T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2022/2056 Esas - 2025/614 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/2056
KARAR NO : 2025/614
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 30/01/2020
NUMARASI : 2019/471 Esas 2020/61 Karar
DAVA : Menfi Tespit
DAVA TARİHİ : 26/08/2019
KARAR TARİHİ : 03/06/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 03/06/2025
Taraflar arasındaki menfi tespit istemli davanın yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik verilen karara karşı, davacı tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı; davalı bankanın, Ankara 15. İcra Müdürlüğü'nün 2018/13638 esas sayılı takip dosyası ile aleyhinde icra takibi başlattığını, takibe dayanak bononun TTK. 576.maddesindeki unsurları içermediğini, sunulan belgeden anlaşılacağı üzere bononun ilk imzalandığında üzerinde sadece keşide tarihi ve borç miktarının yazı ve rakamla yazılı olduğunu, ödeme tarihinin bulunmadığını, sonradan doldurularak takibe konulan senedin teminat senedi niteliğinde olduğunu, senetteki imzaya itirazının olmadığını, 25/05/2016 tarihinde dava dışı asıl borçlu şirket ortaklığından ayrıldığını, bononun keşide tarihi itibariyle ....Ltd. Şti.'nin bankaya olan borcuna ilişkin belgelerin celbi gerektiğini, banka kayıtları incelendiğinde kefaletin son bulduğu güne kadar doğmuş borcun bulunmadığının saptanacağını, takibe konu borcun doğumu sırasında kendisinin ve garantörlerin şirket ortağı olup olmadığının, kefillik ve avalistliğe ilişkin bir engelin bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, davaya konu borcun 01/11/2018 tarihinde kat edilmesine kadar borçla ilgili herhangi bir bilgi verilmediğini, Üsküdar 32. Noterliği'nin 01/11/2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile borçtan haberdar olduğunu belirterek icra takibinin durdurulmasına, davalıya borçlu olmadığının tespiti ile haksız takip için davalının %20 kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı; açılan davayı kabul etmediğini, takibe konu bononun teminat bonosu olmadığını, davacının, davaya konu takibe dayanak bonoyu avalist olarak imzaladığını, imzasını ikrar ettiğini, bonoya konu borcun ödenmemesi sebebiyle kambiyo takibini engelleyen hiçbir hukuki durum bulunmadığını, dava dışı ... ... Ltd. Şti. ile banka arasında kredi ilişkisi bulunup takip tarihi itibariyle bankaya karşı takip miktarı kadar şirketin borçlu olduğunu ve borcun halen ödenmediğini, davacının kefaletini sona erdiren herhangi bir işlem bulunmadığını beyan ederek davanın reddine, davacının %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davacının, davaya konu bonoyu avalist sıfatıyla imzaladığı eldeki davada, TTK’nın 702. maddesinin uygulanması gerektiği, TTK. 702. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan, “Aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir” şeklindeki amir düzenleme karşısında avalist olan davacının vade tarihinin anlaşmaya aykırı olarak sonradan doldurulduğu, bononun teminat bonosu olduğu şeklindeki iddiaları ileri süremeyeceği (T.C. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2018/1685 Esas , 2019/2273 Karar Sayılı ilamı), aval için eş rızasına gerek bulunmadığı, TTK. 702/2. maddesi gereğince davanın reddine, verilerek infaz edilen tedbir kararı bulunmadığından, davacının tazminata mahkum edilmesi yönündeki davalı isteminin İİK. 72.maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle; "davanın reddine, davacının tazminata mahkum edilmesi yönündeki davalı isteminin İİK. 72.maddesi gereğince reddine" dair karar verilmiş, karara karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı istinaf dilekçesinde özetle; takibe konu bononun vade tarihinin sonradan eklendiğini, bu nedenle bono vasfına sahip olmadığını, takibin bu nedenle iptali gerektiğini, bononun keşide tarihi itibariyle asıl borçlu şirketin hesaplarının incelenmesi gerektiğini, senet bedelinin aktarılıp aktarılmadığının araştırılması gerektiğini, söz konusu banka borcu yönünden her türlü aval/ kefil/ garanti sıfatının 24/08/2017 tarihi itibariyle sona erdiğini borçlu şirketin bu tarihten sonra 10/07/2018- 02/08/2018- 07/08/2018 tarihlerinde kullandığı kredilerden sorumlu tutulamayacağını, ortaklıktan bu tarihlerden önce ayrılmış olduğunu, kredi nedeniyle ipotekli bir takip veya satış olup olmadığı da araştırılarak tahsilat varsa borçtan düşülmesi gerektiğini, ihtarname ile bildirilen borçla takip konusu borcun uyumlu olmadığını, banka tarafından verilen cevap dilekçesinde açıkça 1.000.000-TL bedelli teminat mektubunun nakde çevrilmesi ile alacağın oluştuğunun ifade edildiğini, bu durumda senetten kaynaklı bir borç olmadığının açık olduğunu, eksik inceleme ile karar verildiğini ileri sürmüştür.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava, Kambiyo takibine dayalı takipten borçlu olmadığının iddiasını içeren menfi tespit istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 22/07/2020 tarih ve 7751 Sayılı Yasa'nın 35.maddesi ile değişik 353/(1)-a.6.maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması halinde duruşma yapılmadan karar verileceği, düzenlemeleri yer almaktadır.
Davacı; dava dışı ... şirketinin ortağı olduğu dönemde şirketin kullandığı krediler nedeniyle davalı bankaya takibe konu bononun teminat olarak verildiğini, takibe dayanak 29/03/2016 keşide tarihli bono da borçlunun söz konusu şirket olduğunu, kendisi ile dava dışı diğer ortakların ise avalist olarak imzalarının yer aldığını, senede vade tarihinin sonradan eklenmesi nedeniyle senedin bono vasfında olmadığını, teminat olarak verilen senedin takibe konulması şartlarının bulunmadığını, 24/08/2017 tarihinde davalı bankadan, asıl şirkete kullandırılan krediler yönünden verdiği teminat limitlerinin azaltılması/ kaldırılması talebi bulunmakla takip konusu borcun doğduğu sırada geçerli bir kefaletinin de bulunmadığını ileri sürmüş, Davalı banka; dava dışı şirketin kullandığı krediler nedeniyle takip tutarı kadar bankaya borcu bulunduğunu, davacının, kefaletini sona erdiren bir işlem de bulunmadığını savunmuş, Mahkemece; davacının, takip dayanağı bonoda avalist olduğu bu nedenle TTK 702/2 madde uyarınca avalin sorumluluğu bulunduğu gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, davalı bankanın, 29/03/2016 keşide, 02/11/2018 vade tarihli, 1.500.000-TL bedelli, keşidecisi dava dışı ... ... Ltd. Şti., avalistleri dava dışı ... ve ... ile davacı ... olan bonoya istinaden, davacı ile dava dışı ....Ltd. Şti., ... ve ... aleyhine, 21/11/2018 tarihinde toplam 392,910,70-TL alacak istemiyle Ankara 15. İcra Müdürlüğü'nün 2018/13638 Esas sırasında kambiyo senetlerine mahsus icra yoluyla takip başlattığı anlaşılmaktadır.
Davacının, takip konusu bononun, TTK uyarınca zorunlu unsurları içermediği, teminat bonosu olduğu gerekçesiyle takibin iptali istemli Ankara 9. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2018/1047 Esas sırasında açtığı davada, mahkemece, takip dayanağı senedin ön ve arka yüzünde teminat amacıyla verildiğine ilişkin bir açıklama bulunmadığı gibi alacaklının buna dair kabulünün de bulunmadığı gerekçesiyle; İİK 169/a maddesi uyarınca ispatlanamayan davanın reddine yönelik 21/03/2019 tarihli 2019/343 K. sayılı ilamıyla karar verilmiş olduğu anlaşılmaktadır.
Davacının, dava ve takibe dayanak bonoyu avalist olarak imzaladığı hususu taraflar arasında ihtilafsız olup eldeki davada, taraflar arasındaki uyuşmazlığın; dava ve takip dayanağı bononun TTK'da öngörülen zorunlu unsurları içerip içermediği, davaya konu bononun teminat bonosu olup olmadığı, vade tarihinin anlaşmaya aykırı doldurulup doldurulmadığı, davacı ortağın şirket ortaklığından ayrılması sonrasında varsa dava dışı şirketin, davalı bankadan kullandığı krediler nedeniyle davacının sorumluluğu bulunup bulunmadığı, varsa miktar ve kapsamının tayini, takibe konulan bonoda talep edilen alacağın, davacının şirket ortaklığı döneminde dava dışı şirketin kullandığı kredilerden kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususlarında toplandığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece; TTK. 702. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan, “Aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir” şeklindeki amir düzenleme karşısında avalist olan davacının, vade tarihinin anlaşmaya aykırı olarak sonradan doldurulduğu ve bononun teminat bonosu olduğu şeklindeki iddiaları ileri süremeyeceği, takibe konu bononun TTK hükümleri gereğince zorunlu unsurları içerdiği gerekçesiyle davanın reddine yönelik karar verilmişse de az yukarıda uyuşmazlık bölümünde tespiti yapılan tüm hususlar yönünden mahkemece herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmadan karar verildiği anlaşılmaktadır. Eksik inceleme ve araştırmaya dayalı karar verilemez.
Hal böyle olunca, mahkemece yapılması gereken iş; davalı bankanın cevap dilekçesi kapsamında," takip konusu banka alacağının, dava dışı asıl borçlu ... Ltd. Şti.’nin, ...A.Ş.’deki taahhütlerinin teminatı niteliğinde ki bankaca düzenlenen 30/03/2016 Tarih ve ... Numaralı, 1.000.000-TL bedelli teminat mektubunun nihayetinde nakde çevrilmesi neticesinde oluşan bir alacak olup iş bu alacak müvekkil banka kayıtlarıyla da sabittir " şeklinde ki savunmaları üzerinde durularak banka kayıtları üzerinde yerinde uzman bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmak suretiyle, davacının, 24/08/2017 tarihinde, davalı bankadan, asıl şirkete kullandırılan krediler yönünden verdiği teminat limitlerinin azaltılması/ kaldırılması talebi bulunup bulunmadığı, Üsküdar 32. Noterliği'nin 01/11/2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi kapsamı, nakti alacak kalemleri de gözetilerek takip dayanağı bononun banka kayıtlarında teslim bordosunun da temin edilmek sureti ile hangi tarihte alındığının ve hangi GKS kapsamında açılan/ açılmış kredilerin teminatı olduğunun ve teminatı olduğu krediler var ise bankanın bu krediler nedeniyle takip tarihi ve dava tarihi itibari ile alacağı olup olmadığı varsa tutarı konusunda tereddüte yol açmayacak şekilde tespiti ile gerektiğinde hususlarında da rapor alınıp hasıl olacak sonucuna göre bir karar verilmesinden ibaret olup bu anlamda bir tahkikat yapılmaması ve delillerin eksiksiz toplanarak tartışılmaması HMK 353/1-a-6 anlamında esaslı delillerin toplanmaması ve değerlendirilmemesi anlamında olduğundan, Dairemize, bir değerlendirme yapılması da mümkün olmamış, bu eksiklikler aynı zamanda tahkikata ilişkin iki dereceli yargılama hakkına ilişkin bulunmuştur.
Tüm bu nedenlerle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6 maddesi gereğince KABULÜNE,
2-Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/01/2020 tarih ve 2019/471 Esas 2020/61 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
4-Davacı tarafından yatırılan 148,60-TL istinaf karar harcının talep halinde davacı/lıya iadesine,
5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/(1)-a.6.maddesi uyarıca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 03/06/2025
Başkan- ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi-...