T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2022/1849 Esas - 2025/578 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1849
KARAR NO : 2025/578
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/10/2021
NUMARASI : 2018/903 Esas 2021/646 Karar
DAVA TARİHİ : 10/12/2018
KARAR TARİHİ : 29/05/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 29/05/2025
Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı banka ile davalılar arasında ...Kredi Sözleşmeleri imzalandığını ve sözleşmelere istinaden krediler kullandırıldığını, davalılardan ...Şirketi'nin maliki olduğu, davacı bankaya rehinli araçların adı geçen davalının asaleten ve kefaleten doğmuş ve doğacak borçlarının teminatını oluşturduğunu, bu kapsamda ... ... Ltd. Şti'nin diğer davalı ...Şirketi'ne olan kefaleti nedeniyle işbu rehinlerin ...... Ltd.Şti'den olan alacaklarının da teminatını teşkil ettiğini, keşide edilen ihtarnamelere rağmen borcun ödenmemesi üzerine davalılar hakkında rehinin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatıldığını, davalıların haksız itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiğini belirterek davalıların Ankara 27. İcra Müdürlüğü'nün 2018/11527 E. sayılı icra takip dosyasına vaki itirazlarının iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalılar usulüne uygun tebligata rağmen davaya cevap dilekçesi sunmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; dava taşınır rehnin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkin olup taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla takibin ancak rehin sözleşmesine konu alacağın tahsili ve rehinli taşınır için söz konusu olabileceği, rehin sözleşmesinde borcun konusu, miktarı, borcun miktarı belirli değil ise rehnin ne miktar için verildiğinin yazılı olması gerektiği, rehin sözleşmesinde azami miktar ile tarihi belirtilmedikçe geçerli olmayacağı, nitekim 20/12/2016 tarihinde kabul edilen ve 01/01/2017 tarihinde yürürlüğe giren 6750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu'nun 4/(6)-b maddesinde de belirtilen hususların rehin sözleşmelerinde zorunlu unsur olarak sayıldığı, davaya konu rehin sözleşmelerinde hangi aracın rehnedildiğine ilişkin bir açıklama olmadığı gibi rehnin azami miktarı ve tarihinin, rehnin ne için güvence teşkil ettiğinin belirtilmediği ve dolayısıyla geçersiz olan rehin sözleşmesine dayalı olarak taşınır rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılamayacağı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, ...…Ltd. Şti. arasında genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmeleri imzalanmış ve imzalanan sözleşmelere istinaden krediler kullandırıldığını, davalılardan ... Tur…Ltd. Şti.’nin maliki olduğu, davacı bankaya rehinli ... plakalı araçlar davalı ... …Ltd.Şti.’nin asaleten ve kefaleten doğmuş ve doğacak borçlarının teminatını oluşturduğunu, bu kapsamda ... ...Ltd. Şti.’nin diğer davalı ...…Ltd. Şti.’ne olan kefaleti nedeniyle işbu rehinler ...…Ltd. Şti.’nden olan alacaklarının da teminatını teşkil ettiğini, davalılara ve borçtan sorumlu olanlara ihtarnameler gönderilmişse de borç ödenmediğini, bunun üzerine davalılar hakkında Ankara 27. İcra Müdürlüğünün 2018/11527 E. sayılı dosyası üzerinden rehnin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlatıldığını, davalılar tarafından haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak takibe, borca, işlemiş faize ve tüm ferilerine itiraz edilmiş olup İcra Müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verildiğini, itiraz üzerine durdurulan takibe devam edilebilmesi için yerel mahkeme nezdinde itirazın iptali davası açıldığını, yapılan yargılama kapsamında dosyaya alınan bilirkişi raporlarında da davacı bankanın alacaklı olduğu tespit edildiğini, borçluların itirazının iptaline konu olan itiraz dilekçesi gözetilmeksizin karar verildiğini, borçluların icra takibine yapmış oldukları itirazda; rehin hakkına değil borca ve faize itiraz ettiğini, yerel mahkeme vermiş olduğu kararda davalının dahi ileri sürmediği bir hususu yerel mahkemenin re'sen değerlendirmesi ve üstelik bunu eksik, hukuki dayanaktan yoksun ve somut olaya uygun olmayan şekilde yapması neticesinde usul ve yasaya aykırı bir hüküm kurduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Dava konusu Ankara 27. İcra Müdürlüğü'nün 2018/11527 esas sayılı icra takip dosyası incelendiğinde; davacı alacaklı tarafından davalı borçlular aleyhine toplam 848.176,00 TL asıl alacağın tahsili istemi ile taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçlulara 15/10/2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalıların (7) günlük hak düşürücü süre içerisinde olacak şekilde 22/10/2018 tarihinde takibe konu borca itiraz ettiği, işbu itirazın iptali davasının itiraz dilekçesinin alacaklı yana tebliğ tarihinden itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde, 10/12/2018 tarihinde açıldığı dosya içeriği ile sabittir.
Anılan icra takip dayanağı taşıt rehni sözleşmeleri, davacı vekilince dosyaya sunulmuş olmakla birlikte dosyaya sunulan 15/07/2015 tarihli taşıt rehin sözleşmesinin ... Ltd. Şti ile davacı banka arasında düzenlendiği, araç plaka ve rehin bedeli içermediği, dosyaya sunulan diğer bir "taşıt rehin sözleşmesinin" tarih, unvan, bedel ve plaka içermediği ve sadece isimsiz bir imza bulunduğu, dosyaya sunulan diğer bir "taşıt rehin sözleşmesinin" ... Ltd. Şti kaşesi altında imzalı olduğu, tarih, isim, bedel ve plaka içermediği tespit edilmiştir.
Davacı banka ile davalı borçlu ... Ltd. Şti arasında 18/11/2013 tarih, 4.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesinin imzalandığı, müşteri limitinin 05/02/2014 tarihinde 6.000.000,00 TL'yi, 22/04/2015 tarihinde ise 8.000.000,00 TL'ye çıkartıldığı, söz konusu genel kredi sözleşmesinin aynı limitler ile ... ve ... Ltd. Şti tarafından kefil sıfatıyla imzalandığı, ayrıca davacı banka ile davalı borçlu ... Ltd. Şti arasında 10/12/2012 tarihli ... üyelik sözleşmesi akdedildiği,
Yine davacı banka ile davalı borçlu ... Ltd. Şti arasında 01/09/2014 tarihli 1.000.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, müşteri limitinin 30/12/2015 tarihinde, 10.000.000,00 TL'ye çıkartıldığı, iş bu sözleşmenin ... ve ... Ltd. Şti tarafından aynı limitlerle kefil sıfatı ile imzalandığı dosya içeriğiyle sabittir.
Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda takip tarihi itibarıyla davacının davalılardan alacaklı olduğu miktarlar tespit edilmiştir.
Davacı yan genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan kredi alacağı bulunduğunu, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiğini iddia etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında davacı banka ile davalı şirket arasında genel kredi sözleşmesi ve taşıt rehin sözleşmesi imzalandığı, kredi borcunun ödenmemesi üzerine davacı banka tarafından kredi hesabının kat edildiği, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalıların itiraz ettiği hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan talep edebileceği alacak bulunup bulunmadığı, var ise miktarı, taraflar arasında akdedilen taşıt rehin sözleşmesinin yasaya uygun olup olmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır.
01/01/2017 tarihinde yürürlüğe giren Taşınır Rehin Kanununun 4/6.b maddesi uyarınca; rehin sözleşmesinde, rehin sözleşmesinin tarafı, borcun konusu, borcun miktarı, borcun miktarı belirli değilse rehnin ne miktar için güvence teşkil ettiği, ödenecek para cinsi ve rehnin azami miktarı, rehne konu varlık ile bu varlığın ayırt edici özelliklerini belirten seri numarası, markası, üretim yılı, şasi numarası, belge seri numarası, varsa ... ya da ... sanayi ürünü kodu gibi hususların bulunması taşınır rehin sözleşmesinin geçerlilik koşullarındandır.
Dava konusu icra takibi taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılmış olup, takip dayanağı olduğu davacı tarafça ileri sürülen ve dosyaya sunulan rehin sözleşmelerinden 15/07/2015 tarihli taşıt rehin sözleşmesinin ... Ltd. Şti ile davacı banka arasında düzenlendiği, araç plaka ve rehin bedeli içermediği, dosyaya sunulan diğer bir "taşıt rehin sözleşmesinin" tarih, unvan, bedel ve plaka içermediği ve sadece isimsiz bir imza bulunduğu, dosyaya sunulan diğer bir "taşıt rehin sözleşmesinin" ... Ltd. Şti kaşesi altında imzalı olduğu, tarih, isim, bedel ve plaka içermediği görülmüştür.
Hal böyle olunca mahkemece, davaya konu rehin sözleşmelerinde hangi aracın rehnedildiğine ilişkin bir açıklama olmadığı gibi rehnin azami miktarı ve tarihinin, rehnin ne için güvence teşkil ettiğinin belirtilmediği, taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla takibin ancak rehin sözleşmesine konu alacağın tahsili ve rehinli taşınır için söz konusu olabileceği, rehin sözleşmesinde borcun konusu, miktarı, borcun miktarı belirli değil ise rehnin ne miktar için verildiğinin yazılı olması gerektiği, rehin sözleşmesinde azami miktar ile tarihi belirtilmedikçe geçerli olmayacağı, nitekim 20/12/2016 tarihinde kabul edilen ve 01/01/2017 tarihinde yürürlüğe giren 6750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu'nun 4/(6)-b maddesinde de belirtilen hususların rehin sözleşmelerinde zorunlu unsur olarak sayıldığı, bu bağlamda davaya konu rehin sözleşmelerinin belirlilik ilkesine uygun geçerli bir rehin sözleşmesi niteliğinde olmadığı dikkate alınarak mahkemece davacının davasının reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmuştur.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gerekli olan 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 29/05/2025
Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -