T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2023/351 Esas - 2025/617 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/351
KARAR NO : 2025/617
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/10/2022
NUMARASI : 2022/657 Esas 2022/660 Karar
DAVA : Şirket Ortağı ve Yöneticisi Olunan Döneme İlişkin Huzur Hakkı, Kar Payı ve Diğer Hakların Parasal Değerinin Ödenmesi Talepli Alacak
DAVA TARİHİ : 24/05/2022
KARAR TARİHİ : 03/06/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 03/06/2025
Taraflar arasındaki şirket ortağı ve yöneticisi olunan döneme ilişkin huzur hakkı vs. alacak istemine ilişkin davanın yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı gerekçelerle dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine yönelik verilen karara karşı, davacı ile davalı ... savunma şirketi tarafından süresinde katılma yoluyla istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı; davalı ...'un % 50 hissesinin davacıya, % 50 hissesinin ise dava dışı ...'e ait olduğunu, 24/07/2012 tarihinde yapılan genel kurul toplantısı ile davacı ile dava dışı ...'in şirketin yönetim kurulu üyesi olarak seçildiklerini, 28/05/2013 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında sermaye artırımının yapılarak şirket sermayesinin 25.000.000-TL olarak belirlendiğini, sermaye artışının geçmiş yıl karlarından karşılanmasına karar verildiğini, 09/10/2012 tarihli karar ile davacı ve dava dışı ...'in müşterek imza ile şirketi temsil etmesine karar verildiğini, İstanbul Anadolu 1. Sulh Ceza Hakimliği'nin 2016/1315 değişik iş sayılı kararı ile 11/02/2016 tarihinden itibaren dava dışı ... yöneticilerinin, davalı ...'a yönetim kayyımı olarak atandıklarını, Tasarrruf Mevduatı Sigorta Fonu İştirakleri ve Gayrimenkuller Daire Başkanlığının 10/09/2019 tarihli kararı ile davacıya ait davalı ... hisselerinin, davalı ...'e devredildiğini,
hisse devrinin kendisi tarafından yapılmadığını, kayyım yönetiminin tek taraflı olarak almış olduğu idari karar sonucu gerçekleştirildiğini, hisse devrine rızasının olmadığını, davalı ...'un kayyım olarak atanan ... tarafından yönetildiği 11/02/2016 - 24/07/2020 tarihleri arasına ilişkin tüm belgelerin, şirket ortağı ve yöneticisi olan davacıya ödenmesi gereken kar payının, huzur hakkının, diğer haklarının ne şekilde tasarruf edildiğinin, ödemelerin hangi hesaba yatırıldığının ve nemalandırıldığı hususuna ilişkin belge ve bilgilerin, ihtarnameler ile talep edildiğini, bilgi ve belge paylaşılması hususunun reddedildiğini, red kararına karşı İstanbul 4. İdare Mahkemesinin 2022/589 esas sayılı dosyası ile dava açılarak ... yetkilileri hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, satışın ...'nin pay devri konusunda izin vermesi suretiyle gerçekleşmiş olması halinde ...'nin pay devri yapmaya izin verme yetkisi bulunmadığından, davacı herhangi bir şekilde haberdar edilmediğinden ve mülkiyet hakkı ihlal edildiğinden yapılan devrin yok hükmünde olduğunu, davalı ...'in ise davacının mal varlığı üzerindeki tedbir şerhlerini bilerek rayiç değerinin çok altında bir bedel ile hisseyi satın alması nedeniyle iyi niyetli olmadığını, davacıya ait şirket hisselerinin devrinin hukuksuz olduğunu, davacının mal varlığı hakkında verilmiş bir müsadere kararının bulunmadığını, varsa ... tarafından verilen satışa veya devre ilişkin tüm izinlerin hukuksuz olduğunu, davacıya haber verilmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, davacının bilgi edinme hakkının kullandırılmadığını, davacının hisse satın alma süresinde ... Anonim Şirketinden kredi kullandığını, mal varlığına el konulması nedeniyle kredinin son taksitini ödeyemediğini, son taksitin ödenmesi amacıyla başlatılan icra dosyası kapsamında davacıya ait davalı ...'ta bulunan hisse bedelinin 53.250.000-TL olarak ... Bankası Anonim Şirketine depo edildiğinin tespit edildiğini, davacı hakkındaki soruşturma dosyalarının incelenmesi sonucunda ise, davacıya ait davalı ... hisselerinin davalı ...'e satış ve devrinin 53.250.000-TL bedel ile yapıldığının ve bedelin vadeli hesaba yatırıldığının, hesap üzerinde Ankara 8. Sulh Ceza Hakimliğinin 2020/5109 değişik iş sayılı kararı ile tedbir bulunduğunun tespit edildiğini, davacının 2015 yılından itibaren yurt dışında yaşadığını, yurt dışına gitmeden önce davalı ... yönetim kurulu üyesi olduğunu, hisselerinin yönetilmesi hususunda herhangi bir şekilde başka kişi yada kurumlara yetki verilmediğini, bu hali ile de hisselerin devrine ilişkin işlemlerin yok hükmünde olduğunu, hisselerin devri nedeniyle davacının en az 14 kat kadar zararının bulunduğunu, şirketin 2014 Haziran ayından sonra herhangi bir değer kazanmadığı kabul edilse bile davacının zararının 242.490.000,00 TL olduğunu, davacıya ait ... hisselerinin Haziran 2014 ve Haziran 2015 tarihleri itibari ile değerinin 53.000.000 Amerikan doları (USD) ve güncel kur ile bu değerin 784.400.000-TL olduğunu, Amerikan doları kuru bazında şirket hisselerinin 14,8 kat düşük bedelle satışının yapıldığını ve davacının zarara uğratıldığını, yönetim kurulu üyesine ödenmesi gereken aylık miktarının ise 20.000 Amerikan doları (USD) olduğunu ve ödenmediğini belirterek; davacıya ait davalı ...'ta bulunan % 50 oranındaki hissenin satışına ilişkin işlemin iptali ile davacı adına tesciline, mümkün olmaması halinde ise davalı ...'un değer tespitinin yapıldığı 2014 ve 2015 veya hisse devrinin yapıldığı 2019 yada dava tarihindeki rayiç değeri tespit edilerek hangisi en yüksek ise belirlenen bedelin bankaya depo edilen miktar mahsup edilmek suretiyle şimdilik 125.000-TL'nin, davacının şirket yöneticisi ve ortağı olduğu dönemde ödenmesi gereken kar payı, huzur hakkı ve diğer özlük haklarının parasal değerlerine karşılık olmak üzere ise şimdilik 25.000-TL'nin, dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... Savunma Sanayi Teknolojileri Anonim Şirketi; davalı ...'in dava dışı ... yönetiminde bulunan davalı ... hisselerini 10/09/2019 tarihinde usulüne ve mevzuata uygun olarak devraldığını, dava konusu talebin ... tarafından yapılan hisse satış işleminin iptaline yönelik olduğunu ve idari yargının görevli olduğunu, davalı ...'a kayyım olarak ...'nin atandığını, davacıya ait % 50 hissenin satışı hususunda izin talep edildiğini, izin üzerine ... firması tarafından yapılan değerleme sonucunda tespit edilen 106.500.000-TL bedel dikkate alınarak davacıya ait hissenin 53.250.000-TL karşılığında davalı ...'e devredildiğini, davalı ...'e husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, davacının belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararının bulunmadığını, davalı şirketin, 2016 yılında kurulduğunu, hisseleri mevzuata uygun şekilde devraldığını, İstanbul 7. Sulh Ceza Hakimliğinin 2017/1322 değişik iş sayılı kararı ile davacının mal varlığının idaresi için ...'nin kayyım olarak atanmasına karar verildiğini, Ankara 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 2018/3013 değişik iş sayılı kararı ile davacının taşınmazlarına, ortağı bulunduğu şirketlerdeki ortaklık paylarına, banka ve diğer mali kurumlardaki hesaplarına el konulmasına karar verildiğini, davacının yurt dışında firari olduğunu, davacının taleplerinin bu nedenle dahi reddinin gerektiğini, dava konusu devir işlemine ilişkin idari karar ile şirket yönetim kurulu kararının hukuka uygun olduğunu, iptalinin talep edilmesinin kabul edilebilir bir tarafının bulunmadığını, davacıya ait davalı ...'ta yer alan nama yazılı pay senetlerinin İstanbul 7. Sulh Ceza Hakimliğinin 2019/1746 değişik iş sayılı kararı ile iptal edildiğini, iptal sonrasında iptal edilen miktarda pay senedinin bastırılmak suretiyle kayyım yönetimine verildiğini ve sonrasında nama yazılı pay senetlerinin TTK'nin 490. maddesi uyarınca davalı ...'e devredildiğini, hisse satış ve devir sözleşmesi imzalandığını, pay senetlerinin ciro edildiğini ve tesliminin gerçekleştiğini, bedelin blokeli hesaba yatırıldığını, pay devrinin pay defterine 27/09/2019 tarihinde işlenmek suretiyle devir işleminin tamamlandığını, davalı ...'in üçüncü kişi olarak üzerine düşeni fazlasıyla yerine getirdiğini, davacının şirketin ... yönetiminde olduğu süre için huzur hakkı ve kar payı isteme hakkının bulunmadığını belirterek öncelikle davanın yargı yolu dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise davalı ... yönünden davanın husumet dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, mümkün olmadığı takdirde davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmaması nedeniyle usulden reddine, bu da mümkün olmaması halinde davanın esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... Yazılım Teknolojileri Anonim Şirketinin 09/09/2022 tarihinde ve süresi sona erdikten sonra sunmuş olduğu cevap dilekçesinde; davanın haksız ve dayanaksız olduğunu, dava konusu pay devri işlemlerinde davalı şirketin yetkili olmadığını, işlemlerin yetkili merci tarafından usulüne ve hukuka uygun olarak gerçekleştirildiğini, davalının hisse devrinin tarafı olmadığını, davalıya husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, davacıya ait davalı şirkette yer alan paylara el konulmasına karar verildiğini, şirket yönetiminin önce atanan kayyımlara, daha sonra ise Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredildiğini, şirkete kayyım atanmasının sebebinin davacı olduğunu, pay devrine ilişkin satış kararının ... yönetim kurulu tarafından alındığını, gerekli onayların alınması sonrasında ise satış işleminin gerçekleştirildiğini, davalının satış işleminin tarafı olmadığını, davacıya ait davalı şirkette yer alan ortaklık payının satış işlemlerinin usulüne uygun şekilde yetkili bulunan ... tarafından gerçekleştirildiğini, davacının ortaklık payının ise hesabına yatırıldığını, davacının ortaklık sıfatının sona ermesi nedeniyle huzur hakkı ve sair diğer haklarını talep etmesinin mümkün olmadığını belirterek; öncelikle husumet nedeniyle, aksi halde ise haksız ve dayanaksız davanın esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
İhbar olunan ...; İstanbul Anadolu 7. Sulh Ceza Hakimliği'nin 29/03/2017 tarih, 2017/1322 değişik iş sayılı kararı ile davacı ...'un mal varlıkları ve mal varlığı değerlerine el konulduğunu, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2014/47592 soruşturma sayılı dosyası kapsamında ise İstanbul Anadolu 1. Sulh Ceza Hakimliği'nin 11/02/2016 tarih, 2016/1315 değişik iş sayılı kararı ile davalı ... Yazılım Teknolojileri Anonim Şirketine kayyım atandığını, kayyımlara ilişkin görevlerin daha sonra kanun ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredildiğini, Fon Kurulunun 16/10/2017 tarih, 2017/218 sayılı kararıyla davacının, davalı ... Yazılım Teknolojileri Anonim Şirketinde bulunan % 50 hissesinin satışı hususunda alınan yönetim kurulu kararına uygunluk onayının verildiğini, şirket yönetim kurulunun 05/08/2019 tarih, 2019/10 sayılı kararı ile davacıya ait % 50 hissenin yapılan değerleme neticesinde tespit edilen 106.500.000-TL bedel dikkate alınarak davalı ... Savunma Sanayi Teknolojileri Anonim Şirketine satışının gerçekleştirildiğini, yönetim kurulunun 10/09/2019 tarih, 2019/11 sayılı kararı ile davacıya ait nama yazılı hissenin satışına onay verildiğini, davacı ...'a ait hisse bedelinin ise blokeli hesaba yatırıldığını ve devir işleminin ortaklar pay defterine işlendiğini, ihbar olunanın kamu kurumu olduğunu, görevlerinin kanun ile düzenlendiğini, davanın ihbar edilmesinin yersiz olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davacının şirket ortağı ve yöneticisi olduğu döneme ilişkin huzur hakkı, kar payı ve diğer haklarının parasal değerlerinin ödenmesine ilişkin talebinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabi olduğu ve yukarıda sayılan ticari davalar kapsamında kaldığı, 6102 sayılı TTK'nin 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi kapsamında arabuluculuk dava şartına tabi olduğu, gerek dava dilekçesi içeriğinde, gerekse dava dilekçesi eklerinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A maddesi hükmü uyarınca arabuluculuğa başvurulduğuna dair bir beyanın ve buna dair bir belgenin bulunmadığı, yargılama aşamasında da bu yönde bir iddianın öne sürülmediği, arabuluculuk dava şartının dava tarihi itibari ile gerçekleşmiş olmasının gerektiği, bu hali ile dava şartı olan arabuluculuğa başvurma şartının yerine getirilmediği anlaşıldığından ayrılmasına karar verilen talep yönünden davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece yapılan tefrik işlemi ile verilen kararın hatalı olduğunu, dava dilekçesi kapsamında terditli talepte bulunduğunu, 1. Talebinin pay iptali ve tescil olduğunu, bu talebin zorunlu arabuluculuk kapsamına girmediğini, 2. Talebin ise terditli olması nedeniyle tefrik edilemeyeceği gibi zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığını, bu kararın fazla vekalet ücreti ödenmesine sebebiyet verdiğini, davalı tarafın itirazlarının yersiz olduğunu, verilen kararın hukuki dayanağı olmayıp HMK hükümlerine aykırı olduğunu, mahkemece, taraflarca hazırlanma ilkesi gereğince taleplerin araştırılması ve toplanan delillere göre karar verilmesi gerekirken toplanması istenilen deliller değerlendirilmeden işin esasına girilmeden karar verilmesiyle adalete erişim, hak arama ve mülkiyet hakkının ve birçok hakkının ihlal edildiğini, gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini, adalete erişim ile hak arama hakkının ihlal edildiğini, davalılar lehine fazla vekalet ücreti takdir edildiğini ileri sürmüştür.
Davalı ... Şirketi katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; haklarında açılan davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, dava konusu hisseleri usulüne uygun satış sonucu kanuna uygun şekilde edindiğini, hisse devri iptalinin mümkün olmadığını, kar payı ve huzur hakkı taleplerinin yerinde olmadığını bu nedenlerle esastan ret kararı verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava, şirket yönetici ve ortaklığına dayalı ödenmesi gereken huzur hakkı, kar payı ve diğer hakların parasal değerlerinin ödenmesine yönelik alacak istemidir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Davacı; davalılardan ... Anonim Şirketinde sahibi bulunduğu % 50 hissesinin, bilgisi ve rızası dışında, şirkete kayyum olarak atanan dava dışı ... tarafından, diğer davalı ... Anonim Şirketi'ne, 10/09//2019 tarihinde gerçekleştirilen hisse satış ve devir sözleşmesiyle yine pay senetlerinin de ciro ve teslimi yoluyla satışının yapıldığını, bu satış işleminin yasal düzenlemelere aykırı olması nedeniyle öncelikle iptali ile söz konusu şirketin % 50 hissesinin yeniden adına tesciline karar verilmesini, bu talep kabul edilmediği takdirde ise, davalı ... Anonim Şirketinin, bağımsız denetim firmaları tarafından değer tespitlerinin yapıldığı 2014 - 2015 yıllarına ilişkin değeri veya hisse devrinin yapıldığı 2019 ya da dava tarihindeki rayiç değeri tespit edilerek hangisi en yüksek ise onun esas alınması suretiyle belirlenen bedelden, adına bankaya depo edildiği belirtilen miktar mahsup edilmek suretiyle şimdilik 125.000-TL'sinin, yine davacının, şirket yöneticisi ve ortağı olduğu dönemde ödenmesi gereken kar payı, huzur hakkı ve diğer özlük haklarının parasal değerlerine karşılık olmak üzere ise şimdilik 25.000-TL'nin, dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini, mahkemenin, 2022/349 Esas sırasında kayıtlı davada talep etmiştir.
Mahkemece, dilekçelerin teatisi aşamasının usulünce tamamlanması sonrasında, mahkemenin 2022/349 Esas sırasına kayıtlı davanın, 18/10/2022 tarihinde tarafların katılımı ile gerçekleştirilen ön inceleme celsesinde; davacının, dava dilekçesindeki taleplerinin; " Davanın, [birinci talebin] davacı ...'a ait davalı ... Yazılım Teknolojileri Anonim Şirketinde bulunan hissenin davalı ... Savunma Sanayi Teknolojileri Anonim Şirketine yapılan satışının iptali ile davacı adına tescili, mümkün olmadığı takdirde hissenin rayiç değerinin tespiti ile ödenmesi, [ikinci talebin] davacının şirket yöneticisi ve ortağı olduğu döneme ilişkin ödenmesi gereken huzur ve diğer haklarının parasal değerlerinin ödenmesine yönelik olduğu,..." hususlarına ilişkin olduğunun tespitiyle, aynı celsede alınan ara kararla; " Davacının, şirket yöneticisi ve ortağı olduğu döneme ilişkin ödenmesi gereken kar payı, huzur hakkı ve diğer haklarının parasal değerlerinin ödenmesine yönelik davanın arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmek üzere HMKnin 167/1 maddesi uyarınca dosyamızdan ayrılmasına, mahkememizin yeni bir esas sırasına kaydedilmesine,..." yönelik tefrik kararı verildiği, akabinde ise, tefrik edilen ve mahkemece ikinci talep olarak belirlenen davanın, mahkemenin iş bu 2022/657 Esas sırasına kaydedildiği, akabinde gerekçesi yazılı olduğu üzere; " Mahkememizin 2022/349 esas sayılı dosyasından ayrılarak yazılı esas sırasına kaydedilen "davacının şirket yöneticisi ve ortağı olduğu döneme ilişkin ödenmesi gereken huzur hakkı, kar payı ve diğer haklarının parasal değerlerinin ödenmesine" yönelik davanın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-2.son, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 115/2. maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle reddine, " dair karar verildiği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtmek gerekirse; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun Dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 5/A maddesinin (1.) fıkrası "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." hükmünü, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun Dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 18/A. maddesinin (2.) fıkrasının son cümlesi ise, " Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." hükmünü içermektedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Dava şartlarının incelenmesi başlığını taşıyan 115/1. maddesi "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." hükmünü, 115/2. maddesinin (1.) cümlesi "Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir." hükmünü içermektedir.
Öte yandan, dava açılmadan önce arabulucuya hiç başvurulmamış olması dava şartı yokluğu sebebiyle davanın reddini gerektiren bir husus olup arabulucuya başvurulmuş olmakla birlikte anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin mahkemece verilen kesin süre içerisinde sunulmamış olması ise, davanın usulden reddi yaptırımına bağlanmıştır.
Eldeki tefrik edilen dava da davacı tarafından, davacının şirket ortağı ve yöneticisi olduğu döneme ilişkin huzur hakkı, kar payı ve diğer haklarının parasal değerlerinin ödenmesine ilişkin alacak talebinin, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabi olduğu ve kanunda sayılan ticari davalar kapsamında kaldığı, 6102 sayılı TTK'nin 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi kapsamında arabuluculuk dava şartına tabi olduğu, gerek dava dilekçesi içeriğinde, gerekse dava dilekçesi eklerinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A maddesi hükmü uyarınca arabuluculuğa başvurulduğuna dair bir beyanın ve buna dair bir belgenin bulunmadığı, yargılama aşamasında da bu yönde bir iddianın ileri sürülmediği, arabuluculuk dava şartının dava tarihi itibari ile gerçekleşmiş olmasının gerektiği, bu hali ile dava şartı olan arabuluculuğa başvurma şartının yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.
6100 sayılı HMK'nın, " Terditli Dava " başlıklı 111. Maddesinde; " (1) Davacı, aynı davalıya karşı birden fazla talebini, aralarında aslilik - ferilik ilişkisi kurmak suretiyle, aynı dava dilekçesinde ileri sürebilir. Bunun için, talepler arasında hukuki veya ekonomik bir bağlantının bulunması şarttır. (2) Mahkeme, davacının asli talebinin esastan reddine karar vermedikçe fer'i talebini inceleyemez ve hükme bağlayamaz." hükmü düzenlenmiştir.
Hal böyle olunca; mahkemece, aynı taraflar arasında görülmekte olan 2022/349 Esas sayılı davanın, 18/10/2022 tarihli ön inceleme celsesinde usulünce tefrikine karar verilen ve mahkemenin, istinaf incelemesine konu edilen iş bu 2022/657 Esas sırasına kaydedilerek ikinci talep olarak " davacının şirket yöneticisi ve ortağı olduğu döneme ilişkin ödenmesi gereken huzur ve diğer haklarının parasal değerlerinin ödenmesine yönelik olduğu" tespit edilen işbu istemin, birinci talep olarak tespit edilen ve yargılaması aynı taraflar arasında, mahkemenin 2022/349 Esas sırasında ihtilaf konusu olan " davacı ...'a ait davalı ... Yazılım Teknolojileri Anonim Şirketinde bulunan hissenin davalı ... Savunma Sanayi Teknolojileri Anonim Şirketine yapılan satışının iptali ile davacı adına tescili, mümkün olmadığı takdirde hissenin rayiç değerinin tespiti ile ödenmesi," ile ilgili davayla terditli dava niteliğinde olmaması, bir başka ifadeyle aynı taraflar arasındaki bu davalarda " Aslilik - Ferilik " ilişkisi bulunmadığının açıkça anlaşılması, davacının, terditli dava bulunduğuna yönelik iddiasının, az yukarıda açıklandığı üzere, sadece mahkemenin 2022/349 Esas sırasında ihtilaf konusu olduğu anlaşılan " davacı ...'a ait davalı ... Yazılım Teknolojileri Anonim Şirketinde bulunan hissenin davalı ... Savunma Sanayi Teknolojileri Anonim Şirketine yapılan satışının iptali ile davacı adına tescili, mümkün olmadığı takdirde hissenin rayiç değerinin tespiti ile ödenmesi," istemli davada ki talepler yönünden mevcut olduğunun kabulünün gerekmesi ve sadece terditli bu dava yönünden (2022/349 Esas) zorunlu arabuluculuk dava şartı bulunmadığının kabulünün gerekmesi, tefrik edilen iş bu dava yönünden ise, istem; davacının şirket yöneticisi ve ortağı olduğu döneme ilişkin ödenmesi gereken huzur ve diğer haklarının parasal değerlerinin ödenmesi olup bu istem bir miktar para alacağına ilişkin olmakla, mahkemece, dava şartı olan arabuluculuğa başvurma şartının yerine getirilmediği gerekçesiyle davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmaması, yine mahkemece, ön inceleme celsesinde dava şartları yönünden reddine karar verilen davada, yürürlükte olan AAÜT uyarınca davacı aleyhine, 1/2 oranında maktu vekalet ücreti takdir edilmesinde herhangi bir isabetsizlik de bulunmadığının anlaşılması, mahkemece yapılan ön inceleme duruşmasında, iş bu davanın, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2.son," hükmüne uygun olduğunun anlaşılması ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin, vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, tarafların istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davacı vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-Davacıdan alınması gereken 615,40-TL harçtan peşin alınan 492-TL harcın mahsubu ile bakiye 123,40-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davalı ... Savunma Sanayi Teknolojileri Anonim Şirketi'nden alınması gereken 615,40-TL harçtan peşin alınan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50-TL harcın, davalı ... Savunma Sanayi Teknolojileri Anonim Şirketi'nden alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davacı ile davalı ... Savunma Sanayi Teknolojileri Anonim Şirketince yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 03/06/2025
Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi-