T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2022/1947 Esas 2025/715 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1947
KARAR NO : 2025/715
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/09/2022
NUMARASI : 2021/277 Esas 2022/642 Karar
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALILAR :
VEKİLİ :
DAVA : İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 11/05/2021
KARAR TARİHİ : 19/06/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 04/07/2025
Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalılar vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiğini belirterek, davalıların takibe itirazlarının iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında çok sayıda kredi ilişkisi bulunduğunu, 26/10/2016 tarihinde kullandırılan 300.000,00 TL miktarlı kredi için ipotek ve rehin teminatı bulunduğunu, bu kredi dışında kullandırılan krediler için müvekkilleri tarafından davacıya verilen ipotek ve rehin bulunmadığını, anılan kredi borcu ödendiği sırada müvekkili şirkete 800.000,00 TL miktarlı kgf teminatlı kredi kullandırıldığını, ipotek ve rehin teminatlı olan kredi borcu ödendikten sonra kgf teminatlı krediye ilişkin taksit ödemeleri geciktiğinden bu kredinin yapılandırıldığını, işbu davaya konu kredilerin kullandırıldığını, müvekkili ... ... takip dayanağı kgf teminatlı kredi sözleşmesinde kefil olarak imzasının bulunmadığı gibi, yapılandırma kapsamında kullandırılan diğer kredilerde de kefil olarak imzasının bulunmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, alınan grafolog raporu ile genel kredi sözleşmesi ve taşıt rehin sözleşmesindeki imzaların davalı ... ... ait olduğunun anlaşıldığı, davalı tarafça taraflar arasında bir çok kredi ilişkisi kurulduğu, 26.10.2016 tarihinde kullandırılan 300.000,00 TL miktarlı ipotek ve rehin teminatlı kredi için davalı şirketin maliki olduğu araçlar ve davalı ... ... adına kayıtlı taşınmaz ve dava konusu araç üzerinde rehin tesis edildiği, bu kredi dışında kullandırılan krediler için ipotek ve rehnin bulunmadığı, yapılan takibin haksız olduğunun savunulduğu, taraflar arasındaki taşıt rehni sözleşmesinde "....sözleşmeye göre rehin veren davalının kendisinin veya kredi sözleşmesinden veya her ne sebepten olursa olsun doğmuş ve doğacak kefalet dahil her türlü borçlarının teminatı olarak sözleşmeye konu aracı rehnettiği..." anlaşılmakta olup, işbu taşınır rehnine ilişkin teminatın davalı şirketin kullandığı ve devamında kullanacağı tüm kredilere ilişkin olduğu, devamındaki limit artışlarını da kapsadığı, davalı tarafça KGF teminatlı kredi ile ilgili olarak KGF tarafından davacıya ödeme yapıldığı, tahsilin mükerrer olacağı iddiasında bulunulmuş ise de, KGF'nin kefaletine ilişkin ödeme yapması sonrasında alacağın takibinin yine davacı tarafından yapılacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalıların icra takip dosyasındaki itirazlarının iptali ile takibin aynı şartlarda devamına, hesaplanan 51.000,00 TL icra inkar tazminatının davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyaya sunulan KGF teminatlı kredinin taksit ödeme tablolarında müvekkili ... ... kefil ya da borçlu olarak isim ve imzası yer almadığı gibi yine ilgili belgelerde bu kredinin genel kredi sözleşmesine bağlanmış olduğuna dair bir kayıt da bulunmaması nedeni ile müvekkili ... ... KGF teminatlı kredi ilişkisinin tarafı olmadığını, müvekkili ... ... bu kredi ile bu kredinin yapılandırılması sonrası tesis edilen takip ve davaya konu kredi risklerinden sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmadığını, aynı zamanda kredi ile ilgili belgelerde bu kredinin teminatına rehin ya da ipotek teminatı alınmış olduğuna dair de bir kayıt bulunmadığından, müvekkil ... ... ait rehinli taşıtın bu kredinin yapılandırılması sonucu tesis edilen kredi risklerinin de teminatında sayılması ve takibe konu edilmesi de hukuken mümkün olmadığını, müvekkillerden ... ...’nın tarafı olmadığı kredi ilişkisinin yapılandırılması sonucu tesis edilmiş olduğu sabit olan takibe ve davaya konu edilmiş bulunan kredi risklerinden rehinli taşıtı ile birlikte sorumlu tutulmasının hukuken mümkün bulunmadığını, kredi yapılandırma işlemi bir tür yenileme (tecdit) niteliğinde olduğunu, yenilemeyle birlikte eski kredi borcu vade ve taksit miktarı gibi bütün modülleriyle birlikte sona erdiğini, ikinci ve yenilenen kredi borcu bu modülleriyle birlikte yeni bir borç olarak ortaya çıktığını, bundan başka eski kredi borcuna bağlı kefalet ve ipotek gibi teminatların da kendiliğinden sona erdiğini, bunun için eski borca kefil olanların yenilenen kredi borcuna da ayrıca kefil olarak imza atmaları gerektiğini, aksi halde önceki krediye kefillerin yapılandırılmış yeni kredi sözleşmelerinden kefil olarak sorumlu tutulmalarının hukuken mümkün olmayacağını, yenileme sonucunda eski borç sona erdiğinden, mevcut borç, kural olarak tüm bağlı haklarıyla birlikte sona erecek olup, yenileme ile sona erdirilen borca bağlı tüm haklar gibi, alacağa bağlı teminatlar da kural olarak eski borç ile birlikte sona ereceğini, KGF tarafından dosyamıza gönderilmiş bulunan yapılandırılan KGF teminatlı krediye ait ilişkin belgeler arasında yer alan taksit ödeme tablolarında müvekkili ... ... kefil olarak imzası bulunmadığı gibi, diğer şahıs müvekkiller ... ..., ... ... ve ... ...'dan yapılandırma sonrası şahsi kefaletlerinin ve teminatlarının devam edeceğine dair yazılı beyan alınmış olmasına karşılık, müvekkili ... ...'dan bu şekilde bir beyan alınmadığını, davacı bankaca bu yönde yazılı bir belgenin de dosyaya sunulamadığının görüldüğünü, ilk derece dava dosyasına sunulan bilirkişi raporunda KGF teminatlı krediye ait borcun yapılandırılarak kapatıldığını, davaya konu kredilerin kullandırılmış olduğu tespiti bulunduğundan müvekkili ... ... yapılandırma kapsamında yenilenmiş yeni kredi ilişkisinin tarafı olmadığını ve olamayacağını, yeni kredi sözleşmesi imzalanması ve kefillerden ayrıca imza alınması gerekirken bu hususlara riayet edilmemiş olmasının hukuki sorumluluğunun müvekkillerden ... ... yüklenmesi yönünde karar verilmiş olmasının yerleşik Yargıtay kararlarına da aykırı bulunduğunu, dava dosyasına sunulan dilekçede yapılan itirazlar değerlendirmeye alınmadan ve itirazları karşılanmadan karar verildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Ankara 10. İcra Müdürlüğünün 2020/9049 sayılı icra takip dosyası sureti, takip dayanağı genel kredi sözleşmesi, hesap kat ihtarı, yargılama aşamasında bankacı bilirkişiden alınan bila tarihli bilirkişi raporu ile 3 kişilik grafolog bilirkişiden alınan 28/04/2022 tarihli rapor, taşıt rehni sözleşmesi, bankacılık hizmet sözleşmesi, rehinli araç ruhsat sureti, araç takyidat bilgileri dosya içerisinde yer almaktadır.
Dava konusu Ankara 10. İcra Müdürlüğünün 2020/9049 sayılı icra takip dosyası incelendiğinde; davacı tarafından davalılar aleyhine ticari kredi alacağından kaynaklanan 255.000,00 TL asıl alacağın tahsili talebi ile rehnin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçlu şirkete 22/10/2022, diğer davalıya 23/10/2020 tarihinde tebliğ edildiği, davalıların 7 günlük itiraz süresi içerisinde 25/10/2020 tarihinde takibe konu borca ve imzaya itiraz ettiği, işbu itirazın iptali davasının İİK'nun 67. maddesi uyarınca, itiraz dilekçesinin davacı alacaklı vekiline tebliğ tarihinden itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre olan 11/05/2021 tarihinde açıldığı dosya içeriğiyle sabittir.
Davacı ile davalı şirket arasında akdedilen 14/03/2014 tarihli 300.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesinin limitinin 30/04/2014 tarihinde 600.000,00 TL'ye, 31/03/2017 tarihinde 1.400.000,00 TL'ye, 09/06/2017 tarihinde 2.100.000,00 TL'ye artırıldığı, diğer davalının 24/10/2016 tarihinde 600.000,00 TL limit ile müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu, kefaletin sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nun 583 vd. maddelerindeki şekil koşullarına şeklen uygun bulunduğu görülmüştür.
Davacı ile davalı ... ... arasında akdedilen bila tarihli taşıt rehni sözleşmesinden anılan davalının aracı üzerinde davalı şirketin ve kendisinin her türlü kredi sözleşmesinden doğmuş ve doğacak borçlarının teminatını teşkil etmek üzere rehin tesis edildiği anlaşılmıştır.
Rehinli araç takyidat bilgilerinden 26/10/2016 tarihinde davacı adına rehnin sisteme eklendiği görülmüştür.
Davacı tarafından davalı asıl borçlunun kredi hesabı kat edilerek davalılara gönderilen 28/11/2019 tarihli hesap kat ihtarnamesi ile, 710.771,47 TL'nin 7 günlük atıfet süresi içerisinde ödenmesi talep edilmiştir. Anılan ihtarname davalı şirkete 29/11/2019 tarihinde tebliğ edilmiş, diğer davalıya ise bila tebliğ olmuştur.
Davalıların dava konusu icra takibinde borcun yanı sıra sözleşmedeki imzayı da inkar ettikleri gözetilerek yargılama aşamasında grafolog bilirkişi heyetinden alınan raporda; 14/03/2014 tarihli genel kredi sözleşmesindeki ve rehin sözleşmesindeki imzaların davalı ... ... elinden çıktığı yönünde kanaat bildirilmiştir.
Yargılama aşamasında bankacı bilirkişiden alınan ve yerinde yapılan inceleme ile hazırlanan bilirkişi raporunda, davalıların 07/12/2019 tarihinde temerrüte düştükleri, takip tarihi itibarıyla davacının davalılardan 707.028,27 TL asıl alacak, 237.314,99 TL işlemiş faiz, 11.539,65 TL BSMV olmak üzere toplam 956.208,97 TL alacaklı bulunduğu, davacının ise icra takibinde 255.000,00 TL asıl alacak talep ettiği tespit edilmiştir.
Dilekçeler teatisi aşamasında davacı vekilince dosyaya ibraz edilen cevaba cevap dilekçesinde, dava konusu takibe konu rehinli aracın müvekkilinin doğmuş ve doğacak tüm borçlarının teminatını oluşturduğunu, bu durumun rehin sözleşmesiyle de sabit olduğunu, işbu davada kefalete ilişkin herhangi bir talepte bulunulmadığını belirtmiştir.
Davacı yan genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiğini iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında davacı banka ile davalı asıl borçlu şirket arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığı, diğer davalının sözleşmede müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu, davalı ... ... aracı üzerinde kendisinin de asıl borçlu davalı şirketin doğmuş ve doğacak borçlarının teminatını teşkil etmek üzere davacı banka lehine rehin tesis edildiği, kredi borcunun ödenmediği ileri sürülerek kredi hesabının kat edildiği, rehnin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatıldığı, davalıların takibe itiraz ettikleri hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.
İstinaf itirazları kapsamında uyuşmazlık, takip tarihi itibarıyla davacının genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağı bulunup bulunmadığı, var ise miktarı, alacağın davalılardan talep edilip edilemeyeceği, davalıların icra takibine itirazlarının haksız olup olmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır.
Davalılar vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, yargılama aşamasında alınan bankacı bilirkişi raporu ile davacının davalılardan takip tarihi itibarıyla alacaklı olduğu alacak miktarı tespit edilmiş, mahkemece de anılan rapor hükme esas alınmıştır.
Banka kayıtları üzerinde yerinde yapılan inceleme ile alınan rapor ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli niteliktedir.
İşbu dava konusu icra takip dosyasında rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılmıştır. Nitekim yargılama aşamasında davacı vekili davalı ... ... hakkında yapılan takibin rehin veren sıfatıyla yapıldığı bildirilmiştir.
Grafolog bilirkişi heyetinden alınan rapor ile, rehin sözleşmesindeki imzanın davalı ... ... eli ürünü olduğu anlaşıldığı gibi, rehin sözleşmesinden de rehnin davalı şirketin davacı bankaya doğmuş ve doğacak tüm borçlarının teminatını teşkil ettiği anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca, mahkemece yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporlarının ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunduğu, davacının takip tarihi itibarıyla davalılardan genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacak miktarının tespit edildiği, davalı ... ... rehin veren sıfatıyla borçtan sorumlu bulunduğundan davalı ... ... kefaletine ilişkin ayrı bir inceleme yapılmasına gerek bulunmadığı, davalıların icra takibine itirazlarının haksız olduğu gözetilerek mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Öte yandan, davalılar vekilinin temerrüt faiz oranına yönelik istinaf itirazı bulunmadığından temerrüt faiz oranına ilişkin Dairemizce bir inceleme yapılmamıştır.
İstinaf aşamasında davacı vekili 19/09/2023 tarihli yazılı beyan dilekçesi ile takibe konu borcun, ilk derece mahkemesince hüküm altına alınan icra inkar tazminatı, vekalet ücreti ve fer'ilerinin ödendiği, davanın konusuz kaldığı bildirilerek icra takip dosyasına yapılan ödemelere ilişkin ... ... tarafından yapılan ödemeye dair 18/08/2023 tarihli 130.485,33 TL bedelli, 18/08/2023 tarihli 414.497,68 TL bedelli tahsilat makbuzlarını ibraz etmiştir.
Dava konusu icra takip dosyasının Uyap üzerinden incelenmesi sonunda, davalılar tarafından icra takibine itirazdan vazgeçildiğine, takibe konu borcun açıkça kabul edildiğine ilişkin herhangi bir yazılı beyana rastlanmamıştır. Açılan itirazın iptali davasında istinaf aşamasında borcun davalı borçlu tarafından ödenmiş olması takibe itiraz bulunduğundan kayıtsız şartsız borç ödemesi olarak kabul edilemeyeceğinden, davanın konusuz kalmadığı anlaşılmakla Dairemizce yukarıdaki şekilde davalılar vekilinin istinaf itirazı kapsamında dosya esastan incelenmiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davalılardan alınması gerekli olan 17.419,05 TL istinaf karar harcından peşin alınan 4.354,76 TL harcın mahsubu ile bakiye 13.064,29 TL harcın davalılardan müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydına,
3-Davalılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 19/06/2025
Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -