T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2024/359 Esas 2026/847 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/359
KARAR NO : 2026/847
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 15/11/2023
NUMARASI : 2023/5 Esas 2023/739 Karar
DAVA : Tazminat (Kasko Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 03/01/2023
KARAR TARİHİ : 26/06/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 02/07/2026
Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin aracının davalı tarafından kasko sigorta poliçesi ile teminat altına alındığını, aracın karıştığı trafik kazası sonucu hasara uğradığını, müvekkili ile davalı arasında düzenlenen ibranameye ihtirazi kayıt konulduğunu, davalı tarafından müvekkiline ödenen miktar ile aracın değeri arasında fahiş fark bulunduğunu belirterek şimdilik 100,00 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama aşamasında talebini toplam 600.000,00 TL'ye artırarak kaza tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faizi işletilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; sigortalı araçta meydana gelen hasarın müvekkiline ihbarı üzerine hasar dosyası açıldığını, sigorta eksperinin eksper raporu düzenlediğini, düzenlenen rapora göre aracın pert total sayıldığını, rayiç bedel konusunda mutabakata varılarak yapılan ödeme ile müvekkilinin sorumluluğunu yerine getirdiğini, davacının mutabakatnameyi imzalarken fazlaya ilişkin hakkını saklı tutmadığını, tüm haklarından feragat etmiş sayıldığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davacı vekili tarafından dava açılmadan önce, sigorta şirketine başvuru yapılarak kısmen ödeme yapıldığının anlaşıldığı, davacı vekili tarafından aracın değerinin daha yüksek olduğu, ihtirazi kayıtla ödemenin yapılması gerektiğine dair hasar servisine başvuru yapıldığının anlaşıldığı, bu haliyle ödemenin ihtirazi kayıtla alınmış kabul edildiği, bilirkişi marifetiyle araç değerinin hesaplandığı, aracın 2.100.000,00 TL değerinde olduğu, 1.500.000,00 TL ödeme yapıldığının tespit edildiği, bakiye 600.000,00 TL'nin ödenmediğinin anlaşıldığı, sigorta şirketinin eksik ödeme yaptığı tarihten itibaren araç bedelinin tazmini gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 600.000,00 TL'nin 28.10.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının talepleri poliçe teminat kapsamı dışı olmakla davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, yapılan bilrkişi incelemeleri davayı aydınlatmaktan uzak olup, söz konusu hasar ihbarı taraflarına iletildiğinde bağımsız eksperden hasarın boyutuna ilişkin bir rapor alındığını, bu çerçevede ödemenin gerçekleştirildiğini, sigortalıya mutabakatname imzalatıldığını, sigortalının teklif edilen tutarı kabul ettiğini ve fazlaya ilişkin hakkını saklı tutmadığını, işbu tutarın ödenmesi ile birlikte müvekkilinin sorumluluğunun ortadan kalktığını, bu haksız yükletilen bakiye tutara ititraz ettiklerini, poliçede pert araç klozu muafiyeti bulunmakta olup, her halükarda aracın pert sayılması durumunda %35 tenzili muafiyet uygulanması gerektiğini, mahkemenin bu muafiyet oranını da dikkate almadan hüküm kurduğunu, pert araç klozu aşamasında daha önce tam hasara uğramış (pert total) olduğu tespit edilen araçlara sigorta teminatı vermediğini, müvekkilininkdv tutarından sorumlu olmadığını, müvekkilinin yalnızca usulüne uygun yapılacak ihbar tarihinden itibaren faizden sorumlu olabileceğini, dava konusu olaya uygulanması gereken faizin yasal faiz olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Davacı yan kasko sigortalı aracın trafikte seyir halinde iken kazaya karıştığını, aracın pert olduğunu, davalının sigortalı araç rayiç değerini eksik tespit ederek eksik ödeme yaptığını, ihtirazi kayıt ile ödemenin kabul edildiğini, ödenen bedel ile aracın rayiç değeri arasında fahiş fark bulunduğunu iddia etmiş, davalı yan ise davacının mutabakatname imzaladığını, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadığını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında davalının davacı aracının kasko sigortacısı olduğu, davalı tarafından sigortalı aracın pert olması nedeniyle davacı ile rehin hakkı sahibine toplam 1.500.000,00 TL ödendiği hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, kasko sigortalı aracın pert total olması nedeniyle kaza tarihi itibarıyla rayiç değerinin ne kadar olduğu, davalının araç rayiç değerini düşük tespit ederek davacıya eksik ödeme yapıp yapmadığı, eksik ödeme var ise davacının imzaladığı mutabakatname karşısında davacının davalıdan bu bedeli talep edip edemeyeceği, davacının mutabakatnamede fazlaya ilişkin haklarını saklı tutup tutmadığı, ödenen bedel ile aracın rayiç değeri arasında fahiş bir fark bulunup bulunmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır.
Davalı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, 21/09/2022 tarihli mutabakatname ile kararlaştırılan 1.500.000,00 TL davacıya ve rehin hakkı sahibine ödenmiştir. Anılan mutabakatnamede 1.500.000,00 TL'nin ödenmesi ile davalının ibra edildiği belirtilmiştir.
6102 sayılı TTK'nun 1421. maddesi uyarınca, sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu, anılan yasanın 1409. maddesinde, sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığının ispat yükünün sigortacıya ait olduğu düzenlenmiştir.
Kasko Sigortası Genel Şartlarının B.3.3.1.2. maddesinde; "onarım masraflarının sigortalı taşıtın rizikonun gerçekleştiği tarihteki değerini aşması ve aynı zamanda eksper raporu ile taşıtın onarım kabul etmez bir hale geldiğinin tesbit edilmesi durumunda, araç tam hasara uğramış sayılır. Aracın tam hasara uğraması halinde, sigortacının azami sorumluluk haddini geçmemek üzere, hasar anındaki sigorta değeri ödenir. Bu durumda aracın Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin ilgili maddesi hükümleri doğrultusunda hurdaya ayrıldığına dair hurda tescil belgesi sigorta şirketine ibraz edilmeden araç sahibine sigorta tazminatı ödenmez. Değeri tamamen ödenen araç ve aksamı, talep ettiği takdirde sigortacının malı olur." hükmüne yer verilmiştir.
Davacı yanca, davalı sigorta şirketince ödenen hasar bedelinin pert total işlemine tabi tutulan sigortalı aracın piyasa değerinin altında kaldığı ve bu nedenle eksik ödeme yapıldığı iddia edilmiş ise de, taraflar arasında imzalanan ve varlığı inkar edilmeyen 21/09/2022 tarihli mutabakatnamede açıkça sigortalı aracın piyasa güncel değerinin 1.500.000,00 TL olduğu, bu bedelin ödenmesi konusunda tarafların mutabık kaldıkları, sigortalı aracın pert total olduğu, 1.500.000,00 TL piyasa güncel değerde mutabık kalındığı, bu bedel ödendiğinde davalının ibra edildiği, mutabakatnamede davacının herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürmediği anlaşılmaktadır.
Davacı tarafından dava tarihinden önce davalıya yapılan bila tarihli başvuru ile, sigortalı aracın rayicinin 1.800.000,00 TL civarında olduğu, teklif edilen 1.450.000,00 TL'nin hakkaniyete uygun bulunmadığı, arada 350.000,00 TL fark olduğu, 350.000,00 TL fark için dava haklarının saklı tutulduğu belirtilmiştir. Mahkemece de anılan başvuruda davacının fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuğu kabul edilmiş ise de, anılan başvurudan sonra davacı tarafından davalı sigorta şirketine verilen 21/09/2022 tarihli eft/havale ödeme talimatı ve ibraname başlıklı belgede yapılacak bu ödeme ile tazminat ödemesine bağlı olarak davalı sigorta şirketini ibra ettiğinin kabul, beyan ve taahhüt edildiği açıkça belirtilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen 21/09/2022 tarihli mutabakatname ile, davacının davalı sigorta şirketine ihtirazi kayıt şerhi içeren yazılı başvurusundan sonra imzalayarak sunduğu 21/09/2022 tarihli eft/havale ödeme talimatı ve ibraname TBK'nun 132. maddesi uyarınca tam bir ibradır. 21/09/2022 tarihli ibra niteliğindeki belgelerden önce davacı fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmuş ise de, daha sonra imzaladığı belgelerde herhangi bir ihtirazi kayda yer vermediğinden davacının işbu uyuşmazlıkta fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulduğundan söz edilemeyecektir. Anılan ibranameler ZMMS kapsamında düzenlenen ibraname olmadığından KTK'nun 111. maddesi uygulanmayacaktır. Davacı taraf kayıtsız şartsız şekilde mutabakatnameyi ve ödeme talimatı/ibranameyi imzalamış olup, davacı yanca eldeki davada zararın tamamının karşılanmadığından bahisle bakiye tazminat talebinde bulunulmuştur. Esasen ödemeyi kabul edip mutabakatname imzalayan sigortalının müzayaka halinde olduğu kabul edilemez (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 25/09/2017 tarih 2016/15159 Esas 2017/8079 Karar sayılı içtihatı).
Davacıya ve rehin hakkı sahibine davalı tarafından aracının pert olması nedeniyle 1.500.000,00 TL ödenmiş, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda da aracın rayiç değerinin 2.100.000,00 TL olduğu tespit edilmiştir. Mahkemece davacının fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuğu kabul edilen belgede dahi saklı tutulan kısım 350.000,00 TL fark bedeline yöneliktir. Bir başka anlatımla, davacının ibranameden önce saklı tuttuğu fazlaya ilişkin hakkı dahi 350.000,00 TL'dir. Her ne kadar daha sonra imzalanan ibraname karşısında anılan belgedeki ihtirazi kaydın sonuca bir etkisinin bulunmadığı kabul edilmiş ise de, saklı tutulan kısım gözetildiğinde davalının ödediği bedel (1.500.000,00 TL) ile davacının saklı tuttuğu (350.000,00 TL) kısım ilavesi ile bulunan bedel (1.850.000,00 TL) arasında fahiş bir farkın bulunduğundan söz edilemeyecektir.
Bu durumda mahkemece, davacının imzaladığı mutabakatnamede ve ibranamede fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadığı, mutabakatnamede kararlaştırılan bedelin davacıya ve rehin hakkı sahibine ödendiği, davalının kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan yükümlülüğünü yerine getirdiği, yapılan ödeme ile davacının davalıyı ibra ettiği, mahkemece davacının fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuğu kabul edilen belgenin içerdiği rakamlar gözetildiğinde mutabakatname ve ibranameden önceki tarihli olduğu, sonraki tarihli belgelerde davacının fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadığı, davacının fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuğu kabul edilen belgede dahi saklı tutulan kısmın 350.000,00 TL fark bedeline yönelik olduğu, saklı tutulan kısım gözetildiğinde davalının ödediği bedel ile davacının saklı tuttuğu kısım ilavesi ile bulunan bedel arasında oransal olarak fahiş bir farkın bulunduğundan söz edilemeyeceği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında isabet görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
A)1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/11/2023 tarih 2023/5 Esas 2023/739 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin yatırılan 80,70 TL harç ile 10.400,00 TL ıslah harcının mahsubu ile fazla alınan 9.748,70 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı yargılama gideri yapmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi uyarınca alınması gereken 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
7-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT 13. maddesi uyarınca hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-Bakiye gider avansından dosyada kalan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
B)1-Davalı tarafından yatırılan toplam 10.674,10 TL nispi istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine,
2-Davalı tarafından yatırılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf aşamasında posta gideri olarak yapılan 180,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
4-Ankara 3. Genel İcra Dairesi'nin 2023/266682 sayılı takip dosyasına davalı tarafından sunulan 27/12/2023 tarihli 920.000,00 TL bedelli teminat mektubu ile 60.000,00 nakit teminatın İİK'nun 36. maddesi uyarınca davalı borçluya iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 26/06/2026
Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.