T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2022/1130 Esas - 2025/790 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1130
KARAR NO : 2025/790
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 31/03/2022
NUMARASI : 2016/577 Esas 2022/262 Karar
DAVA : Menfi Tespit (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 15/05/2017
KARAR TARİHİ : 10/07/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 10/07/2025
Taraflar arasındaki menfi tespit istemine ilişkin asıl ve birleşen davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle, asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
ASIL DAVADA DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı banka ile davalı şirket arasında kredi sözleşmeleri imzalanarak davalıya kredi kullandırıldığını, kredi geri ödemelerinin zamanında yerine getirilmemesi üzerine tüm borçlulara ihtarname gönderildiğini, verilen süre içerisinde borçlarını ödemeyerek temerrüde düşen borçlular hakkında icra takibi başlatıldığını, itiraz üzerine takibin durduğunu belirterek davalının Ankara 19. İcra Müdürlüğü'nün 2016/5121 E sayılı icra takip dosyasına vaki itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
BİRLEŞEN DAVADA DAVA
Davacılar ... ve ... vekili dava dilekçesinde özetle;davalı banka ile dava dışı ... İnşaat Ltd. Şti arasında 07/05/2007 tarihli 500.000,00 TL, 28/07/2009 tarihli 750.000,00 TL, 16/10/2012 tarihli 1.000.000,00 TL ve 22/10/2013 tarihli 1.500.000,00 TL bedelli dört adet kredi sözleşmesi imzalandığını,
Davacı ... yönünden; 28/07/2009 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinde müvekkili ...'in kefil olmadığını, bankada döviz mevduatında bulunan nakit parasını teminat olarak gösterdiğini, bu nedenle sadece döviz mevduatına rehin konulmasına muvafakat eden kişi konumunda olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkili ...'in sözleşmeyi kefil olarak imzalamış olduğu kabul edilse dahi belirtilen sözleşme ile ilgili olarak davalı bankanın borcunun ödendiğini ve dava dışı asıl borçlu şirketten bankanın hiçbir hak ve alacağının kalmadığını, davalı Bankanın teminat mektubu alacaklarının 16/10/2012 ve 22/10/2013 tarihli sözleşmelerden kaynaklandığını, 16/10/2012 tarihli sözleşmeye bağlı olarak 27/06/2013 tarihli 215.000,00 TL miktarlı teminat mektubu, 22/10/2013 tarihli sözleşmeye bağlı olarak 30/01/2014 tarihli 330.000,00 TL ve 336.000,00 TL miktarlı iki adet teminat mektubu verilmiştir ise de, davacı ...'in bu sözleşmelerde isminin dahi geçmediğini,
Davacı ... yönünden; davacı ...'in 2007 ve 2009 tarihli sözleşmelerden dolayı bankanın alacağının bulunmadığını, 2012 ve 2013 yıllarında düzenlenen sözleşmelerde müvekkili ...'in sözleşme tarihlerinde evli olup, verdiği kefaletlerin hiçbirinde eş rızasının alınmadığını, kefalet sözleşmesinin hukuken geçerliliğinin bulunmadığını, müvekkili ...'in davalı bankaya borcu olmaması nedeniyle taşınmazı üzerine konulan 21/11/2001 tarihli ipoteklerin kaldırılması gerektiği belirterek müvekkili ...'in Ankara 19 İcra Müdürlüğü'nün 2016/5121 E sayılı takip ve davalı bankanın diğer alacak taleplerinden dolayı borçlu olmadığının tespitine, müvekkili ...'in eş rızası olmaması nedeniyle verdiği kefaletler hukuken geçersiz olduğundan,
Davalıların Ankara 19 İcra Müdürlüğü'nün 2016/5121 E ve 5122 E sayılı takipler ve bankanın diğer alacak taleplerinden dolayı borçlu olmadığının tespitine, davalı bankaya borcu olmaması nedeniyle ipoteklerin fekkine ve kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
ASIL DAVADA CEVAP
Asıl davada davalı usulüne uygun tebligata rağmen davaya cevap vermemiştir.
BİRLEŞEN DAVADA CEVAP
Davalı banka vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı banka ile dava dışı ... İnş. Taah. ve Tic. Ltd. Şti. arasında 05/07/2007 tarihli 500.000,00 TL'lik, 28/07/2009 tarihli 750.000,00 TL'lik, 16/10/2012 1.000.000,00'lik ve 22/10/2013 tarihli 1.500.000,00 TL'lik olmak üzere dört adet kredi sözleşmesi imzalandığını, sözleşmelere istinaden adı geçen firmaya kredi kullandırıldığını, davacılardan ... kredi sözleşmelerinin tamamını, ... ise 28/07/2009 tarihli 750.000,00 TL'lik sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, kredilere ilişkin yükümlülüklerin zamanında yerine getirilmemesi üzerine ihtarname gönderilerek nakit borcun ödenmesi gayri nakit borcun ise depo edilmesinin talep edildiğini, verilen süre içerisinde borçlarını ödemeyerek temerrüde düşen tüm borçlular hakkında Ankara 19. İcra Müdürlüğü'nün 2016/5121 E sayılı dosyasından ilamsız takip başlatıldığını, davacı borçlular ödeme emrine itiraz etmediklerinden haklarındaki takibin kesinleştiğini, dava dışı asıl borçlu şirketin ise takibe itiraz etmesi üzerine itirazın iptali davası açılarak mahkeme nezdinde 2016/577 E sayılı dosya ile görülmekte olduğunu, belirli bir dönemde riskin sıfırlanmasının kredi sözleşmelerine ilişkin kefaleti geçersiz kılmadığını, 16/10/2012 tarihli sözleşmede kefil ...'in eşi ...'in kefalete muvafakatının Kanun'un öngördüğü şekilde alındığını, davacı ... malik sıfatıyla taşınmaz üzerine konulan ipotek ile ... İnşaat firmasının bankadan kullandığı/kullanacağı tüm krediler için ayni sorumluluk altına girdiğini, müvekkili bankanın alacağını tahsil edemediğini bildirerek davanın reddi ile davacılar aleyhine tazminata hükmolunmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; asıl dava yönünden, davacı banka ile davalı firmanın asıl borçlu olduğu GKS'ler akdedildiği, tanzim edilen teminat mektuplarının nakde dönüşmesi nedeniyle kredi borçluları hakkında icra takibi başlatıldığı, borçlu şirketin itirazı üzerine takibin durduğu, davacı banka tarafından başlatılan icra takibinde şirketin sorumluluğu yönünden ipotek limitinin üzerinde kalan alacağın talep edildiği, yapılan hesaplamada davacı bankanın (taleple bağlı kalınarak) 666.000,00 TL ana para, 31.039,01 TL işlemiş temerrüt faizi, 1.551,95 TL BSMV olmak üzere toplam 698.590,96 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, alacak likit olmakla bankanın icra inkar tazminatı talebinin yerinde olduğu, takip ve dava konusu edilen 215.000,00 TL tutarındaki teminat mektubunun depo talebinin Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/577 E sayılı dava dosyasında Ankara BAM 21. Hukuk Dairesi'nin 25/11/2019 günlü kararı ile şirket yönünden depo edilmesine dair verilen kararın kesinleşmesi gözetildiğinde depo talebi yönünden esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerektiği,
Birleşen dava yönünden, davacılardan ...'in GKS'lerinde kefalet imzası bulunmadığından Ankara 19 İcra Müdürlüğü'nün 2016/5121 E sayılı, diğer davacı ...'in de eş rızası olmaması sebebiyle verdiği kefaletlerin hukuken geçersiz olması ve borcun bulunmaması nedeniyle Ankara 19 İcra Müdürlüğü'nün 2016/5121 ve 5122 E sayılı icra takip dosyalarından dolayı borçlu olmadığının tespiti ile ipoteklerin fekki isteminde bulunulduğu, Ankara BAM 21 Hukuk Dairesi'nin 25/11/2019 tarihli karar gerekçesinde de belirtildiği üzere takip ve davaya konu 29/01/2014 tarihli 336.000,00 TL ve 330.000,00 TL'lik teminat mektuplarının 22/10/2013 tarihli sözleşmeye, 27/06/2013 tarihli 215.000,00 TL'lik teminat mektubunun ise 16/10/2012 tarihli sözleşmeye istinaden kullandırıldığı, 16/10/2012 tarihli GKS'ye davacı ... ve dava dışı ...'in müteselsil kefil olduğu, ...'in eş muvafakatı var ise de ...'in kefalet şerhinde tarihin yer almadığı, davacı ...'in müteselsil kefaletinin bulunmadığı, sözleşmede de müteselsil kefiller yönünden depo talep etme yönünde bir hüküm yer almadığı, 22/10/2013 tarihli GKS'ye davacı ... ve dava dışı ...'in kefil olduğu, davacı ...'in müteselsil kefaletinin bulunmadığı, sözleşmede müteselsil kefiller yönünden depo talep etme yönünde bir hüküm yer almadığı, 336.000,00 ve 330.000,00 TL'lik teminat mektuplarının 08/02/2016 tarihinde nakde dönüştüğü tespit olunup karar kesinleşmiş olmakla davacıların Ankara 19. İcra Müdürlüğü'nün 2016/5121 E sayılı icra takip dosyası nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitine, davacı ...'in Ankara 19 İcra Müdürlüğü'nün 2016/5122 E sayılı ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan icra takip dosyasında davacı ...'in taşınmazı üzerine tesis edilen ipoteğin dava dışı asıl borçlu şirketin bankaya olan borçlarının teminatı olarak tesis edildiği, verilen teminatın kişisel değil ayni bir teminat olduğu ve TBK'nın 603. maddesi kapsamında bulunmadığından eş rızası alınmasının gerekmediği, ipotek sözleşmesinin geçerli olduğu (Yargıtay 11. HD 2020/6196 - 2021/4704 EK sayılı ve 02/06/2021 günlü ilamda belirtildiği üzere), dava dışı asıl borçlu şirketin bankaya borcu bulunması nedeniyle talep yerinde görülmeyerek reddine, koşullar oluşmadığından tazminatın taleplerinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Birleşen dosya davacıları ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı ...'in, ipotek fekkiyle ilgili olarak 10/12/2021 tarihli bilirkişi tespitlerinin yerinde olmadığını açıklayan 27/12/2021 tarihli itirazları doğrultusunda bilirkişiden ek rapor alınmasına ilişkin talebinin Mahkeme tarafından dikkate alınmadığını, oysa ki ipotek rehinine bağlı olarak daha önce kullanılmış olan kredilerin tamamen ödendiğini, müvekkillerin kefalet sorumluluğu ortadan kalktığından kredi sözleşmesinin eki olarak düzenlenmiş olan ipotek resmi senetlerinin geçerliğini yitirdiğini, özellikle ...’in şirket ortaklığı sona erdikten sonra ipotek resmi senedinin üçüncü kişi ipoteği olarak güncellenmediği ve eş rızasının alınmadığı hususlarının ek rapor ve/veya hukukçu bilirkişinin katılımıyla görevlendirilen yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınması ihtiyacı ortaya çıktığını, davalılar lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmemesi doğru olmadığını bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
Birleşen dosya davalısı banka vekili istinaf dilekçesinde özetle;Ankara 5.Ticaret Mahkemesinin 31/03/2022 karar tarihli 2016/577 Esas sayılı dosyası ile birleşik 2017/347 esas sayılı dosyasında verilen 2022/262 Karar sayılı ilamında davacıların Ankara 19. İcra Müdürlüğü'nün 2016/5121 E sayılı icra takip dosyası nedeni ile borçlu olmadıklarının tespitine yönelik kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, birleşen dosyada davacıların Ankara 19. İcra Müdürlüğü'nün 2016/5121 E sayılı icra takip dosyası nedeni ile borçlu olmadıklarının tespitine yönelik kararın taraflar arasındaki yazılı sözleşme ve dosya kapsamında toplanan deliller gereğince hukuka uygun olmadığını, davacı ...'ın 28/07/2009 tarihli 750.000,00 TL'Iik kredi sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, davalı banka ile dava dışı ... İnşaat Taah. ve Tic. Ltd. Şti. arasında dört ayrı kredi sözleşmesi daha imzalanıp bu sözleşmelere istinaden kredi kullandırımı yapıldığını, davacının imzasının bulunduğu sözleşmedeki sorumluluk tutarı kadar davalı bankaya borçlu olduğunu, ...'in kefaletine eş rızasının alınmadığının doğru olmadığını, 2007 ve 2009 tarihli sözleşmeler eski Borçlar Kanunu zamanında ihdas edildiği için bu kefaletler için zaten eş rızası gerekmediğini, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten sonra alınan 16/10/2012 tarihli sözleşmede ise kefil ...'in eşi ...'in mezkûr kefalete rızası bulunduğunu, dolayısıyla davacı ...'in , dava dışı ... İnşaat firmasına kullandırılan ve ödenmeyen/depo edilmeyen kredilerden dolayı davalı bankaya borçlu olduğunu, ...'in Ankara 19. İcra Müdürlüğü'nün 2016/5122 E sayılı icra takip dosyasına borçlu olmadığının tespiti ve ipoteklerin fekki taleplerinin reddine karar verilmesine rağmen davalı banka lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; asıl dava, davalı şirketin asıl borçlu olduğu Genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla Ankara 19. İcra Müdürlüğü'nün 2016/5121 E sayılı icra takip dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazın iptali, birleşen dava, davacılar aleyhine davalı banka tarafından Ankara 19. İcra Müdürlüğü'nün 2016/5121 - 5122 E sayılı icra takip dosyalarında borçlu olunmadığının tespiti ile ipoteğin fekki istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Asıl ve birleşen davaya dosyasına konu Ankara 19. İcra Müdürlüğü'nün 2016/5121 E sayılı icra takip dosyasının incelendiğinde; asıl dosya davacısı banka tarafından borçlular asıl davada davalı ... İnş. Taah. ve Tic. Ltd Şti, dava dışı ... ve birleşen dosya davacıları ..., ... aleyhine, borçlulardan ... ve ...'in sorumlulukları 666.000,00 TL ana para, 31.039,00 TL işlemiş temerrüt faizi, 1.551,95 TL BSMV olmak üzere 698.590,96 TL ile birlikte 215.000,00 TL tutarındaki teminat mektubundan doğan depo istemi, borçlu ...'in sorumluluğunun 666.000,00 TL nakdi ve 215.000,00 TL gayri nakdi alacak meblağının 750.000,00 TL'si ile ayrıca işlemiş 31.039,01 TL temerrüt faizi ve 1.551,95 TL BSMV, borçlu ... İnş. Ltd Şti'nin sorumluluğu dökümü yer alan nakdi ve gayri nakdi alacakların toplamı 913.590,96 TL'nin ipotek ile teminat altına alınmayan 733.590,90 TL'sinden sorumlu olmak üzere 04/03/2016 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, asıl dosya davalısı borçlu ... İnş. Ltd Şti'nin 22/03/2016 tarihinde borca itiraz ettiği, asıl dosyada yargılaması yapılan itirazın iptali davasının itiraz dilekçesinin alacaklı yana tebliğ tarihinden itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde 21/06/2016 tarihinde açıldığı dosya içeriği ile sabittir.
Birleşen davaya dayanak Ankara 19. İcra Müdürlüğü'nün 2019/5122 E sayılı icra takip dosyası incelendiğinde; birleşen dosya davalısı banka tarafından birleşen dava dışı borçlu ... İnş. Ltd Şti ve birleşen dosya davacısı ... aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlatıldığı, ipoteğin ... adına kayıtlı ... parselde bulunan arsa vasıflı taşınmaz üzerine ... Bankasından doğmuş ve doğacak tüm borçlarının teminatını oluşturmak üzere toplam 180.000,00 TL ipotek tesis edildiği, takibin kesinleşmesi üzerine ipoteğe konu taşınmazın satış işlemlerinin İcra Müdürlüğü'nce başlatıldığı anlaşılmıştır.
Asıl ve birleşen dava yönünden bilirkişi heyetince düzenlenen 10/12/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; banka ile asıl borçlu şirket arasında dört adet genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davaya konu edilen ve depo edilmesi talep edilen ve nakde dönüşen teminat mektuplarının 27/06/2013 tarih 215.000,00 TL ve dayanağının 16/10/2012 tarihli GKS, 30/01/2014 tarih 336.000,00 TL nakde çevrilmiş teminat mektubu ve dayanağının 22/10/2013 tarihli GKS, 30/01/2014 tarih 330.000,00 TL bedelli nakde çevrilmiş ve 22/10/2013 tarihli GKS olduğu, birleşen dava dosyasında davacı olan ...'e ait taşınmazı üzerine 21/11/2021 ve 15/12/2006 tarihli toplam 180.000,00 TL ile ipotek tesis edildiği, asıl dava yönünden davacı bankanın Ankara 19 İcra Müdürlüğü'nün 2016/5121 E sayılı takip dosyası nedeniyle davalı şirketten takip tarihi itibariyle 666.000,00 TL asıl alacak, 33.300,00 TL temerrüt faizi, 1.665,00 TL BSMV olmak üzere toplam 700.965,00 TL nakdi ve 27/06/2013 tarihli 215.000,00 TL tutarlı teminat mektubu bedelinden kaynaklı 215.000,00 TL depo alacağı bulunduğu, birleşen dava yönünden davacılardan ...'in dava konusu teminat mektuplarının dayanağı GKS'lerde kefaletin bulunmaması, diğer davacı ...'in 22/10/2013 tarihli GKS'lerdeki kefaletinin geçersiz olduğu kesinleşen BAM kararı ile tespit olunduğundan davacıların Ankara 19 İcra Müdürlüğü'nün 2016/5121 E sayılı takip dosyasından dolayı borçlu olmadıkları, davacı ...'in Ankara 19 İcra Müdürlüğü'nün 2016/5122 E sayılı takip dosyasında ipotek akit tablolarının TBK 584 maddesi yürürlüğe girmeden önce düzenlenmiş olması nedeniyle eş rızasının aranmayacağı ve ...'in ipotek fek talebinin yerinde olmadığı bildirilmiştir.
Asıl dosyada davacı banka vekilince, davalı asıl borçlu şirketin Ankara 19. İcra Müdürlüğü'nün 2016/5121 E sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptalinin , birleşen davada ise davacılar ... ve ...'ın Ankara 19 İcra Müdürlüğü'nün 2016/5121 - 5122 E sayılı icra takip dosyalarında davalı bankaya borçlu olunmadığının tespiti ile ipoteğin fekkinin talep edildiği, Mahkemece yukarıda yazılı olduğu şekilde asıl dosyada görülen itirazın iptali davasının kısmen kabulüne, davacıların menfi tespit talebinin Ankara 19 İcra Müdürlüğü'nün 2016/5121 esas sayılı dosyası yönünden kabulüne, Ankara 19 İcra Müdürlüğü'nün 2016/ 5122 E sayılı icra takip dosyası yönünden reddine karar verildiği, tarafların sadece birleşen dosya yönünden kurulan hükme yönelik istinafa geldiği anlaşılmıştır.
Davalı bankanın ... Şubesi ile asıl davada borçlu davalı şirket arasında 07/05/2007 tarihinde 500.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davalılar ... ve ...'in müteselsil kefil olduğu, sözleşmede müteselsil kefiller yönünden depo talep etme yönünden bir hüküm yer almadığı,
Davalı bankanın ... Şubesi ile asıl borçlu davalı şirket arasında 28/07/2009 tarihinde 750.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davalılar ..., ... ve ...'ın müteselsil kefil olduğu, sözleşmede müteselsil kefiller yönünden depo talep etme yönünden bir hüküm yer almadığı,
Davalı bankanın ... Şubesi ile asıl borçlu davalı şirket arasında 16/10/2012 tarihinde 1.000.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, ... ve ...'in müteselsil kefil olduğu, ...'in bekar olduğu, ...'in eş muvafakatının bulunduğu, ancak ...'in kefalet şerhinde tarihin yer almadığı, sözleşmede de müteselsil kefiller yönünden depo talep etme yönünden bir hüküm yer almadığı,
Davalı bankanın ... Şubesi ile asıl borçlu davalı şirket arasında 22/10/2013 tarihinde 1.500.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, ... ve ...'in müteselsil kefil olduğu, ancak eş muvafakatinin bulunmadığı, sözleşmede de müteselsil kefiller yönünden depo talep etme yönünden bir hüküm yer almadığı,
Davacı bankanın ... Şubesi tarafından asıl borçlu ... ve ... İnşaat Taahhüt ve Ticaret Limited Şirketi'ne TC Adalet Bakanlığı Müsteşarlık Teknik İşler Daire Başkanlığı'na verilmek üzere 27/06/2013 tarih ve 395-MW0038666 no'lu 215.000,00 TL tutarlı kesin teminat mektubu;
Davacı bankanın ... Şubesi tarafından asıl borçlu ... ve ... İnşaat Taahhüt ve Ticaret Limited Şirketi'ne TC Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı'na verilmek üzere 29/01/2014 tarih ve 395-MW004191 no'lu 336.000,00 TL bedelli kesin teminat mektubu;
Davacı bankanın ... Şubesi tarafından asıl borçlu ... ve ... İnşaat Taahhüt ve Ticaret Limited Şirketi'ne TC Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı'na verilmek üzere 29/01/2014 tarih ve 395-MW004192 no'lu 330.000,00 TL bedelli kesin teminat mektubu düzenlendiği görülmüştür.
16/10/2012 tarihli genel kredi sözleşmesine dava dışı ... ve ...'in müteselsil kefil olduğu, ...'in bekar olduğu, ...'in ise eş muvafakatının bulunduğu, ancak ...'in kefalet şerhinde tarihin yer almadığı, davalı ...'ın müteselsil kefaletinin bulunmadığı, sözleşmede de müteselsil kefiller yönünden depo talep etme yönünden bir hüküm yer almadığı, 22/10/2013 tarihinde 1.500.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesine davalılar ... ve ...'in müteselsil kefil olduğu, davalı ...'ın müteselsil kefaletinin bulunmadığı, sözleşmede müteselsil kefiller yönünden depo talep etme yönünden bir hüküm yer almadığı, yine 336.000,00 TL ve 330.000,00 TL'lik teminat mektuplarını 08/02/2016 tarihinde nakde dönüştüğü, 215.000,00 TL'lik teminat mektubunun ise bankaya iade edilmediği anlaşılmaktadır.
Tüm davaya konu teminat mektupları bakımından birleşen dosya davacısı ...'ın davaya konu teminat mektuplarının dayanağı genel kredi sözleşmelerinde kefaleti bulunmadığı, hal böyle olunca birleşen dosya davacısı ...'in Ankara 19 İcra Müdürlüğü'nün 2016/5121 E sayılı icra takip dosyası nedeniyle davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine yönelik ilk derece mahkemesinin kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, birleşen dosya davalı banka vekilinin bu yöndeki istinaf itirazının reddine karar verilmiştir.
Birleşen dosya davacısı ...'in 27/06/2013 tarihli 215.000,00 TL'lik teminat mektubunun dayanağı olan 16/10/2012 tarihli genel kredi sözleşmesinde müteselsil kefil olarak adı soyadı ve imzası yer almış ise de bu bölümde tarih yer almadığından TBK'nın 583. maddesi uyarınca davalı ...'in bu GKS'deki kefaleti geçersizdir.
Öte yandan birleşen dosya davacısı ...'in 29/01/2014 tarihli 336.000,00 TL ve 330.000,00 TL'lik teminat mektuplarının dayanağı olan 22/10/2013 tarihindeki genel kredi sözleşmesinde müteselsil kefil olarak adı soyadı, imzası ve tarihi yer almış ise de eş muvafakati olmadığından TBK'nın 584. maddesi uyarınca davalı ...'in bu GKS'deki kefaleti de geçersizdir.
Açıklanan nedenlerle birleşen dosya davacısı ... yönünden de, davacının Ankara 19 İcra Müdürlüğü'nün 2016/5121 E sayılı icra takip dosyası nedeniyle borçlu olmadığının tespitine yönelik kararı usul ve yasaya uygun olup, birleşen dosya davalı banka vekilinin bu yöndeki istinaf itirazının da reddine karar verilmiştir.
Birleşen dosya davacısı ...'in kefaletlerin geçersiz olması nedeniyle, banka lehine verilen ipoteğin de geçersiz olduğu iddiasına dayalı istinaf itirazı değerlendirildiğinde; Ankara 19 İcra Müdürlüğü'nün 2016/5122 E sayılı ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan icra takip dosyasında davacı ...'in taşınmazı üzerine tesis edilen ipoteğin dava dışı asıl borçlu şirketin bankaya olan borçlarının teminatı olarak tesis edildiği, verilen teminatın kişisel değil ayni bir teminat olduğu ve TBK'nun 603. maddesi kapsamında bulunmadığından eş rızası alınmasının gerekmediği, aile konutu iddiası bulunmadığı, konu taşınmazın arsa vasfında olduğu bu suretle ipotek sözleşmesinin geçerli olduğu, dava dışı asıl borçlu şirketin bankaya borcu bulunması ve ipoteğin de dava dışı şirketin borcunun teminatı olması nedeniyle birleşen dosya davacısı ... vekilinin bu yöndeki istinaf itirazının reddine karar vermek gerekmiştir.
Birleşen dosya davacıları ve davalısı bankanın ilk derece mahkemesince davanın red edilen kısmı yönünden lehlerine kötü niyet tazminatı hükmedilmemesine yönelik istinaf itirazı yönünden somut olay değerlendirildiğinde;
İİK'nun 72/V madde gereğince, menfi tespit davasının kabulüne ilişkin verilen kararla davacı yararına tazminat hükmedilebilmesi için davalının icra takibinde haksız ve kötüniyetli olduğunun ispat edilmesi gerektiği, bu hususta dosyada delil bulunmadığı anlaşıldığından, İİK 72/V madde gereğince, birleşen dosya davacıları yararına tazminat hükmedilmesi şartları oluşmadığından birleşen dosya davacılar vekilinin bu yöndeki istinaf itirazının reddine karar vermek gerekmiştir.
Yine İİK'nun 72/4. maddesi hükmüne göre, davanın alacaklı lehine sonuçlanması ve tedbir kararı ile alacağın tahsilinin gecikmesi halinde alacaklı yararına tazminata hükmolunacağı, bu bağlamda birleşen dosya davacılarının ihtiyati tedbir kararı almamış olduğu anlaşılmakla, İİK 72/IV madde gereğince şartları oluşmayan davalı tarafın tazminat talebinin mahkemece reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin birleşen davada davanın kısmen kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Birleşen dosya davacılarından alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3-Birleşen dosya davalısı bankadan alınması gerekli olan 47.720,75 TL harçtan peşin alınan 11.921,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 35.799,05 TL harcın birleşen dosya davalısı bankadan alınarak Hazineye gelir kaydına,
4-Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.10/07/2025
Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -