T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2022/2033 Esas 2025/791 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/2033
KARAR NO : 2025/791
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 21/09/2022
NUMARASI : 2021/463 Esas 2022/564 Karar
DAVA : İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 27/07/2021
KARAR TARİHİ : 10/07/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 14/07/2025
Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; alacağın zaman aşımına uğradığını, bedeli ödenmesi talep edilen teminat mektuplarının 2004 tarihli olduğunu, mektupların nakde çevrilmediğini, davacının teminat mektupları nedeniyle herhangi bir ödeme yapma zorunluluğu kalmadığını, buna rağmen ödeme yapması halinde bankanın bundan şahsen sorumlu olacağını belirterek davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar cevap dilekçesinde özetle; yetkili icra müdürlüğünde takip yapılmadığını, dava şartının oluşmadığını, kefaletin 10 yıl geçmekle kendiliğinden ortadan kalktığını, alacağın zaman aşımını uğradığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davacı taraf hem delilleri arasında hem de mahkemece yerinde inceleme yaptırılmak sureti ile (banka kayıtları yerinde incelenerek) alınan bilirkişi raporu kapsamında, teminat mektuplarının verilmesine esas genel kredi sözleşmelerini dosyaya sunamadığı, söz konusu kredi sözleşmeleri dosyaya sunulamadığından teminat mektuplarının paraya çevrilmeden önce hangi şartlar altında davacı tarafından tahsilinin ya da depo edilmesinin istenebileceğinin değerlendirilemediği, davacının davalılardan şirket lehine kesin ve süresiz teminat mektubu vermiş olmasından sonra sadece aradan uzun süre geçtiği ve riskin devam ettiği gerekçesi ile teminat mektuplarının bedellerinin ödenmesini istemesinin mümkün olmadığı, teminat mektupları kesin ve süresiz nitelikte olduklarından ve ayrıca hangi şartlar altında davacı tarafından tahsilinin ya da depo edilmesinin istenebileceğinin davacı tarafından asıl borçluya karşı ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyadan alınan 02.06.2022 tarihli bilirkişi ek raporunda açıklandığı üzere müvekkilinin alacağının sabit olduğunu, müvekkili banka kayıtları üzerinden yapılan incelemede söz konusu teminat mektuplarının tanzim ile verildiği tesbit olunduğunu, esasen davalılarca sunulan cevap ve savunmalarda ilgili teminat mektuplaarının tanzim ile kendilerine teslim edilmediğinin de savunulmadığını, kredi sözleşmesinin sunulamamış olmasının davanın reddi için yeterli gerekçe olarak sayılamayacağını, zira davaya konu kredi borcuna ilişkin olarak söz konusu kredinin kredi lehdarı lehine tesis ve kullandırılıp kullandırılmadığının araştırılması ve bunun sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğini, mahkemece yerinde inceleme yetkisini de haiz bilirkişi tayini suretiyle kredinin tesis ve kullandırılıp kullandırılmadığının araştırılması yapıldığını, bilirkişi tarafından yapılan inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi ek raporunda açıklandığı üzere müvekkilinin alacağının sabit olduğunu, söz konusu teminat mektuplarının tanzim ile kredi lehdarına verildiğinin tespit edildiğini, verilen kararın hatalı bulunduğunu, aynı şekilde takibe dayanak masraf makbuzunun da dosyaya sunulduğunu, bu arada daha önce bulunamayan genel kredi sözleşmesinin müvekkilinde olması gereken yerden farklı bir yerde bulunduğunu, dolayısıyla mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Ankara 19. İcra Müdürlüğünün 2018/13859 sayılı icra takip dosyası, hesap kat ihtarı, yargılama aşamasında bankacı bilirkişiden alınan 16/02/2022 tarihli kök, 02/06/2022 tarihli ek rapor, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi sureti, teminat mektup suretleri, rehin sözleşmesi, masraf dekontu, bilirkişi ve davacı banka şube yetkilisi tarafından düzenlenen 02/06/2022 tarihli tutanak sureti dosya içerisinde yer almaktadır.
Davacı vekili istinaf dilekçesi ekinde, ... ile davalı şirket arasında (limited şirket iken) akdedilen, diğer davalıların müteselsil kefil olarak yer aldığı 16/09/2003 tarihli genel kredi sözleşmesi suretini ibraz etmiştir.
Dava konusu Ankara 19. İcra Müdürlüğünün 2018/13859 sayılı icra takip dosyası ile, davacı alacaklı tarafından davalı borçlular aleyhine 563,37 TL masraf, 50.000,00 TL gayri nakdi alacak olmak üzere toplam 50.563,37 TL'nin tahsili istemi ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçlulara bila tebliğ edildiği, 7 günlük hak düşürücü süre içerisinde davalı ...'nin 15/04/2019, diğer davalıların 07/12/2018 tarihinde borca itiraz ettiği, işbu itirazın iptali davasının itiraz dilekçesinin alacaklı yana tebliğ tarihinden itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde 27/07/2021 tarihinde açıldığı dosya içeriği ile sabittir.
... ile davalı ... arasında davalı şirketin doğmuş ve doğacak borçlarının teminatını teşkil etmek üzere bila tarihli rehin sözleşmesi akdedilmiştir.
Davacı tarafından davalılara toplam 50.000,00 TL gayri nakdi borcun 24 saat içinde depo edilmesi ihtarını içerir 12/11/2018 tarihli hesap kat ihtarnamesi gönderilmiştir.
Davalı şirketin limited şirket iken tür değişikliği ile A.Ş'ye dönüştüğü 08/05/2019 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilmiştir.
Yargılama aşamasında alınan kök raporda, eksik belgeler belirtilmiş, banka kayıtları üzerine yerinde yapılan inceleme ile hazırlanan bilirkişi ek raporunda ise, 07/06/2004 tarihli 2 adet toplam 50.000,00 TL bedelli teminat mektuplarının banka kayıtlarına göre mer'i olduğu, takip tarihi itibarıyla bankanın 563,37 TL masraf, 50.000,00 TL gayri nakdi alacağı bulunduğu, davacı banka tarafından akdi ilişkiyi düzenleyen sözleşmenin sunulmadığı, sözleşme bulunmadığından kefaletlerin sözleşme tarihindeki yasanın aradığı şartları taşıyıp taşımadığının kontrol edilemediği tespit edilmiştir.
Bilirkişi ile davacı banka şube yetkilisi tarafından tutulan 02/06/2022 tarihli tutanakta, davalı şirket ile imzalanmış tüm gks'lerin (gks sözleşmeleri farklı şubeler arasında devir olan hesaplar olması nedeniyle) temin edilemediği belirtilmiştir.
Davacı yan genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağı bulunduğunu, davalıların icra takibine itirazlarının haksız olduğunu iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davacı tarafından genel kredi sözleşmelerinin dosyaya sunulamadığı, teminat mektupları paraya çevrilmeden önce hangi şartlar altında davacının tahsil ya da deposunun isteyebileceğinin değerlendirilemediği, davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, takip tarihi itibarıyla davacının davalılardan alacağı bulunup bulunmadığı, var ise miktarı, davalıların icra takibine itirazlarının haksız olup olmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır.
Davacı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, işbu davada ispat yükü davacı üzerinde olup, davacı davalılardan takip tarihi itibarıyla alacaklı olduğunu usulüne uygun delillerle ispatlamakla yükümlüdür.
Anılan ispat yükü çerçevesinde davacı bankanın davalılar ile arasındaki genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan akdi ilişkiyi, bu kapsamda da genel kredi sözleşmesindeki koşullarla davalılardan alacaklı olduğunu ispatlaması gerekecektir.
Davacı vekili dava dilekçesi ekinde taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesini ibraz etmediği gibi, yargılama aşamasında da dosyaya sunulan bir genel kredi sözleşmesi suretine dosyada rastlanmamıştır.
Yargılama aşamasında alınan ve banka kayıtları üzerinde yerinde yapılan inceleme ile hazırlanan bilirkişi ek raporunda, davacı banka tarafından akdi ilişkiyi düzenleyen sözleşmenin sunulmadığı belirtildiği gibi, bilirkişinin davacı banka şube yetkilisi ile birlikte imza altına aldığı 02/06/2022 tarihli tutanakla da davalı şirket ile imzalanan genel kredi sözleşmelerinin temin edilemediği tutanağa bağlanmıştır.
Davacı vekilince istinaf dilekçesi ekinde taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesi ibraz edilmiş ise de, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama aşamasında süresi içinde sunulmayan bir delil, gerek ilk derece mahkemesinde, gerekse istinaf aşamasında sunulamayacağından ve istinaf aşamasında da yeni belge ibraz edilemeyeceğinden, sunulan sözleşmeye ilişkin Dairemizce bir değerlendirme yapılması yoluna gidilmemiştir.
Hal böyle olunca, mahkemece yargılama aşamasında davacının taraflar arasındaki akdi ilişkiyi ispatlayan genel kredi sözleşmesini ibraz edemediği, davacının davalılardan alacaklı olduğunu usulüne uygun delillerle ispatlayamadığı gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddine yönelik kararında bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davacıdan alınması gerekli olan 615,40 TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 534,70 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalı ... yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 10/07/2025
Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.