T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2023/372 Esas 2025/569 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/372
KARAR NO : 2025/569
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 29/11/2022
NUMARASI : 2022/60 Esas 2022/924 Karar
DAVA : Tazminat, Menfi Tespit
DAVA TARİHİ : 19/07/2017
KARAR TARİHİ : 23/05/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 23/06/2025
Taraflar arasındaki tazminat, menfi tespit istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında işletme devir sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmeye konu dükkanın işletme hakkının tamamı ve içinde bulunan demirbaşları ile devralındığını, devir bedelinin 50.000,00 TL'sinin peşin, kalanı için taksitler halinde senet alındığının sözleşmeye dercedildiğini, sözleşmede belirtilen taksitlerden 25.000,00 TL'nin taksitler halinde davalıya ödendiğini, kalan 3 adet senedin davalı elinde bulunduğunu, daha sonra müvekkilinin oğlunun dükkan sahibi ile görüşmeye gittiğinde söz konusu dükkanın kira devrinin mümkün olmadığının anlaşıldığını, dükkan malikinin dükkanı boşaltmalarını istediğini, müvekkilinin sonradan eline geçen kira sözleşmesinden kiralanan iş yerinin devredilemeyeceği, kısmen veya tamamen kiraya verilemeyeceğini anladığını, davalının müvekkilini sözleşme yapmaya sevk etmek için doğru bilgilendirmediğini, müvekkilinin toplam 75.000,00 TL'yi sözleşme nedeniyle ödediğini, ödenen bedel ile her biri 5.000,00'er TL bedelli 3 adet senedin müvekkiline iadesi gerektiğini, doğru bilgilendirme yükümlülüğüne aykırı davranış nedeniyle işletme devir sözleşmesinin tek taraflı feshedildiğini belirterek toplam 75.000,00 TL'nin yasal faiziyle birlikte sebepsiz zenginleşme hükümlerine istinaden müvekkiline ödenmesine, feshedilmiş sözleşme neticesinde kalan her biri 5.000,00'er TL bedelli 3 adet senedin hükümsüzlüğüne karar verilerek müvekkiline teslimine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalıya dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen davalı davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davalı ile dükkan sahibi arasında akdedilen kira sözleşmesi hükümlerinden davacının haberinin olmadığının tanık beyanlarıyla sabit olduğu, her ne kadar davalı tarafça davacının araştırma yükümlülüğünü yerine getirmediği iddia edilmiş ise de, davacının, davalı ile dükkan sahibi arasında akdedilen kira sözleşmesi hükümlerinden haberdar olması gerektiği ve iyi niyetli olmadığı hususunun ispatlanılamadığı, bu doğrultuda her ne kadar taraflar arasında akdedilen 15/08/2016 tarihli sözleşme kendi içerisinde geçerli olsa da davalı ile dükkan sahibi arasında akdedilen kira sözleşmesinden kaynaklı olarak davacının söz konusu dükkanın kirasını ödemek suretiyle işyerinden faydalanamayacağının açık olduğu, dolayısıyla davaya konu sözleşme kapsamında davalının sebepsiz zenginleştiği, TBK'nın 77.maddesi uyarınca haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşenin bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlü olduğunun düzenlenildiği, dosya kapsamında davacı tarafça nakit ve senetler ile olmak üzere toplam 75.000.-TL ödeme yapıldığının anlaşıldığı, ancak 5.000'er TL üç adet senedin ödemesinin yapılmadığı, senetlerin davacıya iade edilmediğinin iddia edildiği, taraflar arasında düzenlenen sözleşmede 50.000 TL peşin, 40.000 TL senet verileceği hususunun açıkça düzenlendiği, davalı vekilince 26/04/2022 tarihli oturumda ödenmeyen toplam 15.000 TL tutarlı 3 adet senedin davacıya iade edildiği savunulmuş olup, davalı tarafça iade hususu ispatlanmadığından sözleşmenin hukuki ayıplı olması nedeniyle yerine getirilemediği, bu nedenle davalının sebepsiz zenginleştiği, sözleşme gereğince ödenmeyen ve davacıya iade edildiği yönündeki savunmanın ispatlanmadığı 15.000 TL tutarlı 3 adet senet nedeniyle davacının, davalıya borçlu olmadığı, ödemesi yapılan 75.000 TL tutarında davalının sebepsiz zenginleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 75.000 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, her biri 5.000 TL bedelli toplam 15.000 TL tutarındaki davacının keşidecisi olduğu, davalının lehtarı olduğu, 15/04/2017, 15/02/2017 ve 15/03/2017 vade tarihli 3 adet senet nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının, dava konusu işyerinden faydalanmasını engelleyen bir durum olmadığını, dava konusu işyerinin davacı tarafından kullanılmasına, işyeri sahibi tarafından engel olunduğunun ortaya konulamadığını, dosya kapsamında, dava konusu işyerinin, davacı tarafından kullanılmaması ya da tahliye edilmesine ilişkin işyeri sahibi tarafından düzenlenmiş ihtarname ya da tahliye davasına ilişkin bir açıklamanın mevcut olmadığını, işyeri sahibi, dava konusu işyerinin davacı tarafından kiralandığından haberdar olup işyerinin, davacı tarafından kullanılmasına rıza gösterdiğini, dosyada yer alan, işyeri sahibi ...’a ait banka hesap hareketlerinden, dava konusu işyerinin devrinden sonra, dava konusu işyerinin kira, aidat ve yakıt ödemelerinin, davacı tarafından, işyeri sahibinin banka hesabına yatırıldığının anlaşıldığını, davacı tarafından işyeri sahibinin banka hesabına 10 kez para gönderme işlemi yapılmış olup, para gönderme işlemlerinin açıklamasına “... dükkan kirası” “... ” “... yakıt bedeli” “... dükkan aidat” ifadelerinin yazıldığını, davacı tarafından, işyeri sahibinin banka hesabına yapılan kira-aidat-yakıt ödemeleri ve ödemelere ilişkin açıklamalar, dava konusu işyerinin, davacı tarafından kullanıldığının, işyeri sahibi tarafından bilindiğini gösterdiğini, davacı taraf ilk olarak, 07.11.2016 tarihinde işyeri sahibinin banka hesabına kira ödemesi gerçekleştirmiş olup bu tarihten 6 ay sonra 09.05.2017 tarihinde, dava konusu işletme devir sözleşmesini feshettiğine dair ihtarnameyi keşide ettiğini, işyeri sahibinin, dava konusu işyerinin davacı tarafından kullanılmasına rıza göstermemesi söz konusu olsaydı, dava konusu işyeri davacı tarafından bu kadar uzun süreyle kullanılamayacağını, davacının oğlu olan davacı tanığı da, 2017 şubat ayında işyeri sahibiyle görüştüğünü ve işyeri sahibinin 2017 şubat ayında devirden haberdar olduğunu ifade ettiğini, dava konusu işyerinin, başkasına devredilmesine, kiralanmasına ya da başkasının faydalandırılmasına ilişkin bir yasak söz konusu olmadığını, kira sözleşmesinin 1. maddesinde, işyerinin başkasına devri, kiralanması ya da başkasının faydalanması yasaklanmadığını, işyeri sahibinin rızasına işyeri sahibinin rızasına bağlı kılındığını, dosya kapsamında yer alan, işyeri sahibinin banka kayıtlarından, işyeri sahibini, işyerinin davacı tarafından kiralandığından haberdar olduğunun açık olduğunu, işyeri sahibi, işyerinin davacı tarafından kiralandığını bilmesine rağmen işyerinin tahliyesine ilişkin hiçbir işlem (dava, ihtarname vs) yapmadığını, işyeri sahibinin dava konusu iş yerinin devrine rıza göstermemesinin hukuken mümkün olmadığını, davacı kendi edimini yerine getirmeden müvekkilinin edimini yerine getirmesinin istendiğini, taraflar arasındaki işletme devir sözleşmesinde, “devir bedelindeki miktar ödeninceye kadar işletme devredende kalacak olup devir bedeli ödenip bitinceye taraflar arasında resmi devir işlemleri yapılacaktır” hükmünün mevcut olduğunu, davacı dava dilekçesinde, 15.000,00 TL bedellindeki senetlerin ödenmediğini kabul ettiğini, bu durumda davacı tarafın, sözleşmede kararlaştırılan devir bedelinin tamamını ödemeden devir işlemini gerçekleştirilmesini talep etmesinin mümkün olmadığını, davacı devir bedelini ödeme edimini yerine getirmediğinden, dava konusu işyerinin davacıya devrinin de mümkün olmadığını, taraflar arasındaki işletme devir ilişkisinde, davacı taraf ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediği için devir aşamasına dahi geçilemediğini, davacı henüz kendi edimini dahi yerine getirmemişken, müvekkilinin devir hakkı olmadığı iddiasıyla sözleşmeyi haksız olarak feshettiğini, taraflar arasındaki sözleşmesinin aksinin tanıkla ispatının mümkün olmadığını, yargılama aşamasında, davacının tanık dinletmesine muvafakat etmediklerinin ifade edilmiş olmasına rağmen tanık beyanlarının hükme esas alındığını, beyanı hükme esas alınan tanıkın tarafsız olmadığını, tanık ....’ın davacıdan duyduğunu söylediği ifadelerin hükme esas alındığını, taraflar arasındaki sözleşme, sadece işyerine ilişkin olarak değerlendirilmiş ve sözleşmedeki bedel olan 75.000,00 TL’nin davacıya verilmesine karar verilmiş ise de sözleşmenin sadece işyeri devrine ilişkin olmadığını, işletme devir sözleşmesi, sözleşmede belirtilen müvekkilin sahibi olduğu demirbaşların ve müvekkilin eşinin hak sahibi olduğu “....” markasının kullanım hakkının davacıya devrini de içerdiğini, davacı yaklaşık 1 yıl boyunca kira ilişkisinin devri nedeniyle işyerini kullandığı gibi sözleşmedeki demirbaşlardan ve marka hakkından da faydalandığını, gerekçeli kararda sözleşme konusu bedelin tamamının davacıya verilmesine karar verilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, davacının 1 yıla yakın bir süreyle dava konusu iş yerini kullandığının göz ardı edildiğini, müvekkilinin sebepsiz zenginleşmesinin söz konusu olmadığını, müvekkili dava konusu işyerinde kiracı olup işyerini, marka hakkı ve demirbaşlarıyla birlikte (alt kira) davacıya devrettiğini, davacı işletme devir sözleşmesine dayanarak işyerini 1 yıla yakın süreyle işlettiğini, müvekkilinin devrettiği demirbaşları ve müvekkilin eşinin hak sahibi olduğu “...” markasını kullandığını, işletme devir sözleşmesinin işyerinin müşteri çevresini de kapsadığını, işletme devir sözleşmesiyle birlikte, marka kullanım hakkı ve demirbaşlar davacıya geçmiş olmakla birlikte müvekkilinin müşteri çevresi de davacıya geçmiş, davacı müvekkilin marka hakkını, demirbaşlarını ve müşteri çevresini kullanarak gelir elde ettiğini, ticari hayatta “hava parası” olarak bilinen uygulama gereğince ticari işletmesini devreden kişiye, işletmedeki maddi varlıkların değerinden ayrı olarak, müşteri çevresi ve tanınmışlığının karşılığı olarak, işletmeyi devralan kişi tarafından ödeme yapıldığını, taraflar arasında işletme devir sözleşmesiyle, davacı ticari işletmenin müşteri çevresi ve tanınırlığından faydalanmış olup, müvekkilinin sebepsiz zenginleşmesinin söz konusu olmadığını, davacı işletme devir sözleşmesini imzaladıktan sonra söz konusu işyerini işletmeye başlamış daha sonra işlerin kötü gitmesi nedeniyle devir sözleşmesini feshetmek için müvekkilin devir hakkı olmadığı hususunu feshe gerekçe yaptığını, davacının oğlu olan davacı tanığı, dava konusu işyerini kiralarken işyerinin ...’a ait olduğunu bildiklerini, işyeri sahibi ...’ın da 2017 şubat ayında devirden haberdar olduğunu ifade etmiş olup banka kayıtlarından ...’ın 2016 kasım ayında devirden haberdar olduğunu, işyeri sahibi ..., devirden haberdar olmasına rağmen işyerinin davacı tarafından kullanılmaması ya da tahliyesine ilişkin hiçbir işlem yapmadığını, devir işlemine rıza gösterdiğini, işyeri sahibi olan ..., uluslararası bir firma olan ... AŞ’nin sahibi olup, gayrimenkulleriyle ilgilenen avukatları ve çalışanları bulunduğunu, ...’ın, aylık kira bedeli 3.500,00 TL olan işyeri için davacının oğlu olan davacı tanığıyla görüşmesi imkan dahilide dahi olmadığını, müvekkili ile ... arasındaki kira sözleşmesini dahi ...’ın avukatının imzaladığını, işyerinin bulunduğu iş hanı, ...’a ait olup iş hanında ...’ın gayrimenkul işleriyle ilgilenen ofisi bulunduğunu, davacı işletme devir sözleşmesinin imzalanması aşamasında hiç kimseyi tanımadıkları için kimseyle görüşemediğini iddia etmesine rağmen daha sonra ne hikmetse ... ile bile görüşebildiğini, kendisine işyerinin boşaltmasını istediğini iddia ettiğini, davacı tanığında ifade ettiği üzere davacının oğlu olan davacı tanığı, işletme devir sözleşmesinin imzalanmasından sonra müvekkilinin yanında sigortalı işçi olarak girişi yapıldığını, işyerinin davacının oğlu tarafından işletildiğini, davacının oğlu olan davacı tanığı, “işyerini ... üzerinden devam ettirdik” şeklinde beyanda bulunduğunu, işyerinin gerçek işleteni olan davacının oğlu olan davacı tanığı, işyerini müvekkil üzerinden devam ettirdiğini, işyerini bu şekilde devam ettirmek için müvekkilinin yanında sigortalı olarak işe giriş yaptırmış olmasına rağmen daha sonra kötü niyetli bir şekilde müvekkilinin devir hakkı olmadığını iddia ederek sözleşmeyi haksız olarak feshettiğini, dava konusu uyuşmazlık, dava şartı arabuluculuğa tabi olup, davacının arabuluculuğa başvurmadığını, davanın usulden reddi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; işletme devir sözleşmesinin feshinden kaynaklanan tazminat ve 3 adet senet nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Dava Eskişehir 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış olup, anılan mahkemece davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen 2017/302 Esas 2020/239 Karar sayılı karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 2021/1195 Esas 2021/1252 Karar sayılı kararıyla uyuşmazlıkta görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edilmek üzere Eskişehir Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna gönderilmesine karar verildiği, anılan karara rağmen dosyanın Eskişehir 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/738 Esas sırasına kaydının yapıldığı, tensip ile birlikte görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine ilişkin 2021/785 Karar sayılı görevsizlik kararı verildiği, kararın kesinleşmesi ve davacı vekilince süresinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talebi üzerine dosya Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edilmiştir.
Kira sözleşmesi, işletme devir sözleşmesi, Eskişehir 7. İcra Müdürlüğünün 2017/10772 sayılı takip dosyası sureti, davacı tarafından davalıya gönderilen 09/05/2017 tarihli ihtarname, kiralayan ...'ın banka hesap ekstreleri dosya içerisinde yer almaktadır.
Davacı tanıkları ... ve ... 31/05/2018 tarihli celsede, ... 16/05/2019 tarihli celsede dinlenmiştir.
Davalı ile dava dışı ...arasında dava konusu işletmenin bulunduğu adrese ilişkin 01/01/2012 kira başlangıç tarihli, 1 yıl süreli kira sözleşmesi imzalanmış olup, sözleşmede kiralananın kiralayanın yazılı izni olmadıkça kiracı tarafından kiraya verilemeyeceği hükme bağlanmıştır.
İşletme devir sözleşmesinin davacı devralan ile davalı devreden vekili arasında 15/08/2016 tarihli akdedildiği, devir bedelinin 90.000,00 TL olduğu, 50.000,00 TL'nin peşin olarak ödendiği, kalan 40.000,00 TL'ye ilişkin senet verileceği, çiğ köfte dükkanının işletme hakkının tamamen devralana devredildiği, sözleşme uyarınca devir bedelindeki miktar ödeninceye kadar işletmenin devredende kalacağı, devir bedeli ödenip bitince taraflar arasında resmi devir işlemleri yapılacağı, senet dışındaki paradan hariç hiçbir borcun kalmadığı hükme bağlanmıştır.
Davacı tarafından davalıya gönderilen 09/05/2017 tarihli ihtarname ile, işletme devir sözleşmesi uyarınca devir bedeli ödeninceye kadar işletmenin devredende kalacağını, devir bedeli ödenip bitince taraflar arasında resmi devir işlemi yapılacağı hükmü uyarınca henüz resmi devir işleminin yapılamadığını, sözleşme konusu dükkana ilişkin dükkan sahibiyle yapılan sözleşmede kiracının kiralayanın yazılı izni olmadıkça kiralananı kiraya veremeyeceği hükmü bulunmasına rağmen bu durumun kendilerinden saklanarak sözleşme öncesi iyiniyet kurallarına aykırı hareket edildiğini, bu şekilde sözleşme yapmaya sevk edildiğini, sözleşme öncesi doğru bilgilendirme yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğini, kira sözleşmesindeki bu hususu sözleşme imzalandıktan çok sonra öğrendiğini, bu nedenle işletme devir sözleşmesini tek taraflı feshettiğini bildirerek ödediği 50.000,00 TL nakit ile sıralı senetler nedeniyle ödediği 25.000,00 TL'nin yasal faiziyle birlikte 1 hafta içinde ödenmesi, ödenmemiş şubat, mart, nisan aylarına ait 5.000'er TL 3 adet senedin geri verilmesi ihtar olunmuştur.
İşletme devir sözleşmesine konu dükkan maliki olan ve davalı ile kira sözleşmesi imzaladığı anlaşılan kiralayanın ... A.Ş.'de bulunan, kira sözleşmesinde kiralayanın hesap numarası ile aidat vs. yatırılacağı hesap numarasına ait banka hesap ekstrelerinden 07/11/2016, 05/12/2016, 05/01/2017, 06/02/2017, 07/03/2017 tarihlerinde kira ve aidatların davacı tarafından, "... ", "... ", "... kira bedeli", "... dükkan kirası" açıklamalarıyla yatırıldığı, 01/09/2016 ve 05/10/2016 tarihli kira ve yakıtın ise davalı adına yatırıldığı görülmüştür.
Davacı vekili 26/12/2017 tarihli yazılı beyan dilekçesinde, davalının dava dilekçesinde ve ihtarnamede belirttikleri teslim edilmeyen üç adet sıralı senedi başkasına devrettiğini, bu senetlerle ilgili müvekkili aleyhine Eskişehir 7. İcra Müdürlüğünün 2017/10772 sayılı takip başlatıldığını, bu takip dosyası incelendiğinde dayanağın davada bahsedilen senetler olduğunun anlaşılabileceğini belirtmiştir.
Eskişehir 7. İcra Müdürlüğünün 2017/10772 sayılı takip dosyası ile dava dışı alacaklı ...tarafından borçlu davalı aleyhine toplam 15.904,41 TL alacağın tahsili talebiyle 3 adet bonoya dayalı olarak icra takibi başlatıldığı görülmüştür.
Davalı vekili 06/11/2018 tarihli yazılı beyan dilekçesinde, davacı 5.000'er TL bedelli 3 adet senedin hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiş ise de, davalının uhdesinde senet bulunmadığını, davacının 5.000'er TL bedelli 3 adet senet konusunda da davasını ispatlayamadığını bildirmiş, 29/11/2022 tarihli celsede de tahsil edilmeyen ve dava konusu yapılan toplam 15.000,00 TL tutarlı 3 adet senedin dava öncesinde davacıya iade edildiğini, buna ilişkin yazılı bir belgelerinin olmadığını beyan etmiştir.
Davacı tanığı ..., 04/05/2017 tarihinde işletme devir sözleşmesine konu dükkanı boşalttıklarını, şubat 2017'de mal sahibinden davalının dükkanı devir yetkisi olmadığını öğrendiklerini, davalının borç bittikten sonra dükkanın devrini vereceğini söylediğini ifade etmiştir.
Davacı yan taraflar arasında akdedilen işletme devir sözleşmesi ile 15/08/2016 tarihinde ...isimli iş yerini devraldığını, davalı ile dava dışı kiralayan arasındaki kira sözleşmesinde kiralananın devrinin ancak kiralayanın yazılı onayıyla mümkün olduğunun düzenlendiğini, kira sözleşmesindeki bu hükümden haberdar olmadığını, davalının iyiniyetli hareket etmediğini, 2017 yılı şubat ayında kiralayan ile görüşüldüğünde kiralananı boşaltmasının istenildiğini, bunun üzerine de kiralananın boşaltıldığını, sözleşmenin tek taraflı olarak feshedildiğini, sözleşme nedeniyle davacıya nakit ve 5 adet senet karşılığında toplam 75.000,00 TL ödediğini, ödenen bedelin iade edilmesi gerektiğini, toplam 15.000,00 TL bedelli 3 adet senet nedeniyle borçlu olmadığını iddia etmiş, davalı vekili cevap dilekçesi ibraz etmemiş ise de aşamalarda davacının kendi edimlerini tamamlamadığını, kar edemeyince işletmeyi boşalttığını, üç adet senedin davacıya iade edildiğini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında davalının işlettiği ...isimli iş yerinin akdedilen işletme devir sözleşmesi ile davacıya teslim edildiği, sözleşme sırasında 50.000,00 TL'nin peşin ödendiği, 25.000,00 TL'nin sıralı senetler kapsamında davacı tarafından davalıya ödendiği, kalan toplam 15.000,00 TL bedelli 3 adet senedin ödenmediği, davalı ile dava dışı dükkan sahibi arasında imzalanan kira sözleşmesinde kiracının kiralayanın yazılı izni olmadıkça kiralananı kiraya veremeyeceğine ilişkin hüküm bulunduğu, davacı tarafından davalıya gönderilen 09/05/2017 tarihli ihtarname ile sözleşmenin tek taraflı olarak feshedildiği hususlarında bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, taraflar arasında akdedilen işletme devir sözleşmesinin davacı tarafından davalıya gönderilen 09/05/2017 tarihli ihtarname ile tek taraflı olarak feshinin haklı olup olmadığı, fesih haklı ise davacının davalıdan talep edebileceği tazminat miktarı, davacının davalıya teslim ettiği ve ödenmediği anlaşılan kalan 3 adet senet nedeniyle borçlu olup olmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır.
Davalı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, taraflar arasında akdedilen işletme devir sözleşmesinde devir bedeli olan 90.000,00 TL bedel tamamen ödendikten sonra davalının işletmenin resmi devir işlemlerini gerçekleştireceği açıkça hükme bağlanmıştır. Davacının toplam 15.000,00 TL bedelli kalan sıralı 3 adet senedi ödemediği taraflar arasında ihtilaf konusu değildir.
Akdedilen işletme devir sözleşmesindeki açık hüküm nedeniyle davacının bakiye 15.000,00 TL devir bedelini ödemediğinden henüz davalının işletmenin resmi devir işlemlerini yapma yükümlülüğü doğmadığı gibi, davacı tarafından davalıya devredilen işletmenin resmi devir işlemlerinin yapılması yönünde gönderilen bir ihtar da bulunmamaktadır.
Öte yandan, davalı ile kiralayan arasındaki kira sözleşmesinde, işletme devir sözleşmesine konu kiralanan dükkanın devri kiralayanın yazılı iznine tabi olduğu, hükme bağlanmıştır. Davacı, iş yeri sahibinin ... olduğunun sözleşme imzalanırken bilindiğini, ancak kira sözleşmesindeki bu hükmü daha sonra öğrendiğini, iş yeri sahibiyle görüşüldüğünde ise kiralananın devrine rızasının olmadığını ve iş yerini boşaltmalarını istediğini ileri sürmüştür. Ancak buna dair davacının oğlu olan tanık ...'ın beyanı dışında başka bir delil sunulmamıştır.
İşletme devir sözleşmesine konu dükkana ilişkin kasım 2016 - mart 2017 arası 5 aylık kira bedeli davacı tarafından iş yeri sahibinin hesabına kendi adıyla ve kira açıklamasıyla gönderildiği dava dışı kiralayanın hesap ekstreleriyle sabittir.
Davacı tanığı ... dükkanın 04/05/2017 tarihinde boşaltıldığını belirtmiştir. Davacı tarafından dükkanın boşaltıldığı 04/05/2017 tarihinden sonra 09/05/2017 tarihinde davalıya işletme devir sözleşmesini tek taraflı feshedildiğine ilişkin ihtarname gönderilmiş ise de, ihtarnamede dükkanın boşaltıldığına dair bir beyana yer verilmemiştir.
Yapılan açıklamalardan anlaşılacağı üzere davacı sözleşme tarihi olan 15/08/2016 tarihi ile dükkanı boşalttığı 04/05/2017 tarihleri arasında sözleşmeye konu işletmeyi kullanmıştır.
Hal böyle olunca, mahkemece yapılması gereken iş davacının taraflar arasında akdedilen işletme devir sözleşmesi gereğince devraldığı ...isimli işletmenin defterleri (envanter dahil olmak üzere) ve bilançoları getirtilerek getirtilen işletme defterleri (envanter dahil olmak üzere) ve bilançolar üzerinde inceleme yapılarak, davacı tarafından 15/08/2016 ile 04/05/2017 tarihleri arasında işletildiği anlaşılan ... isimli işletmenin kar zarar miktarlarının tespiti hususunda mali müşavir bilirkişiden rapor alınıp, işletmenin devri sırasında işletme içerisinde hangi demirbaşların bulunduğuna ilişkin deliller toplanıp, davacı tarafından 04/05/2017 tarihinde dükkanın boşaltılması sırasında demirbaşların bir yere bırakılıp bırakılmadığı, demirbaşların hali hazırda taraflardan hangisinin yedinde bulunduğu tespit edilip, yapılan tespitler uyarınca davacının işletme devir sözleşmesinin tek taraflı feshinin haklı fesih niteliği taşıyıp taşımadığı, davalının dükkanın boşaltıldığı 04/05/2017 tarihinden önce ve en geç davacı tarafından davalıya gönderilen feshe ilişkin 09/05/2017 tarihinde dükkanın resmi devrini davacıya yapma yükümlülüğü doğup doğmadığı, davacı tarafından yapılan fesih haklı ise davacının davalıdan tazminini talep edebileceği bir miktar bulunup bulunmadığı, davacının kalan 3 adet senet nedeniyle borçlu bulunup bulunmadığı hususunda bir karar verilmesinden ibarettir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararında isabet görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve taktiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
KARAR:Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6 maddesi gereğince KISMEN KABULÜNE,
2-Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/11/2022 tarih ve 2022/60 Esas 2022/924 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
4-Davalının yatırmış olduğu 1.536,97 TL istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine,
5-Davalının istinaf aşamasında yapmış olduğu yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılama sonunda dikkate alınmasına,
6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/(1)-a.6 maddesi uyarıca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 23/05/2025
Başkan - ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi - ...
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.