı yönünde bir düzenleme bulunması (mutlak ticari dava olması) gereklidir. Aynı Kanun'un 5'inci maddesinde ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği ve Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Asliye Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişkinin de görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş sayılan işin, diğeri için de ticarî iş sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı ticarî iş esasına göre değil, ticarî işletme esasına göre belirlemiş olup işin ticarî nitelikte olması veya sayılması, davanın ticari dava olarak kabulü için yeterli değildir.
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde mutlak ticari davalar belirtilmiş, aynı yasanın 5/(1) bendinde de aksine hüküm bulunmadıkça dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın Asliye Ticaret Mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu, 5/(3) bendinde Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu ve bu durumda göreve ilişkin usul hükümlerinin uygulanacağı şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Somut olaya bakıldığında; Davacının, şirket çalışanı ve yönetim kurulu üyesi olan davalı ile aralarında, davalının kullanımına tahsis edilen ... plakalı aracın, davalı yana satışına ilişkin 24/02/2016 tarihli, " Otomobil Satış Taahhüt Sözleşmesi" imzalandığı, sözleşme hükümleri uyarınca söz konusu aracın tescil tarihini takip eden 2 yıllık sürenin sona ermesi sonrası 23/02/2018 tarihinde, 126.682,08-TL bedel karşılığında ve resmi satış işleminin yapıldığı gün satıcı şirketin banka hesabına nakden bu bedelin ödenmesinin kararlaştırıldığı, ancak sözleşme hükümleri uyarınca, davacı tarafından yetkilendirilen kişiyle aracın, davalıya, 13/03/2018 tarihinde ilgili noterlikte resmi satışı yapılarak tescil işlemleri gerçekleştirildiği halde, davalı tarafından söz konusu araç satış bedeli olarak faturaya bağlanan 127.000-TL'nin şirket hesabına havale edilmeyerek sözleşme hükümlerine aykırı davranıldığının ileri sürüldüğü, davalının ise, davacı şirketlerinde SGK kapsamında işçi sıfatıyla çalışarak çalıştığı süreler boyunca her yıl ücreti dışında iş hukukundan kaynaklı prim ödemeleri de aldığını, 2018 yılı prim ödemesi olan 130.447,39-TL'nin ise, şirket yönetimi ile yapılan görüşmeler sonunda davacı şirketin kendisine sattığı ... plaklı araç bedeline sayılarak kendisine ödenmediğini, bu nedenle şirkete borcu bulunmadığını savunarak SGK sicil dosyaları ile davacı ile bağlantılı şirketlerde mevcut şahsi sicil dosyaları ile çalışanlara ödenecek 2018 yılı prim çalışması konulu mail içeriklerine dayanmakta, yönetim kurulu üyeliği sırasında zaten her hangi bir ücret talebi olmayıp buna dayalı bir ödeme de almadığını, mahkemenin, işbu davada görevli olmadığını savunmaktadır. Dosya kapsamında ki delillerden; iş bu davanın, 24/02/2016 tarihli taraflar arasında düzenlenen " Otomobil Satış Taahhüt Sözleşmesi" hükümlerinden kaynaklı araç satış bedelinin, alıcı davalı tarafça şirket hesabına ödenmediği iddiasıyla alacağın tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemiyle açıldığı, elde ki davada; satım sözleşmesi tarihi itibariyle davalının YK üyesi olmadığı gibi satım davalının şirket yönetim kurulu üyeliği ile ilgili bulunmamaktadır. Davalının şirket ortağı olmadığı çalışanı olduğu anlaşılmakta olup araç satışına ilişkin davalar TTK'nın 4.maddesi kapsamında mutlak ticari dava niteliğinde bulunmadığı gibi davalı tarafın somut dosya kapsamında tacir sıfatına da sahip olmaması dikkate alındığında nispi ticari davanın varlığından da söz edilemeyecek olup uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki araç satım sözleşmesi iş hukukuna tabi ilişki olmadığından iş mahkemesi de görevli daire değildir.
Hal böyle olunca mahkemece, protokole dayalı olarak yapılan resmi araç satışından kaynaklanan uyuşmazlıkların giderilerek araç satış bedelinden kaynaklı alacak istemiyle başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemli iş bu davada; Asliye Hukuk mahkemesinin görevli olduğundan bahisle davanın usulden reddine dair karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.
O halde, tarafların istinaf isteminin kamu düzenine aykırılık hususu gözetilerek kabulü ile HMK'nın 353(1)-a.3 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, HMK'nın 353(1)-a.3 maddesinin hükmü özel düzenleme içerdiğinden HMK'nın 360. maddesinin atfı ile HMK'nın 20. maddesinin hükmü uygulanmaksızın ve talebe bağlı olmaksızın dosyanın görevli Ankara Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, davacı ve davalı tarafların diğer istinaf sebeplerinin bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına ilişkin yapılan inceleme sonucunda karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-a.3 maddesi gereğince KABULÜNE,
2-Ankara 10.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/10/2022 tarih ve 2019/464 Esas 2022/738 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-HMK'nun 353(1)-a.3 maddesi uyarınca dosyanın görevli ve yetkili Ankara Asliye Hukuk Mahkemesine tevzi edilmek üzere Ankara Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosu'na gönderilmesine,
4-Kararın bir örneğinin bilgi ve UYAP üzerinden dosyanın görevli mahkemesine aktarılması için Ankara 10.Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine,
5-Davacı tarafından yatırılan 80,70-TL istinaf karar harcının talebi halinde davacıya iadesine,
6-Davalı tarafından yatırılan 2.170-TL istinaf karar harcının talebi halinde davalıya iadesine,
7-Taraflar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
8-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/(1)-a.3 maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17/09/2025
Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi-